Devlet, milletle mücadele etmeyi bırakıp milletin aklını, vicdanını ve iradesini kendi stratejik aklıyla buluşturmak zorunda.
Çünkü demokrasimizin de güvenliğimizin de kalkınmamızın da toplumsal barışımızın da tek yolu budur.
Bizim mücadelemiz de tam olarak bunun mücadelesidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisine, demokrasiye, millet iradesine, siyasal alana bu saldırıyı yapanlar ve aparatları er ya da geç millete hesap verecektir!
Sonuna kadar mücadele edeceğiz!
Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne çevik kuvvet ablukasıyla girilmesi;
demokrasiye, hukuk devletine ve millet iradesine müdahaledir.
Siyasi partiler suç mahalli değil,
demokratik siyasetin merkezidir.
Yıl 2026…
Bu görüntüler hukuk devletine yakışmıyor.
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak ülkem için hayallerim her yerde,
300 gündür 12 metrekaredeyim,
ancak haklılığımı ve onurumu milyonlar her gün savunuyor.
300 gündür tutsağım,
ancak saraylarda yaşayanlardan çok daha güçlü ve özgürüm, çünkü aziz milletime emanetim.
Bu uzun gecenin sabahı yakındır!
Akın Gürlek, kanuna aykırı olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atandıktan sonra Kasım 2024’ten, Ağustos 2025’e kadar yurt dışındaki kamu şirketinde yönetim kurulu üyeliği yapıp, 9 ay boyunca maaş almıştır.
Bu skandala karşı hukuk devletinde yapılması gereken, derhal soruşturma açmak bu suçu işleyen kişiyi görevden almaktır.
Ama hala; ailelerle, babalarla, evlatlarla uğraşan Çağlayan’daki çete hesap vermek yerine bize soruşturma açıyor.
Elinizden geleni ardınıza koymayın!
Sayın Erdoğan size sesleniyorum:
Millet sizden, devlete ve millete düşmanlık eden Çağlayan’daki bu çeteye karşı gerekeni yapmanızı bekliyor.
Bu çete size dosya sağlam dedi ama yapamadılar, beceremediler.
Milletin %70’i Ekrem Başkana atılan iftiralara inanmıyor.
Bu ülke kavgadan kutuplaşmadan bıktı. Millet barış istiyor, huzur istiyor.
Çok daha geç olmadan bu yoldan dönün.
Bu ülkeye uzun yıllar hizmet etmiş biri olarak tarihte yer almak varken, bu şekilde tarihe geçmeyin.
Hayvanlara hakaret olmasın diye bir daha söylemiyorum: Çerinize çöpünüze sahip çıkın.
Bunlardan size de ülkeye de fayda gelmez!
Mahmut Tanal Ali Yerlikaya’ya seslendi:
"Polisinizin uykusu varsa otele gönderin. Polisinizin tuvalet ihtiyacı varsa, onu medeni uygar bir şekilde biz onu temin ederiz. Dün suyu ben verdim. Suyunu veren biz, yükünü taşıyan biz, ama benim gözlerimi çıkarmak isteyen de siyasi iktidarın polisi"
Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmi plakalı aracını polis engelledi.
Kayyumun özel arabasına izin var ama TBMM plakalı araca izin yok!
“Bu darbedir” diyorum.
“Demagoji yapma” diyor.
TBMM’yi durdurup kayyumu geçiriyorsan; bu sivil görünümlü bir darbedir.
Devlet, kendi meclisini tanımıyorsa; hukuk, artık bir vitrin süsüdür.