Siz Reisinize gözyaşları dökerken bakın BM'de neler oldu?
📌AB, Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada, Kenya ve Barbados, "Partners for Multilateralism" girişimini başlattılar.
Amaç: BM sistemini reforme etmek, uluslararası hukuku güçlendirmek, çok taraflılığı yenilemek ve uluslararası finans mimarisini geliştirmekti.
Türkiye yoktu. Çünkü sizi davet eden olmadı.
📌 Siz her BM Genel Kurulu açılışında içini dolduramadığınız "Dünya beşten büyüktür" sloganını tekrarlarken, Brezilya, Norveç, İspanya, Güney Afrika ve Afrika Birliği Uluslararası Eşitsizlik Paneli girişimini başlattı.
100'den fazla ülkeden 1.500'ü aşkın ekonomist bu girişimi destekliyor. Aralarında Joseph Stiglitz, Thomas Piketty, Daron Acemoğlu, Jayati Gosh ve Mariana Mazzucato gibi isimler var.
Amaç: Dünyadaki ekonomik eşitsizliği azaltacak öneriler geliştirmek, bunun için gerekli mekanizmaların oluşumuna katkı sağlamak.
Türkiye yine yok. Çünkü kimse sizi davet etmedi.
📌Siz Ortadoğu'daki otoriter liderlerle poz verirken, demokratik orta güçler yeni bir ittifak öneriyor: D7.
AB, Kanada, Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Birleşik Krallık.
Türkiye burada da yok. Çünkü Türkiye artık hiç kimsenin gözünde bir demokrasi değil.
📌Hindistan ayrıca "Visegrad 4 + Hindistan" formatını başlattı.
Amaç: Çok taraflılığı güçlendirmek ve Küresel Güney'in kaygılarını uluslararası gündeme taşımak.
Türkiye ne bu tür girişimlere davet ediliyor, ne de buna benzer bir girişime öncülük edebiliyor.
📌 Siz, Türkiye’yi Arap dünyasının otoriter liderleri arasında konumlandırdığınız için, ülkemizi artık hiçbir küresel girişime ortak etmiyorlar.
📌 Tüm bu dışlanmada sorun Türkiye'nin gücünde ve potansiyelinde değil. Türkiye’de hakların ve özgürlüklerin üzerinden buldozerle geçen saray rejiminde ve nasıl bir dış politika çizgisi izlendiğindedir.
📌 Türkiye'de adaleti yerle bir ederken, BM kürsüsünden dünyaya adalet dersi vermek de, Trump'la kurulan şahsi ilişkilere yaslanarak günü kurtarmak da bugün için kolay görünüyor.
📌 Dünya, orta güçlerin kurduğu yeni ortaklıklarla giderek çok taraflı bir yapıya bürünürken Türkiye, bu yeni tasarımda masada değil.
📌 Türkiye, Trump'ın sevdiği otoriter liderlerin masasında bir koltuk sahibi değil; demokratik, bağımsız ve etkili orta güçlerin parçası olma kapasitesine sahip bir ülkedir.
📌 Türkiye, Ortadoğu'da herhangi bir büyük gücün taşeronu değil, kendi iradesiyle hareket ederek bölgesel ve küresel ölçekte barış ve refaha katkı veren bir aktör olmalıdır.
✈️Kasım 2025'te satın almış uçağı, Man Adası'ndan, hani şu vergi cenneti olan.
💰1 milyar TL'ye mal olmuş!
➖13 yolcu kapasitesi var.
➖Menzili 9.630 km, yani İstanbul'dan New York'a, Uzak Doğu'nun önemli bölümüne ve Güney Afrika'ya aktarmasız uçabiliyor!
➖Dünyanın en zengin iş adamlarının ve jet sosyetenin tercih ettiği model.
➖Uçağın alttaki fotoğrafı Ocak 2026'da İsviçre Cenevre'de çekilmiş.
💡Aslına bakarsanız 750 milyon liralık yatlar, 1 milyar liralık jetler, AKP'nin bu parlak çocuğu için sadece küçük birer oyuncak.
💰Tek başına Gündoğdu Gıda üzerinden yaptıkları manipülasyonla götürdükleri para 100 milyar lirayı buluyor.
