"Asya-Tipi Üretim Tarzı: Kavram, Uygulama Örnekleri ve Türkiye"
1) İçindekiler
👇
-Asya-Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) Kavramının Doğuşu ve Gelişimi
- Sovyetler Birliği'nde ve Çin'de Tartışmalar (1920-1934)
- Fransa'daki Tartışmalar (1964-1981)
- Türkiye'deki Tartışmalar (1965-1985)
Lütfi Ö. Akad - Hudutların Kanunu (1966 - 1967)
Türkiye'de 1960'lı yıllar bilim, edebiyat ve sanat alanlarında "arayış yılları" olarak tanımlanabilir.
1960'lı yıllarda "ulusal sinema" tartışmaları da bu arayışın görünümlerinden biridir.
Halit Refiğ, Akad'ın May Dergisi'nde yer alan konuşmasını şu şekilde aktarıyor:
"Batı özentisi filmler yapıyor, kendimiz seyredip kendimiz beğeniyorduk." Akad, "Türk sinemacılarının belli bir kısmının bilinçlenmesinde Kemal Tahir'in ve Sencer Divitçioğlu'nun çalışmalarının etkisini" belirttikten sonra, "kendi halkımızın dokusundan hareketle filmler yapma isteğini" belirtmektedir.
Akad, "Işıkla Karanlık Arasında" adlı kitabında "Hudutların Kanunu" filmi için şu ifadeleri kullanıyor:
"Her şeyi ile bir Türk filmi yapmak istiyordum, şimdi ise bunu başardığıma inanıyorum."
Akad, senaryoda "sosyo-ekonomik koşulların" eksikliğine dikkat çekerek senaryoyu farklı bir şekilde yeniden kaleme alır. Filmde "kaçakçılık olgusu", "ağalık sistemi", "tüccarlık", "tüccar - ağa ittifakı", "yarıcılık", "toprağa bağlanma" gibi hususlar işlenmiştir.
Refiğ, filmi iki noktada eleştirmiştir: Birincisi, Urfa'nın toprağının verimsizliği ile ilgili sahnedir. İkincisi ise "işçi" kavramının işaret edildiği sahnedir.
Tunç Yıldırım ise filmin temel olarak iki çatışmaya dayandığını belirtmektedir: Devlet (jandarma) ile kaçakçılar ve topraksız yoksul köylüler ile köyün ileri gelenleri arasındaki çatışmalar.
Filmde, ağa ve açgözlü tüccarın kaçakçılar ile ittifak halinde yeniliklere karşı (filmde okul açılması, okul açılması halinde çocukların davara gönderilemeyeceği ve ayrıca kaçakçılık işlerinin sekteye uğrayacağı, çünkü sürekli gözetim olacağı vs. gibi) statükoyu savundukları görülmektedir. Bu statükoculara karşı eski düzenin bir unsuru olan Hıdır, yenilikleri kabul etmiş fakat sonunda eski düzen Hıdır'a galip gelmiştir.
Akad, filmi çekip İstanbul'a döndüğünde Sinematek Derneği'nin bir oturumu olduğunu ve bu oturumda Metin Erksan, Halit Refiğ, Duygu Sağıroğlu'nun "ulusal sinema" kavramını ortaya atıp savunduklarını belirtir. Akad'ın "içgüdüsel olarak böyle bir film çektiğimi anladım." dediğini Alim Şerif Onaran'dan öğreniyoruz. Erksan, Refiğ ve Sağıroğlu'na sınır aşan eleştiriler yapılması üzerine Akad salonu terketmiştir.
Akad'ın bu filmi ve Erksan'ın filmleri bir arayışın ürünüydü. O dönemde Kemal Tahir ve Sencer Divitçioğlu isimlerine referans ilgi çekicidir. Çünkü, Divitçioğlu'nun "Asya Tipi Üretim Tarzı ve Az-Gelişmiş Ülkeler" adlı kitabı (broşür) 1966 yılında yayımlanmış, fakat "Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu" (Mayıs 1967) henüz yayımlanmamıştı. Benzer şekilde Tahir'in "Devlet Ana" kitabı da henüz yayımlanmamıştı (Ekim 1967). Fakat, bir arayışın varlığı bilinmekteydi.Tahir'in ve Divitçioğlu'nun çalışmaları da bu arayışın bir görünümü idi.
