Bunlar ihtiyaçtan doğan rakamlardır. İsteklerimiz gerçekçidir.
Masaya getirdiğimiz taplerimiz sahanın nabzıdır. Kamu çalışanlarımızın haklı talepleridir ve nettir.
Türk Sağlık-Sen Genel Merkez Denetleme Kurulumuz çalışmalarını tamamlamalarının ardından ziyaretimize geldiler.
Özverili çalışmalarından dolayı Denetleme Kurulu Başkanımız Fatih Üstüner başta olmak üzere kurul üyelerimize teşekkür ediyorum.
⚖️Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında Görevli Bakım Personeli ve Hemşireler İçin Danıştay'da Davamızı Açtık
Türk Sağlık-Sen olarak, Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği'nde yer alan bazı düzenlemelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açtık
Ayrıntılar için
🔗https://t.co/dFkRCWS3yU
Her hastaneye bir kreş için mücadelemize sizde bir dilekçe ile destek olun. Dilekçe örneğini https://t.co/GzwRRiApcj'den ve şubelerimizinden temin edebilirsiniz
15 Temmuz 2016 gecesi, devletimizin bekasını, milletimizin iradesini ve demokrasimizi hedef alan hain darbe girişimi; milletimizin sarsılmaz iradesi, vatan sevgisi ve cesareti sayesinde bertaraf edilmiş, Türk milleti tarih boyunca olduğu gibi o gece de bağımsızlığından ve hürriyetinden asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. 15 Temmuz, milletimizin devletiyle omuz omuza vererek istiklaline ve istikbaline sahip çıktığı, tarihimize altın harflerle yazılan kahramanlık destanlarımız arasında yerini almıştır.
Türkiye Kamu-Sen olarak kuruluşumuzdan bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da demokrasiden, millî iradeden, hukuk devletinden ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinden yana tavrımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
28 Şubat'ta ortaya koyduğumuz 'Kesintisiz Demokrasi' duruşunu, 'Bizim İlkemiz Önce Ülkemiz' anlayışıyla bugün de kararlılıkla sürdürüyoruz. Şahıslardan ve gündelik siyasi tartışmalardan bağımsız olarak devletimizin, milletimizin ve demokrasimizin yanında durmaya; birlik ve beraberliğimizi hedef alan her türlü girişimin karşısında olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle, vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla anıyor; 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümünün milletimize birlik, beraberlik ve huzur getirmesini diliyorum.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen “15 Temmuz Hain Darbe Girişimine Karşı Emekçilerin Mücadelesi” paneline, konfederasyon genel başkanlarıyla birlikte panelist olarak katılarak, Türkiye Kamu-Sen’in o karanlık gecede ortaya koyduğu ilkeli duruşu ve yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerimizi paylaştık.
Türkiye Kamu-Sen, dün olduğu gibi bugün de milletimizin istikbalini, devletimizin bekasını ve demokrasimizi hedef alan her türlü vesayet girişiminin karşısındadır.
28 Şubat’ta “Kesintisiz Demokrasi” diyen, 15 Temmuz’da da milletimizin yanında saf tutan konfederasyonumuz, “Bizim İlkemiz Önce Ülkemiz” sloganımızda ifade ettiğimiz gibi her daim milletimizin ve devletimizin yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle gerçekleştirilen bu anlamlı programa öncülük eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Birliğimiz daim olsun. 🇹🇷
📌 Anestezi Teknikerine Alan Dışı Görevlendirmeye Mahkemeden İptal Kararı!
Türk Sağlık-Sen olarak sağlık çalışanlarının görev tanımlarının, mesleki haklarının ve çalışma düzeninin korunması için verdiğimiz mücadelede bir kazanım daha elde ettik.
Açtığımız dava sonucunda Muğla 2. İdare Mahkemesi, Bodrum Devlet Hastanesi’nde görev yapan bir anestezi teknikerinin “Uyandırma ve Ameliyat Sonu Bakım Ünitesi (Post-Op)” biriminde görevlendirilmesine ilişkin işlemi hukuka aykırı bularak iptal etti.
#TürkSağlıkSen
https://t.co/5g6YyQuXUO
Kreş Yönetmeliği'nde neler değişti?
Kreş talep eden çalışanların ne yapması gerekiyor ?
Tüm ayrıntılar ve örnek dilekçemiz burada👇
https://t.co/PJN4Gql2lr
PTT'DE YAPILANMA GÜVENCELİ İSTİHDAMA DAYANMALI, PERSONELİN HAKLARI VE STATÜSÜ KORUNMALIDIR!
💢PTT A.Ş.'de istihdam biçimini düzenleyen ve tek tip istihdama geçmeyi amaçlayan Kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor.
💢Biz de kurumlarda farklı statülerde personel çalıştırılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Aynı işi yapan çalışanların farklı haklara sahip olması çalışma barışını zedelemektedir.
💢Bu nedenle personel rejiminde sadeleşmeyi ve tek tip istihdamı destekliyoruz.
