Çin üniversitelerde sessiz bir devrim yapıyor.
Biz hâlâ “hangi bölüm garanti iş buldurur?” diye tartışırken, Çin bazı bölümlere çoktan kırmızı kart göstermeye başladı.
Son verilere göre Çin’de sadece 2024 yılında:
1.428 lisans programı kapatıldı.
2.220 programa öğrenci alımı durduruldu.
1.839 yeni program açıldı.
Kapatılanlar arasında sadece sanat bölümleri yok.
En çok budanan alanlar arasında şunlar var:
Bilgi Yönetimi ve Bilgi Sistemleri
Kamu Yönetimi / Public Affairs Management
Pazarlama
Ürün Tasarımı
Moda ve Giyim Tasarımı
Yabancı diller ve çeviri programları
Bazı sanat ve beşerî bilim programları
Mesele şu:
Çin, mezununu işsiz bırakan, piyasada karşılığı zayıflayan ve yapay zekâ karşısında hızla değer kaybeden programları buduyor.
Yerine ne koyuyor?
Yapay zekâ.
Robotik.
Entegre devreler.
Akıllı üretim.
Düşük irtifa ekonomisi.
Dijital teknoloji.
Geleceğin sanayi alanları.
Çünkü Çin üniversiteye artık sadece “diploma veren kurum” gibi bakmıyor.
Üniversiteyi doğrudan sanayi politikası, teknoloji yarışı ve istihdam meselesinin merkezine koyuyor.
Herhalde şöyle soruluyor:
Hangi bölümler gerçekten gelecekte işe yarar, hangileri sadece mezun üretiyor?
Ekrem İmamoğlu'nun önceki Özel Kalem Müdürü ve İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, savunmasını yaptı.
İnsani yönün öne çıkan savunmada Saltık, bir anısını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı:
Ben tutuklandığımın 3. ayında "Avukat görüşü var" dediler. Ben de avukat görüşüne çıktım, elimde kâğıtlarımla beraber kabine girdim. İçeride tanımadığım bir avukat vardı. O sıralarda da tabii böyle işte "etkin pişmanlık" hani, bu ve benzeri konularda şeyler ortalıkta dolaşıyor. Avukatı tanımadım. "Yavuz Saltık siz misiniz?" dedi, "Benim" dedim. "Siz kimsiniz?" dedim, ismini söyledi. Benim hafızam iyidir Başkanım, yani ayıptır söylemesi üzerime 27 yıl önce su sıçratan arabanın plakasını aklımda tutarım; o yüzden ama ismini hatırlayamadım avukatın, adını tanımadım yani. "Yavuz Bey" dedi, "beni Ağrı Doğubayazıt'tan şu isimli bir vatandaş gönderdi." Onu da hatırlayamadım. "Hoş geldiniz" dedim, "buyurun" dedim, "nedir? Size nasıl yardımcı olabilirim?"
"Yavuz Bey" dedi, "siz bundan 1-2 yıl önce..." Sayın Başkanım, konuşmamın başında dedim ya, hem özel sektörde çalıştığım yıllarda hem kamuda çalıştığım yıllarda çok çeşitli sosyal sorumluluk projeleri için hem Türkiye'nin yoksul bölgelerinde hem Balkan coğrafyasındaki soydaşlarımızın olduğu bölgelerde böyle sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeyken de bu projelere hiç ara vermedim. Herkes bilir; herkes tatilde, bayramlarda annesinin, babasının yanına gider, ailesiyle geçirir. Ben o anlamda eşim ve çocuklarıma karşı da mahcubum; ben bütün tatil zamanlarımı Doğu, Güneydoğu'da, İç Anadolu'da ve Balkan coğrafyasında geçirdim. "Siz" dedi, "Doğubayazıt'a gitmişsiniz bundan birkaç sene önce bir kış ayında." "Onu hatırladım" dedim, "evet hatırladım ben o konuyu." Ondan sonra orada, dedi, 2500 tane çocuğa ilçe milli eğitim, kaymakamlığın da desteğiyle, ilçe milli eğitimin de rehberliğinde biz bot ve mont getirdik 2500 çocuğa, yoksul çocuğa. "Onları da almışsınız" dedi, "evet" dedim. "O siz çalışmayı bitirdiğiniz akşam..." Doğubayazıt'ı bilenler vardır, trafiğe kapalı bir caddesi vardı, İsmail Beşikçi Caddesi. "Orada oturuyoruz" dedi, alçak tabureli evlerde çay içerken...
