Şarkının sözlerini idrak edince üzüldüm ne yalan söyleyeyim
Şarkıdaki yalnız insanı film yaptım kafamda
Üzüldüm:/
"Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor"
Rüya gibiydin kabuslarım oldun dediğin lavuk & Sen
Kendi kendini mahveden lavuk, kendi kendini yıkan lavuk, kendi bacağına sıkan lavuk diyeceğim ben buna bundan sonra. Çünkü bu kadar her şeyi kendi yapıp sonra da bu kadar sorgulayan,kendi içinde yüzleşmeler yaşayan,farkındalık bombası geçiren bir insan olamaz. Boşa giden ne varsa,hayal kırıklıkları ne varsa hepsi dönüp dolaşıp bunun kafasında. En çok da ‘Ben akıllıyım, mantıklıyım’ diye geçinip hayatındaki en saçma,en boktan kararları vermiş olmasının farkına varmış. Diyor ki, ‘Ne güzel iyiydik,rahatımız yerindeydi. Her şeyi ben yaptım, kendi elimle lego gibi yıktım. Oysa inşa etmek ne kadar zormuş,yıkmak nasıl bu kadar kolay olmu’ Bir de en çok şaşırdığı şey bu olmuş. Bu kadar hızlı nasıl yıkıldı diye düşünüyor. Çünkü bugüne kadar o kalenin en sağlam duvarı sensin sanmış. Belki de gerçekten öyleydin. Ama artık değilsin. Senin de bir kırılma noktan olduğunu hesap edememiş. Şimdi de ‘O kale nasıl yıkıldı? Orası benim en sağlam yerimdi.’ diye kendi kendini yiyor. Yaşadığı yıkım ise şu, ne elindekilerle yetinebiliyor ne de seçmedikleriyle mutlu olabiliyor. Hep aklı diğer seçenekte kalıyor. O yüzden senden uzakta olması da kedinin ciğere baktığı gibi baktırmış bu kişiyi sana. Yeni yeni ‘Ooo Ben galiba bir şey kaybettim.’ demeye başlamış. Farkındalıklar gelmiş ama bu kadarı da ayran gönüllülük. Önce yap, sonra mırın kırın et. Kusura bakma dostum öyle ayranı çalkalarlar. Doyumsuzluğa tahammülümüz yok. Bu ara daha ağır şarkılar dinliyor bu arada. Hep dinlediği tarzın daha arabesk, daha can yakan versiyonlarını açmış. Hani herkesin bir hayatıma sıçıldıdönemi şarkısı vardır ya, tam onu yaşıyor. O yüzden şu an prime döneminde olmadığına eminiz. Senin yokluğun onda yalnızlığa dönüşünce aslında bugüne kadar ne kadar garantici yaşadığını ama hiçbir şeyi garanti altına alamadığını anlamış. Bir ara aranız çok soğumuş, birbirinizi itmişsiniz, hatta son konuşmamız buydu galiba diyebileceğiniz konuşmalar olmuş ya. İşte bu ara en çok onları düşünüyor. ‘Keşke o gün daha anlayışlı olsaydım, daha sakin konuşsaydım, daha uyumlu davransaydım.’ diye kendi kendine düşünüyor. Ama öyle yavan yavan düşünüyor işte. Biz yemeyiz canım benim. Bol keseden yavaş at. Yalan yok ama, bunu bildiğin mancınıkla geçmişe fırlatmışlar. Güzel zamanlarınızı düşünüyor. O güzel zamanlar sizin için neyse artık, onları dönüp dönüp yaşıyor kafasında. Bir de hissel olarak diyor ki, ‘Ben aslında sana hep gelmek istedim ama hayat önümüze resmen koca bir engel koydu. Aramıza dağ gibi şeyler girdi. Bazı anlar çok zordu ve ben gelemedim.’ Hepinizin hikâyesi farklı olabilir,o yüzden kesin bu oldu demiyorum ama kartlar özellikle gelememekle ilgili sebepleri gösteriyor. Bir de diyor ki, ‘Tamam, senin ne hissettiğini az çok anladık ama benim ne hissettiğimi gerçekten anlayamazsın.’ Bence bunu şuna bağlıyor, sen hiçbir zaman ondan gelecek bu kadar yoğun duyguların gerçek olabileceğine tam inanmadın.O yüzden de anlayamaz zaten diye düşünüyor.Aslında bazı şeyler ona da ağır gelmiş.Bazı yükleri taşımakta zorlanmış. Belki gülerek kamufle etmiş, belki gezerek,belki yeni arkadaşlıklar edinerek ama yaşamış yani. Anlayacağınız,mutlu,neşeli ve umursamaz görünmek bu kişinin taktığı en iyi maske olmuş.Bu kişinin sana gelebilmesi için büyük,kallavi bir yürek lazım.Senin tepkilerine dayanacak, söyleyeceklerini dinleyecek,kulak tıkamadan tahammül edecek kadar cesaret lazım.İşte onu bulabilirse gelir. Ama seni de biraz laf cambazı,dırdırcı, fenalık bir kadın olarakta görüyor.Çünkü onun gözünde haklı olduğu konuda sonuna kadar giden ve asla susmayan bir kadınsın.O yüzden cesaret eksikliği var. Şaşırdık mı.Hayır.Bir de senin onsuz iyi oluşunu hiç yediremiyor.Dışarıdan sorsan iyi olsun,mutlu olsun der.Çarşısı pazarı açık olsun der.Ama içi var ya..Kaynıyor. Bildiğin kıskançlık fokur fokur.Bu kız bensiz nasıl iyi olabilir kısmını hazmedemiyor.Dostum yıkılmadık ayaktayız işte aaa. Neyse durumlar böyle. Temmuza girelim o zaman asıl esecezzzz. Öptüm sizi. 🤍
Bazı insanlar kalbinden gitmez. Düşüncelerinin arasındaki sessizliğe dönüşür. Onları artık her an düşünmezsin belki. Ama en beklenmedik anda, bir şarkının içinde, bir gecenin suskunluğunda, yarım kalan bir cümlenin sonunda yeniden hissedersin. Çünkü bazı insanlar hayatından çıkar ama içindeki yankısı kalır.
Ondan size;
İnsanın içinde, adını koyamadığı bazı mevsimler vardır. Ben seni düşündüğümde, ne ilkbaharın aceleciliği gelir aklıma ne de sonbaharın vedası. Daha çok, saatin durmuş olduğunu fark etmeyen eski bir odanın ağır havası çöker içime. Her şey yerli yerindedir yalnız zaman, kendini benden esirgemiş gibidir. Sana söyleyeceklerim, dudaklarıma kadar gelip geri dönen sözler değil aslında. Söylenirse eksileceklerinden korktuğum şeyler. Bazı duygular vardır insan onları dile getirdiği an, kendi derinliklerini kaybeder. Ben, onları içimde taşıyarak daha çok inanıyorum varlıklarına. Bazen seni uzaktan seyreden yalnız ben değilim sanıyorum. Sanki geçmiş de bize bakıyor. Verilmiş kararları, ertelenmiş cesaretleri ve hiçbir yere varamayan yolları usulca önümüze koyuyor. Ben hangisini seçsem, öteki içimde yaşamaya devam ediyor. Eğer bir gün konuşursak, senden affını istemem belki. Kendimi de haklı çıkarmaya çalışmam. Yalnız, insanın bazen en büyük pişmanlığının yaptığı şeyler değil, yapmaya cesaret edemedikleri olduğunu birlikte anlayalım isterim.
