15 yıldır bağırdım "Çocukları muhafaza edin!"
Maraş depreminde bağırdım"Çocukları koruyun!"
Ama her defasında pempe panjurlu sırça köşklü bizim cenah adımı "komplo" ile andı...
Şimdi hangi yüzle paylaşıyorlar bunca dosyayı şaşıyorum! Keşke o gün omuz verseydinizde bugün "annecim" diye bağıran çocukları işitmeseydik!
Bu feryadımı yer gök unutmasın!!!!
#EpsteinFiles #Epstein
Sayın @elifesendeva 1969 doğumlusun ve eğer aşılandıysan sadece 4 doz aşın mevcut.
Çünkü 1981 yılına kadar sadece 4 aşı yapılmaktaydı.
Bugün ise bambaşka bir takvimi “tek doğru” ilan edip herkese zorunlu diyorsun.
Dün eksik sayılmayan şey bugün nasıl eksik oldu?
Dün sağlıklı olan nesil bugün nasıl riskli ilan edildi?
Mesele bilimse, bilim tartışmaya açıktır.
Halk sağlığı diyerek zorunluluk savunuyorsan, önce kendi kuşağının takvimiyle bugünkü takvimin farkını izah etmelisin.
Dün yeterli sayılan dozlar bugün neden yetersiz?
Bu soru cevaplanmadan yapılan her “zorunluluk” çağrısı, sağlık argümanı değil, siyasi bir tercihtir.
Bugün 50 doz aşının zorunlu olmasını savunup bunu halk sağlığı için nitelendiriyorsan;
"46 doz aşın eksik sayın vekil!!!"
Ve seni, senin sözlerinle değerlendirirsek halk sağlığı için sende zarar arzediyorsun!
Projene pilot görevini üstlenerek derhal bedeninde eksik olan 46 doz aşıyı kamu önünde vurulmanı talep ediyoruz. Elif gibi dimdik durarak hemde 🤝
Madem ki halk sağlığı diyorsun, o zaman ölçü herkese eşit olmalı.!
Yok eğer değilse, o zaman bu bir sağlık meselesi değil, bir dayatma meselesidir.
Elif gibi dimdik durmak, önce tutarlı olmaktır.
Aynı ulus devletler hem savaşlar ve işgaller başlatarak dünyanın canına okuyor, hemde aynı ulusların vakıf ve dernekleri bu bölgelerde çocukları aşılıyor, kanlarını analiz ediyor ve bunun adına ‘çocuk sağlığı’ diyorlar!
Eğer bir yapı, çocukları ve hastaneleri bombalayabiliyorsa, benim çocuğumun sağlığını niye düşünsün?
Hem savaş teknolojisi geliştirip hem de sağlık politikası yürütmeleri çelişkinin ta kendisi!
Bunun komplo neresinde?
AÇIK ÇAĞRIMDIR!
Bize “trol, vatan hainleri” diyerek susturmaya çalışanlara, bizi “bilim karşıtı” diye yaftalayanlara, çocuklarımızı kendi uygulamalarına tabi olmazsa eğitim hakkıyla tehdit edenlere, halka "ceza keseriz" diye parmak sallayanlara sesleniyorum:
Eğer bu kadar eminseniz söylediklerinizden, eğer gerçekten bilimin arkasına saklanmıyorsanız, eğer yaptığınızın doğru olduğuna inanıyorsanız…
Buyurun.
Elinizde hazır metin dosya olmadan, promptere bakıp konuşmadan, yanınızda danışman bulunmadan, tüm "dokunulmazlık haklarınızdan" sıyrılarak sizleri kamuya açık bir münazara yapmaya davet ediyorum!
Canlı yayın olacak, sansürsüz ve kesintisiz olacak!
Dilerseniz partice gelin, ben tek olacağım.
Milletvekili değilim ama "millet adına" konuşacağım!
Siz sorun, ben cevaplayayım.
Ben sorayım, siz cevaplayın.
Var mısınız?
Bence olmalısınız!
Çünkü bilim korkak olmamalı.
Bilim tehdit dili kullanmamalı.
Bilim, “itaat etmezsen çocuğunu sistem dışına atarım” dememeli, değil mi?
