Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı Temsilcisi Murat Taksim:
🗣️”Sabah 6’dan beri arkadaşlarımız çatıda direniyorlar. Gece saatlerine geldik. Arkadaşlarımız çatıda direniyorlar, biz de aşağıda direnmeye devam ediyoruz.
Gün içerisinde Valiliğe gittik, onlarla görüşmeye çalıştık. Ancak bizimle görüşmediler. Haftaya Salıya randevu verdi. Bizim bekleyecek vaktimiz yok. Hızlıca bu işin çözülmesini istiyoruz.
📣Arkadaşlarımız tüm haklarını alana kadar çatıdan inmeme kararlılığı gösteriyorlar. Biz de tüm Sakarya halkını inşaat işçilerine destek olmaya çağırıyoruz.”
❗️İsmail Ilgaz hakkımızı ver.
Direnişimize çatıda ve şantiye içinde devam ediyoruz.
Sabaha karşı hava soğudu ama içimiz öfkeyle, hakkımızı alacağımıza olan inançla ısınıyor.
Mücadele zorludur biz buna alışığız.
📣Ama İsmail Ilgaz pes edecek. Haklarımızı söke söke alacağız❗️️
Dün çatıya çıkmamızdan bu yana haber alınamayan İsmail Ilgaz, bu sabah Sakarya’ya geldi. Dün hem Sakarya Valiliği’nde hem Eskişehir’de hem de çatıda yaptığımız eylemlerin öfkesiyle işçi arkadaşlarımıza saldırmaya, provakasyon çıkarmaya çalıştı.
İsmail Ilgaz hala Patronların Ensesindeyiz’le uğraşıyor. Avukatımıza ve temsilcilerimize küfürler, hakaretler ve tehditler savuruyor.
İşçilerin, Patronların Ensesindeyiz’de örgütlü mücadele etmesini bir türlü kabullenemiyor. Alışmış çünkü şantiyeden küfürle, döverek, sindirerek, haklarını hiç ederek işçileri yollamaya. Örgütlü mücadele eden işçilerin gücüyle ilk defa karşılaşıyor. Öfkesi, siniri, Patronların Ensesindeyiz’e karşı nefreti bundan.
Patron İsmail Ilgaz’a kötü bir haberimiz var: haklarımızı alana kadar ensendeyiz.
⚠️Ve uyarıyoruz: işçi arkadaşlarımıza küfürlerini, hakaretlerini sonlandır. Saldırmaktan, provakasyondan vazgeç. Sabrımızın sınırındayız! Haklarımızı derhal öde!
“Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?”
Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü inşaatındaki mücadelemiz sürüyor. Haklarımızı alana kadar, patron İsmail Ilgaz’ın ensesindeyiz!
—————-
haber yaparak sesimizi duyuran @12puntocomtr emekçilerine ve @sinemnazlidemir ‘e teşekkür ederiz
İşçi sınıfı yan yana geliyor, örgütleniyor, kavgaya giriyor
📢Tüm işçi kardeşlerimize çağrımızı yineliyoruz: Gelin, mücadelemizi ortaklaştıralım, Patronların Ensesindeyiz Ağı'nda örgütlenelim.
📞Bize ulaşın. Birlikte haklarımızı kazanalım.
Hırsız patronlardan hakkımızı hep birlikte alalım. Örgütlü işçiler kazanır
📣Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı Temsilcisi Murat Taksim:
🗣️”Arkadaşlarımız sabah 6’dan beri çatıdalar. Daha önce iki kere işçi arkadaşlarımıza söz verildi ve bu sözler karşılığı işçiler eylemlerine ara verdi. Ancak şu anda bize taahhüt edilen alacaklarımızın yarısı.”
🗣️”Buradaki Emniyet müdür yardımcısı ise Vali ile haftaya Salı günü bir toplantı yapmayı teklif ediyor. İşçi arkadaşlarımızın kaybedecek bir günü dahi yok. Daha önce de sözler verildi ve yerine getirilmedi.”