İz bırakanların niyetine... ❤
Ondan mesaj;
İnsan bazen en büyük yenilgiyi karşısındakine değil, kendi içine verir. Ben uzun zamandır o yenilginin içinde dolaşıyorum. Söyleyemediklerim, sustukça büyüdü. Bir cümle kursaydım belki hiçbir şey bu kadar ağır olmayacaktı. Şimdi dönüp bakınca görüyorum kaçtığım şey sen değildin. Kendimle yüzleşmekti. Çünkü insan, değer verdiği birini incitince, en çok kendi sesinden ürküyor. Yine de garip bir inanç var içimde. Sanki yollar ne kadar dolanırsa dolansın, bazı insanlar birbirini yeniden buluyor. Ben o ihtimali cebimde taşıyorum. Kimse bilmiyor, ben bile bazen inkar ediyorum ama vazgeçemiyorum. Eğer bir gün aynı masada oturursak, senden geçmişi silmeni istemem. Sadece gözlerime bakmanı isterim. Belki o zaman anlarsın suskunluğum umursamazlıktan değil, cesaretsizliğimdendi. Belki ilk defa, birbirimize eksik değil, olduğumuz halimizle yaklaşabiliriz. Çünkü ben artık kazanmak için değil, seni gerçekten duyabilmek için konuşmak istiyorum.
İz bırakanların niyetine... ❤
Dümdüz lavuk & Üzüntüden gündüz vakti on saat uyuyan kız açılımı
Şöyle söyleyeyim, dümdüz bir adam olduğu için dümdüz sensiz. Öyle ağzı çok laf yapan, kalkıp sana. Sensiz şöyle oldum, böyle oldum diye nutuk çekecek biri değil büyük ihtimalle. Ama ben anlatırım bacım, merak etme. Öncelikle dırdır yapan biri yok diyor. Çünkü sen bazen öyle bir konuşuyormuşsun ki seni susturabilene aşk olsun. Ama işin komik tarafı, senin konuşmana o kadar alışmış ki sessizliğin de ona ayrı tatsız geliyor. Biraz da o azarlamalarını, zorbalamalarını özlemiş diyelim. Seninle gideriz dediği yerlere bir de kendi başına gitmiş gibi duruyor. İyi halt etmiş lan…Neden beklemedin bu kızı? Söz vermiştik. Neyse. Bu arada kendini yollara vurmuş. Ne yapacağını şaşırmış bir halde. Napsa olmuyor. Resmen; Keşke hamam böceğine dönüşsem de kafam rahat etse noktasına gelmiş. Hem genel hayat sorumlulukları hem sensizlik üstüne binmiş. Bütün dertler sıraya girmiş sanki. Ama var ya iyice sokak köpeği gibi olmuş. Oradan oraya sürtüyor, her yere gitmeye çalışıyor, yeter ki kafası dağılsın. Halbuki sen gelip bunun kafasını bir güzel dağıtsan anca ondan anlar. Senin lafların da sözlerin de şifa gibi çünkü canımsss. Gerçi biraz zehir tarafı da var ama olsun, pakete dahil. Bu ara yeme içmeye, gezmeye, eğlenmeye hatta bazılarında alkole fazla yüklenme enerjisi de görüyorum. Arkadaşları sürekli bir yerlere çağırıyor bunu. Kafası zaten dumanlı. Bağımlı köpek gibi takılıyor ortalıkta. Yanlış anlaşılmasın, bazılarının bağımlılıkları daha masum ama bazılarınınki pek masum değil tabii. Pişman mı dersen…Hani bazı insanlar eşeği kaybedince köyün yolunu öğrenir ya, biraz öyle. Ufaktan çalışan bir beyin olduğu için burada da pişmanlık geç gelmiş. Yalnız ben hayatımda kendini bu kadar kandıran başka bir insan görmedim. Buraya kadar hep kendini kandıra kandıra gelmiş. Kaçarak, yüzleşmeyerek, sahip çıkması gereken sorumluluklara sahip çıkmayarak. Maalesef korkak ve kaçmaya alışkın biri. Kendi duygularından bile kaçıyor. Ve burada şunu fark ediyoruz senin değerin onda sandığından çok daha büyükmüş. O anca uzaktan baksın. Saf saf baksın. Stalklasın, merak etsin, Acaba ne yapıyor diye düşünsün. Ancak o kadar. Yalnız seni de çok boş görmedim bu süreçte. Birileriyle kırıştırdın mı, ne yaptın bilmiyorum ama bu kişinin gözünde sen gayet iyi durumdasın. Hatta hayatında biri olmuş olabileceğinden ciddi ciddi şüpheleniyor. Ama burada da klasik numarasını yapıyor. Kendini kandırma uzmanı demiştik ya. Önce Kesin biri var diyor, sonra kendi kendine Yok ya, kalmaz o diye teselli veriyor. Biraz sitemli ama kabullenmiş bir tarafı da var. Kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum hali. Çünkü biliyor. Bir şeyler olduysa biraz da kendi yüzünden oldu. Arkasını döndü, gitti. Ve içten içe Böyle yapmasaydım bunlar yaşanmazdı diyor. Yani bir yerde kendini suçlu buluyor. Biz bu süreçte kafası karışık erkekleri severiz. Çünkü vicdanı tamamen rahat, kafası bomboş ilerliyor olsaydı daha kötüydü. O zaman derdik ki seni pek düşünmüyor. Ama kafa ne kadar doluysa, ne kadar karışıksa bizim için o kadar önemli. Çünkü seni düşünüyor ama seni hayatının neresine koyacağını çözemiyor demek oluyor. Sana baktığımda ise rol keserken görüyorum. Tamam bacım, en mantıklı, en güçlü, en ayık sensin. Ama arka planda kendini nasıl suçladığını, kendinde nasıl hata aradığını bir Allah bir ben bilirim. Dışarıdan gayet iyi görünüyorsun ama içeride fırtınalar kopuyor. Kafan sandığından daha karışık. Hatta şu an gösterdiğin tavırdan bile tam emin değilsin. Acaba böyle yaparak onu daha mı çok kaybediyorum diye düşünüyorsan korkma. Hani şu Gizem çek çek çek diye videolar vardı ya yeliner çekme videosu, aynı onun gibi söylüyorum. Korkmaaa. İyi gidiyorsun çünkü. Şimdilik gördüklerim bu kadar. Burada bir nokta koyalım, sonra yine buluşuruz. Öpüldünüz. 🤍
KOÇLAR! 2023’TE KOPARDIĞINIZ İPİN UCU 2026’DA YENİDEN ELİNİZE GELİYOR!
Efendim, 29 Haziran’da başlayacak ve 23 Temmuz’a kadar sürecek Merkür retrosu Koçlar için sıradan bir retro değil. Ben bu süreci bir ayla, bir yılla da okumuyorum. Çünkü Koçların hikâyesi aslında 2023’te başladı. Koç-Terazi tutulmaları devreye girdiğinde kader birçok Koçun hayatında yön değiştirdi. O günlerde yaşananlar küçük gibi görünse de bugün geldiğiniz noktanın temelini oluşturdu.
2023 yılında birçok Koç ilk kez bazı insanlardan uzaklaşmaya başladı. Dost sandığı insanların aslında aynı yolda yürümediğini gördü. Kimileri ilişkilerinde ciddi kırılmalar yaşadı. Kimileri evliliğini sorguladı. Kimileri iş değiştirdi. Kimileri yaşadığı şehirden gitmeyi düşündü. Kimileri ise yıllardır başkaları için yaşadığını fark etti. O yıl kader ilk kez artık eski hayatın içinde kalamazsın demeye başladı.
