SİGARA içilen mahallerde tasavvufu aramayınız.
Ha sigara ha esrar ha alkol!
Nefsine hâkimiyet tasavvufun ilk şartıdır.
Arzuya hâkim olmak!
AHMED HULÛSİ
Değerli arkadaşımız Ali Yalçınkaya vefat etmiştir.
Cenazesi bugün Marmara İlahiyat camiinde kılınacak öğle namazını müteakip Ümraniye Kocatepe mezarlığında defin edilecektir .
Allah rahmet etmiştir .
Ölmeden evvel ölmüş bir kimse ile bir âşık aynı frekansta mıdır?
Mülhime’de âşık vardır, Râdıye’de âşık vardır. Ancak ölmeden evvel ölme hâli Mardiyye makamını gerektirir. Mülhime ile Mardiyye makamı ise gerek esmâsı gerek ruhu bakımından birbirinden farklıdır.
Aşk hibedir derken; ölmeden evvel ölme hâlinde mürşit, o kimseye aşkı yönlendirebilir, o frekansı hissettirebilir.
Hiç kimse hakkında olumsuz konuşmaz, kötü düşünceler taşımazsan; zamanla hiç kimse de senin hakkında kötü düşünmez, sana serzenişte bulunmaz. Bu, yaşamın temel yasalarından biridir. Bunu bilerek yaşamalısın. Çünkü herkes, yaptığının karşılığını mutlaka alır.
Nitekim Kur’an’da bu hakikat şöyle bildirilir:
“Kim zerre kadar bir hayır işlerse onun karşılığını görür; kim de zerre kadar bir kötülük işlerse onun karşılığını görür.”
(Zilzal Suresi, 7-8)
Yaşamın bir döneminde hiç kimseyi sahiplenmemek, feda etmek fena’ya; bir döneminde ise etrafını koruyup sahiplenmek beka’ya işaret eder. Yokluğumuz ile fena’yı, varlığımız ile beka’yı yaşarız…
Cennet ve cehennem, fiillerle elde edilen bir olgu değil; zihnin sahiplendiği bir seyir alanı gibidir. Amaç, her ikisinde de seyir hâlinde olmaktır. Fiiller, frekans boyutunda olmadığı için; ibadetler, cennet veya cehennemi oluşturan basamaklar değildir. Yaşam; hissedişlerin ve açığa çıkışların tecellisidir, Tek irade sahibi Allah’ın iradesinin açığa çıkışlarını seyretmek ve algılamaktır.
Âleme gelen herkesin, kendisiyle birlikte gelen bir yoldaşı vardır.
Şems-i Tebrîzî Hazretleri
“Partneri gibidir” denilebilir. Nitekim, “Her şeyi çift yarattık.” hükmünde işaret edilmiştir.
Birini gerçekten tanıyan, diğerini de tanır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Resûlullah (sav) ve Hz. Ebû Bekir (ra) için “ikinin ikincisi” ifadesi kullanılmaktadır.
Size misafir olarak gelenler olduğu gibi, sizin de misafir olarak gittikleriniz vardır. Ancak asıl misafir; ‘dünya nimetlerine’ hiçbir zaman göz dikmeyen, yerinde hareket eden, gerçek şuuru yaşayan ve dünyada çok az kalıcı olandır…