Şenay Aybüke Yalçın, henüz 22 yaşında, gençliğinin ve mesleğinin baharında bir fidandı. 9 Haziran 2017’de, görev yaptığı Batman’ın Kozluk ilçesinde hain terör örgütü PKK tarafından katledilerek hayattan ve çok sevdiği öğrencilerinden koparıldı.
Şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Eğitim-İş olarak şehit öğretmenlerimizin mirasını laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle yaşatmaya devam edeceğiz.
#şenayaybükeyalçın
Ağrı’nın Hamur ilçesindeki Soğanlıtepe İlkokulu’nda görev yapan 24 yaşındaki gencecik meslektaşımız Irmak Koparan’ın ölüm haberi, tüm eğitim camiasını derinden sarsmıştır.
Gencecik bir öğretmenin hayattan kopuşu; sistematik mobbingin, fiziksel boyutlara ulaşan şiddetin, öğretmenin yıllardır içine itildiği derin psikolojik ve ekonomik bunalımın bir sonucudur. Bu acı kayıp, öğretmeni değersizleştiren ve yalnızlığa mahkûm eden politikaların bir eseri olarak tarihteki yerini alacaktır.
Bugün eğitim emekçileri; giderek ağırlaşan geçim derdiyle ekonomik, okulları sarmalayan şiddet ve can güvenliğini tehdit eden saldırılarla fiziksel, liyakatsiz yönetici kadrolarının baskı ve mobbing uygulamalarıyla da psikolojik şiddet görmekte, her türlü şiddetin kıskacında meslek onurunu korumaya çalışmaktadır.
Eğitim-İş olarak soruyoruz:
Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor?
24 yaşında hayattan koparılan öğretmenimiz Irmak Koparan’a rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Henüz ömrünün ve mesleğinin baharında olan Irmak öğretmenimizi ölüme sürükleyen sürecin tüm yönleriyle aydınlatılması, makamını gencecik öğretmenlerin üzerinde bir güç aracı olarak kullananların adalet önünde hesap vermesi için adli ve idari sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Okul ve kurum yöneticilerimiz, asli görevlerinin yanı sıra yoğun bir şekilde *muhakkiklik* göreviyle yükümlendirilmektedir. Görevle ilgili yasal ve idari düzenleme talebimiz için MEB'e başvuruda bulunduk.
Taleplerimiz nettir:
• Muhakkiklik görevi inceleme aşamasıyla sınırlı tutulmalı, soruşturma süreçleri Eğitim Müfettişlerine devredilmelidir.
• Her muhakkiklik dosyası için *10 saat ek ders ücreti* ödenmelidir.
• Görev, yöneticilerin rızasına bağlı olmalı; gerekli eğitim ve harcırah desteği sağlanmalıdır.
Eğitim yöneticilerimizin üzerindeki idari yükün azaltılması, disiplin süreçlerinin kalitesinin artırılması ve çalışma barışının korunması için taleplerimizin takipçisi olacağız.
Başvuruyu görmek için tıklayınız:
https://t.co/2cknEfqFxv
Ben Burdur Milletvekiliyim, Ankara’da birilerine güvenerek değil Burdur Halkı için çalışarak halka güvenerek siyaset yaptım!
Ve şimdi Burdur Halkımızın istemediği Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte siyaset yapmayacağımı kamuoyuna saygılarımla bildiriyorum. @herkesicinCHP
Eğitim-öğretimden siyasi partilere kadar toplumsal hayatı oluşturan tüm alanlar, siyasi iktidarın keyfi yönetimine mahkûm edilmiştir. Alışkanlık haline getirilen kayyum politikaları, artık siyaset alanını da aşarak eğitim kurumlarını yutmaya başlamıştır.
Yükseköğretim alanında yaşanan bu kaosun tek sorumlusu; eğitimi ticarileştiren siyasi iktidar ve akademik özerkliği yok ederek bu düzene çanak tutan YÖK’tür. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan kriz; eğitimi ticari faaliyet, öğrenciyi müşteri, akademisyeni ise güvencesiz bir şirket çalışanı olarak gören zihniyetin sonucudur.
Üniversitelerin bilim yuvası olmaktan çıkarılıp, kâr-zarar hesabı yapan ticari işletmelere dönüştürülmesinin faturası öğrencilere, velilere, akademik-idari personele ve kampüs içinde çalışan binlerce emekçiye kesilmektedir.
