Türkiye Cumhuriyeti her alanda güçlüdür, muktedirdir; her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kudrete sahiptir.
Ortada durumu içler acısı halde olan tek bir kişi ve yapı vardır, o da ana muhalefet partisi ile onun genel başkanı ve yoldaşlarıdır.
29 sene önce ikna odalarına alınan başörtülü kadınlar bugün mülkiyede, adliyede, askeriyede, kabinede; yani devletin tüm kademelerinde hiçbir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor.
Evlatlarımız, inançları ile kariyerleri arasında bir tercihte bulunmak mecburiyetinde kalmıyor.
Bugün saflarımızı daha da sıkılaştırmaya, birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımızı daha da genişletmeye ihtiyacımız var.
Resulüekrem Efendimizin şu emrini bilhassa bugünlerde kendimize rehber edinmeliyiz:
“İki birden, üç ikiden, dört de üçten iyidir. İttifak ediniz!”
📌Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:
📌”Çok uzun olmayan bir süreçte, hiç ama hiç kimsenin, bize efelenmeyi dahi göze alamayacağı bir savunma kapasitesine erişmiş olacağız"
Tam da bu sebeple Türkiye’nin de ,bölgenin de, dünyanın da Erdoğan’a ihtiyacı var.
Batı’nın sınırsız desteğiyle İran’a saldıran, Gazze’yi yerle bir eden, bölgedeki her ülkeye kabadayılık taslayan İsrail, aslında ne yaptığının farkında değil.
Belki ileride yaptığı hatanın farkına varacak ama korkarız o vakit iş işten çoktan geçmiş olacak.
Unutulmamalıdır ki bu kadim coğrafyada hiçbir ülke kendi sınırlarından ve yönetiminden ibaret değildir.
Filistin halkına ve topraklarına saldırmak, sadece oradaki birkaç milyon insanla sınırlı bir hadise değildir.
Yine İran topraklarına ve halkına saldırmak da sadece İran devletini ilgilendiren bir vaka değildir.
Hele hele Türkiye mevzubahis olduğunda kıtaları aşan bir etki gücünden söz etmek mümkündür.
Bölgemizde bu hakikatler gözetilmeden atılan her adım, ileride yaşanacak başka felaketlere davetiye çıkartır.
İsrail yaptığı her zulümle, döktüğü her kanla, işlediği her insanlık suçuyla adım adım kendi varlığını ve toplumunun geleceğini riske atmaktadır.
Zulmün sonu derin bir pişmanlıktır.
Biz Türkiye ve Türk milleti olarak medeniyet mirasımızın bize vaaz ettiği ahlak, vicdan, adalet, hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde tüm insanlığı kucaklamak için samimi bir gayret içerisindeyiz.
Yakın zamanda Balkanlar’da, Karabağ’da, Libya’da, Suriye’de bu yaklaşımın neticelerini hep birlikte takip ettik.
İnşallah bundan sonra da sadece kendi içimizde birliği, beraberliği, kardeşliği yüceltmekle kalmayacak, aynı iklimin bölgemizde de hâkim olmasını sağlayacak girişimlerimize devam edeceğiz.
TBMM Genel Kurulu'nda, İsrail’in Saldırganlığıyla Başlayan ve Derinleşen, İran’la Çatışmalı Sürece Karşı Meclis Başkanlığı tezkeresi, oy birliğiyle kabul edildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız @NumanKurtulmus'un imzasını taşıyan tezkerede şu ifadelere yer verildi:
❝Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, İsrail’in uzun yıllardır sürdürdüğü hukuka aykırı, soykırımcı politikaların tüm dünyayı tehdit ettiğini hassasiyetle takip etmekteyiz.
Gazze’de on binlerce masumun katledilmesine neden olan saldırıların ardından İran’a yapılan saldırılar, İsrail yönetiminin bölgesel barışı topyekûn hedef alan bir çatışma stratejisi yürüttüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
On yıllardır devam eden işgal, sistematik baskı ve ayrımcılığa ek olarak artık soykırımla mücadele eden ve yardıma erişemediği için açlıkla sınanan Filistin halkı varoluş mücadelesi vermeye devam etmektedir. İsrail hükümeti ve ordusu, yardım sırasında bekleyen sivilleri ve çocukları hedef alarak insanlığa karşı işlenen suçlar kategorisinde yer alan uygulamalarına ağır bir suç daha eklemiştir.
