Yok mu Trabzon’u bir avuç akplinin elinden kurtaracak birileri? Stadımızı aldılar, sahilimizi aldılar, plajlarımızı aldılar, hastanelerimizi aldılar, Yavuz Selim’imizi aldılar, şimdi de tesislerimizi alıyorlar. Şehrin tüm güzellikleri, kendi arasında çekişme olan 5-6 tane akplinin elinde koca ruhsuz ucubelere döndü. Şehrin hafızasını, insanların gençlik anılarını ve şehrin imza yerlerini teker teker tarihe gömüyorlar.
Pek televizyon izlemeyen birisi olarak Onur kardeşimden dolayı dizinin sürecini dışarıdan takip ediyordum. Açıkçası dizi yönetiminin kelle almaya Trabzonlu bir oyuncudan başlamasını pek anlayamadım. Çünkü sohbetlerimizde Onur’un her zaman diziyi öven, eleştirilere rağmen kollayan bir tavrı vardı. Trabzon’da birlikte vakit geçirdiğimizde vatandaşın kendisine ciddi ilgisi olduğuna defalarca şahit oldum. Kendisi de Trabzoncu ve Trabzonsporcu birisi olarak dizinin bu anlamda şehre sunduğu katkıları sürekli anlatmaya ve geliştirmeye çalışıyordu. Bu dizide oynamayan bir oyuncu arkadaşım, Onur Dilber’i senaryo anlamında yemeye çalıştıklarını aylar öncesinden bana söylemişti. Gelinen noktada bunun doğru olduğunu görüyoruz. En büyük suçu kendisine verilen rolü fazlasıyla iyi oynayarak en az başrol kadar öne çıkmak olan Onur kardeşimle gurur duyuyorum. Başarısı cezasız kalmamış ama bu kafada olan bir projenin de akıbeti pek hayır değildir. Her türlü şeyi sığdırdığınız Trabzon dizisine bir Trabzonluyu çok gördünüz..!
Siyasetin, siyasetçinin her gün şekilden şekile girdiği şu dönemde; lafı eğip bükmeden, Trabzon delikanlısına yakışır şekilde dimdik duran sevgili kardeşim, dostum, başkanım Mustafa Bıyık…
Seninle ne kadar gurur duysak azdır. Duruşunla, samimiyetinle ve adamlığınla örnek olmaya devam ediyorsun. Her zaman yanındayım. Var ol.
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
Biz mecbur muyuz kardeşim her hafta Amedspor’u neden sevmediğimizi anlatmaya? Burada birisi kendini açıklayacaksa o da Amedspor’dur. İzaha muhtaç tüm şaibeler onlardadır.
Biz Amedspor’u bir takım olarak değil, bir geleneğin temsilcisi olarak görüyoruz. Bazen yaptıklarıyla, bazen de yapmadıklarıyla tanıyoruz onları. 1925’ten biliyoruz biz onları. 1937’de de görmüştük biz Amedspor’u. En son öcalan hainin açıklama yaptığı gün, aynı tişörtün renginde forma satışa çıkarırken görmüştük onları. Biz Amedspor’a fazlasıyla aşinayız. Onları da zaten o yüzden sevmiyoruz. Bu ülke Amedspor’a ve onun temsil ettiği geleneğe çokça fırsat sundu ama onlar bu fırsatları defalarca tepti. Hatta Ahmet Türk’ün bugünkü açıklamalarını okursanız tepilmiş bir fırsat daha göreceksiniz.
Önümüzdeki sezon her maç öncesi yine bizden benzeri açıklamaları haftalık olarak beklemeyin. Herkes bir hikayeyi temsil ediyor. Bizim temsil ettiğimiz hikaye, Amedspor’un temsil ettiği hikayenin dün olduğu gibi bugün de tam karşısındadır. Onlar günahlarından arınmadıkça da karşı karşıya olmayı şeref sayacağız.
Ben bir Trabzonspor taraftarıyım.
Bu hafta sonu tek beklentim Galatasaray’ı yenmek.
Belki de şu an her şeyden çok bunu istiyorum.
Çünkü bu maç sadece 3 puan değil, şampiyonluğa giden yol.
Uğurcan Çakır konusu benim için kapanmıştır.
Bu kulüpte büyümüş, şampiyonluk yaşamış ve zamanı geldiğinde kulübe değer katarak yoluna gitmiştir.
Ne tezahürat, ne küfür, ne de onun üzerinden bir hikâye…
Bunlar bize hiçbir şey kazandırmaz.
Aksine, yok saymak en güçlü mesajdır.
Çünkü bizim odağımız belli:
Mücadele, forma ve galibiyet.
Ben takımıma inanırım.
Ve sadece şunu isterim:
Galatasaray’ı yenmek.
Ben iki dönemdir seçime girmiş bir belediye başkanıyım. Seçim dönemlerinde bize atılmadık iftira, söylenmedik söz kalmamıştı. Ne PKK’lılığımız ne de FETÖ’cülüğümüz eksik edilmişti. Bize, yapmadığımız şeyler üzerinden hakaret edenlerin bugün söyledikleri cümleleri hayretle izliyorum. Görüyorum ki o gün ağız dolusu bize iftira atanlar, bugün suspus olmuş. Dün bize çamur atanların, bugün şehitlerimizin kemiklerini sızlattığına biz şahidiz, tarih de şahittir. Gelinen noktada, PKK ve diğer terör örgütlerine yönelik en ufak olumlu duygumuzun olmadığı artık açıkça anlaşılmıştır. Kimlerin onlarla yakın ilişki içinde olduğunu ise kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
ADALET İSTİYORUZ!
Van'da bir anne, ehliyetsiz 16 yaşındaki sürücünün 50 km hız sınırı olan yolda 113 km hızla çarpması sonucu hayatını kaybetti.
• Araçtaki 5 aylık bebek Yağız ve Uzman Çavuş baba yaralı kurtuldu.
• Tutuklanan şahsın, 4 ay sonra serbest bırakıldığı ortaya çıktı. (DHA)
Çok mu zordu Ahmet Minguzzi davasının sanıklarının tamamına en üst sınırdan ceza vermek? Bu davanın sonucunda “beraat” ve “tahliye” kelimelerini o şerefsizlerin isimleriyle nasıl yan yana yazabildiniz? Sizin bu inisiyatifi alamamış olmanız, yarının katillerine cesaret vermiştir.
Dünden beri içim içimi yiyor. Birkaç kişi dışında herkes gayet normal davranıyor. Olup biteni değiştirecek gücümüzün olmadığını görmek çok ağrıma gitti. Bedirhan bebeğin ahı, Gazi Meclis’te şehitlerimizin kemiklerini sızlatanlardan ve onlara bu cesareti verenlerden eksik olmasın.