📌Cevheri Güven'den 'hapse konan Melek İpek' tepkisi:
''78 yaşında ve hastalıklarla boğuşan kadını cezaevinde öldürmek, son kalan mallarını da yağmalamak istiyorlar.''
📹@cevheritv
Bu sabah, annem Hacı Melek İpek i de, aldılar...
Yaşı ileri... Kaç hastalığı var, sayısını bilmiyorum.
Hayatının son yıllarını hapiste geçirmesine karar verdikleri Hacı Melek İpek in savunma dilekçesini https://t.co/DwWNuu5Lq3 da yayınladım...
Aranızda aklı başında kimse yok mu?
My deepest sympathy and prayers to the family, friends, and followers of Fethullah Gülen - a true titan of peace and education around the world. Sir, you were a stalwart of service and sacrifice in the face of relentless persecution. May your legacy remain strong, and the Hizmet movement forge ahead in your honor.
“Biz Aslında Ashab-ı Kehf’iz…”
Çağlayan Dergisi De Bize Emanet…
Çağlayan dergisinde yayınlanacak yazıların görüşmesi bir gelenek haline gelmişti. Bunların bazılarında bulunma imkânım oldu. Bildiğim kadarıyla son görüşme; Çağlayan’ın Kasım-2024 sayısı için 25 Eylül günü yapıldı. Hocaefendi, aynı şeyi Sızıntı dergisi için yaptı senelerce… En zor zamanlarda bile bu yayın toplantılarına katıldı.
Bizim tarihimizde dergiler çok önemlidir. Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad, Büyük Doğu, Hareket, Şule, Diriliş, Sızıntı, Yeni Ümit, Yağmur… Her dergi ile bir nesil yetişmiştir, her dergi bir dönemi sembolize eder. Bazı bilgilere göre Bediüzzaman Hazretleri de “Marifet” diye bir dergi çıkarmak istemiş.
Notlarıma bakıyorum, 28 Ağustos 2019 günü, “Sızıntı; aka aka Çağlayan olur” demiş Hocaefendi… Sızıntı isminin neden seçildiğini bir kere daha izah etti o gün… Gerçekte varlığı olmayan, bir reşha, hakikatin bir sızması demek… Sonra, “Boş durmamak lazım, boşluk bırakmamak lazım” dedi. Yeni Ümit ve Yağmur dergilerinden bahsetti.
İki sene sonra, 3 Eylül 2021 günü, “Sızıntı da Zaman da; neredeyse ikisi de milyona yükseldi” demiş Hocaefendi…
11 Kasım 2022 günü, Çağlayan dergisinin abone kampanyası hakkında bilgi verildi kendisine… “Neyi hedefliyoruz?” diye sordu Hocaefendi… 35 bin cevabı verildi. Bunun üzerine “İnşallah 100 bin de olur” dedi. Sonra Sızıntı dergisinin de çok mütevazi rakamlarla başladığını hatırlattı ve dergiyi çıkaran arkadaşlara iltifat etti:
“Bunlar Hizmetimizin kahramanları, Çağlayan için bir araya gelmişler… Biz doğru bildiğimiz şeyde hep kararlı, ısrarlı olmalıyız. Bu işin böyle olduğuna, dinimizle alakalı olduğuna inanıyoruz... Mevcudu muhafaza etme, koruma da çok önemli…”
17 Mart 2023 günü, “Sızıntı’dan Çağlayan’a hep böyle hazırlandı bugüne kadar… Sızıntı’yı, her yerde hemen o akşam okuyorduk” notunu almışım.
Bu surecin en zor zamanlarında Çağlayan’ın yayın hayatına başlamasını ve Hocaefendi’nin bu dergiye “Çağlayan” ismini vermesini tarih ayrıca kaydedecektir. Çıkar çıkmaz, salonda hemen koltuğunun yanındaki masaya Çağlayan’ı koymasını ve misafirlerine her ay yüzlerce Çağlayan hediye etmesini de…
Dergiler bir fikriyatın, bir idealin ve bir hareketin taşıyıcıları olmuştur tarih boyunca…
Son bir not paylaşayım. 10 Ocak 200 günü şöyle demiş Hocaefendi: “Biz aslında Ashab-ı Kehf’iz. Bu, 300 senedir en kapsamlı bir ulu rönesans…”
Bir başka vesile ile müjdesini verdiği, 21. yüzyılın birinci çeyreğinden sonra yaşanmasını beklediği “parlak günlerin” bir habercisi olarak bu dergiye “Çağlayan” ismini verdi belki de... (Prizma 1, sayfa 76).
@farukmercan Çok teşekkür ediyoruz Faruk Bey güzel paylaşımlarınız için. Hocamızdan geriye kalan güzellikleri aksamadan devam ettirmek vefamızın gereği
Hocaefendi hakkında iki kitap yazan Cezayirli profesör Süleyman Aşrati, onun eserleri hakkındaki duygu ve düşüncelerini şöyle anlatıyor:
“Hocaefendi’nin metinleri karşısında hissettiğim çaresizliği, başka hiçbir yazarın metinleri önünde hissetmedim. Hocaefendi’nin metinleri çok zengin anlamlar dünyasına sahip. İhata etmeniz çok zor. Fikir, duygu, fizik, metafizik, musiki, felsefe… Kısaca pek çok alanı tek cümlede, tek paragrafta harika bir surette yan yana ahenkle dizilmiş vaziyette görüyorsunuz. Ben umumiyetle, bir kartal gibi avımın üzerine atılırım ve mücadeleden zaferle çıkarım. Hocaefendi’nin metinleri hariç. Her tahlil girişimim, her ihata etme çabam hezimetle sonuçlanmıştır...
