Ortak noktanızın sadece aynı yerde aynı zamanda bulunmak olduğu insanlar vardır ama bazı insanlar vardır yerin ve zamanın değişmemesi için yalvardığınız.
@olcaytoyilmayan Sorulara ne cevap vereceği bilinen biri ile röportaj yapılmaz. PR olur sadece. Şimdiye kadar basına konuştuğu konu başlıkları incelenirse papağan misali tekrardan ibaret olduğunu görür insan. Şapkadan tavşan çıkacağına inanıyorsa naifliktir.
@kilicdarogluk Kendisi yazmıyor, kendisi istediği koltuğa oturmakla tüm hayallerini hırsını gerçekleştirdi. Ülke yansa umurunda değil. Bu yazılar, iktidarın içerideki destekçileri tarafından yazılıyor.
Matematik öğretmeniyim. Bugün evladımın matematiği nasıl diye soruldu. Ders olarak pek iyi değil dedim. İlgilenip ilgilenmediğim soruldu. İletişimi ile ilgileniyorum , matematiği her daim öğretebilirim. Bana kendisi gelsin istiyorum. Gelmezse? Ben ne kadar gideceğimi biliyorum. Bu video doğru ise üzüldüm. İçeriğe ve en önemlisi küçük kızın bu videoyu çekme gereği duymasına. Sanırım annesini, annesinin onu tanıdığından daha iyi tanıyor.
📢 LGS'de 5 yanlış yapan bir genç, matematik öğretmeni olan annesinin tepkisini paylaştı:
⭕ "5 yanlış ne kızım? 5 yanlış hiçbir eğitim almayan, hiçbir çabası olmayan çocuğun yapacağı şey.
⭕ Ben ne iyi bir evlat ne de iyi bir öğrenci yetiştirebildim, bana yazıklar olsun."
Elin hırlısına hırsızına pamuk gibi davranan kutsal polisimiz! madenci, ögrenci, öğretmen olduğunda maşallah cengaver! Bana vatan millet edebiyatı yapmayın, birilerinin gölgesi altında banka kartı alanlar ,o gölgeden çıkamaz.
@abakingurlek Biz halkla ilgisi yok. Sizinle ne dertleri varsa işi şahsi algılayıp ona göre davranın. Her şeye halkı karıştırıp işin yönünü değiştirmeye çalışmayın. Halkın derdi sizlerinkinden çok daha fazla. Ekonomi, demokrasi vb.
Kılıçdaroğlu GMlük yapmış eğitimli biri. Onun ve avanesi sayesinde ,bu toplum titrlerin, zekaya, onura ve gurura delalet şeyler olmadığının farkına varmalı. Etrafımda halen çok var. Maddi gücü yerinde diye, müdür genel müdür vs diye, prof hoca diye onlara tabir yerinde ise tapan. Ta ki yanılana dek.
Özgür Özel ve ekibini seversiniz sevmezsiniz beğenir beğenmezsiniz ama bir hakkı kendilerine vermek gerek, o da partiyi, bu kişi ve bunun gibi onlarca yüzlercesinden, iktidar maşası ile yapılana dek, korumuş. Tek yanlışı, bunlara fazla müsamaha göstermiş ve bunlarsa şimdi kendilerini nimetten sayan bir düzine hain oldu.
Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir sözünü şiar edinerek yaşayan biri olarak, ABD Büyükelçisinin sözlerinin yakınından bile geçen benim gözümde HAİNDİR nokta!
Tüm sevdiklerime dua ettiğim bir yer ,Ayasofya. Hıdrellez zamanı da dualara devam.🙏 Sağlıkları ve mutlulukları her daim olsun. Çizim ise gidiyor bir şekilde.
Doğduğum yurdum, dünyanın hiçbir ülkesine değişmeyeceğim ülkem, oğlumun geleceğine tohum ektiği toprak, doğmamış çocuklara ana olacak diyar. Üç beş kansızın, binlerce asalak yüzünden ağlıyor. Bela okumam ama Allah hepinizin belasını versin!
https://t.co/J5hoaVv6hv
@kilicdarogluk@herkesicinCHP Yüreğin olmadığı yerde laf ebeliği yapılır. Bu da öyle bir atarlanma. Arınma Tekinlerle, Yarkadaşlarla, Öztraklar ve bilumum menfaat peşinde koşan, parti ilkeleriyle alakasız ,şahsi ajanda sahipleri amaaaan ne diyorum . Balık baştan kokar!!!!
Bir kadın bir anne tehdit ediliyor bir savcı tarafından, ifadesi bu yönde. Ayıp, bu insanlar cezaevlerinde. Tuzu kuru insanlar ise güçlüden yana durup cesaret edaları takılırken. Bana dokunmayan yılan, çok yaklaştı haberiniz olsun. Yazık güzel ülkeme.
Fatoş Pınar Türker, tutuklandıktan sonra savcının yeniden ifadesini almak için çağırdığını söyledi. Türker, avukatları olmadan ifade vermek istemediğini söylemesi üzerine İBB dosyası savcısının, “Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin. Artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını” dediğini anlattı.
Türker, şunları söyledi:
“Savcı dedi ki:
‘Ya Fatoş, şimdi anlarsın.’
Böyle karşımda durdu.
‘Ben sana ne dedim?’ dedi. ‘Ben sana ne dedim?’