💢Ancak tek tip istihdamın adresi güvencesizlik olmamalıdır.
399 sayılı KHK'ya tabi çalışanların iş güvencesini ortadan kaldırarak İdari Hizmet Sözleşmesi kapsamına almak doğru değildir.
💢Kamu hizmetinin gücü, kamu görevlisinin iş güvencesinden gelir.
Ayrıca PTT personelinin sosyal güvenlik bakımından 5510 sayılı Kanunun 4/1-A kapsamında değerlendirilmesi de kamu personel rejiminin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
💢Kamu hizmeti yapan personelin sosyal güvenlik statüsü de kamu görevlisi niteliğinde olmalıdır.
Teklif mevcut haliyle yasalaşırsa binlerce deneyimli personelin başka kurumlara geçmesi, PTT'nin yetişmiş insan kaynağını kaybetmesi ve kamu hizmetlerinde ciddi aksamalar yaşanması riski bulunmaktadır.
💢Bu çerçevede;
• Tek tip istihdam modeline “Evet” ama güvencesizliğe “Hayır” diyoruz.
• Çalışma modelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu güvencesinde olmasını,
• İş güvencesi ve kazanılmış hakların korunmasını,
• Sosyal güvenlik haklarında geriye gidiş yaşanmamasını,
• Personel açığının taşeronlaşmayla değil, kadrolu ve güvenceli istihdamla giderilmesini istiyoruz.
💢Çalışanını koruyan devlet, kamu hizmetini de korur. Yapılacak düzenlemenin çalışanların haklarını güçlendiren, PTT'nin kurumsal yapısını geleceğe taşıyan ve kamu yararını esas alan bir anlayışla yeniden değerlendirilmesini bekliyoruz.
AVRUPA PARLAMENTOSUNUN KIBRIS KARARI YOK HÜKMÜNDEDİR
Avrupa Parlamentosunun, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı“işgal” olarak nitelendiren ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerini asılsız iddialarla hedef alan kararını şiddetle kınıyor ve bütünüyle reddediyoruz.
Kıbrıs Barış Harekâtı bir işgal değil; Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı çerçevesinde gerçekleştirdiği, Kıbrıs Türk halkını yok olma tehdidinden kurtaran meşru bir müdahaledir.
Harekât, adaya savaş değil barış; çatışma değil güvenlik getirmiştir.
1974’ten bu yana adada büyük çaplı bir çatışmanın yaşanmamış olması da bunun en açık göstergesidir.
Avrupa Parlamentosunun, Kıbrıs Türklerine yönelik yıllarca süren saldırıları, katliamları, zorunlu göçleri ve insanlık dışı uygulamaları yok sayarak yalnızca Rum tezlerini esas alması, tarihî gerçeklerin bilinçli biçimde çarpıtılmasıdır.
İnsan hakları, mağdurun kimliğine göre savunulamaz.
Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıları görmezden gelen hiçbir kararın adaletle ve tarafsızlıkla ilgisi yoktur.
Kıbrıs’ta kalıcı çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkündür.
Adada iki ayrı halk, iki ayrı demokrasi ve iki ayrı devlet gerçeği bulunmaktadır.
Türkiye Kamu-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz:
Kıbrıs, Türk milletinin millî davasıdır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnız değildir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı işgalin değil, barışın ve güvenliğin teminatıdır.
Avrupa Parlamentosunun tarih ve hukukla bağdaşmayan bu kararı yok hükmündedir.
Bu karar, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın meşruiyetini gölgeleyemeyecek, Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesini değersizleştiremeyecek ve Türk milletinin Kıbrıs davasındaki kararlılığını sarsamayacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İnsanlık tarihinin en ağır katliamlarından biri olan Srebrenitsa Soykırımı’nda katledilen Bosnalı mazlum kardeşlerimizi, saygı ve rahmetle anıyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
🔴 Yeryüzünde bu kadar alçak bu kadar şerrefsiz bir topluluk yok..
İtrail askerleri bir Filistinli aileyi araca zorla sokup içeriye şok el bombası atıyorlar.
İçeridekilerden biri gözlerini kaybediyor.
Görev sırasında meydana gelen kazalar nedeniyle ambulanslarda oluştuğu iddia edilen değer kaybının sağlık çalışanlarından tahsil edilmesine dayanak oluşturan Bakanlık görüşünün yeniden değerlendirilmesi için başvuruda bulunduk.
Sağlık çalışanlarına değer kaybı adı altında rücu edilmesine son verilmesini talep ediyoruz.
Başvurumuzun ayrıntıları için
🔗https://t.co/9IoW1jgpO2
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
Aile Hekimliği Çalışanları SİNA Mağduru
Türk Sağlık-Sen'den SİNA Sistemi İçin Bakanlığa Yeni Başvuru: Güncelleme ve Veri Uyuşmazlığı Sorunu Giderilmelidir.
Mağduriyetler çözülsün
Başvurumuzun detayları için 🔗https://t.co/Jvqfik02TM