Bini aşan akademik/idari personel ile kampüs içinde taşeron ya da sözleşmeli olarak görev yapan emekçiler, alınan bu kararla bir gecede işsiz kalma riskiyle baş başa bırakılmıştır.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/adjWiWxoik
"Fırtına koptu bir kere, önünde kimse duramaz! Türkiye'nin en büyüğü olduğunu bir kez daha kanıtlayan GERÇEK ŞAMPİYON Trabzonspor’u gönülden tebrik ediyorum. Bize her yer Trabzon! 🏆❤️💙"
Türkiye’de uygulanan eğitim sistemi laik, bilimsel ve kamusallık ilkelerinden hızla uzaklaştırılmakta; MEB açıkça belirli okul türlerine ayrıcalık tanımaktadır. İmam Hatip ortaokullarında “hazırbulunuşluk” adı altında yürütülen ve mevzuata aykırı olan ‘öğrenci seçme sınavları’, eğitimdeki kayırmacılığın ve kural tanımazlığın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir.
Zorunlu temel eğitim; tüm çocukların eşit, nitelikli, bilimsel, laik ve çağdaş eğitim alma hakkını anayasal güvence altına alan bir haktır. Bu hakkın ayrımcı uygulamalarla zedelenmesi, çocukları farklı okul, sınıf ya da programlarla kategorize etmek anayasaya ve çağdaş eğitim anlayışına aykırıdır. İlkokuldan ortaokula geçişte okul türlerine göre öğrencileri ayrıştırıp sınav yapılması hukukun ve anayasanın açık bir ihlalidir.
Eğitim sistemimizde ilkokuldan ortaokula geçişte merkezi ve zorunlu bir sınav uygulanamazken İmam Hatip ortaokullarının “okul vizyonuna öğrenci seçmek” gibi ayrıştırıcı gerekçelerle kendi sınavını yapması usulsüzlüktür.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/EuW2yybNtl
AKP iktidarı, siyaseti halkın iradesinin tecelli ettiği meşru bir alan olmaktan çıkarıp yargı sopasıyla dizayn ettiği bir zemin haline getirmeye devam ediyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Genel Kurultayı’na yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi tarafından verilen “tedbirli mutlak butlan” kararı, doğrudan halk iradesine ve demokrasiye indirilmiş bir darbedir.
AKP, siyasi rakiplerini tasfiye etmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek için yargıyı bir enstrüman olarak kullanmayı alışkanlık haline getirmiştir.
19 Mart operasyonlarıyla başlayan süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alınmış, belediyelere kayyum atanmış, art arda şantaj iddialarıyla gündeme gelen siyasi transferler yaşanmış, muhalefet türlü operasyonlarla sindirilmeye çalışılmıştır.
Sandıktan çıkan sonuçları tanımayan, seçilmişleri türlü gerekçelerle görevden alıp yerlerine atanmışları getiren kayyum rejimi, halk iradesinin gaspından başka bir şey değildir. Seçim iptalleri, siyasi yasak talepleri ve şimdi de CHP Kurultayı’na yönelik mutlak butlan kararı, siyaset meydanında yenemediği iradeyi mahkeme salonlarında boğma girişimidir.
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:Meşruiyetini halktan almayan hiçbir iktidar kalıcı değildir.
Açıkça anayasaya ve demokrasiye aykırı olan bu kararı kınıyoruz. Yaratılmak istenen korku iklimine, muhalefeti parçalamaya dönük sindirme politikalarına ve başımızda sallandırılan yargı sopasına rağmen demokrasiyi savunma mücadelemizden bir adım geri atmayacağız. Demokrasiyi, adaleti ve halkın iradesini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
Eğitim-İş olarak, memleketin genç kızları ve erkekleri muasır medeniyetler seviyesinin en önünde yürüsün diye laik ve bilimsel eğitim mücadelemize devam ediyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
#19Mayıs#Atatürk#Cumhuriyet#Türkiye
“Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! Ölüme saniyeler kalmış olsa bile…”
Ömrünü Cumhuriyet değerlerine, kız çocuklarının eğitimine ve çağdaş bir Türkiye’ye adayan aydınlanma neferi Prof. Dr. Türkan Saylan’ı aramızdan ayrılışının 17. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.
Eğitim-İş olarak verdiğimiz laik ve bilimsel eğitim mücadelemizde, Türkan Saylan’ın Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerine yürekten bağlı kişiliği yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
#TürkanSaylan
Tekirdağ Çorlu’da görevleri başında şehit olan polis memurlarımız Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’un acı haberini derin bir üzüntüyle öğrendik.
Şehitlerimizin kederli ailesine ve ulusumuza başsağlığı diliyoruz.
#Çorlu#Şehit
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Bugün, yaşama attığımız ilk adımdan itibaren bize yol gösteren, güç veren, şefkatiyle bizi biz yapan annelerimizi kucaklama günüdür. Onların görünmez emeği bir çocuğun, bir çocuk ise bir ülkenin kaderini değiştirebilir.
