🔴#SONDAKİKA | Cezaevlerindeki 50 bin mahkumun tahliyesini sağlayacak infaz affı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
50 bin mahkumun yılbaşı öncesinde tahliye edilmesi bekleniyor.
Günaydın,
Çin altın kararının özeti: "Öncelikle her devlet gibi Çin de 1-Vergi gelirlerini maksimize etmek istiyor 2- Para akışını kontrol etme çabasında (mali durumun kötülüğünü bilenler son dönemde ciddi altın aldı) 3- Bir finans merkezi (Shanghai vadeli işlemler ve altın borsasında. SHFE/SGE) yaratmayı hedefliyor. Bu konuya daha önce de değinmiştim . Cuma günü çıkan habere göre: “At present, the Shanghai Gold Exchange is in advanced discussions with Hong Kong officials over its participation in an international clearing system that’s being set up by the government, according to people familiar with the matter, who asked not to be identified as the talks are private..”
Alınan bu kararla bir kaç kuş hedefleniyor. İlki Shuibei olarak bilinen (bir nevi Kapalı Çarşı, toptan altın&mücevher işlemlerinin 50%’si ve SGE’den çıkan fiziki teslimatın 70%’i buradaki kurumlar tarafından gerçekleştiriliyor. ) otc piyasayı control altına almak. Altın fiyatında yaşanan rallinin ardından kuyumcuların varlık gösterdiği bu pazarda kadıraclı ve fiktif altın işlemlerinin de çok büyüdüğü ve artık otoriteleri rahatsız ettiği belirtiliyor.
İkinci kuş önceki paragrafta belirttiğim vergi geliri. SGE’den kdv’siz altın alan “ihracatçılar” söz konusu altını Avrupa’ya ihraç ederek 13% seviyesinde kdv iadesi alıyor. Devlet bu işleme neden olan hukuki açıkları kapatma peşinde. Bu işlem getirisi nedeni ile SGE’de altın Londra’ya oranla primli bile olsa süre gelen bir işlem. Şimdi Devlet hem vergi kaçağını kapatıyor hem de altının ülkeden çıkmasını çok zorlaştırıyor.
Ve son olarak hala vergiden muaf olduğu için artık alımların çok büyük kısmı SGE ve SHFE’den (veya kamu bankalarında satılan standard altından) geçmeye başlayacak. Standard altın işlemlerini borsa dışı geçirmek de mümkün ancak satışı borsadan yapmamanız durumunda yine kdv yükümlülüğü çıkacak. Özetle 1-Dışarıya altın çıkışı zorlaşıyor 2- Altın alımları izlenmesi kolay olacak şekilde borsa ve kamu bankalarına devrediliyor 3-Spekülatif işlemlerin önüne geçiliyor. Bu gelişmelerin altın negatif olacağını düşünmediğim gibi muhtemelen SGE’de altın Londraya oranla primli işlem görmeye başlayacak. Ama genel olarak piyasaların işleyişi hakkında daha büyük bir sorunumuz olacağını düşünüyorum. Onu da ileride paylaşırım....
Ferda Keskin ile birlikte hapishanenin nasıl sadece suçluları değil tüm toplumu disipline eden bir araç haline geldiğini konuştuk.
Hapishane Her Yerde kanalımızda yayında!
https://t.co/zpUJyoyeBL
#ferdakeskin@abdulvahitgezer
🔴 #SONDAKİKA | AK Parti, infaz düzenlemesine ilişkin teklifini TBMM’ye sundu.
Teklifin öne çıkan başlıkları şöyle:
• Cezaların en az 1/5’i infaz edilecek. Yani verilen cezanın beşte biri cezaevinde geçirildikten sonra denetimli serbestlikten yararlanılabilecek.
• 2 yılın altındaki bazı suçlarda, hakimin tutuklama kararı vermesinin önü açılacak.
• FETÖ ve cinsel istismar suçları düzenlemenin kapsamı dışında tutulacak.
Dün ECB yükselen altın fiyatlarının ne anlama geldiğine dair basit bir çalışma yayınladı : https://t.co/ylUmUgOe64
Son iki paragraf artan talep&fiyatların türev pozisyonlar üzerinden nasıl bir risk yaratabileceğine dair.
