Hz. Ali (r.a) dedi ki:
"İnsanlara karşı şu üç vasfı taşıyan kimseye, insanların da üç şeyi yapması gerekli olur: Konuştuğunda doğruyu söyleyen, kendisine güvenildiğinde ihanet etmeyen ve söz verdiğinde sözünde duran kimseye; insanların kalplerinin onu sevmesi, dillerinin övgüyle anması ve ona yardımlarını göstermeleri kaçınılmazdır."
📚 Behcetü'l-Mecâlis
Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Rivayette metni değil nefsini ölçüt alıyor, egosu ezilince “Peygamber böyle diyemez” zırvasıyla kendi hislerini Vahyin Tecessümü Peygamber'in üstüne koyup bir de ona trip atıyor.
Bu nefsani reddiye akıl noksanlığının kanlı canlı ispatı: Mantık yerine his, hikmet yerine konfor.
Ey kadınlar, sadaka veriniz istiğfarı çok yapınız. Çünkü bana cehennemlikler gösterildi, çoğu sizler idiniz.
Bunun üzerine o kadınlar:
"Ya Resulallah, bizler ne yaptık da cehennemliklerin çoğu bizden olmuş" dediler.
Resulullah (a.s.m.) buyurdu:
"Çünkü sizler ötekine berikine çokça lanet eder, kocalarınıza karşı nankörlükte bulunursunuz. Ne gariptir ki, kendine hakim akıllı ve dinine bağlı bir kimsenin aklını, sizin kadar eksik dinli hiçbir kimsenin çelebildiğini görmedim."
Kadınlar tekrar sordular;
"Aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir, Ya Resulullah (s.a.v)?"
Resulullah (a.s.m.), Kadının şahitliği, bazı durumlarda erkeğin şahitliğinin yarısı sayılmıyor mu?
Kadınlar da, "Evet" diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz bu durumu açıklayarak şöyle buyurdu:
"İşte bu, aklın eksikliği olarak ifade edilmiştir. Yine kadın, hayız döneminde günlerce namaz kılmaz ve Ramazan ayında belli günlerde oruç tutmaz, değil mi?"
Kadınlar, "Evet" diye cevap verdiler.
{Buhari-Müslim}
Evvela şunu ifade rtmekte fâide var ki her birimiz insan olduğumuz ce hataya meyyâl varlıklar olfuğumuz münasebetiyle ilkahaki aklımıza yatmayan Hadisi şerifler, ayetler olabilir. Fakat bu, o hadisi yalanlamayı gerektirmez. Nitekim Resûlullah bir hususta muayyen bir şey buyurmuşsa o buyurduğu kelâm haktır.
Hadiste belirtilen "kadının aklı dini noksandır" ifadesi haşa bir tel'in yâhud kınama, ayıplama değil, bilakis Resulullah aleyhisselamın şefkatinin belirtisidir. Zira bu yolla kadınlara çokça sadaka vermeyi, iyilik ve hasenatta bulunmayı tavsiye eder.
Kadının fıtrî olarak duygusal yaratılması ve her kadının içinde annelik şefkatini taşıması onun aklen duygusal olduğunu âyan eder. Binaenaleyh akıl noksanlığından kasıt burda bir hakaret değil, biyolojik bir durumun belirtilmesidir. Kadının şahitliğinin yarım olması, meselelere daha çok duygusal bakması bundandır.
Aynı minvâlde dininin eksik olması da bir hakaret ve kınama değil, bilakis yine biyolojik bir durumun ifadesidir. Kadınların her ay geçirdiği mazeret dolayısıyla namaz ve oruç farizası üzerlerinden kalkmakla beraber yılda en az 3 ay namaz kılamazlar ve bunun kazası da istenmez. Bu durum ise kadınların özel hâllerinde namaz kılmalarının haram, kılmamalarının ise farz olduğunu gösterir. Yani aslında namazlarını kılmazlarken dahi Allah'ın emrini yerine getirerek fârizaya uyarlar.
Kardeşler, Resûlallah aleyhisselam ümmetine pek müşfiktir. Şâyet Resulullah ne buyuruyorsa emîn olun ki söylediği aynı minvalde o belirttiği şeydir.
"Mü’minlerin îmân bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınına karşı hayırlı olanlardır." (Tirmizî) buyuran Resûlallah aleyhisselam mı sizi kınayıp ayıplayacak yahud aşağı çekecek haşa.
Âhir kelam, Resulallahın sözü haktır. Bir hadisin aklımıza yatmaması ise haşa Resulallahın hatalı olduğunu yahud o hadisin sahih olmadığını değil, bizim noksanlığımızı gösterir.
الله اعلم
Cerrahi doçenti: kuzum yarın ameliyatım var ama sen pole gel beni çağırttır ameliyatı 2 dk bırakıp sana bakıp dönerim
Cilt tadilatçıları: randevu al da gel yaa siz de iyice bizi suistimal etmeye başladınız👉🏻👈🏻👉🏻👈🏻👉🏻👈🏻👉🏻👈🏻
Rasûlullah Efendimiz ﷺ şöyle buyurdu:
“Allah’ın en çok nefret ettiği söz, kendisine ‘Allah’tan kork!’ dendiği zaman, ‘Sen kendini düzelt, kendine bak, kendi işine bak.’ diyen kişinin sözüdür.”
(Nesâî, Silsiletü's-Sahîha, 2939)