During the conflict, Turkey was bringing electricity and natural gas to northern Syria, ultimately powering millions during the conflict. In 2020, local officials in northern Syria even adopted the Turkish lira, as it helped stabilize the local economy amid the economic crisis unfolding within Assad’s Syria.
That is not the definition of occupation, that is transnational state-building.
The definition of occupation would be checkpoints and the grabbing of land of a sovereign state which is what Isreal is currently doing in Syria.
Tarihçi Ozan Bodur'dan Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa ve Sultan Abdülhamid yorumu.
"Mezar taşlarının başında yapmış olduğumuz tarihi kavgaların bize hiçbir yararı yok."
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Sevgili babam,
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitü Direktörü, İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir vefat etmiştir.
Cenaze namazı 24 TEMMUZ(YARIN) cuma namazına müteakip Etimesgut - Ahimesut Söğüt Camii'nde kılındıktan sonra Elvanköy Mezarlığı'na defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet eylesin.
Türkiye'nin 2016'dan beri yaşadığı sorunların tamamı döner dolaşır Erdoğan'ın devrilmemiş olmasına gelir.
15 Temmuz'da yapılmak istenen Erdoğan'ın indirilip, İsrail ve ABD'nin bölgedeki hareketliliğine "Biz yüzümüzü Batı'ya döndük, Ortadoğu ile işimiz yok" diyerek pasif kalacak birini koymaktı.
S400 meselesi de, rahip Brunson olayı da, sonrasındaki ekonomik krizler ve İsrail ile olan güç mücadelesi de hep aynı nedenden kaynaklanıyor.
Yoksa kuvvetler ayrılığıymış, ifade özgürlüğüymüş, demokrasi ve basın falan geçin bunları. İsrail güzdüz gözüyle gazeteci vurup öldürüyor.
Sözlerimi sonlandırırken belirtmek isterim ki hem İsrail'in hem de Netanyahu'nun anasını sikim.
Baskı var dediniz, saçımızla başımızla uğraşıyorlar dediniz, Twitter da bize sallıyorlar dediniz (bu arada sosyal medyada ne işiniz varsa), hadi o zaman görelim dedik. Ama bunu derken, sizin nasıl rezil futbolcular olduğunuzu biliyordum, bekledim ve içimde sakladım.
Allah sizi bildiği gibi yapsın!!!
Bu saatten sonra, hiç birinizin Avrupa maçını, yurtdışında neler yaptığınızı izlemeyeceğim. Hatta karşı takımı tutacağım. Olur ya bir gün, benim takımım sizden birisini Türkiye'ye tekrar transfer ederse, gidene kadar boykot edeceğim.
Yazıklar olsun...
Baskı mı dediniz?
Ulan İran milli takımı savaştan çıktı geldi düşmanın ülkesine. Adamları saatlerce aradılar ve ülkede ağırlamayıp Meksika'ya gönderdiler. Her maç oradan seyahat edip, maç oynayıp kilometrelerce yolu geri dönüyorlar. Adamlara tek bir maç sorusu gelmiyor, savaş sorusu geliyor. İrak milli takımını soydular, aradılar. Lan Cape Verde sizin 6 yediğiniz takımla berabere kaldı lan.
Adını yeni duyduğunuz bir çok ülke
kaybetti ama, şahsiyetli oyun oynadılar, mücadele ettiler, güçleri nispetinde atak yaptılar, şampiyonaya renk kattılar.
Hiç öyle Teknik direktör falan da demeyin. Zaten Montella kovulsun ayrı mesele, ama siz onu da kafaya alıp, abi kardeş ilişkisiyle orayı disiplinsiz, laçka bir ortama çevirdiniz, tabii ki seversiniz.
Ama konu TD değil, konu bu seviyeye gelmiş oyuncuların, bir duvarı aşacak planlarının olmaması. Beceriksiz olmaları. Şimdi yine çıkar, çok etkilendim, ama özür dileriz bla bla, geri dön, tatil yap, yıllık 7,5 milyon euro'yu cukka et, nasıl olsa bizim toplum balık hafızalı, unutulur gider değil mi?
Arkadaşlar, siz buraya gelerek bir başarı elde etmediniz. Siz Dünya Kupası'nı, ruh hastası İnfantino'nun 48 ülkeye çıkartmasıyla beraber, Avrupanın dibindeki takımları play off'ta zar zor yenerek geldiniz.
Gittiğiniz yerde, başka hiç bir ülkeye nasip olmayacak şekilde, dünyanın bir ucuna, Berlin'den, Toronto'dan, Miami'den, Tokat'tan, Manisa'dan, Londra'dan binlerce taraftar peşinizden geldi. Ve bu insanlar oraya, dişinden tırnağından biriktirerek sizin beş saniyede kazandığınız parayı üç senede kazanarak geldi.
Ama siz, siz var ya siz, vurdum duymaz insanlar olarak, o hüngür hüngür statta ağlayan ve Avustralyalıların sosyal medyada dalga geçtiği çocuğu bile bir kez güldüremediniz. Normalde bu maçta ilk maçtaki bütün oyuncular cezalandırılıp, yedekte olanların tamamı oynamalıydı. Ama siz, Montellanın etrafında kurduğunuz ağ sayesinde, vaz geçilmez oldunuz, ben yemem bunları.
Şimdi, sakın son maça çıkmayın diyeceğim ama onun için federasyondan yürek ister. Eğer Hacıosmanoğlu'nun elinde biraz olsun otorite varsa, Montellayı şu an kamptan kovar, son sembolik maçta tamamen yedekler ile çıkılır.
