15 Temmuz ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğini ayakta tutan en kıymetli değerlerden biridir. Rabbimiz, birlik ve beraberliğimizi daim, devletimizi payidar eylesin.
#DemokrasiVeMilliBirlikGünü#15TemmuzDestanı
Aşure Günümüz Mübarek Olsun.
Âşûrâ günü orucunun, bir önceki senenin günahlarına keffâret olmasını Allah'tan umarım.
İbni Mace
Beyhaki
Müslim
Ebu Davud
Ahmed bin Hanbel
#Aşure#AşureGünü
Muharrem ayının başlaması ile birlikte idrak edeceğimiz 1448 Hicri yılının ülkemize, milletimize ve tüm İslâm âlemine sağlık, huzur, bereket ve hayırlar getirmesini dileriz.
#HicriYeniYıl#Hicri
Sahâbe-i Kirâm, bu ümmetin en şerefli neslidir. Yeryüzünde Resûlullah’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra hiçbir topluluk onların eriştiği fazilet ve şerefe erişememiştir. Zira onlar, Allah Teâlâ’nın Habîbi ve Eşref-i Mahlûkât olan Efendimiz’e arkadaşlık etmek üzere seçtiği mübarek kimselerdir.
Kur’ân onların faziletine şahitlik etmiş, Allah Teâlâ onlardan razı olduğunu beyan buyurmuştur. Rabbimizin razı olduğunu ilan ettiği kimseler hakkında dil uzatanlar, önce kendi makamlarına baksınlar. Ömrünü günahlarla geçiren, nefsinin kusurlarını saymaya vakit bulamayan kimselerin, Resûlullah’ın arkadaşlarını muhakeme kürsüsüne çıkarmaya kalkması ne büyük bir cür’et, ne ağır bir edepsizliktir.
Bugün İslâm diye bilinen ne varsa onların fedakârlıklarıyla, onların cihadıyla, onların gözyaşı ve gayretleriyle bizlere ulaşmıştır. Kur’ân’ı nakleden de onlardır, sünneti taşıyan da onlardır, İslâm’ı dünyanın dört bir yanına ulaştıran da onlardır.
Radıyallahu anhum ecmain
#Tasavvuf #SadatıKiram #Edep
Tasavvuf yolu; ülfetin, edebin ve kardeşliğin yoludur. Bu yolda tefrika olmaz. Bu yolda dışlamak olmaz. Bu yolda gönül kırmak olmaz. Kalp yapmayı ömrünün gayesi hâline getirenlerin, kalp kırmayı marifet gibi görmeleri düşünülemez.
Allah rızası için kendimize gelelim. Bilhassa sosyal medya imtihanında ciddi bir muhasebeye ihtiyacımız var. Büyük bir üzüntüyle müşahede ediyoruz ki bazı kimseler, tasavvuf adına konuşurken tasavvufun ruhuna en uzak tavırları sergiliyor. Sufiler birbirlerinin kusurlarını teşhir ediyor, birbirlerine yakışıksız lakaplar takıyor, tehditkâr ifadeler kullanıyor, yılların hukukunu birkaç paylaşım uğruna ayaklar altına alabiliyor.
Düşünmek gerekir: Tasavvufa bu tavırlardan daha büyük bir zarar kim verebilir? Dışarıdan gelen hücumların yıkamadığını, içeriden yükselen öfke ve ölçüsüzlük yıkmaya çalışıyor. Muhabbet üzerine bina edilmiş bir yolun mensuplarının, birbirlerini yıpratmayı vazife edinmeleri ne hazin bir manzaradır.
#Tasavvuf #Kardeşlik #Edep
Kardeşlerim,
İslâm ümmetinin her zamankinden daha fazla vahdete, kardeşliğe ve dayanışmaya muhtaç olduğu bir dönemde; dinimizin usûl ve esaslarına taalluk etmeyen meseleleri büyütmek, bunları ihtilaf ve ayrışma vesilesi hâline getirmek, hatta bu sebeple birbirini dışlayacak, itham edecek ve tekfire kadar varacak sözler sarf etmek büyük bir vebaldir. Nebevî ahlâkın ruhu; merhameti, hüsnüzannı ve kardeşliği muhafaza etmeyi emreder. Hakaret, tahkir, kötü lakaplar ve kırıcı üsluplar ise kalpleri birbirinden uzaklaştırır, safları zayıflatır.