Mesele, Osmanlı İmparatorluğu'nun "Kerim Devlet" ya da "Asya- Tipi Üretim Tarzı" olduğuna hükmetmekten ziyade farklı faktörlerin mevcudiyeti ve bu faktörlerin farklı dönemlerdeki çeşitli konfigürasyonları olduğunu tespit etmekti.
#lütfiakad
#metinerksan
#halitrefiğ
#ulusalsinema
#kemaltahir
#sencerdivitçioğlu
#atüt
#asyaüretimtarzı
#asyatipiüretimtarzı
#hudutlarınkanunu
#devletana
Marcel Proust
(10 Temmuz 1871)
Doğum yıl dönümünde Proust'u anıyorum.
"Mentalité me plaît. Il y a comme cela des mots nouveaux qu'on lance."
(Le Côté de Guermantes, II)
#marcelproust#proust#alarecherchedutempsperdu
2025 yılında Ankara Üniversitesi SBF Dergisi'nde "Klinik Sosyoloji: Yönetim Bilimlerine Psiko-Sosyolojik Bir Yaklaşım Önerisi" başlıklı makalem yayımlandı. Bu makale, Klinik Sosyoloji ile Yönetim Bilimleri arasında köprü kurma girişimini ihtiva eden bir yaklaşım önerisi olarak değerlendirilebilir.
2026 yılında Emek Araştırma Dergisi'nde değerli hocam Prof. Dr. İpek Özkal Sayan (@ipekozkal ) ile "Klinik Sosyoloji Bağlamında Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde (KİT) Çalışan Taşeron İşçilerin Sorunlarının İncelenmesi: Tespitler ve Analizler" başlıklı makalemiz yayımlandı. Bu makale, Klinik Sosyoloji yaklaşımını saha araştırmasıyla buluşturarak Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde çalışan taşeron işçilerin sorunlarının incelenmesi ve analiz edilmesidir.
İlgililere...
İki makale için erişim linkleri:
👇
https://t.co/lDGOvWsKzv
https://t.co/PXHkKVcJic
#kliniksosyoloji
#neoliberalizm
#yenikamuişletmeciliği
#kamuiktisaditeşebbüsleri
#taşeronişçileri
#taşeron
#taşeronişçilik
Dr. Soner Kavuncuoğlu ile kaleme aldığımız;
"Klinik Sosyoloji Bağlamında Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde (KİT) Çalışan Taşeron İşçilerin Sorunlarının İncelenmesi: Tespitler ve Analizler" başlıklı makale,
Emek Araştırma Dergisi'nin son sayısında (Cilt 17, Sayı: 29) yayımlanmıştır.
Okumanız dileklerimizle…
👇
https://t.co/GeHfnDnkdN
Yeni...
Değerli hocam, Prof. Dr. İpek Özkal Sayan @ipekozkal ile kaleme aldığımız "Klinik Sosyoloji Bağlamında Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nde (KİT) Çalışan Taşeron İşçilerin Sorunlarının İncelenmesi: Tespitler ve Analizler" başlıklı makale, Emek Araştırma Dergisi'nin son sayısında (Cilt 17, Sayı: 29) yayımlandı.
İlgililere
👇
https://t.co/PXHkKVcJic
#kliniksosyoloji
#kamuiktisaditeşebbüsleri
#taşeronişçileri
#taşeronişçilik
İletişim Yayınları'na Bir Soru...
Bir Sorun?
Konu: Oğuz Atay - Tutunamayanlar
İletişim Yayınları'nın "Ciltli Özel Basım" serisinden yayımlanan "Tutunamayanlar" baskısında, İletişim Yayınları'ndan yayımlanan önceki baskılarından "içerik" olarak farklılaşan bir nokta olduğu dikkatimi çekti. Bunu ilgili yetkililere öğrenmek amacıyla sormak isterim.
