İlk göz ağrımız birinci eserimiz "İsa'nın Yamalı Gömleği" yeni baştan huzurlarınızda.
Ketebe'den çıktı.
Allah mahçub eylemesin.
https://t.co/TIjkTdDH9G
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahallî idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Cahit Zarifoğlu, kalemiyle inancın, fikrin ve medeniyet tasavvurumuzun güçlü seslerinden biri olmuş; Abdurrahim Karakoç ise milletimizin duygularını, sevdasını, hasretini ve memleket sevgisini mısralarına nakşetmiştir.
Biri “Yedi Güzel Adam”ın öncülerinden, diğeri “Mihriban”la milyonların gönlünde taht kuran bu iki kıymetli isim; eserleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam edecektir.
Milletimizin kültür ve edebiyat hayatına silinmez izler bırakan Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’u hürmet ve dua ile yâd ediyorum.
Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Kuruluşundan itibaren hem editör hem sorumlu müdür olarak, ilk 20 sayısında bilfiil çalıştığım TRT Akademi Dergisi'nin 10. Yılını kutluyor, yayın hayatında başarılar diliyorum.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Şahsi tartışmalardan uzak olarak belirtelim;
Peygamberlerin âlimlerin âriflerin evliyanın vefat ettikten sonra himmet ve tasarrufları haktır.
Bununla beraber, bir tarikatin devamı için bir Mürşid-i Kâmilin kendinden sonra bir Mürşidi Kamile hem işitme yoluyla(semâ) hem de kitâbet(yazmak) yoluyla icâzet vermesi ve icâzete Ümmet-i Muhammed(sav)'in içinden yalanda ittifak etmeyen âdil ve zabt sahibi bir topluluğun şâhitlik etmesi gereklidir.
Bu aynen bir hadîsi rivayet yoluyla âdil ve zabt sahibi sika râvilerin birbirlerine muttasıl bir şekilde aktararak Peygamberimize kadar ulaştırmaları gibidir.
Bu konuda Tasavvuf ehli, tecrübeyi aktarmada Muhaddislerin yolunu; muhaddisler de Sünneti(hadîsi) rivâyette Allah Rasûlü ve Ashab-ı Kirâmın Kur'an'ı Kerim'i tedvin etme yani mushaf haline getirme ve çoğaltıp aktarma yöntemini benimsemişlerdir.
Allah hepsinden razı olsun.
Şahsi tartışmalardan uzak olarak belirtelim;
Peygamberlerin âlimlerin âriflerin evliyanın vefat ettikten sonra himmet ve tasarrufları haktır.
Bununla beraber, bir tarikatin devamı için bir Mürşid-i Kâmilin kendinden sonra bir Mürşidi Kamile hem işitme yoluyla(semâ) hem de kitâbet(yazmak) yoluyla icâzet vermesi ve icâzete Ümmet-i Muhammed(sav)'in içinden yalanda ittifak etmeyen âdil ve zabt sahibi bir topluluğun şâhitlik etmesi gereklidir.
Bu aynen bir hadîsi rivayet yoluyla âdil ve zabt sahibi sika râvilerin birbirlerine muttasıl bir şekilde aktararak Peygamberimize kadar ulaştırmaları gibidir.
Bu konuda Tasavvuf ehli, tecrübeyi aktarmada Muhaddislerin yolunu; muhaddisler de Sünneti(hadîsi) rivâyette Allah Rasûlü ve Ashab-ı Kirâmın Kur'an'ı Kerim'i tedvin etme yani mushaf haline getirme ve çoğaltıp aktarma yöntemini benimsemişlerdir.
Allah hepsinden razı olsun.
Hacc dönüşü münasebetiyle AK Parti Bursa Milletvekili dostum Osman Mesten(@OsmanMesten16) bey'i Bursa'da ziyaret ettim.
Nazik misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.
Haccı mübarek olsun.
Konya heyetimiz ile birlikte Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek, Konya’mızda devam eden ve planlanan sağlık yatırımları hakkında verimli istişarelerde bulunduk.