Bugün ümmet, türlü fitnelerin, işgallerin, zulümlerin ve kuşatmaların gölgesinde ağır bir imtihandan geçmektedir. Böyle bir hengâmda enerjisini kardeşleriyle mücadeleye harcayanlar, farkında olsalar da olmasalar da düşmanların arzu ettiği zemine hizmet etmiş olurlar. Hâlbuki ihtilafları büyütmek yerine müştereklerde buluşmak, kırgınlıkları derinleştirmek yerine gönülleri tamir etmek, ayrılığı körüklemek yerine vahdeti güçlendirmek gerekir.
Devletimizin ve milletimizin türlü tehditlerle karşı karşıya bulunduğu bir zamanda, her türlü iftirak ve tefrika ümmet bünyesinde yeni yaralar açmaktadır. Basiret sahibi müminlere düşen vazife; fitneyi büyüten sözlerden uzak durmak, kardeşlik hukukunu muhafaza etmek, ihtilafı değil ittifakı besleyen bir dil kullanmaktır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni cepheler açmak değil, mevcut safları sıklaştırmaktır. Kırmaya değil onarmaya, ayrıştırmaya değil birleştirmeye, nefisleri tatmine değil Allah’ın rızasını kazanmaya yönelmektir. Vahdetin kıymeti, fitnenin ateşi yükseldiğinde daha iyi anlaşılır. Bu sebeple dilimize, kalemimize ve tavırlarımıza dikkat etmeli; ümmetin birlik ve dirliğine zarar verecek her türlü söz ve davranıştan sakınmalıyız.
Allah Teâlâ kalplerimizi ülfet üzere birleştirsin, bizleri fitnelerin karanlığından muhafaza eylesin. Âmin.
#Tasavvuf #Kardeşlik #Sufi
Şeref ehlini şeref ehli tanır; fazilet sahiplerinin kıymetini de fazilet sahipleri bilir. Herkes baktığı yere kendi aynasından bakar. Kalbi faziletle dolu olan, fazileti görünce ona hürmet eder. Gönlü edep ve vefa ile yoğrulmuş olan, o hasletleri taşıyan kimseleri görünce kıymetlerini teslim eder. Kusur aramayı alışkanlık hâline getirenler ise güzelliklerin arasından dahi kusur devşirmeye çalışırlar.
Tarih boyunca hak ve hakikat yolunda yürüyenler, en ağır ithamlara maruz kalmışlardır. Peygamberlere sihirbaz denilmiş, âlimlere iftira atılmış, salih kimselerin niyetleri sorgulanmıştır. Hakikatin değişmeyen kanunlarından biri de budur. Fazilet sahipleri hizmetleriyle meşgul olurken, haset ehli onların gölgeleriyle mücadele etmeye çalışır.
Hâsılı, güneş doğduğu vakit onu inkâr edenlerin sözü güneşe zarar vermez. İnkâr eden yalnızca kendi gözünü bu nurdan mahrum bırakmış olur. İzzet ehlinin değeri, onu düşürmeye çalışanların sözleriyle eksilmez. Bilakis zaman geçtikçe sözlerin gürültüsü diner; geriye insanların ortaya koyduğu hizmetler, bıraktığı eserler ve yetiştirdiği gönüller kalır.
#Tasavvuf #İlim #Hizmet
Şeyh Feyzullah Hz. başımızın tacı, gönlümüzün hürmetle andığı kıymetli büyüklerimizdendir. İlmî derinliği, meseleleri kavrayışındaki vukûfiyeti ve irfanı hakkında söz söylemek dahi fazladır. Her fırsatta meclisinden istifade ederek ayrılmış, sohbetlerinden daima nasibdar olmuşuzdur. Nice kimseler gibi bizler de ilminin bereketine, sohbetinin tesirine ve samimiyetinin güzelliğine şahit olmuşuzdur.
Cömertliği, vakarı, ciddiyeti ve vefasıyla Nakşibendî meşâyihi arasında müstesna bir yere sahiptir. Bulunduğu meclise ağırlık ve ciddiyet kazandıran, dostluğunda sadakati, hizmetinde ihlası ve muhabbetinde samimiyeti hissettiren nadir zevattandır. İlim ile ameli mezceden, bildiğini yaşayan ve yaşadığını da etrafına hissettiren bir hâl sahibidir.