Ancak ne yazık ki ülkemizde milyonlarca anne; giderek derinleşen kadın yoksulluğu, esnek ve güvencesiz çalışma koşulları, istihdamdan dışlanma ve eşitsiz bakım yükü gibi ağır sorunların arasında yaşam mücadelesi veriyor. Kadınların özgürleşmesi ve toplumsal hayatta var olabilmesi; ancak eşit ve güvenceli istihdam politikalarıyla, devlet destekli nitelikli ve ücretsiz kreş hakkıyla mümkündür.
Eğitim-İş olarak, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere, emeğiyle hayatımızı ve dünyayı şekillendiren tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyoruz.
#AnnelerGünü
TÜM ÖZEL ÖĞRETİM VE MUHTELİF KURS İŞVERENLERİ SENDİKASI heyetini ağırladık.
Eğitim dünyamızın paydaşları arasındaki iletişimi güçlendirmek ve özel öğretim kurumlarımızın vizyonuna katkı sunmak adına gerçekleştirilen bunazik ziyaret için sendika temsilcilerine teşekkürederim.📚🤝
ÜÇ FİDANI SAYGIYLA ANIYORUZ! YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
54 yıl önce bugün, Türk halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine ömrünü adamış üç yiğit devrimci; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan halkın egemen olduğu, adaletin hüküm sürdüğü, emeğin değer gördüğü bir Türkiye için kendi yaşamlarıyla genç yaşta vedalaştılar. Onları asanların isimleri tarih sahnesinden silinip giderken, üç fidan milyonların yüreğinde ve çocukların adında yeşermeye devam edecektir.
12 Mart faşist cuntasına karşı başları dik yürüdükleri darağacında, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” diye haykırarak gecenin ve faşizmin karanlığını yırtan üç fidanın verdiği mücadele, emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin yüreğine korku salmaya devam ediyor.
Unutulmamalıdır ki; üç fidanımızın mücadelesine ilham olan şey, Mustafa Kemal Atatürk ve öncülük ettiği Cumhuriyet Devrimidir. Deniz Gezmiş, namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşurken bunu açıkça dile getirmişti:
“Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. (…) 35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı.”
Bizler biliyoruz ki; yargılananlar yalnızca gencecik bedenler değil, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve “Tam Bağımsız Türkiye” idealiydi. Ancak halkımızın yüreğinde yanan bağımsızlık ve özgürlük ateşi, idam sehpalarını aşarak bugüne kadar geldi.
Bugün bizlere düşen en büyük görev; onların bıraktığı mirası laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle aydınlık yarınlara taşımaktır. Aydınlık uğruna verdiğimiz kavga, aynı zamanda “Tam Bağımsız Türkiye”yi yeniden inşa etme mücadelesidir.
Eğitim-İş olarak idam edilişlerinin 54. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın şahsında, ömrünü bağımsızlık mücadelesine adayan tüm devrimcileri saygı ve özlemle anıyoruz.
Üç fidanın karanlığı titreten gür ve kararlı sesiyle, inadın en çok yakıştığı o düşü haykırıyoruz:
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
MERKEZ YÖNETİM KURULU
#denizgezmiş #yusufaslan #hüseyininan #6mayıs1972
Bugün okulları ve eğitim sistemini kuşatan yapısal sorunlar; öğrencilerin, öğretmenlerin ve tüm eğitim emekçilerinin sağlıklı, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamına erişimini ciddi biçimde engellemektedir. Unutulmamalıdır ki, güvenli ve sağlıklı eğitim ortamı tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin en temel kamusal hakkıdır.
Eğitim kurumlarının sağlıklı bir yapıya kavuşturulması, yalnızca fiziksel koşulların iyileştirilmesiyle sınırlı değildir. “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim”; sağlık hizmetleriyle, psikososyal destek mekanizmalarıyla ve eğitim sistemine entegre edilmiş sosyal hizmet ağıyla birlikte örülmesi gereken, devletin en temel kamusal sorumluluğudur.
Tüm öğrenci ve eğitim emekçilerinin hakkı olan güvenli ve sağlıklı eğitim ortamına erişebilmesi için acil taleplerimiz:
· Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
· Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
· Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
· Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
· Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
· Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
· CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
· Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
· Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
· Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir.
Eğitim-İş olarak; eğitim hakkının kamusal, eşit ve güvenli koşullarda sağlanması için tüm üyelerimizi, eğitim emekçilerini ve velileri bu haklı mücadeleyi büyütmeye çağırıyor; “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” için başlattığımız imza kampanyasına destek olmaya davet ediyoruz.
İmza Kampanyamıza Katılmak İçin Tıklayınız:
https://t.co/4nSVZN7gBl
Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı olarak seçilen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap SEÇER’i tebrik ediyor, ülkemiz ve milletimiz adına başarılar diliyorum.
#YolunAçıkOlsunBaşkanım#VahapSeçer