🔴 Ahmed Şara, Şam'daki skandal açılış töreni ile alakalı ilk kez konuştu:
- Törene katılmak programımızda yoktu. Körfez ülkelerine ziyaret yapacağımız için yoğun bir hazırlığımız vardı.
- Davet üzerine törenin başlamasına yarım saat kala katılmaya karar verdik. Hatta törene geç kaldık. Bu nedenle içerik hakkında bilgimiz yoktu. Gördüklerim beni de şaşırttı.
- Bu tarz törenler ülkenin gelenek ve göreneklerine bağlı anlamlı içerikler barındırmalı. Bizim kültürümüzü yansıtmalı ve doğru bir mesaj içermeliydi.
- Ben orada böyle bir mesaj göremedim. O yüzden insanların arasına, sahaya inerek bu durumu telafi etmeye çalıştım.
- Halkın eleştirilerine büyük saygı duyuyorum. Bundan sonraki etkinliklerde dikkat edilmesi talimatını verdim.
🔴 Bir Afgan sosyal medya kullanıcısının Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'ya çağrısı:
"Ey Şam’ın fatihi! Şüphesiz bizimle sizin aranızda cihat, direniş, şehadet, yaralar ve esaret gibi ortak paydalar vardır. Siz Suriye’de cihad ettiniz, biz de Afganistan’da zulme karşı cihad ettik; şehadetlere ve her türlü meşakkate katlandık.
Bugün yönetim makamına ulaşmış olmamız, aslında büyük bir imtihanın başlangıcıdır. Şimdi günahkârları razı etmek için günah işlemeye mi başlayacağız? Bazı mücrimler bizi övsün diye değerlerimizi unutup masiyete mi düşeceğiz?
Bizler —Afganistan mücahitleri olarak— son dönemdeki bazı tutumlarınızdan dolayı acı çekiyor, şehitler için hüzünleniyor ve Suriye gençliğinin pak kanı için endişe ediyoruz.
Allah’tan kork, yanlışa sürüklenme ve İslam’ın kopmaz ipine sımsıkı sarıl. Allah’ın dinini uygula ve bu yolda hiçbir kınayıcının kınamasından korkma.
Eskiden olduğun gibi yine Ebu Muhammed el-Cevlani ol; zira Ahmed Şara ismiyle büründüğün bu hal, son derece utanç verici bir hale gelmiştir."
On binlercesi başta Sednaya olmak üzere birçok hapishanede ağır işkencelerden geçirilerek katledilen Suriyelilerden daha iyi Filistin'i anlayabilecek bir halk yoktur
Dünden bu yana kardeşleri için ayaktalar.
Hepsinin dilinde ise tek bir söz,
"Ey Gazze! Ölene kadar seninleyiz!"
🔴Hatırlatmak gerekirse:
▪️Üç düzenli orduya karşı zafer kazanmış bir devleti, ayrılıkçı bir milis yapının durdurması mümkün değildir
▪️Karşınızda, 15 yıl boyunca sahada tecrübe kazanmış, silahıyla gerçek anlamda güçlü ve profesyonel bir orduya dönüşmüş bir yapı var.
▪️Suriyeli Kürtler, terör örgütü SDG'nin dayattığı Öcalan çizgisindeki Baasçı yaklaşımından bıkmış durumda
▪️Suriye toplumumun örgüte desteğin neredeyse sıfır.
Son günlerde birçok ilde İŞİD’e yönelik yapılan operasyonlarda farklı illerden onlarca şahıs gözaltına alındı. Ancak bu örgüt gerekçe gösterilerek Türkiye’deki Müslümanların, İslami cemaatlerin, vakıfların ve derneklerin toptancı bir yaklaşımla hedefe konulduğu ve dolaylı biçimde İslam’ın ve Müslümanların kriminalize edildiği yönünde şikayetler ve bunu besleyen görüntüler kamuoyuna yansımıştır.
İŞİD adı altında yürütülen operasyonlarda derdest edilip ters kelepçe takılan kadınların görüntülerinin basına servis edilmesiyle gözaltına alınma işlemi, adeta bir şov unsuruna dönüştürülmüştür.
Hukuk devletinde derdest edilen şahıs ne ile suçlanırsa suçlansın hukukun ve devletin koruması altındadır. Hukukun kabul etmediği, kanunlarda açıkça belirlenmemiş bir uygulamaya tabi tutulamaz, horlanıp teşhir edilemez. Her durumda masumiyet karinesi, suçların şahsiliği ve insan haysiyetinin korunması esas olmalıdır.
Kimden ve kime yapıldığına bakılmaksızın hukuka, insan haysiyetine ve masumiyet karinesine aykırı hiçbir uygulama kabul edilemez.
1. Resimdeki şahıs, Dinin ve toplumun kutsalı olan bir peygamberi hafife alıyor, alay ediyor, bunu yaparken de alkışlanıyor. Kimsede şafak operasyonuyla kapısını çalmıyor, yaptığı bu hadsizliğin hesabını sormuyor
2. Resimdeki hoca ise; Düşüncesine katılırsın ya da katılmazsın ama eyleme bulaşmamış bir insanın şafak operasyonuyla evinden zorla alınması ne dinin nede toplumun adalet duygusuna uymaz.
Farklı düşüneni susturmak için kapılar kırılırken, hakareti meşru kılanlara gösterilen müsamahaya daha ne kadar sessiz kalacaksınız?
Böyle bir düzende ilahi olan küçültülüyor, herkesin ağzında alay konusu olan bir söze dönüşüyor. Buna karşılık ideolojik düşünceler, dokunulmaz bir put gibi yüceltiliyor. En küçük eleştiri bile suç muamelesi görüyor.
Sonuç olarak, din ve vicdan anlayışını yok eden bir durum çıkıyor ortaya.
Hakk’a saygı zayıflarken, ideolojik gücün gölgesi büyüyor.
İnançla alay serbest, ama gücü sorgulamak yasak.
Bu çarpıklık, toplumun ruhunu da, adalet duygusunu da yavaş yavaş tüketiyor görmüyor musunuz?
Ve çok sonra ortaya çıkıp; bize ne oldu neden bu haldeyiz diyeceksiniz…
Sumud Filosu’na yapılan saldırının ardından İtalya’daki sendikalar 3 Ekim’de genel grev kararı aldı. Avrupa’da vicdan sesini yükselten sendikaların bu onurlu duruşu örnek olmalı. Darısı Müslüman ülkelerin sendikalarının başına!
#MyAgendaSumud#GlobalSumudFilotilla#nazisrael
#FreePalestine
🔴 Küresel Sumud Filosu Türkiye Temsilcisi Dr. Hüseyin Durmaz:
44 ülkeden binlerce insan, düzinelerce gemiyle Gazze’deki ablukayı kırmak için yola çıkıyoruz.
Medyada paylaşın, duyurun, paydaş olun, katılın, harekete geçin.
Savaş, çocukları aç bırakmakla kazanılmaz. Eninde sonunda zafer kazanacağız.
You don't win wars by starving children.
لا يمكن كسب الحرب بتجويع الأطفال.
#AidCoalitionToGaza