Sevgili Türk kardeşlerim,
Azerbaycan’ı ilgiyle izlediğiniz ve buradaki gelişmeleri yakından takip ettiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Ancak bazı konular var ki, onlara Türkiye’nin gerçekleri üzerinden bakarak Azerbaycan’ı doğru anlamak mümkün değildir.
Azerbaycan’ın laiklik geleneği çok köklüdür. 1918'de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman Doğu’nun ilk laik ve parlamenter cumhuriyetiydi ve 1919'da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Bu, Müslüman dünyasında bir ilkti ve birçok Avrupa ülkesinden bile önce gerçekleşti. 1901'de Bakü’de Müslüman kızlar için ilk laik okul açıldı.
Bu geleneğin en güçlü sembollerinden biri, 1960'ta Bakü’de dikilen “Azad Kadın” heykelidir. Heykel, çarşafını üzerinden atan bir kadını tasvir eder ve kadının özgürleşmesini, eğitime ve toplumsal hayata eşit katılımını simgeler. Bu anıt bugün de Bakü’nün merkezinde durur ve Azerbaycan halkının değerlerini yansıtmaya devam eder.
Bu yüzden Azerbaycan’da din, hiçbir zaman Türkiye’deki kadar güçlü bir toplumsal etkiye sahip olmadı. Bizde tarikatlara bölünme ya da Sünni-Şii ayrışması yaşanmadı. Hatta pek çok insan Sünnilik ile Şiilik arasındaki farkı bile bilmez.
Sovyet sonrası dönemde Azerbaycan’da dini yaymaya en çok ilgi gösteren devlet İran oldu. İran’ın amacı, Azerbaycan’da Şii ideolojisinin kök salması ve insanların İran’ın dini liderini kendi liderleri olarak görmesiydi. Bugün de aynı hedefi taşıyorlar.
Azerbaycan devletinin attığı adımlar tam da bu nedenle milli çıkarlarımızı, milli değerlerimizi, yüz yılı aşkın laiklik geleneğimizi ve ülkemizin istikrarını korumaya yöneliktir. Bu konuya hassasiyetle yaklaşmanızı temenni ediyorum.
@mahuurrrr@ramakesss@Tayma_CanerKara Peki bir çocuk annesine ablasına yada çevresne yada sosyal medyada görüp beğenip özendiği mini etek yada kısa şortla okula gidebilirmi??? Makyaj da yapabilir mi???
📌İskoçlar viski yaparken alkolün %2’lik bir kısmı fıçıdan buharlaşarak kaybolur. İskoçlar kaybolan alkolü meleklerin aldığını düşünür, bunun meleklere gittiğine ve karşılığında müthiş viskiler elde ettiklerine inanırlar ve % 2'lik bu kısma "Meleklerin Payı" derler.
📌Türkiye'de ise alkolden, sigaraya, arabadan, akaryakıta, telefona ve internete kadar her şeyden devlet fahiş vergi alır, hatta verginin vergisini alır ve Türkler satın aldıkları her şeye bir servet öderler. Bu da yetmez, bu kadar vergiye rağmen biriktirdikleri 3 kuruş parayla Borsa'da ve fonlarda yatırım yapanların paralarını da yandaşlar götürür. İşte Türklerin bir şey satın alırken ödedikleri bu fahiş vergilerin ve dişinden tırnağından arttırarak yaptıkları birikimlerin buharlaşmasına da "yandaşların payı" denir...
‼️Türkler yandaşların fahiş ve sebepsiz zenginleşmesine ses çıkarmazlar, bunun bizi kıskanan dış güçlerin oyunu olduğunu düşünürler.
Sadakallahülazim (Amin)...
#pazar #ozatd #tera #pusula #fonmağdurları #teraportföy #paramıznerede #aklımalmıyor #borsamağdurları #dstkf #istifa #TeraFonMağdurları #terayatırım #yeterartık #ktlev #trhol #MehmetŞimşek #cumartesi #pazar #bist #bist100
"Neden cami var", "neden heykel var", "100 yıl önce değil 90 yıl önce planlanmış", "Atatürk'ün projeden haberi yokmuş"...
Ne kadar amaçsız konuşmalar. Verilmek istenen mesaj dışında her şeye odaklanılmış.
Görseli, asıl projeden esinlenerek biz oluşturduk. Görseli kabaca, estetik kaygıyla, fikir olması için oluşturduk. Proje orjinali çok daha kapsamlı ve gerçekçi.
Ayrıca pek çok kişi ortadaki heykele takılmış. "Atatürk" heykeli sanmışlar. Proje aslında ortada bir heykel yok. Onu biz ekledik. Atatürk heykeli olduğuna dair bir ibare de koymadık. İçimizdeki Atatürk düşmanları, tıpkı dışarıdaki Yunan trolleri gibi, Atatürk nefretinden kafayı yedikleri için her yerde Atatürk'ü görüyorlar, ironik.
Peki neden merkeze bir anıtsal heykel ekledik? Çünkü her köyde/kentte, o kent için önemli olan milli bir şahsiyetin; bir Türk büyüğünün, belki o köye ait bir ozanın, bir evliyanın, kahraman bir askerin vb. heykeli olabilir. Bu milli rabıtanın kuvvetlenmesi için önemlidir.
Verilmek istenen mesaja dönersek;
Çirkin apartmanlara sıkıştık.
Komşumuzu tanımıyoruz.
Betondan nefes alamıyoruz.
Küçücük hücre gibi evlere hapsolduk.
Üstelik bu evlere bir servet döküyoruz.
Kredi ve faiz bataklığı toplumu sardı.
Sosyal alanlarımız yok denecek kadar azaldı.
İnsan ilişkilerinin bozulmasını,
Toplumsal güvenin mahvolmasını,
Evlerin yuva gibi hissettirmemesini,
Kentleşmeden ayrı okuyamayız.
Bütün bu çarpık kentleşme; küresel şeytani çetelerin kimliksizleştirme projesine bilinçli ya da bilinçsiz hizmet ediyor.
Odaklanılması gereken konular bunlardır, Türk milleti gereksiz tartışmalarla bölünmekten vazgeçmeli, birlik içinde geleceğe emin adımlarla yürümelidir.
İlber Ortaylı (yurtdışına gitmek isteyen gençlere):
"Buradan kaçarım, giderim, orada yaşarım…
Yaşayamazsın, kimse seni beklemiyor. Beklenen mülteci gruplarından değilsiniz.
Adam olan baba evini terk edip, ahır yapsınlar diye dışarı çıkmaz."