Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Cu‘fî el-Buhârî (vefâtı: 256 hicrî)
/
Ebu’l-Huseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî (vefâtı: 261 hicrî)
Huzeyfe'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Nebî ﷺ'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kişinin fitnesi âilesi, malı, kendisi, çocukları ve komşusunda olacaktır. Oruç, namâz, zekât, iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak, bu tür fitnelere keffârettir."
Buhârî, (525)
Müslim, (144).
Ebû Hureyre radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Kim (darda kalan) bir borçlunun işini kolaylaştırırsa, Allâh da dünyâ ve âhirette onun işlerini kolaylaştırır."
Müslim, (2699).
Enes b. Mâlik radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kulun, yemeğini yedikten sonra veyâ içeceği şeyi içtikten sonra O'na hamdetmesi, Allâh'ın hoşuna gider.”
Müslim, (2734).
Ebû Zerr [el-Ğıfârî] radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Lâ ilâhe illallâh deyip ve sonra bu hâl üzere ölen hiç bir kul yoktur ki cennete girmesin."
Buhârî, (5827)
Müslim, (94).
Âişe radıyallâhu anhâ'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Batan bir diken bile olsa Müslümân'ın başına gelen her bir musîbeti, Allâh onun günâhlarına keffâret kılar.”
Buhârî, (5640)
Müslim, (2572).
Âişe radıyallâhu anhâ'dan rivâyet edildiğine göre, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Sarhoşluk veren her içecek harâmdır!”
Buhârî, (242)
Müslim, (2001)
Ebu Hureyre'den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Allâh Tebâreke ve Te'âlâ kıyâmet günü şöyle buyurur: “Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Gölgemden başka bir gölge olmayan günde, onları kendi gölgemde gölgeleyeceğim.”
Müslim, Birr, (37)
Abdurrahmân b. Cebr radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Bir kimsenin Allâh yolunda ayakları tozlanacak da ona ateş dokunacak! Bu olacak iş değildir."
Buhârî, (2811).
Ebû Hureyre radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Kabirleri ziyâret edin, zîra bu size ölümü hatırlatır."
Müslim, (976)
Ebû Kat��de el-Ensârî radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Her aydan üç gün, bir de ramazândan ramazâna oruç tutmak yok mu? İşte bu bütün senenin orucu demektir."
Müslim, (1162)
Ebû Katâde el-Ensârî radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
"Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem'e Pazartesi orucu hakkında soruldu. Bunun üzerine o şöyle buyurdu: "O gün de doğdum ve o gün de bana (Kur'ân) indirildi."
Müslim, (1162).
Ebû Mes'ûd el-Ensârî radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Müslümân bir kimsenin sevâb ümit ederek âile halkının nafakası için yaptığı her bir harcama, mutlaka onun için bir sadakadır."
Buhârî, (5351)
Müslim, (1002).
Ebû Hureyre radıyallâhu anhu'dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Saçı başı dağınık, eli yüzü tozlu, kapılardan koğulmuş öyleleri vardır ki, bu şöyle olacak diye yemîn etseler Allâh onların dediğini yapar.”
Müslim, Birr, (138)
Ebû Hureyre radiyallâhu anhu anlatıyor:
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe verdi ve şöyle buyurdu:
'Ey insânlar! Hac size farz kılındı, haccedin!'”
Müslim, Hacc, (412).
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Her kim bizim kıldığımız gibi namâz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allâh'ın ve Rasûlü'nün zimmetinde bir Müslümândır. Sakın zimmeti (ahid ve emânı) husûsunda Allâh'a hıyânet etmeyin.”
Buhârî, Salât, (28).
Atâ'nın işittiğine göre, İbn Abbâs şöyle demiştir:
“Nebî ﷺ (Mekke'nin fethedildiği gün) Kâbe'ye girdiği zamân her köşesinde duâ etti. Oradan çıkıncaya kadar da namâz kılmadı. Dışarı çıkınca Kâbe'nin önünde iki rekât namâz kıldı ve 'İşte kıble' buyurdu.”
Buhârî, Salât, (30)