Vatandaşlarımız yıllardır bu stresin, sıkıntıların içerisinde yaşadılar, neredeyse üç nesilden fazla bir zaman geçti. Tabii büyük bir beklenti var. Biz bunu sakin bir şekilde yönetiyoruz. En büyük arzumuz da şudur esasında: Türkiye'nin herhangi bir bölgesi huzurludur, Doğu ve Güneydoğu'da huzur yoktur gibisinden bir algının tamamen geride bırakılması, gündemden çıkmasıdır. Zaten bu 1,5 yıllık süreçte orada görüyorsunuz festivaller düzenleniyor arkadaşlarımız katılıyorlar, şenlikler düzenleniyor, çeşit toplantılar yapılıyor.
Türkiye bir bütündür, milletimiz bir bütündür. Tabii ki Doğu ve Güneydoğu'daki bir vatandaşımızın bu sürece rıza göstermesi kadar Ege'deki, Akdeniz'deki, Karadeniz'deki ve İç Anadolu'daki bir vatandaşımızın da rıza göstermesi önemlidir. Bizim bir tane amirimiz vardır, o da milletimizdir, onun arasında da bir ayrım yoktur. Şu ana kadar yaptığımız anketler, arkadaşlarımızın oralarda yaptığı temaslardan, ülkemizin değişik yerlerinde yaptığı temaslardan geri dönüşler son derece iyi. Bundan sonrasında da, yine söylüyorum, ince işçilikle bütün bu süreci son derece dirayetli bir şekilde, son derece iyi çalışılmış, stratejik öngörüleri doğru konulmuş, koordinatları iyi yerleştirilmiş bir şekilde yönetmeye davet edeceğiz.
@turanbulent@RTErdogan Bu kadar güzel bir tanımlamayı yazdığınız ve yaptığınız için teşekkür ederim.
Diğer vekil ve bakanlarımızında destek vermeleri dileğiyle…
Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Petrol Boru Hatlarıyla oluşacak kapasiteyi değerlendirerek Ceyhan’ımızı küresel enerji ticaretinde çok daha güçlü bir merkez hâline getirmeyi hedefliyoruz.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Ceyhan’ı günlük 3–3,5 milyon varillik petrol ticaretinin gerçekleştiği, depolama, rafineri ve petrokimya yatırımlarıyla yüksek katma değer üreten bir enerji üssüne dönüştürerek Adana’mızın Türkiye Yüzyılı’ndaki gücünü artıracağız. 🇹🇷
İmamoğlu ilçemizde Yedigöze İçme Suyu Projesi şantiyesinde meydana gelen göçükte vefat eden kardeşimize Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına sabır ve başsağlığı; yaralı kardeşimize de acil şifalar diliyorum.
Rabbim milletimize ve emekçi kardeşlerimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.
Ceyhan’ımız, Türkiye’nin enerji vizyonunda çok daha güçlü bir konuma ilerliyor.
Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Petrol Boru Hatlarının oluşturduğu büyük kapasiteyi, depolama, rafineri ve petrokimya yatırımlarıyla buluşturarak Ceyhan’ı küresel enerji ticaretinin önemli merkezlerinden biri hâline getirmeyi hedefliyoruz.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde, günlük 3–3,5 milyon varillik petrol ticaretinin gerçekleşeceği güçlü bir enerji üssü hedefiyle Ceyhan’ımızın ve Adana’mızın Türkiye Yüzyılı’ndaki yerini daha da güçlendireceğiz.
❝AK Parti; Adana’mızın enerji alanındaki stratejik potansiyelini Türkiye’nin gücüne dönüştüren, üretimi ve katma değeri büyüten vizyonun adıdır.❞
Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Petrol Boru Hatlarının oluşturacağı kapasiteyle Ceyhan’ımızı günlük 3-3,5 milyon varillik petrol ticaretinin gerçekleştiği küresel bir enerji merkezi hâline getirmeyi hedefliyoruz.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Adana’mızın enerjideki gücünü Türkiye Yüzyılı’nın üretim, yatırım ve kalkınma hamlesine dönüştürerek Ceyhan’ımızı ülkemizin enerji vizyonunda çok daha güçlü bir konuma taşımaya devam edeceğiz. 🇹🇷
Karadeniz'de çok daha fazla saldırının ortaya çıkması, Karadeniz'de askeri gemilerin dışında artık sivil gemilerin hedef alınması gerçekten bu savaşı başka boyuta taşıyacak birtakım riskler barındırıyor. Burada Türkiye bakın hatırlayınız Tahıl Koridoru ile burada esasında Karadeniz'deki gerilimin azaltılması bakımından bir alan açtı. Birtakım müttefik devletler bu savaşın tarafı olmak ya da bu savaşta müdahil olmak ya da belli bir ülkeye destek vermek için boğazların kullanımıyla ilgili çok yoğun bir şekilde Türkiye ile temasta bulundular. Ama Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni tavizsiz bir şekilde uyguladı.
Dolayısıyla Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni bu derece dirayetli uygulaması kendi müttefiklerinin bu yoğun temaslarına, hatta zaman zaman baskılarına rağmen bu Türkiye'nin Karadeniz'in güvenliği açısından en doğru yerde olduğunu gösteriyor. Türkiye'ye ait sivil gemilerin hedef alınması asla kabul edeceğimiz bir şey değil. Bunu en ciddi şekilde kınıyoruz. Bunun tedbirinin alınması lazım. Gerçekten bunun tahammül edilecek bir tarafı kalmamıştır. Bu şekilde yapılması başka ülkeler açısından aslında çatışmaları derinleştiren, daha kötü boyuta götüren sonuçlar doğuracaktır. Bugün Rusya-Ukrayna meselesinde evet savaş devam ediyor fakat bu savaşı sivil alana yaymak ve tansiyonu yükseltecek diğer ülkeleri hedef alacak bir hale sokmak, bunu hangi taraf yapıyorsa yapılacak en yanlış iştir. Biz kendi gemilerimizin ve denizcilerimizin, balıkçılarımızın durumunu yakından takip etmeye devam edeceğiz.