Şer'-i şerife bağlılığı ise herkesin malumudur. Şeriat hususunda taviz kabul etmeyen, hak bildiğini söylemekten geri durmayan, bu yolda sarsılmaz bir duruş sergileyen bir zat-ı muhteremdir. Sünnet-i seniyyeye olan bağlılığı, din hususundaki hassasiyeti ve ölçülü tavrı, kendisini tanıyanların takdir ettiği hususların başında gelir. Bu sebeple gerek hakiki ilim ehli gerekse kendisinden istifade eden kimseler nezdinde daima hürmet ve muhabbetle yâd edilmektedir.
Cenâb-ı Hak kendilerine sıhhat ve afiyet ihsan eylesin. İlminden, amelinden, irşadından ve himmetinden ümmet-i Muhammed’i daha nice yıllar istifade ettirsin. Rabbimiz bereketli ömürler ihsan buyursun, hizmetlerini makbul ve daim eylesin. Kendileri gibi ilim, irfan ve istikamet ehli büyüklerimizin varlığını ümmet için bir bereket vesilesi kılsın.
#SeydaFeyzullahKonyeviHz #Konyevi
Fikrî ve ilmî sahadaki en derin marazımız, müdafaa psikolojisinin zihinleri esir almasıdır. Müslümanlar, muhalif akımların tayin ettiği sûnî gündemlerin peşinde, onların çizdiği hudutlar dahilinde enerji tüketmektedir. Muarızın her taarruzuna alelacele bir müdafaa hattı kurma refleksi, ilim erbabından avama kadar umumi bir atalete sebebiyet vermiştir.
Daimi surette müdafaada kalmak, mağlubiyeti baştan kabullenmektir. Hakikatin hamili olan bir kitle, sadece maruz kaldığı ithamları bertaraf etmekle mükellef addedilemez. Vazifemiz, kurucu bir iradeyle aleme nizam ve ahlak telkin etmektir.
Bu fasit daireyi kırmanın yegane çaresi, edilgen bir cevap yetiştirme telaşını terk eylemektir. Muarız akımların felsefi zafiyetlerini, insanlığı sürüklediği buhranları ifşa edecek köklü bir fikrî tefekkür elzemdir. Müslümanlar, başkasının açtığı meşgale zemininde patinaj yapmaktan vazgeçip, gündemi bizzat tayin ve inşa ettiği vakit felaha erecektir.
#Fikir #İlim #Müslüman
Tasavvuf yoluna adım atan salik, bu kapının baştan başa imtihan ve meşakkatle örülü olduğunu derinden kavramalıdır. Dünyadaki nefes sayısı tükenene değin sınanmaların bitmeyeceğini bilerek yola çıkmak esastır. Sufiye yakışan; karşılaştığı her çetin virajda sabır zırhına bürünmek, tahammül göstermek ve her ne pahasına olursa olsun istikametinden sapmamaktır.
Aynı menzile yürüdüğü bir yol kardeşinin sataşmasına, kırıcı bir üslubuna maruz kaldığında, ona aynı şekilde mukabelede bulunmak yahut sosyal mecralarda ima ve şikayet yoluyla nefsini teskin etmeye çalışmak sufi vakarına asla yakışmaz. Bilinmelidir ki, ortaya konan her gayretin ve yapılan her hizmetin halisane bir niyetle, yalnızca Allah rızası için olup olmadığı, tam da bu tür sarsıntılarla imtihan edilir.
Sufi, zahiren haklı olduğu bir meselede dahi hak davası güderek kardeşinin gönlünü incitirse, bilsin ki amellerin özü olan ihlası büyük bir yara almıştır. Gönül yıkılarak ortaya konan bir hizmetin, hakikat mizanında ne kıymeti kalabilir? İhlasın zedelendiği yerde, yapılan işlerin geriye kuru bir yorgunluktan başka neyi kalır?
#Tasavvuf #Sufi #Muhabbet
Gönül terbiyesini esas alan bu yolda, daima kendini haklı görmek ve her hadise hakkında fikir beyan etmek nefsin en büyük tuzaklarındandır. Dünyadaki her oluşun kendi mizaç ve fıtratına uygun şekillenmesini arzu eden kimse, tasavvuf yolunun ilk basamaklarında demektir; o kişinin nefsini olgunlaştırmak için daha çok gayret göstermesi gerekir.