Murat Belge, fotoğrafta yer alan ilgili kitabının 53. sayfasında şu ifadelere yer vermiştir:
"249'da, II. Bölüm'ün başında, Turgut söz konusu metinleri okumuş olarak Süleyman Kargı'nın evinden çıkıyor. ... Oğuz Atay sekizinci faslı atlamış, farkına da varmamış. (başlamışken, "sekiz" rakamını koyduğu kağıdı yırtıyor ve sonra numaraları düzeltmiyor)."
Belge, kitabın İletişim Yayınları'ndan çıkan 11. baskısını (1996) kullandığını başta belirtiyor.
Sonraki baskılarının bazılarında (bende bulunan baskıda) İkinci Bölüm, "9" 245. sayfada başlıyor. Ve 102. sayfada başlayan 7. fasıldan 245. sayfada 9. fasıla geçiliyor.
Fakat, İletişim Yayınları'nın "Ciltli Özel Basım", Tutunamayanlar kitabında ilgili fotoğrafta görüleceği üzere İkinci Bölüm, "Sekiz" ile başlar (s. 271) yani "8" ile başlanıyor.
Bu durumda soru ya da sorun şudur:
Eğer Murat Belge'nin ifade ettiği gibi Oğuz Atay, 7'den 9'a geçiyor ve 8'i atlıyor ise (ki Ciltli Özel Basım olmayan baskılarda da böyle olduğu görülüyor) "Ciltli Özel Basım" da "Sekiz" neden mevcuttur? Burada içeriğe bir müdahale mi söz konusudur?
Eğer "8 (Sekiz)", Oğuz Atay'ın kitabında zaten vardı ise İletişim Yayınları'nın önceki baskılarında neden mevcut değildir?
Ayrıca, eğer "8 (Sekiz)" mevcut ise Murat Belge'nin Atay'ın numaralandırma ile ilgili yaptığı tespiti de hatalı olur.
İlgili yetkililerin konuyu aydınlatmasından çok memnun kalacağım.
İyi günler dilerim.
@iletisimyayin
#oğuzatay
#tutunamayanlar
#iletişimyayınları
#muratbelge
1968 yılında Halit Refiğ, Sinematek Derneği'nin yayın organı olan Yeni Sinema Dergisi'nin ikinci sayısında yer alan başyazıdan alıntılıyor ve şu tespitleri yapıyor:
Derginin ilgili sayısının başyazısında yer alan ifadeler şu şekilde alıntılanmıştır:
"Türk sineması bir sanat olarak da öbür ülkelerin sanatından soyutlanmış bir biçimde düşünülemez. Yeni Sinema Türkiye ölçülerine değil evrensel sinema sanatı değerlerine önem vermektedir."
Halit Refiğ, başyazıda yer alan bu ifadeleri şu şekilde eleştiriyor:
"Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur: Sinema evrensel bir sanattır. Bu evrensel sanatın değerlendirme birimi Batıdadır. İyi film yapmak ancak Batılı gibi film yapmakla olur. Türk filmleri kendilerini Batıya kabul ettirmeden onlardan söz edimemeli" (ss.46-47).
Türkiye'de 1960'lı yıllarda üretim tarzı tartışmalarında da benzer bir biçimde - önemli bir farkla, bu kez referans Sovyetler Birliği olarak - 'evrensel beşli şema' adı verilen (bu adlandırmaya ve bu adlandırmanın kaynağı ile ilgili eleştirilerime kitapta yer verdim) üretim tarzı kategorileri dışına çıkmamak adeta bir görev gibi benimsenmiştir.
Farklı tarihsel birikim, farklı tarihsel deneyim ve farklı iktisadi - toplumsal koşullar mevcut olsa da tüm bunların o 'evrensel' sayılan kategorilere uygun olup olmadığı araştırılır. (Prokrustes'in Yatağı).
