Acımız büyük!
Zonguldak şube başkanımız Şahin Ören’i kaybettik.
Başımız sağolsun.
Şahin başkanımız, geçirdiği kalp krizi neticesinde hastaneki tüm müdahalelere rağmen maalesef kurtarılamayarak rahmete kavuştu.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Rabbim ailesine ve camiamıza sabırlar versin.
ŞANLI GEÇMİŞ, GÜÇLÜ İRADE; TÜRKİYE KAMU-SEN 34 YAŞINDA!
Konfederasyonumuzun kuruluşunun 34. yıl dönümü dolayısıyla basın mensuplarıyla bir araya gelerek çalışma hayatı ve Türkiye Kamu-Sen’in faaliyetlerini kamuoyu ile paylaştık.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanımız Önder Kahveci, sendikalarımızın genel başkanları ve Genel Merkez yöneticilerimizin de hazır bulunduğu basın toplantısında, konfederasyonumuzun çalışma hayatında 34 yıldır ortaya koyduğu mücadeleyi değerlendirdi.
https://t.co/iSmasF8ap2 @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
AVRUPA PARLAMENTOSU'NUN TÜRKİYE RAPORU TARAFSIZLIKTAN UZAKTIR
Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen 2026 Türkiye Raporu'nda yer alan değerlendirmelerin önemli bir bölümünün, objektiflikten uzak, ön yargılarla şekillendirilmiş ve Türkiye'nin egemenlik haklarını görmezden gelen bir anlayışın ürünü olduğu açıktır.
Özellikle son anda yapılan değişikliklerle rapora eklenen “Mavi Vatan” doktrinine yönelik ifadeler ve Yunanistan'ın tezlerini esas alan değerlendirmeler kabul edilemez niteliktedir. Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin hak ve menfaatlerini koruma kararlılığı, herhangi bir ülkeye yönelik tehdit değil; uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarının savunulmasıdır. Avrupa Parlamentosu'nun bu konuda tarafsız bir tutum sergilemek yerine, tek taraflı yaklaşımları benimsemesi, raporun güvenilirliğine ve ciddiyetine gölge düşürmüştür.
Türkiye, tarih boyunca bağımsızlığını, egemenliğini ve milli menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmuş bir devlettir. Mavi Vatan da bu anlayışın denizlerdeki yansımasından ibarettir. Türk milletinin hak ve menfaatlerinden taviz vermesi beklenemeyeceği gibi, Türkiye'nin egemenlik haklarını sorgulamaya yönelik girişimlerin de hiçbir karşılığı olmayacaktır.
Avrupa Birliği kurumlarının Türkiye ile ilişkilerde yapıcı bir yaklaşım benimsemeleri, ön yargılardan arınmaları ve stratejik gerçekleri dikkate almaları gerekmektedir. Türkiye; Avrupa'nın güvenliği, enerji arzı, düzensiz göçle mücadele ve bölgesel istikrar açısından vazgeçilmez bir ülkedir. Buna rağmen hazırlanan raporda, iş birliği alanlarını geliştirmek yerine siyasi saiklerle kaleme alınmış değerlendirmelere yer verilmesi kabul edilemez.
Türkiye Kamu-Sen olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; ülkemizin bağımsızlığına, milli egemenliğine ve Mavi Vatan'daki haklarına yönelik her türlü girişimin karşısında durmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin milli çıkarları söz konusu olduğunda, 550 bin üyemiz ve teşkilatlarımızla birlikte devletimizin ve milletimizin yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Muğla Şubemizin düzenlediği programda yönetici ve temsilcilerimizle biraraya geldik.
Her türlü zorluğa ve sıkıntıya rağmen, büyük bir azim ve ihlasla gayret ortaya koyarak Muğla’da bu sene de yetkili sendika olarak bizi gururlandıran tüm yol arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.
Şube Başkanımız Mürsel Özata başta olmak üzere, şube, ilçe ve üniversite yönetimlerimizde sorumluluk üstlenen ve fedakarca hak mücadelemize emek veren bütün yönetici ve temsilcilerimizi tebrik ediyorum.