Hakiki bir sufi, çok konuşmaktan ziyade sükutu tercih eder. Fani tartışmalarda haklı çıkmayı arzu etmek yerine, her işin arkasındaki mutlak hakkı ve ilahi rızayı arar. Kendini merkezde görmekten vazgeçmeyen bir yürek, tasavvufun özü olan mahviyet ve tevazu iklimine girmekte zorlanır. Kelamı azaltıp sükutun rehberliğine sığınmak, bu yoldaki en esaslı vazifedir.
#Sufi #Kardeşlik #Edep
Gönül tahtının sultanlığına talip olanların, patika yollardaki dikenlere takılıp kalması ne acıdır. Tasavvuf yolu mahviyet ve nefsi eritme ocağıdır. Bu ocakta pişenlerin, hamlık nişanesi olan kırgınlık ve küslük girdaplarında kaybolması, sadece kendi yürüyüşlerini değil, topyekûn bir cemiyetin manevi terakkisini de sekteye uğratan en büyük manidir.
Sufi, aynada kendi kusurlarıyla yüzleşen kişidir. İlahi huzura vardığında, işlediği kebair günahların dahi affını ümitle bekleyen bir kul, nasıl olur da fani dünyada bir kardeşinin anlık bir nazarına, yükselen bir sesine takılıp kalabilir? Kendi cürümlerinin deryalar kadar azametli olduğunu bildiği halde, kardeşinin bir damla hükmündeki zellesini affedemeyen gönül, asıl büyüklüğü nerede arayacaktır? Affetmeyi unutan, ötelerde hangi yüzle af dilenir? Kendisine merhamet kapılarının açılmasını arzulayan kişi, önce kendi yüreğinin kapılarını sonuna kadar kardeşine açmalıdır.
Gönüller birleşmeden, ruhlar aynı ahenkle çarpmadan cemiyetin irfan ufkuna kanat açması muhaldir. Kırgınlıklar yük, küslükler ise ayağa vurulan zincirdir; bu bağları koparmak, tasavvuf yolunun ilk adımıdır.
Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur:
Arefe günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağını Allah'ın rahmetinden umuyorum.
(Müslim, Sıyâm; 196)
(Tirmizî, Savm; 46)
(İbn Mâce, Sıyâm; 40)
#KurbanBayramı#ArefeGünü
Arefe günü sabah namazından başlanarak Kurban Bayramı'nın 4. günü ikindi namazı dahil olmak üzere toplam yirmi üç vakit farz namazı müteakip üç kere okunan teşrik tekbirlerini unutmayalım.
#KurbanBayramı#Teşriktekbirleri
Sumud filosundaki kardeşlerimize yapılan alçak muameleyi izlerken insanın içi yanıyor. Uluslararası sularda, bütün dünyanın gözü önünde korsanca baskın yapılıyor; yardım gönüllüleri silah zoruyla alıkonuluyor, ardından ümmet oturup zalimlerin onları kendi limanlarına kadar sürüklemesini seyrediyor. Hakikaten bundan daha ağır bir zillet tasavvur etmek güçtür.
Bir zamanlar mazlumun feryadıyla ordularını harekete geçiren ümmet, bugün açık denizlerde kaçırılan evlatları için yalnızca endişe açıklamaları dinleyen bir hâle sürüklendi. Zalimler hukuku çiğniyor, insanlığı çiğniyor, bütün dünyanın onurunu çiğniyor; karşılarında ise dağılmış bir irade ve felç olmuş bir vicdan görüyorlar.
Asıl korkunç olan da budur. İşgalciler yalnızca gemilere saldırmıyor; ümmetin haysiyetini hedef alıyor. Ve ne yazık ki bu cüreti, yıllardır karşılarında ciddi bir bedel görmemelerinden alıyorlar.
Ümmetin çocukları uluslararası sularda kaçırılırken çaresizce sonucu beklemek, ardından zalimlerin onları ülkelerine götürüp türlü baskı ve eziyetlerine maruz bırakmasını seyretmek; yüreği diri kalan her mümine ağır gelen bir aşağılanmadır.
İnna lillah ve inna ileyhi râciûn
#SumudFilosunaSaldırı #Sumud