Nazik misafirperverliği sebebiyle Sn. Bakanımıza teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek ile birlikte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettik.
Milli meselelerde sergilediği ferasetli duruşu ve ülkemizin yüksek menfaatlerini önceleyen yaklaşımıyla Türkiye'ye önemli katkılar sunan Sayın Bahçeli’ye nazik kabulleri için teşekkür ediyorum.
Sait Mermer'in Ayasofya dergideki yazısının dikkate değer bir tezi var. Uzunca bir yazı ve bence bir iri risale olmayı da hak ediyor. Zira mühim bir hususu açıp yorumluyor: Hz. Yusuf kıssasına bakıp Yahudiliğin zihin tarihini okuyor yazar. Youtube kaydı varmış Depo No:4'teki dosya konuşmalarının. İlgilisi bulup dinlemeli. Metni de okumalı. Notları ayrı değerli. Tebrik ediyorum.
Sait Mermer'in Ayasofya dergideki yazısının dikkate değer bir tezi var. Uzunca bir yazı ve bence bir iri risale olmayı da hak ediyor. Zira mühim bir hususu açıp yorumluyor: Hz. Yusuf kıssasına bakıp Yahudiliğin zihin tarihini okuyor yazar. Youtube kaydı varmış Depo No:4'teki dosya konuşmalarının. İlgilisi bulup dinlemeli. Metni de okumalı. Notları ayrı değerli. Tebrik ediyorum.
Aziz İstanbulumuzu fethederek milletimizin ebedî yurdu hâline getiren kutlu kumandan Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesini ziyaret ettik.
Bizlere emanet ettiği bu kutlu şehri aynı iman, aynı dava şuuru ile müreffeh yarınlarımıza taşıma azmimizi dualarla bir kez daha tazeledik.
Şam, İslam'ın ilk Batı Cephesidir.
Hz.Ömer ve Hz.Muaviye Şam'da ne yaptıysa Hz. Alparslan Malazgirt'te, Hz. Fatih de İstanbul'da onu yaptı.
Şam, İstanbul'un kapısıdır.
Şam'ı kaybedersek Anadolu tehlikeye girer. Anadolu, İstanbul'un kalesidir.
Mekke-Kudüs-Şam-İstanbul hattı Müslümanların hayat damarıdır.
Türkiye bu hattın mücadelesini veriyor.
Allah küffârın oyununu bozsun, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ömrüne bereket, zihnine ve bedenine sıhhat ve dirilik versin.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümünde, çağ açıp çağ kapatan büyük zaferi ve bu kutlu müjdenin muzaffer kumandanı Fatih Sultan Mehmet Han’ı rahmet, minnet ve dualarla yad ediyoruz.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) asırlar öncesinden müjdelediği bu fetih; yalnızca bir şehrin surlarının aşılması değil, imanla yoğrulmuş bir medeniyetin dünyaya mühür vurmasıdır. İstanbul’un fethi; azmin, inancın, ilmin, cesaretin ve Allah’a tevekkülün tarihe altın harflerle yazılmış destanıdır.
Ecdadımız, fetihle birlikte adaletin, merhametin ve hoşgörünün bayrağını da İstanbul semalarına dikmiş; bu aziz şehri medeniyetlerin merkezi haline getirmiştir. Bizlere düşen görev ise bu büyük mirası korumak, gelecek nesillere aynı şuur ve sorumlulukla taşımaktır.
Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere, Akşemseddin Hazretleri’ni, İstanbul’un fethine omuz veren kahraman neferleri, alperenleri ve tüm ecdadımızı rahmetle yad ediyor; Rabbimden milletimizin birlik ve beraberliğini daim kılmasını niyaz ediyorum.
Roma İmparatorluğu’nu tarihe gömüp
dünyanın gidişatını değiştiren,
medeniyetin altın mührünü yeniden cihana vuran,
yüreklerimizin asırları aşan muştusu…
Feth-i Mübîn’in;
#İstanbulunFethi’nin 573’üncü yılı kutlu olsun!
