TAŞERON MAĞDURİYETİ: AYNI İŞ, BÖLÜNEN HAKLAR, BİRİKEN MAĞDURİYETLER
Taşeron işçinin mağduriyetini yalnızca “kadro bekliyor” cümlesine sığdıramayız. Bu işçi yıllardır aynı hastanede, fabrikada, belediyede veya kamu kurumunda çalışıyor olabilir. Hizmet sürer, işyeri aynı kalır, hatta yaptığı iş değişmez; fakat bağlı göründüğü şirket, statüsü ve yararlanabildiği haklar değişir. İşçinin hayatında biriken emek, kayıtlar üzerinde parçalara ayrılır.
2018’de yapılan düzenleme birçok işçi için önemli bir adımdı. Ancak herkesi aynı sonuca ulaştırmadı. Kamu kurumlarında sürekli işçi kadrosuna geçirilenler oldu. KİT’lerde ve bazı kurumlarda kapsam dışında kalanlar oldu. Belediyelerde ise taşeron şirketten belediye şirketine geçirilen işçiler, bunun belediyenin doğrudan sürekli işçi kadrosuna geçmekle aynı şey olmadığını söylüyor. Bugün dile getirilen kadro talebinin nedenini anlamak için önce bu farkı görmek gerekir.
İşçilerin talepleri de tek kalem değildir: Çalıştıkları kurumda açık bir statü, iş güvencesi, eşit işe uygun ücret, ilave tediye ve sosyal haklar, kıdemin korunması, geçmiş hizmetin tanınması… Belediye şirketi işçilerinin 52 günlük ilave tediye talebi ile KİT’te taşeron şirket üzerinden çalışan bir işçinin sürekli işçi kadrosu talebi aynı başlık altında konuşulsa da hukuken ayrı ayrı karşılanmalıdır.
İşten çıkış kaydı, yılların emeğini silemez
Taşeron çalışmanın en ağır tartışmalarından biri kıdemdir. İhaleyi alan şirket değişir; işçi aynı yerde çalışmaya devam eder. Bazen kayıtlarda işten çıkış ve yeniden giriş görünür. İşçi açısından soru şudur: “Ben işten hiç ayrılmadım; yıllarım neden yeni başlamışım gibi değerlendiriliyor?”
Her çıkış ve giriş işleminin amacı aynı değildir. Fakat böyle işlemler işçinin gerçek çalışma süresini bölmek veya kıdem tazminatı yükümlülüğünden kaçınmak için kullanılıyorsa, bunun üzerine gidilmelidir. SGK’daki bir çıkış kaydı tek başına fiilen süren çalışmayı yok etmez. İşyeri kayıtları, bordrolar, ihaleler, şirketler arasındaki geçiş ve işçinin gerçekte ne yaptığı birlikte incelenmelidir. Kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı da her dosyada çalışma süresi ve iş sözleşmesinin sona erme biçimine göre belirlenir.
Kâğıt üzerinde değişen şirketin bedelini işçiye ödetemeyiz. Çözüm, taşeron değişikliklerini görünmez kılmak değil; gerçek ve belgelenebilir hizmet süresini korumaktır. Kadroya geçiş yapılacaksa önceki çalışma yılları, doğmuş işçilik alacakları ve kıdem hesabı açıkça güvence altına alınmalıdır.
Aynı insanda birden fazla mağduriyet var
Biz bu meseleyi incelerken bir başka gerçeği daha görüyoruz: Taşeron mağduru olan herkesin sosyal güvenlik geçmişi aynı değil.
Bugün taşeron çalışan bir kişi, gençliğinde çırak veya stajyer olarak üretimde çalıştığı dönemin emeklilik hesabında tanınmasını da bekliyor olabilir. Bir başkası kademeli emeklilik mağduriyeti nedeniyle emekliliğine ulaşamadığı yılları yine taşeron işte geçiriyor olabilir. Bir diğeri işyerini kapatmış eski bir Bağ-Kur’lu olarak prim, hizmet veya emeklilik sorunlarını taşırken şimdi taşeron çalışma nedeniyle yeni bir hak mücadelesi veriyor olabilir.
Biz buna çoklu mağduriyet diyoruz. Aynı kişiye ait farklı dönemlerdeki sorunlar üst üste biniyor. Kadro verilmesi çıraklık, kademe veya Bağ-Kur sorununu kendiliğinden çözmez. Geçmişteki sigortalılık sorununun çözülmesi de bugünkü ücret, kıdem ve iş güvencesi talebini ortadan kaldırmaz. İnsanı tek bir mağduriyet başlığına yerleştirerek çalışma hayatının geri kalanını görmezden gelemeyiz.
Bu nedenle çözüm, işçinin yalnızca bugünkü iş sözleşmesine bakmamalı. İlk çalışma döneminden bugüne kadar uzanan emek ve sigortalılık geçmişini de görmelidir. Her dosyanın koşulları ayrı incelenir; fakat hiçbir dönem sırf farklı bir etiket taşıdığı için baştan değersiz sayılamaz.
