Barış Süreci Değil BOP'a Varış Süreci
Çerçeve Yasaya Hayır!
Buna destek veren partiler ve altında imzası olan siyasetçiler bu sorumluluk ve vebalden kaçamazlar. Bu sürecin Kürt vatandaşlarımızla hiçbir ilgisinin olmadığını defalarca dile getirdik. Asıl amaç Türkiye'yi bölmek ve büyük israil'i kurmak.
Barış süreci diyerek uzun süredir milleti oyaladınız, suça karışan karışmayan terörist ayrımları yapılacak gibi söylemler ile kafaları karıştırdınız. Gelinen noktada yönetim kadrosu "şimdilik" hariç tutularak tüm teröristleri affediyorsunuz ve aramıza salıyorsunuz. Bu teröristlerin siyasete girmeyecekleri gibi söylemlerle milleti yine kandırıyorsunuz.
Siyaset yapmayacaklar, artık terör suçu işlemeyecekler; peki ne yapacaklar? Terörü şehre indirip çeteleşecekler, kendi siyasi çizgilerini sonuna kadar her türlü kanunsuzlukla destekleyecekler. Genel af ile çıkan adi suçluların bile çoğu tekrar suç işleyerek hapishanelere dönerken terör suçlularının masum birer melek olacağını mı bekliyorsunuz?
Barış süreci önceki süreçler gibi ellerinde patlamasın diye işlenen suçlar büyük ihtimal örtbas edilecek. Biz bunun benzerini sığınmacılarla ilgili suçlamalarda da gördük. Suç işleyip buharlaşanlar veya suçu görmezden gelinip sümen aldı edilenler... Yeter ki iktidarın icraatı başarısız oldu denilmesin.
Kürtçe konuşamıyoruz diyenlere her zaman destek olup ana dilde konuşma hakları olduğunu savunduk. Ancak -iyiniyetle söyleyenleri tenzih ediyoruz- bir kısım zevat bu mağduriyeti kullanarak, bölünmenin alt yapısını oluşturmak için Kürtçe 2. resmi dil olsun diyor. Biraz konuştuğunuzda o bölge halkına özerklik istiyor, federasyon olsun diyor yine burada da mağduriyet edebiyatı üzerinden yol alıyor, sanki doğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle bir ülke değilmişiz gibi bölgenin zenginlikleri bölge halkının olsun diyor. Bir iki cümle sonrasında "Ne var Kürtler de kendi devletini kuramaz mı?" diyor. Cevap net: Türkiye Cumhuriyeti Devletini bölerek kuramazsınız!
BOP'a ulaşmak için tüm ülke Türküyle, Kürdüyle kandırılıyor. Önümüzdeki süreçte Anayasa değişikliği de gündeme gelecek ve AKP'nin iktidara geldiğinde kabul ettiği BM İkiz Yasaları da Anayasal zemine oturtulacak. Anayasa değişikliği sürecinde de yine "barış", "özgürlük", "demokrasi", "kardeşlik", "halklar", "eşitlik" gibi sayılı kelimelerin etrafında dönen yeni bir süreç başlayacak.
🎯 2026 Hedef Enflasyon: %16
📊 Gerçekleşen Enflasyon: %32
🚨 Sapma Oranı: %100
Hedefler hayal,
Rakamlar gerçek,
Faturalar ise milletin cebinde...
Bir iş yerinde hedeften %100 sapan müdürü aynı gün kapının önüne koyarlar.
Ama bizden buna "başarı hikayesi" olarak inanmamız isteniyor!
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde İran'a yönelik tehditkâr açıklamalarının ardından bu gece saldırı emri veren ABD Başkanı Trump, emperyalizm ve siyonizmin sözlerine güvenilemeyeceğini bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, bölgemizi ateş çemberine çevirecek bu saldırganlığa karşı net bir duruş sergilemeli; bölge ülkeleriyle birlikte barışın, adaletin ve diplomasinin yanında yer almalıdır.
Dün hedef yalnızca Gazze değildi. Bugün de hedef yalnızca İran değildir. Sessiz kalınan her saldırı, yarının daha büyük felaketlerine zemin hazırlar.
Sen namazda 40 defa Ya Rabbi beni sakın Yahudilerin ve Hıristiyanların yoluna saptırma diyeceksin ve ardından selam verdikten sonra gidip
Ben TÜRKİYE'yi Avrupa Birliğine sokacağım diyeceksin.
ABD ve İsrail'le Stratejik ortaklık yapacaksın.
Yahu sen namazda Allah'a ne söz veriyorsun, Selam verdikten sonra ne yapıyorsun?