🗣️”Buradan Sakarya Valisi’ne sesleniyoruz: Eğer gerçekten çözüm istiyorsa, bugün buraya gelsin. Arkadaşlarımıza taahhüt edilen ücretler hesaplarına yatsın, kalanını bir arabulucuyla bir sözleşmeye bağlansın. Biz de çatıdan inelim. Evlerimize gidelim. Başka bir isteğimiz yok”
#inşaat #sakarya #emniyet #şantiye #eylem
📌Sakarya İl Emniyet Binası inşaatında mücadelemiz hem çatıda hem de şantiye içerisinde sürüyor.
Bugün inşaatın çatısında, şantiye içerisinde, Sakarya Valiliği’nin önünde ve Eskişehir’de Ilgazlar İnşaat’ın önünde eylemlerimizi gerçekleştirdik.
Haklarımız ödenmezse mücadeleyi büyüteceğimizin ve yaygınlaştıracağımızın sözünü vermiştik. Biz sözümüzü tuttuk. Sıra sizde. Sözünüzü tutun, haklarımızı ödeyin.
🚧Sakarya İl Emniyet Binası inşaatındaki mücadelemiz sürüyor.
Sabah 6’dan beri, kendi yaptığımız binanın çatısında direnişimiz sürüyor. Haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!
🗣️”Patronların Ensesindeyiz”
🗣️”İsmail Ilgaz Ensendeyiz”
🗣️”Ücret haktır, gasp edilemez”
🚧Sakarya İl Emniyet Binası inşaatındaki mücadelemiz sürüyor.
Sabah 6’dan beri, kendi yaptığımız binanın çatısında direnişimiz sürüyor. Haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!
🗣️”Patronların Ensesindeyiz”
🗣️”İsmail Ilgaz Ensendeyiz”
🗣️”Ücret haktır, gasp edilemez”
📣 Sakarya Valiliği önünden sesleniyoruz:
🔻Bizi oyalamayı bırakın.
Gün içerisinde şantiyede direnişimiz sürerken Sakarya Emniyet Müdür yardımcısı, Sakarya Valisi’nin haftaya Salı gününe bize randevu vereceğini söyledi.
Madem işçileri önemsiyorsunuz, bizim kaybedecek tek bir günümüz kalmadı deyip; Valiyi şantiyeye davet ettik.
Davetimiz karşılık bulmayınca Valiliğe giderek görüşmek istedik. Yine bizimle görüşülmedi. Valilik önünde açıklamamızı yaptık.
⚠️Söz veriyoruz: inşaat işçileri eylemlerine devam ettikçe, onların sesini tüm Sakarya’ya taşıyacağız.
Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı Temsilcisi Murat Taksim:
🗣️”Sabah 6’dan beri arkadaşlarımız çatıda direniyorlar. Gece saatlerine geldik. Arkadaşlarımız çatıda direniyorlar, biz de aşağıda direnmeye devam ediyoruz.
Gün içerisinde Valiliğe gittik, onlarla görüşmeye çalıştık. Ancak bizimle görüşmediler. Haftaya Salıya randevu verdi. Bizim bekleyecek vaktimiz yok. Hızlıca bu işin çözülmesini istiyoruz.
📣Arkadaşlarımız tüm haklarını alana kadar çatıdan inmeme kararlılığı gösteriyorlar. Biz de tüm Sakarya halkını inşaat işçilerine destek olmaya çağırıyoruz.”
❗️İsmail Ilgaz hakkımızı ver.
İmralı tutanakları her zaman “olay” oldu. Çünkü her iki “çözüm süreci” de halktan, hatta Meclis’ten gizli yürütüldü.