1960'lı yılları üretim tarzı tartışmalarıyla, edebiyatıyla ve sinemasıyla bir arada ele almanın önemli kapılar aralayacağını düşünüyorum.
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#halitrefiğ
#sinema
#ulusalsinema
#yenisinemadergisi
#prokrustesinyatağı
Tutunamayanlar'ın bir pasajında şu ifadelere denk geldim:
"Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür. Elbette, çok gelişmiş milletler, kötülükten de bir şeyler çıkarıp, onu az gelişmiş memleketlere ihraç etmek yolunu bilmektedirler."
Bu pasaj, "çok gelişmiş milletlerin, az gelişmiş milletlere kavram, konu, tanım ve hatta 'azgelişmişlik' kavramının kendisinin de ihracı" gibi bir konuyu zihnimde canlandırmama vesile oldu.
Sencer Divitçioğlu, hem Asaf Savaş Akat ile yaptığı söyleşide (Cogito, Sayı: 26, 2001) hem de "Sencer Divitçioğlu Anlatıyor" adlı kitapta Prof. Mark Blaug ile ilgili anısını şu ifadelerle anlatmaktadır:
"Odamdaki tahtada da bir çalışmam vardı. Blaug işte o matrislerle dolu tahtaya baktı. Sonra dedi ki bana: Tamam, bunlar iyi hoş da. Burayı matrislerle doldurmuşsunuz ama bu Türkiye'yi anlamanız için yeter mi? ... Biz İngiltere'de azgelişmişlik gibi birtakım kavramlar uydurduk. Ama aslında esas iş sizin."
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#azgelişmişlik
#sencerdivitçioğlu
#asafsavaşakat
#oğuzatay
#tutunamayanlar
@imgekitabevi
Marcel Proust - André Gide...
Marcel Proust'un "À la Recherche du Temps Perdu" adlı abidevî eserinin ilk cildi olan "Du côté de chez Swann", 1912 yılında N.R.F. (Nouvelle Revue Française) tarafından reddedilir. Bu dönemde N.R.F., André Gide'in yönetimindeydi.
Bu olay, yayıncılık tarihinin en ünlü hatalarından biri olarak tarihe geçti.
Gide, Ocak 1914'te Proust'a yazdığı mektupta şöyle demektedir:
"Bu kitabın reddedilmesi, N.R.F'nin en ciddi hatası ve hayatımın en acı pişmanlıklarından (bunun büyük ölçüde sorumlusu ben olduğum için) biri olarak kalacaktır."
#marcelproust
#andrégide
#àlarecherchedutempsperdu
Fransa'da C.E.R.M tarafından R. Garaudy'nin önsözüyle 1969 yılında yayımlanan "Sur le 《Mode de Production Asiatique》" isimli derleme, 1970 yılında Türkçeye çevrilerek -tüm makaleler yer almamakla birlikte - Selahattin Hilav'ın başlangıç yazısıyla Ant Yayınları tarafından yayımlanıyor.
Hilav, yazısında şu şekilde bir tespit yapmaktadır:
"Fransız Marksistleri arasında Asya - Tipi Üretim Tarzı (ATÜT), Marx'ın üzerinde gerektiği gibi durulmamış veya politik nedenlerden ötürü bir yana atılmış bir görüşünün ortaya çıkarılması amacıyla ele alınmıştır. Ayrıca, uzun yıllar etkisini göstermiş olan dogmatik Marksist anlayıştan sıyrılma eğilimi de etkili olmuştur. Bizde ise ATÜT'e karşı duyulan ilgi bu çeşit bir teorik arayışın yanı sıra, Türkiye sosyalist akımının pratikteki aksaklıklarının gözlemlenmesinden ve Türkiye gerçekleri ile klasik şemaların uzlaştırılması konusunda güçlük çekilmesinden doğmuştur." (s. 20-21)
Hilav'ın da belirttiği gibi Fransız Marksistleri, 1950'li yılların ikinci yarısından itibaren"dogmatik Marksist" olarak adlandırdıkları "Stalinci Marksist" anlayışa karşı "Marx'a Geri Dönüş" ifadesini sıklıkla vurgulayacaklardır.