👉Bu ülkenin 5,5 milyon genci, evinde iş ve aş umudunu kaybetmiş çaresizce beklerken,
💡AKP'nin parlak genci Muhammed Yarız ve arkasındakiler lüks, ışıltılı ve şatafatlı bir hayat sürüyor.
Arsız: Utanmaz, sıkılmaz, yılışık bir biçimde.
Yüzsüz: Utanmaz ve pişkin bir biçimde.
Manipülatif: Karşısındaki kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını kendi çıkarlarına uygun biçimde yöneten ve yönlendiren.
Şimdi iktidar borazanlarının sesi çıkmıyor
Vurguncu hırsızları tanıyalım.
Bu gördüğünüz şahıs Muhammed Yarız ve 28 yaşında,
Akp gençlik kolları tayfasından!
Bu yaşında Pusula Holding'in Yön. Kur. Başkanlığı'na getiriliyor.
Bu yatın markası Benetti Oasis, İtalyan...
En lüks yat olarak biliniyor.
Yılda 5 adet üretiliyor.
Fiyatı 19 milyon Euro.
Rabia işaretiyle poz veren 28 yaşındaki Akp'li 26 Mayıs 2026'da bu tekneyi satın alıyor.
Tekne şu anda Marshall Adaları'nda..!
30 milyon TL'lik sürat teknesi de var Bodrum'da!
Ama masum insanlar hırsız diye 2 yıldır hapis bu ülkede..!
#NeFonuYokEmeklininDonu
Amedspor tribünlerinde tepki çeken slogan!
Amedspor’un Beşiktaş ile oynadığı karşılaşmada Amedspor taraftarlarının, “Apocuyum, PKK’lıyım” şeklinde slogan attığı anlara ait görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Bu kişi Muhammed Yarız, yaşı 28; AKP gençlik kollarından. Bu yaşında Pusula Holding'in Yön. Kur. Başkanlığı'na getirilmiş.
Bu yatın markası Benetti Oasis, İtalyan. En lüks yat olarak biliniyor. Yılda 5 adet üretiliyor. Fiyatı 19 milyon euro. Rabia işaretiyle poz veren 28 yaşındaki yönetimi kurulu başkanı 26 Mayıs 2026'da bu tekneyi satın almış. Tekne şu anda Marshall Adaları'nda!
Bir de 30 milyon TL'lik sürat teknesi var Bodrum'da!
Ama masum insanlar hırsız diye 2 yıldır hapis bu ülkede!
(Gülünün Solduğu AKŞAM'dan alındı)
Stada kaçak girebilmek için polise saldıran Am*dspor taraftarları!
Bu takım PKK’nın takımıdır bu oevlatları her türlü teröristliği yapıyor ama asla ceza almıyorlar!
Şu yapılanları başka bir takım yapsa sizce başına neler gelirdi?
Şu görüntüler anadolu takımlarında ya da İstanbul takımlarında olsa Türkiye’de yer yerinden oynamış ve kim bilir kaç maç saha kapatma cezası gelirdi.
Bakalım Amedspor’a ceza verebilecekler mi?
Sustum sustum ama şiştim ya.. Sol Partili Elif Eralp, Berlin Başbakanı ve Belediye Başkanı seçilmiş. Hayırlı olsun olmasına da Berlin’i de Sol Partiyi de çoğu kişiden iyi bildiğimi iddia ediyorum. Uzmanlığımı, Berlin yeniden başkent olduktan sonra başlatılan yeniden yapılanma sürecinde imzamı attığım kentsel dönüşüm projeleriyle aldım. Berlin’i de Sol Partiyi de iyi bilirim. Peki Elif’in Sol Partisini siz bilir misiniz? Ben söyleyeyim, “Türkler Ermeni soykırımını kabul etsin, özür dilesin, Türkiye Kıbrıs’ta işgalcidir, masum sivilleri katletmiştir, Türkiye Kürtleri katlediyor, Türkiye Pontus soykırımı yapmıştır, Türkiye Süryanilere soykırım yapmıştır” diyen karanlık bir zihniyettir. Elif görevini yaparken Cem Özdemir denilen Türkiye düşmanı dallamanın durumuna düşmesin. Ev kiralarını düşürmeye, küçük esnafı korumaya, pisliğe, çöpe bulanmış kenti temizlemeye kısacası Berlin’i yönetmeye yoğunlaşsın. Partisinin ve çevresindeki halaycı zıpırların dolduruşuna gelerek Türkiye’ye tarih dersi vermeye, soykırım, katliam, işgal iftirası atmaya soyunmasın, işine baksın. Soykırım, katliam arıyorsa da memleketi Almanya’nın tarihine baksın. Alası var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de.