"Sizin yanınıza" dedi, "bir çöp toplama işçisi geldi, aracın arkasından inerek." "Çok iyi hatırladım" dedim ben. Hatta sizi takdim etmişler; "İşte İstanbul Büyükşehir'den geldi arkadaşlarımız, böyle bir çalışma yapmışlar burada" diye. Siz bir de o çöp toplayan arkadaşla tanışmıştınız.
Öyle durunca benim işte İstanbul'dan bu amaçla geldiğimi görünce, üstünde tabii şey kıyafeti vardı, işçi kıyafeti. Dedi ki Kürtçe söyledi: "Heval" dedi, "biraz kirli" dedi "üstüm. Sarılmak isterim ama" dedi, "üstüm kirli, o yüzden" dedi, "eldivenleri çıkaracağım, elim temiz" dedi. "İnşallah başka bir zamanda sarılırım ama" dedi, "bir elini sıkayım senin, elini sıkayım" dedi. "İnşallah bir gün de sarılabilirim" dedi. Orada arkadaşları çağırdılar onu ve oraya araca konuştular. Tamam, ben detayların hepsini biliyorum, hatırladım ben, evet. O çöp işçisi tutmuş avukatı. "Git" dedi, "Yavuz Bey'e selam söyle.
Ona benim yerime de sarıl" dedi; çünkü bizim bot ve mont verdiğimiz çocuklardan biri onun kızıymış. Ben de dedim ki —kâğıtlar vardı, elimden düştü kâğıtlar— dedim ki Elazığ'da, Palu'da bir yaşlı amcadan öğrenmiştim, çok güzel bir sözdür, aklıma nakşetmişim:
"Biz dostlarımızın azını çok, yokunu var sayarız." Söyle ona, onu geldi kabul ettim. Gönderdiği selamı da al.
Sayın Başkan, ben hayatımı insanların bu duygularını duymak, yaşamak, bu ülkenin kardeşlik hukukuna bir nebze de olsa kendi imkânlarım çerçevesinde katkı sunmak için yaşayan bir insan
Senex Dergi 10. yılında💃🕺🤩
📌10. yılımıza özel iki dosya konusu hazırladık.
📌Tüm araştırmacıları özel dosya konularımızda katkı yapmak üzere davet ediyoruz🌻
Kazakistan'da pedofililere yönelik cerrahi hadım yasası kabul edildi.
Kabul edilen yeni yasaya göre kimyasal hadım yerine, suçluların artık cinsel organları kesilecek.
Forkliftin sonu🧐
Bunlar, Münih merkezli Alman robotik girişim şirketi Filics'in ürettiği Filics Üniteleridir. Paletlerin altına girebilen, 1 tona kadar yük kaldırabilen ve navigasyon için ışıklarla her yöne hareket edebilen otonom mobil robotlardır.
İmkansız denilen gerçekleşiyor: Ses dalgaları Alzheimer’ı silebilir mi?
Araştırmacılar, odaklanmış ultrason kullanarak beyindeki toksik plakları parçalamayı ve "geri döndürülemez" sanılan hafızayı canlandırmayı başardı.
İlaçsız, ameliyatsız bu devrim niteliğindeki yöntemin detayları:
Alzheimer’da beyin hücreleri arasındaki iletişimi kesen o meşhur "toksik plaklar", hafıza kaybının baş sorumlusudur.
Bilim insanları, ses dalgalarının (ultrason) kan-beyin bariyerini nazikçe ve güvenli bir şekilde aralayabildiğini keşfetti. Bu işlem, beynin bu zararlı birikintileri kendi doğal yollarıyla "yıkamasına" olanak tanıyor.