‘Ben senin ne olduğunu biliyorum ama bu adamların sana kumpas kuracağını söylemedim mi? Niye konuşmadın sen?’ dedi.
‘Verecektin ifadeni, gidecektin’ dedi.
Ben de dedim ki:
‘Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.’
‘Bak şimdi’ dedi. ‘Sen git, eşyalarını topla. Ben sana Çağlayan’dan araba göndereceğim. Geleceksin burada bana ifadeni vereceksin. Buradan da çocuklarına gidersin.’
Ben de dedim ki:
‘Savcım, yeniden ifade veririm. Vermemi istiyorsanız veririm. Bir avukatıma sorayım.’
Şimdi karşındaki savcı. ‘Yok efendim’ diyecek hâlim yok. Ben de bilmiyorum hakikaten. İlk kez tutuklanmışız.
‘Tamam’ dedim. ‘Ben avukatıma bir danışayım.’
Böyle yaptı.
‘Hâlâ avukat diyorsun bana’ dedi.
‘Sen bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi.
‘Sen bekârsın değil mi?’ dedi.
‘Evet.’
‘Velayetleri de sende?’
‘Evet.’
‘Senin çocukların reşit de değil mi?’
‘Değil’ dedim.
‘E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denilir mi?
Sonra dedi ki:
‘Sen bakıyordun değil mi?’
‘Evet.’
‘Bak’ dedi, ‘mal varlığına tedbir için karar var benim elimde.’
‘Ama ben’ dedi, ‘28 mahkeme gününe saygı için ne kadarsa süre, o kadar bekletiyorum.’"
‘Savcım, bunu…’ dedim.
‘Ve o gün tebliğ edilir’ dedi.
‘Ya bana gelir konuşursun ya da…’”
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu'nun da yükselişini bu çerçevede görmek gerekir. Etliye sütlüye dokunmadan geçirilmiş bir devlet hayatı ve sonrasında hediye edilmiş bir siyasi hayat. Hiçbir şey yapamaz emir yerine getirme haricinde. Yıllar onları bu minvalde biçimlendirmiştir.
Devlette yükselmek, sandığınız gibi değil. En yüksek makamlara liyakat ataması çok nadir görülür ve (Cumhuriyet tarihinde kısa bir süre hariç) bu hata olarak kabul edilir. Siyasiler kontrol edemediği edemeyeceği kişilerle çalışma eğiliminde değildir. Seçilmiş kişilerin
sosyal medya hesaplarını inceleyin. Kendi adlarından ve icraatlarından bahseder iken, özellikle olumlu icraatları kusursuz yerine getiren makamlara isim ile teşekkür veya onore ettiklerini göremezsiniz. Işık çalmak olarak görürler.
@misra_oz Evlatlarını, devletin basiretsiz yönetilmesi sonucu kaybetmiş, her anne babanın isyanı haklıdır. Buna Mısra hanım gibi Şaban bey gibi hatta şehit anne babaları da dahildir. Anlayacakları yok ama yine de belirteyim, hele Gürsel Tekin gibi bir siyasetçi için bu insanları üzmeyin
Insan ve yaşam, bir devinimdir. Ne zorludur yolculuk, insanın kendisine yaptığı. Her bir an bir fotoğraftır. Bazıları bizimledir bu fotoğraflarda, sonrakilerde göremediğimiz. İçindeki zaman dilimine zincirle bağlanmış insan, ne kötü işkence ne azaptır kendisine layık gördüğü. Hayır, hayır ben değilim diye haykırır gelip geçenlere, zinciri kadar yürür sizinle. Sonra giderek cılızlaşan bir ses , canını yakan bileğindeki kelepçenin tınısı yüklü. Git der size hiddetle, "git ben hep genç kalacağım ve bir başka yolcu senin ölümünü iletecek bana , işte ben de o zaman güleceğim kahkahalarla. Zavallı diyeceğim, dinlese idi beni sonsuz yaşamı olacaktı. Ölüler duyamaz beni ama. Sen sen kalacaksın ben ben değil " sonra uzaklaştıkça zincir sesleri çoğalacak ardınızda duyduğunuz, yüreğiniz bu seslerin mezarlığı olacak, kim kimdi unutup gidemeseniz de aklınızda tek kalacak şey bir fotoğraf ve tek gözüken bir zincir. İşte böyle hayal kurmanın, zincirlerden hayat kurmaktan farkı.
Bu pırıl pırıl gençler, bunu okuyanlar ,sen için can verdi, tekmelenerek, son nefesinde azılı katillerinden bir nebze insanlık bekleyerek. Bugün sen kendi yaşamın için az da olsa özgürce karar alabiliyorsan, bir mezar taşının önünde ağlayan bir annenin evladı sayesinde. Sen kendine gelmeli, unutmamalısın ve bir karınca misali bir damla su olsa da, taşımalısın bu yangına. Biraz cesaret ile biraz yürek ile. Bu senin borcun. Ahirete kalmadan ödenmeli. Bir ses bir haykırış ile.
Yoldayız, @eczozgurozel dinliyoruz. Arkada oğlum, 1 haftadır diş iltihabı nedeniyle huzursuz. Ama radyo dinlerken açmış ipadini marşlar dinliyormuş. Ben de biliyorum çeker misin dedi. Dili dönmüyor ama yüreği kocaman. İşte bu çocuklar için kavgamız. Doğmuş doğacak olan tüm çocuklar için. Yaşasın Cumhuriyet.