Gitmeden önce ABD’nin isteğiyle bir jest daha yaptı. Komşumuz İran’ın, Türkiye’de 44 yıldır faaliyet gösteren bankasını kapattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl aynı gün yine ABD’deydi. Daha oradayken ABD menşeli bazı ürünlere 2018’den beri uygulanan ek vergiler kaldırıldı.
Yıllar önce 1 milyar dolardan fazla bir bedeli ödeyerek talep ettiğimiz F35’ler ise hala verilmedi. Hal böyleyken, Türkiye ABD şirketi Boeing’ten 225 uçak alma sözü verdi.
Kazanan hep ABD!
Bir yıldır uçaklarımız verilecek diye beklerken; jest üstüne jest yaptığınız dostunuz F35’leri Suudi Arabistan’a sattı.
Biz neden bu haldeyiz?
Meşruiyetini millette değil başka ülke liderinde ararsan, itibarın uçak boyutu olduğunu zannedersen, işte böyle vermeden almaya alıştırırlar.
Belki unuttunuz fakat, devletler arasında mütekabiliyet prensibi vardır.
Hizmet etmeniz gereken Mr. Trump değil, 86 milyon yurttaşınızdır.
Beklentimiz ve önceliğimiz ise Türkiye’nin güvenliğidir.
İstanbul'a konstantinopolis denmesini nasıl ki kabul etmiyorsak Diyarbakır'a da amed denmesini kabul etmiyoruz. Hiç kimsenin şehirlerimizin ismini değiştirmesine tahammül etmek zorunda değiliz.
Çakarlı araçlardan sonra bir de başımıza “Ülkü Ocakları Başkanlığı” adı taşıyan plakalı araçlar çıktı. Kafalarına göre hiçbir resmiyeti ve geçerliliği olmayan bu plakayı arabalarına takarak her türlü işi yapıyorlar. Bakan mısınız, vali misiniz, kime gövde gösterisi yapıyorsunuz? Suç işleyen çetelerden bir farkı yok şu durumun. Hangi akla hizmetle bu şekildeki bir plakayla trafiğe çıkıyorlar, anlamıyorum. Devletin resmi kurumları hariç hiç kimse trafiğe bu şekilde kafasına göre uydurduğu plakalarla çıkamaz. O zaman ben de bir parti kurup ardından plaka çıkartıp “Alp Kılınç İl Başkanlığı” yazıp çıkıp gezeyim trafikte. Kırmızı ışıkta geçeyim, trafiğin akışını ve kontrolünü bozayım. Olacak iş değil…Umarım yetkili merciler bu arkadaşa gerekli cevabı verir.
13 yaşında bir kız ve bekareti bozulmasın diye Midenize kramp girmeden aşağıdaki yazıyı okuyabilir misiniz bilmiyorum. Ama isimleri okuyun derim. Unutmamak için.
Her meslekten, her yaştan, az önce hepsi başı bağlı, şişman bir kadına bir miktar para ödediler ve kadın onlara tembih etti:
– Kız 13 yaşında, bekaretini henüz kaybetmedi, kaybetmesi bizim başımızı belaya sokar, ona göre muamele edin.
Her meslekten, her yaştan erkek kalabalığı bu sözler üstüne basını sallıyor.
Onlar ne yapacaklarını bilirler. Onlar erkek!
Teker teker, birbirlerinin sırasını gözeterek odaya giriyorlar.
Ve odaya giren erkekler tekek teker küçük kız çocuğuna, bekareti zarar görmesin diye !