Aslında bu görüşmeler bir tarafıyla gizliydi ama tam olarak gizli kalmaması gerekiyordu! Bu görüşmelere heyet olarak gelen kişiler Öcalan’ın anlattıklarını başkalarına aktarmakla yükümlülerdi. Aktarıma konu olan meselelerin hassasiyeti ve anlatıcının üslubu yüzünden bir karmaşa yaşanmaması için zaten yazılı tutanak gerekiyordu.
Devletin de kendi ilgili yönetici ve kadrolarına bu görüşmelere dair bilgi vermesinin tek yolu tutanak tutulması.
Böylesi süreçlerde tutanakların kamuoyu ile paylaşılmamasına karar verilebilir. En azından bir süre. Bu anlaşılır.
Lakin İmralı örneğinde gazetecilere birkaç kanaldan “dosya” gitmekte. İstense bu engellenir, demek ki en azından bazı tutanakların daha geniş bir kesime ulaşması isteniyor. Ayrıca sürecin tümüne baktığımızda, bazı tutanakların iktidar kanadından dolaşıma sokulduğu da görüldü.
Ama şimdiye kadar hem AKP’nin hem DEM’in “işte tutanaklar budur” dediği bir belge ortaya çıkmadı. Yani istendiğinde her bir taraf “bu gerçek değil” deme hakkını elde tutuyor.
E o zaman neden şikayet ediliyor?
Gizli tutmak istemiyorsunuz ama ortaya çıkan bazı belgelerden rahatsızsınız!
Zor mesele…
Herkesi ikna etmek istiyorsunuz. Türk milliyetçisini de Kürt milliyetçisini de… Tarikatçısını da seküler olanı da… Sağcıyı ve de solcuyu, birlikte… Tutanaklar dolaşıma çıktıkça, her defasında, “bu tutanak şu kesime hitap ediyor” demeye başlıyor insan haliyle. O tarafa mı ulaştırıyorlar özellikle bunu bilemiyoruz!
Ama herkesi ikna etmenin pek yolu yok. Başından beri “doğrultu önemli” dedik. Hâla bunu diyoruz. Öngörülerimiz vardı ama gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız bize epey bir fikir verdi. İkna olmayanlardandık, şimdi daha fazla öyleyiz. Deniyor ki, “ortalıkta dolanan tutanaklarda tahrifat var”. Kesin vardır. Böyle bir süreçte dengelere kurşun sıkmak isteyen de olur, provokasyon yaratmak isteyen de, küçük hesaplarla cinlik yapmaya kalkan da…
Ama bunu engellemenin yolu, sürecin artık sır olmaktan çıkan içeriğini halka açık açık anlatmaktır.
Şöyle düşünün, AKP’yi 25 yıldır tanıyoruz, iyi tanıyoruz. Öcalan’la ilgili bir bilgi kısıtından da söz etmek mümkün değil. Buradan ne çıkacağı ya da ne çıkmayacağı aslında belli.
Ama madem “bir tarihsel dönüşüm”den söz ediliyor o zaman neyi nasıl dönüştürüyorsunuz, ayrı ayrı değil, birlikte bir güzel açıklayın. Eğip bükmeden.
Ha, sürecin sessiz sedasız, tartışılmadan ve kimsenin itirazı olmadan ilerleyeceği düşünülüyorsa, yok öyle bir ülke.
Bakkaldan ekmek alınmıyor…
Suriye’de iktidar değişikliğinden en fazla memnun olacak ülkelerden birinin İsrail olacağı belliydi. Açık gerçek bu ve tartışılacak tarafı yok. Dolayısıyla “İsrail planlarını bozuyoruz” söylemi, daha baştan inandırıcı olmaktan çıkıyor. Suriye’de kazananlar arasında Türkiye’nin olması ya da gösterilmesi, İsrail’in de çok büyük bir kazanç elde ettiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
İsrail ile Türkiye arasında bir çıkar çatışması var mı? Var. Bölgesel rekabet konusu var her şeyden önce. Sonra Türkiye’nin Arap coğrafyasındaki etkisini sürdürebilmesi için İsrail saldırganlığının gemlemesi ya da en azından gemler gibi durması gerekiyor. ABD’nin rol dağıtımında öne geçmeye çalışmak gibi bir başka rekabet alanı da var.