Öte yandan İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki gerilimi tırmandırmakta ve geniş çaplı savaş riskini beraberinde getirmektedir. Bu saldırı, uluslararası iş birliği ve nükleer müzakereler konusunda devam eden sürece karşı yapılmış provokatif ve tehditkâr bir adımdır. İşgalci İsrail’in bölgesel savaşın da faili olduğu açıkça görülmektedir.
Filistin’in yanı sıra, Suriye, Lübnan ve Yemen’de süregelen İsrail saldırıları, Netanyahu hükümetinin çatışmayı yayma niyetinin yansımalarıdır. Bu süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi, bölgemizdeki tüm masum halkların yanında, savaşın ve İsrail katliamlarının karşısındadır.
Kuşkusuz, Netanyahu ve bazı hükümet üyeleri hakkında hem ülkesinde hem de uluslararası yargı organlarında devam eden hukuki süreçler, bu yönetimi soykırımcı olarak tescil edecektir. İsrail’in bu saldırganlığı ve uyguladığı devlet terörü İsrail’i ve ona destek veren emperyalist güçleri halklar nezdinde çoktan mahkûm etmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak;
İsrail’in başta Gazze halkına karşı sürdürdüğü soykırım olmak üzere bölgesel barışı tehdit eden tüm eylemlerini ve son olarak İran’a yönelik saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz.
İsrail’in saldırganlığı karşısında sessiz kalan tüm uluslararası kurumları ve hükümetleri uluslararası hukuk ve diplomasi temelinde sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Bilinmesini isteriz ki; barışı önceleyen ve insan hayatını esas alan bir anlayışla, bölgede kalıcı bir çözümün tesisi için girişimlerimizi sürdüreceğiz.
Bu çerçevede, uluslararası toplumdan da İsrail’in durdurulması için kararlı ve ilkeli bir duruş sergilemesini bekliyoruz.
Bölgede adil, kalıcı ve hakkaniyete dayalı bir barışın tesisi için gösterdiğimiz diplomatik çabaların arkasında durduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.❞
Hak aradığını iddia ederken, kişi haklarına saldırmak ironisi....
Bu ülkenin sinir uçlarına baskı yapmaktan yeni muhalefet tarzı...
Evelallah çelik gibi sinirlere sahibiz. Fakat bu sabrın da bir sonu var.
#DevletiminAskeriminPolisiminYanındayım
Bizi terörsüz Türkiye hedefimize biraz daha yaklaştıracak, 40 yıllık meseleye son noktayı koyacak yeni bir sürecin içindeyiz.
Son adım, Kürt kardeşlerimizle birlikte vatandaşlarımızın tamamının canına, huzuruna, refahına ket vuran bölücü örgütün feshi ve silahlarının teslimidir.
Şayet bu gerçekleşirse Türkiye 40 yıllık bir musibetten suhuletle kurtulma imkânına kavuşacaktır.
Aksi olursa biz zaten önemli mesafe katettiğimiz terörü kaynağında yok etme stratejimizi kısa sürede nihayete erdirmeye bakarız.
Temennimiz hem örgütün hem de ona müzahir kesimlerin geçmişte olduğu gibi akıl ve izan dışı tavırlara yönelip bu tarihî fırsatı heba etmemeleridir.
Bu gelişme, ülkemizle birlikte Irak ve Suriye başta olmak üzere bölgemizin tamamında bir rahatlamaya, istikrarın güçlenmesine vesile olacaktır.
Terörün karanlık gölgesi siyasetin üzerinden çekildikçe inşallah sözün gücü artacak, siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir.
Biz iktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi 40 yıllık kamburundan kurtarma noktasında hem kararlıyız hem de samimiyiz.
Karşımızdakilerden de aynı hasbi, harbi ve yapıcı yaklaşımı bekliyoruz.
AK Partimizde geçmiş dönemlerde görev alan değerli milletvekili arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Genel Başkan Vekilimiz Sn. Mustafa Elitaş yönetiminde düzenlenen değerlendirme toplantısında, dava arkadaşlarımızla partimizin ve ülkemizin geleceğine dair verimli bir istişare gerçekleştirdik.