Umumiyetle mütefekkir, bir düşünceyi üretirken boşluklar bırakır, siz gelir tamamlarsınız. Düşüncenin ucunu gösterir, arkasını siz getirirsiniz. Düşüncenin bir kısmını keşfeder, siz gelir düşüncenin başka boyutları olabileceğini de gösterirsiniz ona. Kısacası, metinle etkileşime girdiğinizde sizin de inisiyatif kullanacağınız bir alan mutlaka vardır. Ancak Hocaefendi’de durum farklı. Düşünceyi o kadar güzel, duygusal ve mantıki yönleriyle mükemmel, bütünlük içinde ifade ediyor ki, size bir şey bırakmıyor. İşte falan noktayı boş bırakmış, şu hususu görememiş dediğiniz anda, peşi sıra gelen cümleyle hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Çünkü o cümleyle sizin henüz görmediğiniz pek çok boşluğu tamamlamış oluyor. Bu sefer siz, onun düşüncesini yeniden kurgulamaya çalışıyorsunuz ki, onun kadar güzel ifade etmeniz mümkün olmadığı için hezimetle geriye dönüyorsunuz. Hocaefendi böyle biri işte…
Hocaefendi’nin düşünce ve aksiyon dünyasını incelemek için insan bütün bir hayatı tahsis etse değer… çünkü o kadar zengin ve yeni…”
Hocaefendi’nin vefatını müteakip çok güzel yazılar kaleme alındı. Bir arkadaştan bunları bir araya toplamasını rica etmiştim. Sağolsun topladı. Zamanla başka yazılar da eklenebilir. İnşallah istifadeye medar olur.
https://t.co/pnq0lHuZg1
Ve Kutup gitti…
Sudan eski Vakıflar Bakanı, Şeyh Dr. Mustafa El-Yakuti, “Kutub Gitti” başlıklı makalesinde, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin derin hayat hikayesine dalarak, Allah ve Rasulü için yaşayan, tüm insanlığa hizmete adanmış bir ömrün bütüncül bir portresini gözler önüne seriyor.
Dr. El-Yakuti “https://t.co/pUV3HOyThf” sitesinde yayınlanan makalesinde, Hocaefendi’yi, şerî ilimleri ile modern bilgiyle harmanlanmış kendine özgü bir tarzda, sevgi ve ihlas üzerine kurulu bir yaklaşım geliştirerek insanlığa hizmet eden bir mürşit ve ârif olarak tanımlıyor.
Hocaefendi’yi Allah’ın sevgisi ve ihlas yoluyla insanlığa hizmete adamış, çağının bilgi birikimini İslam’ın temel değerleriyle birleştiren özgün bir alim ve mürebbi olarak niteleyen Dr. El-Yakuti, yazısında ayrıca Hocaefendi’nin başlattığı Hizmet Hareketi’nin manevi ve ahlaki değerlerin yayılmasındaki etkisine ve insanlığa hizmet amacıyla kurulan evrensel köprülere dikkat çekiyor.
Makale, okuyuculara,Hocaefendi’yi tanıyanlar ve onun fedakârca hizmet meşalesini taşıyanlar için her daim ışık saçacak kalıcı bir mirası yansıtan bir pencere sunuyor.
Aşağıda makalenin tamamını okuyabilirsiniz:
Gülen’in Kişiliği ve Amacı
Gülen’in, Allah’ın celal ve cemali karşısında kendinden geçmiş, O’nun mesajını dünyaya ulaştırmayı hayatının merkezine koymuş bir Kutup olduğuna inanıyorum. Onun şahsında kutup olmanın tüm niteliklerini görüyorum; bilgeliğinin ilham verici aklını, derin sezgilerini ve teslimiyetini açıkça gözlemliyorum. Gülen, Allah için yaşadı ve bu istikamet ekseninde hayatını noktaladı.
O, sevgiyi yol olarak seçmişti; ibadet ehline derin bir aşkla, karanlık içinde kalan zavallılara ise merhametle yaklaşırdı. Değişim için olağanüstü bir dehaya sahipti, her görüşe diyalog kapılarını aralamaktan asla çekinmezdi. https://t.co/seCBaXwiIN
“Dünyada bir dikili taşım olmadı. Allah'a hep dua ettim. Kardeşlerim işçi olarak çalıştılar. İşçi olarak emekli oldular ve hiç bir şeye sahip olmadılar, çoğu kira evinde oturuyorlar.”
▪️Bilgisayar öğretmeni Mustafa Genç
▪️Mimar Hüseyin Yeşilsu
▪️Türkçe öğretmeni Alparslan Taşçı
▪️Meslek öğretmeni Öztürk Uzun
Hiçbir suçu olmayan 4 Türk vatandaşı, 18 Ekim 2024 Cuma sabah saatlerinde Kenya’da zorbalıkla kaçırıldı.
SuçluyaÖdül MasumaCeza