Bizi ne bağımlı kılıyor?
Tercihlerimiz gerçekten bize mi ait?
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken irademizi nasıl dönüştürüyor?
Ve modern insan, bağımlılık üreten bu ekosistemin neresinde duruyor?
Sabite 11. Sayı | Bağımlılık Ekosistemi
https://t.co/0a2BlhBo6D
Bağımlılık artık yalnızca bir maddeye ya da alışkanlığa bağlanmak değil; dijital dünyadan tüketime, hazdan teknolojiye, yalnızlıktan gündelik hayatın görünmez rutinlerine uzanan bir ekosistem.
Sabite’nin 11. sayısında “Bağımlılık Ekosistemi”ni merkeze alıyor; insanı kuşatan yeni bağımlılık biçimlerini psikoloji, sosyoloji, felsefe, kültür ve düşünce ekseninde tartışıyoruz.
Bugün İslam ve şiddet üzerine yürütülen tartışmaların çoğu yüzeysel kalırken, bu eser bize şunu hatırlatır:
Hakikat, ancak bağlamı ve bütünlüğü içinde okunursa ortaya çıkar.
📌 Yazının tamamı için:
[https://t.co/J9RaglGD8f]
#İslam#Savaş#Kitapİncelemesi#Fıkıh#Adalet#Barış
Savaş, insanlık tarihinin en eski ve en tartışmalı olgularından biri… Peki İslam bu meseleye nasıl yaklaşır? Hasan Doğan’ın İslam ve Savaş adlı eseri, bu soruya metin, tarih ve uygulamayı birlikte ele alan bütüncül bir perspektifle cevap veriyor.
Bu yönüyle çalışma, hem klasik İslam hukukunun derinliğini hem de modern dünyadaki tartışmalara cevap verme kapasitesini bir araya getirir. Savaşın bağlamından koparılan yorumlarla değil; tarihsel, hukuki ve ahlaki bütünlüğü içinde anlaşılması gerektiğini güçlü biçimde vurgular.
Bugün modernliğin iddialarını anlamak için, onun görünmeyen yüzüne de bakmak gerekiyor. Çünkü tarih sadece anlatılanlardan değil; susturulanlardan da oluşur.
📌 Yazının tamamı için:
[https://t.co/O3ZzRSZ2ah
@senerakturk#Modernite#Tarih#İslam#Yahudilik#Siyaset#Düşünce
Modern dünya çoğu zaman ilerleme, demokrasi ve rasyonalite kavramlarıyla anlatılır. Ancak bu anlatının arka planında çoğu kez görmezden gelinen karanlık bir gerçek vardır: Batı Avrupa’nın inşası, Müslümanların ve Yahudilerin sistematik biçimde tasfiyesiyle şekillenmiştir.
Bu kitap incelemesi, bize önemli bir soruyu yeniden sordurur:
Modern dünya gerçekten yalnızca ilerlemenin ürünü mü, yoksa aynı zamanda unutulmuş bir dışlama ve yok etme tarihinin sonucu mu?
Teknolojinin hızla ilerlediği çağımızda savaş, artık yalnızca insan iradesinin değil; algoritmaların, makinelerin belirlediği bir alan haline dönüşüyor. Bu durum, savaşın doğasını kökten değiştirirken, insanlığın geleceğine dair derin ontolojik soruları da beraberinde getiriyor.
Bu nedenle asıl soru artık şudur:
Savaşın öznesi hâlâ insan mı, yoksa giderek insanı aşan bir teknik sistem mi? Makineleşen savaşın geleceği, sadece askeri stratejilerle değil; etik, insanlık ve varlık anlayışı üzerinden verilecek cevaplarla şekillenecektir.
(10. Sayı)
Osmanlı düşüncesinin en önemli ahlak metinlerinden biri olan Ahlâk-ı Alâî, savaş meselesini yalnızca güç ve siyaset bağlamında değil; adalet merkezli bir ahlak düzeni içinde ele alır.
Bu yaklaşım, bize önemli bir hatırlatma yapar:
Savaşın meşruiyeti zaferle değil, ahlaki zemini ve adaletle olan ilişkisiyle ölçülür.
Bugün güç politikalarının gölgesinde unutulan bu düşünce, geçmişten bugüne güçlü bir çağrı niteliği taşır:
Adalet yoksa, savaş sadece yıkımdır.