Ayıp ederim diye konuşmaktan çon utandım ben.ama şimdi görüyorum ki siz zaten konuşmaktan çok uzakmışsınız. Bizim ağzımıza alırken şahadet gösterdiğimiz insanların siz cenazesinin bile yerini bilmiyor bilmek için bir çaba harcamıyprsubuz
İnsanlar belki kendi künlerini bak sadece bir gün ki günlerini sadece birgün erteyebilir diye düşünüyorum, benim bu deprem de hiçbir kaybım yok hi bir kimsem yok, ama ciğerim çok yandı anlayabiliyomusunuz bilmiyorum ama günlerce bir.şahıs kaybım yok diye başkalarının acısına+
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
SER VERİP SIR VERMEYEN DEVRİMCİ CEMAL AKAR
Anısına saygıyla 🙏🏻
#CumartesiAnneleri983Hafta
Cemal ve abisi kahvede camın kenarında oturmuş hem çay içiyor hemde sohbet ediyorlardı, kim bilir belkide iki kardeş aileden, köyden veya iş yerinden konuşuyor yada toplumsal bir sorunu tartışıyorlardı. Bu konuşmanın dalgınlığı içinde birden dışarıdan camın vurulduğunu fark ettiler, camı vuran kişi Cemal’in daha önceden tanıdığı hemşerisiydi. El işareti ile Camal’i dışarı çağırıyordu, Cemal çayını yarım bırakarak dışarı kendisini çağıranın yanına gitti. Abisi meraklı gözlerle camdan ikisini seyrediyor bir taraftan da çağıranın kim ve Cemal’i neden çağırdığını düşünüyordu. Cemal kısa süren konuşmanın ardından tekrar kahveye dönerek abisine
”Ben bir iş için bir iki günlüğüne bir yere kadar gidip döneceğim, evde çocuklara merak etmemelerini söyle” deyince, abisi gür bir sesle ve kızarak: ”Kimdir bu, Nereye gidiyorsun, sen ne herkesin peşine takılıyorsun, İyi tanıyor musun bunu? diyerek sert bir üslupla soruları arka arkaya dizer. Cemal: ”Evet tanıyorum, bizim bir arkadaştır merak etme bir iki gün sonra döneceğim” deyip hızla kahveden dışarı çıkar ve dışarıda kendisini bekleyen kişi ile hızlı adımlarla uzaklaşırlar.
Abisi arkalarından sanki kötü bir şeyin olacağını hissetmiş gibi korku dolu gözlerle onların uzaklaşmalarını izler, bir taraftan da kafasından bin bir düşünce geçirir.
Evet, Cemal kendisini çağıranın ölümü olacağını nereden bilebilirdi ki.. Onu ölüme çağıran, yoldaş dediği bir haindi.! Kurulmuş tuzak Cemal’i bekliyordu, hemde kontgerilla şefi Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibinin kurduğu tuzak. Kısa bir yürümenin ardından pusuya yatmış cellatlar aniden Cemal ve yanındakinin üstüne atlayarak; ”polis!, kıpırdamayın” diyerek, doğal bir yakalama gibi, Cemal’i zorla arabaya alarak oradan uzaklaşırlar. Cemal cesaret, yücelik, emek ve fedakarlık dolu gözlerindeki bakışlarından hiçbir şey yitirmez, defalarca bu durumla karşılaşmış, defalarca geçmiştir sorgu ve işkence tezgahlarından. İşkence daha yoldayken başlar, önce Erzincan Emniyetinde, kontra Yeşil tarafından yapılacak ve günlerce sürecek en korkunç işkenceler uygulanır Cemal’e. Ama Cemal hiç bir şey konuşmaz ve söylemez. Daha sonra Dersim Emniyetine götürülür ve aynı işkenceler orada da devam eder.
Sonrasında Emniyetten alınıp Dersim DSİ binasının bodrum katında devam eder işkenceler. Cemal burada da tutumundan ödün vermez. Yapılan vahşice işkencelerin ardından Cemal’i alıp götürürler. Yüregindeki, beynindeki adı gibi güzel düşüncelere ulaşamayan cellatlar Pülümür yakınlarında kafasını parçalayarak katlederler. Yakalanıp sorguya alındığı zaman tarih 25 Ocak 1993 tür. Cemal’in naaşı 25 Şubat 1993 de Pülümür yakınlarında bulunur.
Cemal Dersim’in Pulur (Ovacık)ilçesi Tillek Köyü doğumludur. Ailesiyle birlikte Tillek köyünün bağlı olduğu Munzur Suyunun kıyısındaki Tornova köyünde yaşarlardı…
Esk. büyükşehir belediyesi 2senedir 3özel gereksinimli çocuğa verdiği haftada 2 gün evde fizyoterapi desteğni,yıllık maliyet 100binTL yi geçiyor ,bu belediye için külfet diyerek bu senebaşı itibaryle https://t.co/9WErTYHGJ5çilirsenz bu hizmeti tekrar verirmisiniz?@NebiHatipoglu
“Tanrı, size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır."
YENGEÇ: Uzun uzun mesajlar göndermeyi bıraktın, ısrar etmeti bıraktın, insanlara sana nasıl davranacaklarını öğretmeyi bıraktın, değersiz hissettiğin yerden kendini uzaklaştırmayı başardın. Hayatta yalnız kalmak beş para etmeyen insanlarla çevrili olmaktan daha iyi olduğunu anladın.