Ben bunu ilk Avustralya maçından önce de söyledim. Yenilmek mesele değil, burası dünya Kupası, herkes yenmek için çıkıyor. Ama ruhsuz, karaktersiz, plansız ve umutsuz oynamaya hakkınız yok.
Ayrıca Arda sana sesleniyorum, bir Fenerli olarak söylüyorum, sen, futbol çok geriye gittiği için oradasın. Sen bir 10 numara falan değilsin,
İrfan bu haliyle hepinizi cebinden çıkartır, Emre Mor'un da biraz aklı olsaydı, sizi dört kez çalımlayıp sekiz tur bindirirdi.
"Siz koyunun bulunmadığı yerde Abdurrahman Çelebi olursunuz ancak."
Şimdi hepiniz def olup evinize gidin!
#BizimÇocuklar #MilliTakım
Ne zaman idlib görsem tüylerim diken diken oluyor. Endişe ile hts eskortu ile idlibe giren konvoylar, konvoylar ve Türk askeri için verilen Türk askeri muslumandir onlar sizdendir fetvaları, huras ve kimliği belirsiz Eyp saldirilari, gözlem noktalarının kuşatılması, lunapark, balyun, Şii milis roket ve havanları, askerlerimizin bir kaç metre ötesini vuran rus ucaklari, varil atan helikopterler, vurulan pazar yerleri, güney zaviyede bombardimanla ölen 3 küçük kardeş, Maret el Numan kuşatmaya düşeceği için tahliye edilen konvoyda yer alan çocukların yüzü, numanda kalan son 50 kişinin rejime yaptığı şok saldırı, balyun sonrası savaş kararı beklediğimiz gece, cebel zaviye güneyine gelen düşmanın dagin eteklerindeki köyleri sürekli alıp kaybetmesi, neyrab ve serakib hadisesi ve bizimkilerin artık serakibte gövdeyi ortaya koyup askeri dogrudan rejimin önüne koyup idlib merkezin dusmesini önlemesi, kibeynedeki Yiğitler ve orayı rejim için kıyma makinesine cevirmeleri, hmeymime yapılan o meshur drone saldırısı ve daha fazlası. Ne günler yaşanmış ne günlerden geçilmiş.hey gidi idlib sen şam ehlinin umutlarinin son kalesi, mazlumların yurdu ve zalimlerin: "bu iş artık bitti burayı tutamazlar" dediği son ümit kırıntısı. Mazlumları yurtlarından çıkaranlara karşı savaştırıp onlara zafer veren Alemlerin Rabbine hamd olsun.
29 Mayıs 1453
İstanbul’un Fethi’nin 573. yılı kutlu olsun.
Bir çağı değiştiren büyük fetih, yalnızca surların aşılması değil, ilmi, adaleti, hikmeti ve insan merkezli medeniyet anlayışını esas alan yeni bir dünyanın inşası oldu.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın asırlar önce ortaya koyduğu bu büyük vizyon, bugün Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin 555 yıllık bilim ve eğitim mirasında yaşamaya devam ediyor.
1471 yılında başlayan köklü eğitim yolculuğu, geçmişin birikimini çağın imkânlarıyla buluşturarak bilimi, düşünceyi ve üretimi geleceğe taşımayı sürdürüyor.
Çünkü güçlü medeniyetler yalnızca teknolojiyle değil, bilgiyi anlamla, gücü adaletle ve ilerlemeyi insanlık idealine duyulan sorumlulukla buluşturabildiğinde yükselir.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi olarak, köklü mirasımızdan aldığımız ilhamla geleceğe yön veren nesiller yetiştirmeye, bilimde, eğitimde ve medeniyet perspektifinde yarının dünyasına katkı sunmaya devam ediyoruz.
1471’de başlayan ilim yolculuğu, 555 yıldır aynı ruh ve aynı istikametle varlığını sürdürüyor.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u bir ilim merkezi hâline getirme vizyonuyla temelleri atılan bu büyük miras, bugün Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir hafızaya dönüşüyor.
Asırlar boyunca bilimi, eğitimi, düşünceyi ve insan merkezli medeniyet anlayışını besleyen bu köklü yürüyüş, yalnızca geçmişin hatırası değil, geleceğin inşasına yön veren güçlü bir iradenin de temsilidir.
555. yılımızda, köklü vakıf mirasımızdan aldığımız ilhamla bilimi, teknolojiyi, sanatı ve akademik üretimi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturmaya devam ediyoruz.
Rektörümüz Prof. Dr. Nevzat Şimşek’in ifade ettiği gibi:
“Bizler için 555 yıl, bir hafıza, bir iddia ve geleceğe karşı taşıdığımız büyük bir sorumluluktur.”
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 1471’den aldığı ilhamla geleceğe yön veren bir üniversite olma hedefiyle yoluna kararlılıkla devam ediyor.
During the height of the Syrian conflict, Turkey housed the largest population of Syrian refugees in the world (3.2 million), followed by Lebanon (1.5 million) and Jordan (620,900), not to mention Iraq and Egypt also hosted sizable refugee populations.
Here in Turkey, we also have the largest Uyghur diaspora outside of Central Asia, with Turkey becoming a safe haven for persecuted Uyghurs.
Although majority Christian, Turkey has also become a place of refuge for displaced Ukrainians and Russians escaping the war.
But of course, basic facts do not serve the bigoted agenda these people are trying to push.