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümünde, çağ açıp çağ kapatan büyük zaferi ve bu kutlu müjdenin muzaffer kumandanı Fatih Sultan Mehmet Han’ı rahmet, minnet ve dualarla yad ediyoruz.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) asırlar öncesinden müjdelediği bu fetih; yalnızca bir şehrin surlarının aşılması değil, imanla yoğrulmuş bir medeniyetin dünyaya mühür vurmasıdır. İstanbul’un fethi; azmin, inancın, ilmin, cesaretin ve Allah’a tevekkülün tarihe altın harflerle yazılmış destanıdır.
Ecdadımız, fetihle birlikte adaletin, merhametin ve hoşgörünün bayrağını da İstanbul semalarına dikmiş; bu aziz şehri medeniyetlerin merkezi haline getirmiştir. Bizlere düşen görev ise bu büyük mirası korumak, gelecek nesillere aynı şuur ve sorumlulukla taşımaktır.
Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere, Akşemseddin Hazretleri’ni, İstanbul’un fethine omuz veren kahraman neferleri, alperenleri ve tüm ecdadımızı rahmetle yad ediyor; Rabbimden milletimizin birlik ve beraberliğini daim kılmasını niyaz ediyorum.
Hayattaki en önemli üç kavram nedir?
Birincisi disiplin. Yani benim hayatım hep bir disiplin içerisinde geçti. Kur'an kursundan başlamak suretiyle; yani orada zaten bir disiplin vardı. Ne zaman yatacağımız, ne zaman kalkacağımız, ders çalışacağımız; bunların hepsi belli bir akış içerisinde, disiplin içerisinde devam ediyordu. Onun için disiplin benim için vazgeçilmez kavramlardan bir tanesi.
Bir başkası çalışmak. Yani çalışmak da benim vazgeçilmezlerimden. Mesela Konya İmam Hatip Lisesi'nde okurken hatırlıyorum, iki yıl parasız yatılı okudum ben. Hiç 12.00'den önce dershaneden çıktığımı hatırlamıyorum yani; her gün en son çıkan bendim mutlaka. Dolayısıyla disiplin, çalışmak ve azim. Bu üçü benim hayatımda her zaman belirleyici olmuştur.
Hangi gün unutulmazınız?
Kaymakamlığı kazandığım gün belki hayatımdaki dönüm noktalarından biri oldu. Çünkü hayatımın belki akışı değişti. Ben sadece siyasaldan, Mülkiye'den mezun olduktan sonra ilk ve tek sınava girdim; kaymakamlık sınavıydı o da. Başka bir sınava girmedim. O da idealimdeki meslek olduğundan; yani sadece bu mesleğe odaklandığımdan, hedefimdeki meslek bu olduğundan dolayıydı. Eğer kazanamasaydım da başka bir meslek icra etmeyecektim...
Haberi aldığınız anı hatırlıyor musunuz?
Bizim dönemlerimizde sosyal medya, internet, web siteleri bu kadar yaygın değildi. Bakanlığın önünde Doğu Kapı diye bir yer var. Orada bir camekân vardı. Sınavı kazananların listesi orada ilan ediliyordu. Ben kendim gelip de görmüş değilim ama arkadaşlarım listeler açıklandığında hemen Bakanlığa gelmişler. Oradan listede benim de ismim olduğunu görünce telefonla beni aradılar ve bana müjdelediler.
Peki size hediye edilen, çocukluk da olur, gençlik dönemi de olur, anlamı olan ilk hediye neydi?
Lise 2. sınıfta, şimdiki tabirle 10. sınıfta okurken bir kompozisyon yarışmasına girmiştim; liseler arası kompozisyon yarışmasına memlekette. Sonra sonuçlar açıklandı. Ben birinci oldum. O zaman ilçe kaymakamımız "Zekâ Pırıltıları" diye; hâlâ ismini de hatırlıyorum kitabın; bir de böyle kalem vermişlerdi. Çoğu defa onu okuduğumu hatırlıyorum. Yani ilk aldığım hediye de oydu.
>> Gazeteci Nil Gülsüm röportajımızdan