En çarpıcı kısım klinik sonuçlar: Tedaviyi alan hastalarda, daha önce ulaşılmaz olduğu düşünülen hafıza fonksiyonlarının geri dönmeye başladığı gözlemlendi.
Ses dalgaları, beynin içindeki doğal temizlik mekanizmalarını tetikleyerek düşünmeyi, öğrenmeyi ve hatırlamayı engelleyen enkazı temizliyor.
Bu yaklaşım, ağır yan etkileri olabilen ilaçlara veya riskli beyin cerrahisine dayanmıyor. Tamamen non-invaziv (girişimsel olmayan) olması, onu Alzheimer araştırmalarındaki en umut verici gelişmelerden biri yapıyor.
Bu keşif, beynin nasıl iyileştiği ve rejenere olduğu konusundaki anlayışımızı değiştiriyor. "Hafıza kaybı kalıcıdır" inancı bilimle sarsılıyor.
Çalışmalar titizlikle sürse de, erken sonuçlar Alzheimer'ın artık umutsuz bir savaş olmayabileceği bir geleceği işaret ediyor.
Bilim adım adım ilerliyor. Milyonlarca aile için umut olan bu teknolojiyi ve sağlıklı yaşama dair yenilikleri yakından takip etmeye devam edeceğiz.
Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu #Alzheimer #Bilim #Sağlık #Nörobilim #Longevity #Teknoloji
🚨 Bilim dünyasında kanser tedavisinde şok eden gelişme:
LED ışıkları, hiçbir kemoterapi ve radyasyon olmadan, 30 dakikada kanser hücrelerinin %92’sini yok etti.
Yanındaki sağlıklı hücreler?
Tamamen sağlıklı ve zarar görmedi.
Her yıl 10 milyon insan, tek bir tümöre ulaşmak için tüm vücuda zarar verebilen kemoterapiye maruz kalıyor.
Saçlar dökülebiliyor.
Organlar zarar görebiliyor.
Bağışıklık zarar görebiliyor.
On yıllardır bu vahşi takası kabul etmek zorunda kaldık ama şu an bir şeyler değişmeye başlıyor gibi umarım çok hızlı gelişir:
Bilim insanları sonuca her gün daha da yaklaşıyor!
↳ LED ışık + kalay oksit nano-flakes
↳ 30 dakikada cilt kanseri hücrelerinin %92’si yok edildi
↳ Sağlıklı hücrelere sıfır hasar
↳ Maliyeti telefon şarj aletinden bile ucuz
En çarpıcı olan şu:
Bu yöntem milyar dolarlık lazer sistemleri gerektirmiyor.
Evdeki masa lambanızla aynı LED teknolojisi.
Kalay oksit nano-flakes minik güneş panelleri gibi davranıyor:
Işığı sadece kanser hücresinde ısıya çeviriyor.
Tümör ısınıp yok oluyor.
Vücut zarar görmüyor.
Su bazlı. Toksik çözücü yok.
Bugün ölçeklenebilir.
Bu neden oyunu değiştiriyor?
↳ Köy kliniklerinde bile kanser tedavileri
↳ Evde tedavi ihtimali
↳ Kanser ve yaşam kalitesi arasında seçim yapmak zorunda kalmamak
↳ Kuruşlarla hassas onkoloji
Çarpan Etkisi:
1 LED cihaz → acısız kurtarılan bir hayat
10 klinik → boşalan kemoterapi servisleri
100 ülke → kanser zulmünün sona ermesi
Küresel ölçek → kanseri zehirlemeden yenmek
Erken klinik bulgular, özellikle cilt, meme ve akciğer tümörlerinde inanılmaz sonuçlar gösteriyor.
Bu, onkolojide gerçek bir devrimin başlangıcı olabilir.
50 yıl boyunca hastaları iyileştirmek için onları neredeyse öldüren tedavileri mükemmelleştirdik.
Şimdi ise ışıkla iyileştirmeyi öğreniyoruz.
📄 Araştırma:
Jean Anne Incorvia et al.
“SnOx Nanoflakes as Enhanced Near-Infrared Photothermal Therapy Agents”
ACS Nano (2025)
♻️ Paylaş, insanlar yeni kanser tedavilerini öğrensin.