Bilimsel tüm mesnedlerinizi halkın önünde münazara etmelisiniz.
Eğer gerçekten haklıysanız;
Sade bir vatandaşın sorularından çekinmemelisiniz.
Eğer gerçekten bilimsel iseniz, bu bence inanılmaz bir fırsat olacaktır değil mi?
Yaftalamak kolaydır.
Münazara cesaret ister.
Ben hazırım.
Adımı açıkça söylüyorum; Yağmur İbiç!
Sıradan bir vatandaşım.
Sosyoloji ve Siyasi Bilimler lisansına sahibim!
"4 tane aşısız ve topuk kanı verilmemiş, hastane yolu bilmeden kız çocukları büyütüyorum!"
Sorumluluğum açık.
Siz de açık mısınız?
Bekliyorum.
@elifesendeva
Sayın Bakan Yardımcısı @mkgonullu ve Sayın Patent Kurumu Başkanı @mzekidurak lütfen sesimizi duyun.
Adalet çığlığınının ve bir çocuğun sesinin susturulmasına izin vermeyin.
Çağlamız ticari bir marka değil ORTAK ACIMIZDIR.
#çağlatuğaltaymarkaolamaz
Çağla Tuğaltay ismi, ticari bir meta değil; toplumun kalbine kazınmış bir acıdır.
Bir çocuğun kanı ticari bir marka yapılamaz.
ÇAĞLA TUĞALTAY MARKA OLAMAZ.
#çağlatuğaltaymarkaolamaz
HERKES PAYLAŞSIN ARKADAŞLAR.
ETİKETLEYELİM ÖNEMLİ! @mkgonullu@mzekidurak
Çağla’nın ismi bir acının yankısıdır, ticaretin sesi olamaz. Bu başvuru, adaletin ruhuna aykırıdır. Hukuki olarak mümkün olsa da vicdani olarak kabul edilemez.Çağla’nın isminin bir marka değil; bir mücadele olarak kalmasını istiyoruz.
#çağlatuğaltaymarkaolamaz
Çağla yaşasaydı, bugün 40 yaşına girecekti.
Ama 15 yaşında boğazı kesildi.
Adaletin yerini bulmaması için 25 senedir uğraşan ve dosyanın zaman aşımına uğraması için çaba gösterenler var.
Başaramayacaksınız.
#ÇağlaTuğaltayMarkaOlamaz#CaglaTurns40
BU GÜN URFADAN (Aşı-topuk kanı baskısı gören) BİR AİLE BENİ ARADI;
"Aşı olmadığı ve topuk kanı vermediği için POLİS ÖNCE TELEFON ARAMIŞ, SONRA 2 POLİS KAPISINA GELMİŞ; "KARAKOLA GELİN YOKSA SAVCILIĞA ŞİKÂYET EDERİZ SİZİ..." demişler.
ASIL BİZ BU POLİSLERİ ŞİKÂYET EDECEĞİZ... Uyuşturucuyla, suçla mücade bitirdiniz de topuk kanı mı kaldı?
Topuk kanı baskısından dolayı mağdur olduğu için beni arayıp bilgi isyeyen bir çok mağdur polis-jandarma ailesi var.
Ama bir de böyle "Big Farma" ya uşaklık yapan, zorla test-ilaç-aşı satıcılığına aracılık eden kolluk görevlileri var!
-----
Polis-jandarma vatandaşı karakola davet edebilir mi?
Evet edebilir, suç üstü durumu veya (ciddi bir suç şüphesi halinde) SAVCILIK RESMİ YAZI İLE KARAKOLDAN İFADENİZİN ALINMASINI İSTEYEBİLİR. (Kendi kafalarından veya Sağlık-Aile bakanlığının talebi ile bunu yapamazlar.)
Ve aşı-topuk kanı vermemek suç değildir! Savcılık bunun için ifade alınmasını da isteyemez. (İstemiyor da)
Topuk kanı vermemek "AİLE İÇİ ŞİDDET DE DEĞİLDİR..." Ailenin tıbbi müdahaleyi ret-seçme hakkını kullanmasıdır.