Buna karşılık ortak noktalar daha öenmsiz değil. Her iki ülke de ABD’nin müttefiki. Her iki ülke de İran’ın bölgesel etkisini kırmak istiyor. Her iki ülke de geniş bir coğrafyada yeni sürüm Pax-Americana dayatmasına ortak durumunda.
Dikkatle bakınca Türkiye ile İsrail arasındaki çekişmenin sınırları olduğu görülür. Bu sınırlar ABD tarafından çizilmiştir. ABD’nin bugünkü ağırlığında yeni bir kırılma elbette bir dizi önemli başlıkta değişim demektir. Ancak bugünkü verilerde İsrail ve Türkiye gerilimi, yönetilir. Yönetirler.
Bunu her iki taraf da bilmektedir. Zaten Netenyahu bir biçimde gidecek, onun fanatizmiyle elde edilen kazanımları arsızca cebine koyan daha “makul” bir siyonist gelecek ve gerilimlerin daha kolay kontrol edileceği bir süreç başlayacaktır.
Suriye’de iktidar değişikliği ile birlikte “yeni çözüm süreci”nin gündeme gelmesi rastlantı değildir. Sürecin başlamasıyla birlikte yine “İsrail’in planlarını bozduk” iddiası önce Bahçeli, sonra Öcalan ve nihayetinde AKP kanadınca defalarca dillendirildi. İsrail’in bölgedeki Kürt gerçekliğini bir koz olarak kullandığı açık. Ancak bu kozun ABD ve İngiltere’nin isteği doğrultusunda Türkiye’yi belli bir yöne doğru ittirmek için şantaj olarak değerlendirilmediğini kim söyleyebilir?
Geldiğimiz noktada Öcalan İran’ı halletmek için göreve talip olmakta, daha da önemlisi, Cumhuriyet’in formatlanarak Yeni-Osmanlıcı bir yapıya ulaşılmasını, sürecin temel hedefi olarak ilan etmektedir.
Burada İsrail’in oyunu filan bozulmamaktadır. Tersine bölgede ABD ve İngiltere’nin kurduğu yeni bir oyunun içinde sürüklenilmektedir.
Sürüklenilmektedir çünkü AKP iktidarı tam olarak ne yaptığını bilmemektedir, ABD her istediğini alacak durumda değildir, kartlar yeniden karıldıkça bölgede rekabet derinleşmektedir, kafalardaki plan ya da fantezilerin yol açağı türbülanslarla başa çıkacak bir akıl da göze çarpmamaktadır.
Ve bütün bunlar olurken, “muhalif” birileri Türkiye’nin demokratikleşeceğini, birileriyse ulusların kaderlerini tayin hakkında ilerleme kaydedileceğini anlatıp durmaktadır.
Hani ne oldu “Saray rejimi”ne?
Pardon, “halkların mücadelesi” onu geriletti, köşeye sıkıştırdı değil mi!
🔻"Verilen sözler yerine getirilene, birikmiş ücretler ödenene kadar eylemi sonlandırmama" kararlılığını ilan eden işçilerle dayanışmamız; talepler karşılanana kadar sürecek.
İşçilerin alın terini sömüren patronların ensesindeyiz!
İşçiler açken patrona huzur yok!
🔻Haklarına sahip çıkarak ücretlerinin ödenmesini talep eden işçilerin yanındayız!
🔻Daha önce yapılan görüşmelerde ödeme için çeşitli tarihler veren, işçileri oyalayan, dilekçeleri yok sayarak hukuk yolunu işaret eden Ilgazlar İnşaat'ın ensesindeyiz!