2024 yılı ise karar yılı oldu. 2023’te fark edilen şeyler 2024’te görünmez olmaktan çıktı. Yürümeyen ilişkiler daha fazla yormaya başladı. İş hayatında taşınan yükler ağırlaştı. Bazı Koçlar kariyer değişikliğine gitti. Bazıları ortaklıklarını bitirdi. Bazıları ailesiyle ilgili önemli sorumluluklar üstlendi. Bazıları ise hayatında ilk kez kendi çıkarını düşünmek zorunda kaldı. O yıl birçok Koç için yalnızlaşma hissi de büyüdü. Çünkü hayat bazı insanları çıkarırken yeni insanları henüz yerine koymamıştı.
2025 yılında ise yeni düzen kurulmaya başladı. Fakat birçok Koç için bu yeni düzen tam oturmadı. Ev değişikliği yapanlar oldu. İş değişikliği yapanlar oldu. Yeni ilişkiye başlayanlar oldu. Fakat içeride hâlâ cevabı verilmemiş sorular vardı. Doğru karar mı verdim?Bıraktığım şey gerçekten bitmiş miydi?Bu yeni yol beni nereye götürüyor?soruları 2025 boyunca birçok Koçun zihninde dolaştı.
Şimdi ise 2026 Merkür retrosu geliyor ve tam da bu noktada dosyaları yeniden açıyor.
Yükselen Koçlar özellikle dikkat etmeli. Çünkü bu retro sizin haritanızda ev, aile, kökler, yaşadığınız yer ve hayatın temelini çalıştırıyor. Son üç yıldır yaşadığınız taşınmalar, aile içi meseleler, anne-baba ile ilgili sorumluluklar, satılmayan evler, alınamayan mülkler, ertelenen yer değişiklikleri veya aile içinde kapanmayan meseleler yeniden gündeme gelebilir. Bazılarınız için yıllardır görüşülmeyen bir akraba, bazıları için eski bir aile meselesi, bazıları için ise yıllardır çözülemeyen bir mülk veya miras konusu yeniden hareketlenebilir.
Güneş Koçlar için bu süreç daha çok kimlik ve yön duygusu üzerinden çalışıyor. Çünkü siz aslında son üç yıldır insan değiştiriyorsunuz. 2023’te çevreniz değişti. 2024’te hedefleriniz değişti. 2025’te ise yürüdüğünüz yol değişti. Şimdi kader size dönüp Bu yeni hayat gerçekten senin seçimin mi, yoksa yaşananların seni sürüklediği bir yer mi?diye soruyor. Bazılarınız eski bir iş fırsatıyla yeniden karşılaşabilir. Bazılarınız yarım bıraktığı bir projeyi tekrar önünüzde bulabilirsiniz Bazılarınız ise yıllar önce vazgeçtiği bir hedefin yeniden canlandığını görebilir.
Ay Koçlar için ise hikâye çok daha derin. Çünkü burada açılan şey olaylar değil, duygular. 2023’te yutulan öfke, 2024’te bastırılan kırgınlık, 2025’te görmezden gelinen gerçek şimdi yeniden yüzeye çıkabilir. Özellikle aileyle ilgili konular, çocuklukta kalan bazı izler, anne figürüyle ilgili meseleler veya yıllardır taşınan duygusal yükler artık daha görünür olabilir. Bazılarınız ilk kez neden yorulduğunu anlayacak. Bazılarınız ise yıllardır taşıdığı bir yükün aslında kendisine ait olmadığını fark edecek
Benim gördüğüm şu bu retro Koçlara eskiyi geri vermeye gelmiyor. 2023’te başlayan kader değişiminin sizi bugün nereye getirdiğini göstermeye geliyor. O gün ayrıldığınız kişi, bıraktığınız iş, vazgeçtiğiniz hedef veya çıktığınız yol bugün yeniden önünüze gelebilir. Ama amaç geri dönmek değil. Amaç, o gün verdiğiniz kararın sizi hangi kader çizgisine taşıdığını göstermek.
Kader bazen insanı eski kapının önüne yeniden getirir. İçeri girmesi için değil, çıktığı gün ne kadar değiştiğini görmesi için.