Hilav'ın, Fransa'dan farklı olarak Türkiye'de ATÜT'e duyulan ilginin temel sebepleri (Türkiye sosyalist akımının pratikteki aksaklıkları ve Türkiye gerçeklerinin klasik şemalar ile uzlaştırılmasının güçlüğü) olarak gördüğü hususlar, Türkiye'de 1965 - 1971 yılları arasında ATÜT konusunun incelenme ve tartışma bağlamları ile yakından ilgilidir.
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#asyaüretimtarzı
#selahattinhilav
#rogergaraudy
@imgekitabevi
Pazar sabahı için @bfdellaloglu ve @yalinalpay ‘la “Modern İnsan Gerçekten Birey mi?” videonuz yayında. 😎
https://t.co/f4FL3oRkHx
@AtolyeFildisi’nin katkılarıyla. 🙏🏻🌸
Niyazi Berkes, "100 Soruda Türkiye İktisat Tarihi" adlı eserinin birinci cildinde (1. Cilt) bir soruya şu yanıtı vermektedir:
"Osmanlı Devlet sisteminin (Klasik Çağ) kendisinin değil, mensup olduğu devlet türünün kendisinde ayırt edici özellikleri vardır. ... Marx'ın Doğu devletlerine özgü olarak farkettiği gibi, toplum olduğu yerde durur, toplumun böyle olduğu yerde duruşu ile tepesindeki devlet gücünün doğuş, büyüyüş, çöküş dönemlerini fırdolayı geçirip birbiri ardına gelen, birbirini tekrarlayan güçler oluşu arasında sıkı bağlantı vardır."
Berkes'in Osmanlı Devleti'nin mensup olduğunu belirttiği tür ile ilgili ilerleyen yıllarda Çağlar Keyder ve Huricihan İslamoğlu "Yakın Doğu Toplum İdeası" kavramını kullanarak benzer yönde bir açıklamada bulunacaklardır.
Keyder ve İslamoğlu, "Yakın Doğu Toplum İdeası" kavramının izahını "askerî - reaya" şeklindeki ayrıma referansla yaparak bu ayrımın Norman Itzkowitz ile başladığını söyler. (Not: Ömer Lütfi Barkan, Ülkü Dergisi'nde Mart 1937'de yer alan makalesinde bu ayrıma Itzkowitz'den tarihsel olarak çok daha önce yer verir.)
Son olarak, Berkes'in bahsettiği dönemde (Klasik Çağ) "toplumun olduğu yerde duruşu ile onun tepesindeki devlet gücünün birbiri ardına doğuşu ve yok oluşu önemli bir meseledir. Marx, Kapital'in çeşitli pasajlarında bu hususa değinir.
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#asyaüretimtarzı
#niyaziberkes
#çağlarkeyder
#huricihanislamoğlu
#ömerlütfibarkan
#normanitzkowitz
#karlmarx
#türkiyeiktisattarihi
#iktisattarihi
@imgekitabevi
"Bilimsel kültürün karşısına çıktığında zihin asla genç değildir. Hatta çok yaşlıdır, kendi önyargılarının yaşındadır."
"Bilim, edinilmiş kanıya kesinlikle karşı çıkar. Edinilmiş kanı, düşünmez: İhtiyaçları birer bilgi olarak tercüme eder."
(Gaston Bachelard, Bilimsel Zihnin Oluşumu, s.24)
@ithakiyayinlari
#gastonbachelard
#bachelard
#bilimselzihninoluşumu
Louis Althusser, Charles Bettelheim ve Maurice Godelier...
Godelier, 1960'lı yılların ikinci yarısının ilk yıllarında "Rationalité et Irrationalité en Économie" adlı eserini tamamlıyor. Bu eseri, Maspero Yayınevi için hazırlıyor. O dönemde Maspero Yayınevi'nin "Économie et Socialisme" serisini, Charles Bettelheim yönetiyor.