Bu korku filminin, çok gerçek erkek elemanları kimlerdir, ne iş yaparlar, kızın hikayesini çok sonraları öğrenen bir yazar, merak ediyor: İşte yazarın elindeki vicdansızların, ırz düşmanlarının listesi: :
Recep Sakız (Kızıltepe Kaymakamlık Yazı işleri Müdürü),
Ersun Erdemir (ordudan irtica nedeniyle ihraç edilen yüzbaşı),
Selman Aydın (devlet memuru),
Enver Adanc (zabıta memuru),
Şeyhdavut Dora (zabıta memuru),
Şeyhdavut Oruç (belediye memuru),
Cuma Uras (Mardin Vakıflar Şube Müdürü),
Mahmut Temelli (Ziraat Odası Başkanı),
Azat Aydın (astsubay),
Ümit Ergin (ilköğretim okulu UTANMAZ müdür yardımcısı),
Mehmet Seyitoğlu (veznedar),
Teyyar Salman (Orman İşletme Müdürlüğü şefi),
Hamit Aydın (veznedar),
Hamit Abdülşametoğlu (işyeri sahibi),
Ali Aksoy (serbest meslek),
Ahmet Günay (TEDAŞ işçisi),
Osman Çakır (üniversite öğrencisi),
Harun Uras (muhtar),
Selahattin Kuray (serbest meslek)
Ve meslek belirtmeyen Şemsettin Aslan, Burhan Ertaş, Şeyhmus Cansın, Şeydavut Anuk, Nizam Denli, Sabri Ajak, Rıdvan Bayraktar, Rıdvan Abdülsemetoğlu, Süleyman Göka
Doktorlar daha sonraları küçük kız oturabilsin diye tam dört ameliyat yapmak zorunda kalıyorlar.
Mardinli küçük kızın hikayesini daha sonraları öğrenen yazar, en çok bir ifadede dönüp kalıyor: Yukarıdaki adları ve meslekleri belli erkeklerden biri, bir işyeri sahibi, işini bitirdikten sonra kıza şöyle sesleniyor:
– Kızım, kusura bakma şeytana uydum; benim de senin kadar bir kızım var. Ramazanda bana gel de karnını doyurayım.
Bu çok erkek beyefendiler, işin kolayını da bulmuşlar, işte asıl korku filmi burada başlıyor:
Ramazanda bir kap yemek, cuma namazında bir rekat namaz ve işi şeytana havale ederek, pür-pak evlerine, işyerlerine ve kahvelerine dönecekler! Öyle ki memurların haklarında işlem yapılmayacak, şube müdürleri, oda başkanları, zabıta memurları Mardin’in sokaklarında başları dik dolaşacaklar! Çünkü bu ülke fazlasıyla erkek.
Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 13 yaşında 26 erkeğe satılan küçük kızın, bu kişilerle kendi rızasıyla birlikte olduğu yorumu, anlı şanlı Yargıtay’ın 14. Ceza Dairesi’nde onay gördü. (Kararı veren Yargıtay 14.Ceza Dairesi’nin 11 üyesinden 8’ini AKP dönemindeki yeni HSYK atamıştı.)
Ey ağır ceza mahkemesi hakimleri, Yargıtay üyeleri, bu verdiğiniz kararla siz de bu korku filminin ana kahramanlarının yanında yer aldınız. Kanunlar böyle diye kestirip atmayın, küçücük bir kız çocuğunu savunamayan hukuk ve sizlerin bunun arkasına sığınmanız, bu korku filminin en utanç verici bölümü.
Kendi Kızınız, Kardeşiniz, Yeğeniniz Var Mı? Var İse Onun Başına Böyle Bir Şey Gelse Ne Yaparsınız?
Hukuk, yazılı kanunların, insan haklarına uygun uygulanmasından başka nedir ki? Hukuk fakültelerinin birinci dersinde bu öğretilir.
Not: Bu İletinin İbreti Alem İçin Bütün Türkiye’de Dolaşması Gerekir. Toplumun Vicdanını Sızlatan Bu Olaya Sahip Çıkma Namuslu Ve Dürüst İnsanların Görevidir…
Avukat Ömer K A V İ L İ
İstanbul Barosu – 15638(Alıntıdır)