İstenen çözüm açık olmalı
Öncelikle kamuda taşeron olarak çalışmaya devam edenlerin hangi kurumda, hangi işte ve hangi hukuki statüde bulunduğu şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. KİT ve diğer kurumlardaki kapsam dışı işçiler için sürekli işçi kadrosuna geçiş; belediye şirketi işçileri için doğrudan kadro ve eşit hak talepleri, kendi hukuki farkları gözetilerek düzenlenmelidir.
Geçiş sırasında önceki hizmetler ve işçilik alacakları korunmalı; şirket değişiklikleriyle doğan kıdem uyuşmazlıkları çözüme kavuşturulmalıdır. İşçiye “Hakkını almak istiyorsan yıllarca dava aç” demek, eksik düzenlemenin yükünü yine onun omzuna bırakmaktır. Sürekli yapılan işler için yeni taşeron ilişkileri kurularak aynı mağduriyetin yeniden üretilmesi de önlenmelidir.
Meclis kayıtlarında, kamu kurumları ve yerel yönetimlerde taşeron çalışmanın kaldırılmasını ve işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini amaçlayan bir teklif bulunmaktadır. Teklifin komisyonda olması, mağduriyetin çözüldüğü anlamına gelmez. İşçilerin beklediği şey bir başlığın gündeme gelmesi değil, kapsamı ve hakları açık bir düzenlemenin hayata geçirilmesidir.
Taşeron işçi, bir ihale kaleminden ibaret değildir. Aynı kapıdan yıllarca giren, aynı hizmeti üreten, ailesini emeğiyle geçindiren insandır. Onun kıdemini şirket değişikliğiyle, geçmişini bir sigorta etiketiyle, geleceğini belirsiz bir vaatle bölemeyiz.
İşçinin çalıştığı kurumu, yaptığı işi ve bütün çalışma hayatında biriktirdiği emeği birlikte gören bir çözüm istiyoruz. Çünkü taşeron mağduriyetini gidermek, yalnızca bir kadro işlemi yapmak değil; parçalanmış hakları aynı insanın hayatında yeniden birleştirmektir.
TAŞERONA KADRO TBMM'YE TAŞINDI!
📌Kamuda görev yapan taşeron işçilerimiz ücret ödemelerinde firmaların yaptığı uygulamalardan mağdur olmaktadır.
📌Bugün birçok firma kamu kurumlarımızda asgari ücretin yüzde 25-30 üzerinde sözleşme yapmasıyla beraber işçilerimize yalnızca asgari ücret düzeyinde ödeme yapıldığına yönelik şikâyetler artmaktadır, hatta bazı çalışanlarımız ücretlerinin bir kısmının farklı şekillerde geri talep edildiği yönünde iddiaları dile getirmektedir.
📌Taşeron işçilerimizin ücret, özlük hakları, çalışma koşullarına ilişkin talepleri ve çalışanlarımızın kadro beklentisinin yeniden ele alınması kesinlikle şarttır.
İsmail AKGÜL
Bolu Milletvekili
Değerli belediye şirket işçisi arkadaşlar
Yetkili sendika etkisiz kaldığında
Haklı olduğuna inanan İŞÇİ çaresiz kalmaz
Belediye İş kolları pamuk ipliğine bağlı olsa da işlere inandıklarında başarılı olacaktır
Arkadaşlar
Belediyede çalışan tüm işçi (zabita ,itfaiye ,üniversite mezunu) arkadaşları belediye işçilerine kadro sayfasını takibe almasını istiyoruz
Bu sayfa ortak bir platform dur
Bizim sesimiz çıkmıyor diyen dostlar
Alt yapısına çalıştık ve 12 mayısta istanbuldayız
Birlik vakti
İşçilerin yüzü güldü.
O belediye 60 bin verdi.
Şu belediye yüzde 100 zam yaptı.
TİS halayının başında belediye başkanı ve sendika.
Nasıl da açlık ücretleri kitledikleri için mutlular. Nasıl da eğleniyorlar.
Şu sıralar ikramiye dahil 40-45 bin kakalamaya çalışıyorlar işçilere.
O grev yazıları da bunun için asılıyor.
Bu rakamlar açlık sınırdır.
Pazarlık, grev şurdan başlamalı.
Taban yevmiye net yoksulluk sınırı olmalı. Yani 70 bin. Ve diğer haklar eklenmeli.
Taban ücret sendikaların açıkladığı oranda her ay güncellenmeli
Sınıf kavgası budur.
Gerisi sendikacı numaraları.
Ne için mücadele edeceğinizi biliyorsunuz?
Geri adım atmayınız.
Açlık sınırına kabul vermeyin
Birleşen işçiler kazanır
#YaşasınGrev