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyetinde, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" ayet-i kerimesini taşıyan genç kardeşimize yönelik sergilenen tutum ve tahammülsüzlük kabul edilemez.
Özellikle adaleti savunacak gençlerin yetiştiği bir çatının altında bunun yaşanması ayrıca üzüntü vericidir.
Üniversitelerde her türlü ideolojik, hatta marjinal pankart "özgürlük" ve "mizah" kılıfıyla alkışlanırken, ilahî bir emrin sansürcü bir zihniyete muhatap olması ikiyüzlülüktür.
Dürüstlüğü rehber edinen ve değerlerini dile getiren gençlerin engellenmesi değil, desteklenmesi gerekir.
Genç kardeşim Mustafa Malo’yu yürekten tebrik ediyor, bu ilahî emrin hepimiz için en güçlü rehber olmasını temenni ediyorum.
📍 Genel Başkanımız Mahmut Arıkan Bursa’da!
🤝 Geleneksel Bursa Saadet Pikniği
📅 12 Temmuz 2026 Pazar
🕓 10.00
🌳 Tuzaklı Mesire Alanı
📡 Sosyal medya hesaplarımızdan canlı yayınlanacaktır.
GAZZE DOSTLARI GÖZALTINDA!
Gazze Dostları Fevziye Şenoğlu ve Sabiha Baturay, NATO'ya karşı yaptıkları açıklamalar gerekçe gösterilerek gece sabaha karşı saat 04.00'te evlerine düzenlenen baskınla gözaltına alındılar.
Barış değil, teslimiyet getiren her türlü antlaşmayı reddediyoruz!
Abraham Antlaşmaları, siyonizm ve emperyalizmin bölgeye yerleştirdiği zaman ayarlı bombalardır.
İran ile bir anlaşma zemini oluşturmak için, Türkiye dâhil bölge ülkelerinin İsrail ile normalleşmesini şart koşan Trump, İran karşısındaki hezimetini; terörist İsrail’e masada diplomatik bir zafer kazandırarak örtmeye çalışmaktadır.
Bizler bölge ülkelerini ve iktidarı açıkça uyarıyoruz: İsrail’in teslimiyetine dayanmayan hiçbir süreçte, siyonist zihniyetle kalıcı bir anlaşma zemini kurulamaz.
İsrail’in saldırganlığını meşrulaştırma anlamına gelen bu teklif, değerlendirmeye dahi alınmamalıdır.
İktidar bir an önce kamuoyuna açık ve net şekilde bu teklifi reddettiğini açıklamalı; siyonizmle aynı masada bulunmayacağını ilan etmelidir.
🔴 Platform Üyemiz, Muhammed Salih Dallı Gazze’ye insani yardım götürürken İşgalci İsrail ordusu tarafından uluslararası sularda kaçırıldı.
Yapılan bu muameleyi asla kabul etmiyoruz.
Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı!
▪️ @MuhammedSalihDa
Trump: “ABD olmasaydı Almanca konuşurdunuz.”
Kral Charles: “Biz olmasaydık siz Fransızca konuşurdunuz.”
Tarih böyle bir şey!
Herkes kendi rolünü abartır, başkasınınkini küçümser…
Eğer “Devlet-i Aliyye” sizin gibi emperyal ve zorba olsaydı, bugün hepiniz “Türkçe” konuşuyordunuz!
Bir kez daha söylüyoruz; Tom Barrack "persona non grata" ilan edilmelidir.
Türkiye’nin dış politikası, Epstein Adası müdavimlerinin yön verebileceği bir alan değildir!
ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı hadsiz açıklamalar; ne ülkemiz ne de bölgemiz açısından kabul edilebilir.
Emperyalizme karşı destan yazmış bu topraklarda; işgali ve siyonizmi meşrulaştırmaya kimsenin gücü yetmez!
“Bu bölge sadece güce saygı duyar” diyen bu tarih yoksunu anlayış şunu iyi bilmelidir:
Bu coğrafyada gücüne güvenen nice emperyalist gelmiş, hezimete uğrayarak gitmiştir.
Kalıcı olan güç değil; adalet, hak ve vicdandır!
Ve buradan iktidara soruyoruz:
Tom Barrack’ın "İstenmeyen Adam" ilan edilmesi için daha ne yapması gerekiyor?
Daha önce defalarca “istenmeyen kişi” ilan edilmesi gerektiğini ifade ettiğimiz bu şahıs hakkında ne zaman somut bir adım atacaksınız?
“İnsanlık İttifakı’nın lideriyiz” diyenlere de açık çağrımızdır:
Buyurun, gereğini yapın!