Allah birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin.
Ormanlarımızın temizliği ve korunması için İstanbul Kurt Kemeri Orman Parkı’nda gençlerimizle beraber çevre temizliği yaptık.🌍♻️🌳
Tabiata saygı, geleceğe yatırım için yüzlerce genç kardeşimle omuz omuza burada olmak umut verici...💚
Türkiye, Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerinin yanındadır.
Zafer, inşallah Gazze ve Lübnan’da inananların olacaktır.
Büyük acılar yaşansa da Allah’ın izniyle bu süreç, 1967 sınırları temelinde özgür bir Filistin devletinin kurulmasıyla neticelenecektir.
Hiç endişeniz olmasın; bir gün gelecek bu gözyaşı, bu acı son bulacak.
Gazzeli anneler çocuklarının kefenini değil, inşallah çeyizini hazırlayacak.
Gazze’de, Batı Şeria’da, işgal edilmiş tüm Filistin topraklarında çocuklar özgürce koşacak, korkusuzca oynayacak; gökyüzüne baktıklarında savaş uçaklarını değil; Güneş’i, Ay’ı, parıldayan yıldızları görecek.
Buna biz tüm kalbimizle inanıyoruz.
Gördüklerimiz karşısında yeise kapılmıyor, karamsarlığa düşmüyor, âlemlerin Rabb’i olan Allah’tan ümidimizi asla kesmiyoruz.
AK Parti Dış İlişkiler ve İnsan Hakları Başkanlıklarımızın müştereken düzenlediği, dünyanın farklı bölgelerinden katılımcıların yer aldığı Filistin’in Geleceği Konferansı’nın Filistin davası için; Filistin halkının adil, müreffeh ve barış dolu yarınları için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı olarak birim toplantımızı gerçekleştirerek, birim faaliyetlerimizi, güncel siyasi ve hukuki konu başlıklarımızı ele aldık. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Veladet-i Nebi’nin yıl dönümünde rehberimiz, önderimiz, uğruna can vereceğimiz maşukumuz Hazreti Peygamber Efendimizi büyük bir ihtiramla, hürmetle yâd ediyorum.
Leyle-i Mevlid’in Müslümanların yanı sıra tüm insanlık için hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Millet olarak son iki asırdır çok yönlü bir kuşatmayla karşı karşıyayız.
Milletin ruh köküyle, medeniyet değerleriyle bağını zayıflatmak isteyenler yıllardır aynı noktaya hançer vuruyor.
Bu milletin iman kalesini çökertmek için yıllardır pervasızca saldırıyorlar.
Aralarında FETÖ’cülerin ve bölücülerin de olduğu malum mahfiller, bunu son derece planlı, sinsi ve kurnazca yapıyor.
Artık eskisi kadar olmasa da hâlen birilerinin bu manevi işgal projesine gönüllü taşeronluk yaptığını görmekteyiz.
Kimileri de millet ve memleket düşmanlarının tuzağına düşerek bu manevi yıkım projesine destek veriyor.
Ülke gündemine gelen bazı hadiseler, bu çevreler tarafından milletle ve milletin inanç değerleriyle kavga vasıtası haline getiriliyor.
Bu ideolojik bağnazlık son günlerde öyle vahim boyutlara ulaştı ki Cuma hutbesini, hutbede okunan ayetikerimeleri hedef almaya başladılar.
Kendini bilmezin birisi çıkıyor, hem de bu ülkenin muhalefet partisi adına, doğru düzgün bilgisinin olmadığı dinî konularda ahkâm kesiyor; Diyanet Teşkilatımıza, hocalarımıza utanmazca had bildirmeye kalkıyor.
Buram buram tek parti faşizmi kokan bu ilkellik karşısında maalesef mensubu olduğu parti içerisinden akıl, vicdan ve biraz feraset sahibi hiç kimse itiraz etmiyor, genel başkan dâhil hiç kimse tepki göstermiyor.
İrşat vazifesini layıkıyla yapan, iman kalemizin muhafızları hocalarımızın yıpratılmasına eyvallah etmedik, etmeyeceğiz.