Bugün Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın nazik davetine icabetle Mekke-i Mükerreme’ye bir ziyaret gerçekleştirdik.
Ziyaretimde aziz kardeşlerim Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldik.
Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık.
Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır.
BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır.
Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.
Ziyaretimizin, istişarelerimizin ve imzaladığımız anlaşmanın tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Esas mesele silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkmasıdır. Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır, buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla bu terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme, PKK, KCK terör örgütünün Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki, Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsur, şube ve uzantılarıyla gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir, bundan sonrasında da takip edilecek husus budur.
Terör örgütünün gündemden çıkması, devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde, hukuk devleti ve demokrasinin imkân ve kabiliyetleri çerçevesinde ortaya koyduğu seçenekler sayesinde gerçekleştirilmektedir.
Geçmişte AK Parti’den önce de Millî Güvenlik Kurulu tavsiyeleriyle terör örgütünden ayrılmak isteyenlere bir zemin oluşturulması gündeme getirilmiştir. Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkarak son derece güvence veren, güveni ve güvenceyi bir arada gösteren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır. Tabii PKK, KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupa’daki bütün illegal unsurlarıyla sona ermesi, silah terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracaktır. Türkiye bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona erdiğini, bu süreç başarıya ulaşırsa, ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz, hep beraber görecektir.
Tabii bu terörün gündemden çıkmasıyla birlikte esasında yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yepyeni iklim demokrasimizin üstündeki yükün kalkması, demokrasimizin üzerindeki bu stresin kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek. Demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkân verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü bir siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Dolayısıyla terör örgütünün yükünden Türkiye'nin kurtulması demek aynı zamanda demokrasisinin ölçeğini büyütecek, siyasi iklimine daha çok oksijen yükleyecek bir zemine kavuşması demektir. Demokrasinin ölçeğinin büyümesi demek, siyasi iklimin daha çok oksijene kavuşması demek, Türkiye'nin Türkiye Yüzyılı hedeflerine giderken, bölge barışına katkı yaparken, küresel barışa katkı yaparken çok daha yüksek bir performans ortaya koyması demektir.
Bugün bu yasal çerçeveyle atılan adım esasında bu açıdan bakarsanız bir başlangıcı oluşturacaktır. Bunun Meclisimize, ekonomimize, sivil toplum hayatımıza yansıması, bunun bugün aralarında birtakım mesafe olduğunu düşünen toplumsal kesimlere yansıması çok büyük, çok pozitif ve çok değerli olacaktır. Onun için her birimizin burada bahsettiğim çerçevede bu sürecin başarıyla tamamlanması ve bu silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkması, bütün bu sürecin başarıyla sonuçlanması için katkısı, esasında Türkiye'nin geleceğine atılmış bir imza olarak düşünülebilir.
Yüksek Askerî Şûra kararları hayata geçti. Şimdiye kadar görev yapan, görevden ayrılan bütün askerlerimize, komutanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni göreve gelen, yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz.
Tabii sevindirici bir tarafı da var bu Yüksek Askerî Şûranın, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kadın general sayısı arttı. Bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyet'in bir kazanımı olarak değerlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim.
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine her zamanki gibi başarılar diliyoruz.
Kırsal kalkınmayı güçlendirmeye, üreticimizi desteklemeye ve yatırımı büyütmeye kararlılıkla devam ediyoruz.
TKDK tarafından IPARD III Programı kapsamında sağlanan 634,3 milyon TL hibe desteğiyle üreticilerimize ve yatırımcılarımıza güçlü bir katkı sunuyor, tarımsal üretimi ve kırsal kalkınmayı desteklemeyi sürdürüyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘ın liderliğinde; üreteni güçlendiren, kırsalı kalkındıran ve Türkiye’yi her alanda daha ileriye taşıyan yatırımları aynı kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Hayırlı ve bereketli olsun.
Sayın Cumhurbaşkanımız Genel Başkanımız, MKYK toplantımızın açış konuşmalarında terörsüz Türkiye konusuna değindiler. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, kullanılması gereken tavır, üslup ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının da koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar.
Bugüne kadar her türlü darbe girişiminden tutun birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakârlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi’nden en içten saygılarımızı, hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim.
Yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci için gerçekten çok emek sarf edildi, kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk, yüzlerce kere toplanmışızdır sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar. Bütün arkadaşlarımızla birlikte, kurduğumuz heyetle birlikte çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık.
Bizim terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyerek ortaya koyduğumuz bu irade, ortaya çıkan bu çerçeve, aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet besleyen emperyalist ve Siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti esasında bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge nedir diye bir cümleyle tanımlayacak olsak; bu bölgemizde, Türk için, Kürt için, Arap için, Sünni için, Alevi için, Şii için ve diğer herkes için kötü niyet besleyenlere bu kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilen bir cevaptır diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü. Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon tüm vatandaşımızdır. Günün sonunda meselenin öznesi, meselenin iradesini tecelli ettiren yegâne makam vatandaşlarımızın tamamıdır. Ve bu güven esasına, bu iradeye, bu tecrübeye, bu tarihin içinden süzülen büyük irfana yaslanarak bütün bu süreç yürütülmüştür.
Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclisimizin takdirine sunuldu.
Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum.