Keçisini otlatıp bitkilerden şifa devşiren, kuş avlayarak karnını doyuran, hasır üzerinde uyuyup sahip olduğu küçücük dünyayı kendisine kâfi gören insanların dünyalarını başlarına yıktınız.
Topraklarını gasp ettiniz, servetlerini yağmaladınız, insanlarını köleleştirdiniz. Kendi topraklarında onları esir ettiniz.
Berlin Konferansı’nda Afrika’nın geleceğini Afrikalılara sormadan karara bağladınız. Kongo’da insanları zorla çalıştırdınız; kauçuk uğruna işkencelere, sakat bırakmalara ve kitlesel ölümlere sebep oldunuz. Namibya’da Herero ve Nama halklarını soykırıma uğrattınız. Cezayir’de sömürge hâkimiyetinizi katliamlarla sürdürdünüz. Üzerine de medeniyet sözcüğünü iliştirdiniz.
Ve Müslümanların Avrupa’yı istila ettiğinden dem vuruyorsunuz.:)))
Kendi istilalarınızı keşif, işgallerinizi medenileştirme, yağmalarınızı ticaret, tahakkümünüzü ilerleme diye adlandırmaktan vazgeçin.
Meseleniz istila değil; istilayı kimin yaptığıdır. Kendi kanlı sayfalarınıza göz atmanız gerekmiyor mu?
Dilinizden düşürmediğiniz medeniyet, başkalarının topraklarını ele geçirmekle değil, kendi barbarlığınızı mahkûm edebilmekle başlasın gundiler.
Salat namaz anlamına da gelir rahmet, dua anlamına da. Bağlama göre değişir, kime atfettiğine göre değişir. Nisa 103’deki anlamı alenen namazdır mesela.
Türkçede de karşınıza çıkan bağlamdan koparılmış kelimeler var. A’nın üzerine şapka koymazsan hayâ kelimesi bağlamından öyle böyle kopmuyor.
El kelimesi kaç farklı anlama geliyor Türkçede? Hulasa kalbiniz, niyetiniz kötü. Zehirlenmişsiniz, zehirleme gayretindesiniz.
“Alçak gönüllüğünün başka bir çeşidi vardır ki; kendini yüksek görmekten gelir. Birçok şeylerde bilgisizliğimizi kabul ederiz, akıl erdiremediğimiz taraflar olduğunu edebimizle açığa vururuz. İsteriz ki bizi dürüst namuslu adam bilsinler ve başka şeyleri bildiğimizi ileri sürdüğümüz zaman inansınlar bize.
Anlaşılmaz şeyleri, mucizeleri uzakta aramaya ne gerek var, her gün gördüğümüz şeyler arasında öyle anlaşılmaz gariplikler var ki; mucizeler oyuncak kalır onların yanında. Bizi dünyaya getiren tohum, o bir damla akıt ne müthiş şeydir. İçinde babamızın yalnız beden biçimi değil, duyguları, düşünceleri, eğilimleri bile var. Bu bir damla su bunca halleri neresinde saklıyor?”
Denemeler
Kendi milli değerleri, bağlı oldukları ipin diğer ucundaki İsrail hükümetinin fantezi ve göbek kaşımasından mürekkeptir. Bu gibi kimselerin fikri olmaz, isteği olmaz, iradesi de olmaz.
Gırgıriye’deki Darbukacı Baryam’ın şorolo olmasıyla birebir benzerdir.
🔴 Azerbaycan Devlet Televizyonu:
“Devlet, millî kimliğimize Arap-Fars değerleri katmaya yönelik her türlü girişimin önüne geçecektir.
Bizim kendi millî değerlerimiz var.”