Bu konuda gerekli ikazı yaptığımız bazı polis-jandarma (vazgeçseler de) şöyle saçma bir mazeret duyuyorum;
"Polis her yerde herkes ile konuşurmuşşş..."
Konuşamazsın arkadaş...
Hele topuk kanı-aşı için milleti telefonla rahatsız etmen, kapısına gelmen en azından "GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE HUZURU BOZMA SUÇUNU" oluşturur.
İçeriye bir adım atarsan veya kapıda uzun süre dikilirsen konut dokunulmazlığını ihlal (Veya teşebbüs) suçunu da oluşturur.
Peki bunların yaptığı nedir?
Mobning...
Nasıl olsa rüzgâr arkadan esiyor. Ama ya rüzgar bir gün tersten esmeye başlar ise!
Böyle bir hukuksuzluk, böyle bir zulüm ancak ESARET ALTINDAKİ bir millete yapılabilir.
Milleti için var olan bir hukuk devletinde böyle komik mazeretler ile vatandaşa suçlu muamelesi yapılamaz.
Bu baskının hukuki anlamı bizim hayvan, çocuklarımızın ise kobay olduğudur. Bu bıçağın kemiğe dayandığı yerdir!
6000 genetik hastalık var, sen sadece 6 tanesinin peşindesin
Neden?
Hem sonra çocuklar için diğer sağlık hizmetleri bedava mı?
Sadece (Seçilmiş) 6 hastalık için mi çocuğumuzun üstün yararını (bizden çok) düşünüyorsunuz?
Testler hastalık teşhisi koymak için yeterli olmadığı gibi, ayarlanabiliyorda...
Bu hastalıklardan 3 tanesinin tedavi masrafları çok pahalı ve ilaç şirketleri bir tedaviyi de vaat etmiyorlar. Ortada tıp sektörünün "Yaşam süresini uzatıyoruz vs."gibi Muallak vaatlerinden başka bir şey yok.
Ama aileler kent meydanlarında (2 milyon 100 bin dolara satılan) "zolgensma" için (SMA) dilendiriliyor!
Sen ise topuk kanı vermediği için çocuğuna düşkün ailelere "TERÖRİST MUAMELESİ" YAPIYORSUN?
Topuk kanı-aşı reddi yapan aile çocuklarında ise bu hastalıklara (nedense) rastlanmıyor.
Ve bu baskıyı yapanların ağzında ise; " DEVLET İSTİYOR, DEVLET EMRİ..." gibi laflar sakız gibi dolaşıyor.
Bence bunlar devlet görevlileri ve bürokratları; ALLAH ile karıştırıyorlar, çünkü böyle bir yetki ancak Allah C.C. de vardır.
Devlet EFENDİ DEĞİLDİR.
Devletin görevi Millete ve onun temeli olan aileye HİZMET ETMEKTİR.
Bürokratlar halka rağmen kanun-kural icat edemez ve milleti bir şeye zorlayamazlar.
Ve devlet görevlileri insan oldukları için hata yapabilir, satın alınabilir ve hatta ihanet içinde olabilirler.
Devlet (Bürokrasi-memur) hiç yanlış yapmıyor ise idare mahkemelerinin işi nedir?
Tabi bizim asıl sorumuz "Balık baştan kokar" meselesidir. Yargı düzgün işlese bu durumda olur mu idik...
Yani kısaca siyonist ilaç kartelleri (Ve temsilcisi DSÖ) güdümündeki sağlık sektörüne rant sağlanmak için bu baskı yapılıyor. Bu işin başı velayet hakkını yok etmek, sonu ise "NÜFUS KONTROLÜ"dür. (Nüfusta azalıyor zaten)
Bunların arkasında da Siyonist DÜNYA BANKASI vardır. Yani bunların Devletten kastı bunlardır.
Ancak Türk Milleti bu esareti, bu dış kaynaklı zorbalığı kabul etmeyecektir. Bizde rant için feda edilecek bir damla kan yoktur!
#TopukKanıTacirleri
Bu saçmalıkları kabul etmiyoruz. Hiç bir hekimimizi, böylesine kıymetli bir bilim ve ilim uzmanını küresel faşizme asla yedirmeyiz. Destek olalım kumpasa dur diyelim! #AlişanYıldıranYalnızDeğildir