GENEL SEKRETERİMİZ SELAHATTİN DOLGUN TBMM ARAŞTIRMA KOMİSYONU’NDA KONUŞTU: OKULLARIN GÜVENLİĞİ BİR BEKA MESELESİDİR.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu, 17 Haziran 2026 tarihinde eğitim sendikalarının temsilcilerini dinledi. Sendikamızı temsilen Komisyon toplantısına Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun katıldı.
Toplantıda Dolgun, şiddetin önlenmesine ilişkin sendikamızın görüş ve önerilerini dile getirdi.
•Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmeli ve yasal yaptırımlar güçlendirilmelidir.
•Her okula güvenlik görevlisi veya kolluk kuvveti desteği sağlanmalıdır.
•Okul güvenliği, yalnızca bir eğitim meselesi değil; aynı zamanda bir güvenlik ve beka meselesi olarak ele alınmalıdır.
•Disiplin ve sınıf geçme yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir.
•Millî Eğitim Bakanlığı, okullarda yaşanan her saldırının takipçisi olmalı ve gerekli süreçleri etkin şekilde yürütmelidir.
•Öğretmenlerin mesleki itibarı güçlendirilmeli, toplumdaki saygınlıkları artırılmalıdır.
•CİMER uygulaması yeniden düzenlenmelidir.
•Eğitim paydaşlarının katılımıyla bir “Güvenlik Zirvesi” toplanmalıdır.
•Çocukların eğitiminde yalnızca öğretmenler değil, aileler de sorumluluk sahibidir. Bu nedenle ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır.
•Okul-aile iş birliği güçlendirilmelidir.
•X, Instagram, TikTok ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında gerekli tedbirler alınmalı; çocukları olumsuz etkileyebilecek dijital içeriklere karşı daha etkin ve sıkı denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.
https://t.co/jJqeyhxzWr
Eğitim çalışanlarının güven kapısı, ikeli, kararlı, mücadeleci ve ahlaklı sendikacılığın kutup yıldızı;
“Türkiye Sevdamız, Ekmek İçin Kavgamız” adanmışlığıyla Türk milletinin cesur sesi olan milli sivil toplum kuruluşu Türk Eğitim-Sen 34 yaşında.
Kutlu Olsun!
Bugünün kazananları 24 yıl sonra gelen Dünya Kupası heyecanını sabah namazı ile birleştiren din kardeşlerimiz olmuştur. Sabah namazında kazandıklarını 85. Dakika boyunca sabırla Kerem'i izlerken kaybetmeyenleri yürekten kutlamak gerekiyor. 👏🏻🇹🇷
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ağrı’da intihar sonucu vefat eden Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin ölümüyle ilgili soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Sendikamız, soruşturma sürecini ve sonucunu yakınen takip edecektir.
Öncelikle, otopsi işlemlerinden sonra ebedi yolculuğuna uğurlanacak öğretmenimize rahmet niyaz ediyorum. Yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı diliyorum.
Öte yandan, basına yansıyan haberlerde iddia edildiği gibi, öğretmenimizin bir kısım yöneticiler tarafından maruz bırakıldığı baskı, yıldırma ve mobinge varan durumlar sözkonusu ise sorumlulara yönelik müeyyidelerin tavizsiz uygulanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Zaman zaman liyakatsiz, işgal ettiği pozisyonun ağırlığını taşımaktan uzak, devletin makamını temsil ettiğinin şuurundan yoksun kimi kamu yöneticilerinin, çalışanlara yönelik istenmeyen tutum ve davranışlarına şahit oluyoruz.
Bu nevi sözde yöneticiler, sadece çalışanları ve çalışma hayatını huzursuz etmekle kalmıyor, aynı zamanda kamu çalışanlarının devlete ve devletin kurumlarına karşı aidiyet ve güvenini de tahrip ediyorlar.
Bu itibarla, bu hadisede @tcmeb ’den beklentimiz, iddialar gerçekse, mesulleri kimliğine, mensubiyetine ve ilişkilerine bakmaksızın ibretlik bir muameleye tabi tutmasıdır.
Ki, benzeri hadiseleri bir daha yaşamayalım; hangi düzeyde olursa olsun her bir kamu yöneticisinin adaletle, liyakatle ve sadece devlete sadakatle görevlerini ifa edecekleri bir anlayışı yerleşik hale getirebilelim.