Bettelheim, Godelier'nin eserine kitabı tamamen yok eden (Godelier'nin deyişiyle) otuz sayfalık bir önsöz yazıyor. Godelier, bu durumu kabul etmiyor. Ya önsözün çıkması gerektiğini ya da kitabı başka bir yere yayımlatacağını söylüyor. Sonra da durumu Louis Althusser'e bildiriyor.
Althusser, Godelier'nin istediği şekilde kitabın yayımlanmasını sağlıyor.
Sonraki yıllarda Godelier, Asya - Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) üzerine eğiliyor. 1969 yılında Roger Garaudy'nin önsözüyle yayımlanan "Sur Le Mode de Production Asiatique" derlemesinde Godelier, "La Notion de Mode de Production Asiatique et Les Schémas Marxistes d'Évolution des Sociétés" adlı makalesi ile yeniden görünüyor. (Derlemede yer alan bu makale, 1965 yılında Jean - Paul Sartre'ın yönettiği "Les Temps Modernes" adlı dergiye gönderdiği ve yayımladığı bir makale idi.)
1966 yılında "Sur Les Sociétés Précapitalistes" adlı eseri hazırlarken Yeni Gine'de Baruyalar üzerine inceleme yaptığı sırada geçirdiği kaza sebebiyle kitabın yayımlanması 1973 yılına uzuyor. Sydney'de nekahet döneminde bu kitaba uzun bir önsöz yazıyor.
2025 yılında Godelier'ye "Asya-Tipi Üretim Tarzı" kitabımın yayınlamlandığını haber veren bir mail göndermiştim. Bu mailime nazik geri dönüşünde Godelier, 1973'te yayımlanan baskıda önsözünün çok uzun olduğunu, kitabın 2022'de yayımlanan baskısında önsözü çok daha kısa tuttuğunu ifade etmişti.
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#asyaüretimtarzı
#mauricegodelier
#louisalthusser
#charlesbettelheim
#rogergaraudy
@imgekitabevi
Oskar Lange'nin eserini (Économie Politique, Tome Premier) Fransızcaya Anna Posner çeviriyor. Bu kitap, kısmen (ilk üç bölümünden) Muvaffak Şeref tarafından Türkçeye çevrilerek 1965 yılında Ataç Kitabevi'nden yayımlandı.
Muvaffak Şeref, 1960'lı yıllarda Asya-Tipi Üretim Tarzı (ATÜT) tartışmalarında (dolaylı olarak) görünen bir isimdir. 1964 yılında Eylem Dergisi'nde yazdığı yazısında "Asya Tipi Üretim Tarzı" kavramına değinir geçer. Kavram, 1965 yılında Selahattin Hilav aracılığı ile doğrudan bir incelemenin konusu olacaktır.
ATÜT'ü de içeren çeşitli konular, yalnızca kitaplardan edinilen bilgiler aracılığıyla değil, masalarda yürütülen tartışmalar aracılığıyla da zenginleşmekteydi.
Örneğin, Sencer Divitçioğlu, Murat Sarıca, Kemal Tahir, Selahattin Hilav, Muvaffak Şeref, Kevork Acemoğlu gibi isimlerin bir arada bulunduğu masalar gibi...
Selahattin Hilav'ın da müdavimi olduğu Eski Beyoğlu Balıkpazarı'nda bulunan Mösyö Lambo'nun yerinde bir arada bulunulan masalar gibi...
Birçok aydının bir araya gelerek entelektüel sohbetler ve tartışmalar yürüttükleri Kemal Tahir'in Suadiye'de (Çınardibi) bulunan evindeki masalar gibi...
#atüt
#asyatipiüretimtarzı
#asyaüretimtarzı
#muvaffakşeref
#selahattinhilav
#sencerdivitçioğlu
#kemaltahir
@imgekitabevi