Rosenberg ve Kolanovic müzmin ayı oldukları için sentimenti okuyabilmek için takip ettiğim 2 saygın ama piyasa beklentileri isabetsiz isim. Rosenberg'in aşağıdaki twiti konuyu en az kelime ile özetleyen en iyi twit. S&P de herşeyin başladığı noktanın üzerinde ve zirveden sadece 4.9% ekside. Daha da yukarı yolu var.
30% (10 baz, 20 fentanly. Çin bu sorunu halletse sorumlu olduğunu kabul etmiş olacak, etmese vergiden kurtulamayacak. İlginç bir ikilem. ) bu yıl gelen vergi. Aslında 1. Trump&Biden döneminden kalma ör. çelik için 25%, oyuncak/ayakkabı vs için 7.5% sektörel vergiler de var. Bu nedenle oran daha yüksek ve 145% karşılığı olmayan (işlem geçmeyen diyelim), 30% ise olan bir vergi. Yani daha etkili.
Çin ise zaten 2 hafta önce kritik bazı ithal mallarını vergi dışı bırakmıştı. Biraz soya, biraz Boeing ile geçiştirecekler.
Henüz bir iki hafta önce ABD ekonomisinde resesyon bekleyen raporlar şimdi (yine) beklentiyi öteliyor. Oysa 1. çekirdek GDP zaten 3% büyümüştü. Şimdi bir süre için yükselen pmilar, artan siparişler, yüksek navlun ücretleri , yüksek enflasyon, Fed korkuları vs göreceğiz ve herkes hem stok artıracak hem de yeni arayışlara girecek. Analizler yine bir uçtan diğerine savrulacak.
Aşağıdaki grafik neden 90 gün sorusunun cevabını veriyor. 90 gün= stokla ve yeni pazar/tedarikci bul.
Toptan gözünüzü ayırmazsanız sahada değişen dizilimi kaçırma ihtimaliniz artıyor: Bessent genel değil stratejik bir ayrışma yaşanacağını söyledi. https://t.co/IquiVGPuVX . Kısacası oranların aşağıya çekilmesi temelde hiç bir şeyi değiştirmedi.
Bir yandan da secmen ve yatırımcılara yönelik (2026 secimi) ilaç fiyatları indirimi, vergi indirimi , Q3'de deregülasyonlar vs geliyor olacak.
Cumadan bu yana Asya'da Tayvan doları kaynaklı çok sert bir (değerlenme) hareket görüyoruz. Bu hareket belli ölçüde Won, SGD, JPY gibi piyasalara da sıçramış durumda. Ülkede hayat sigortası şirketleri 1.7 tr dolar yabancı varlık taşıdığı (büyük kısmı UST ve hedgesizmiş) için MB müdahalesi bekleniyor ama henüz bir adım yok.
Bu gelişme potansiyel bir ticaret anlaşması eşliğinde, yine savunma karşılığında, bir Mar-a-Lago değerlenmesi olabilir. Yani MB çok geç ve umulandan çok daha az müdahale edebilir. Won ve JPY de aynı yolun yolcusu.
Aynı sırada HKD'de dolara karşı bandın alt seviyesine yükselmiş durumda. Bu Mar-a-Lago olamayacağına göre Çin'den çıkan para olması daha muhtemel. Ancak ABD finansal kanalları silah olarak kullanma kararı verirse HKD ilk zaiyat olacaktır.
Piyasa Fed'i hala iş gücü piyasası&enflasyon sorumluluğu cerçevesinde değerlendiriyor. O da değişecek...
Geç ama doğru bir çağrı!
Bu çağrı seçilmiş belediye başkanlarını da kapsamalıdır!
Ayrıca bu tavrı İstanbul depremini öncesinde ve sonrasında doğrudan etkileyecek olan Kanal İstanbul için de bekliyoruz!
https://t.co/U2gIBV5y0c
İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hukuki bir sürecin değil, bir siyaset mühendisliğinin sonucudur.
Kendi bakanları, bürokratları, siyasetçileri ve belediye başkanları ile ilgili son derece açık yolsuzluk iddiaları ile ilgili kılı bile kıpırdamayan otoriter iktidar sadece seçilen bir belediye başkanını değil, onu seçen milyonlarca seçmeni cezalandırmaktadır.
28 Şubat post-modern darbesinde, 367 e-muhtırasında, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da hepimizin gür sesle savunduğu ve platformlara adını verdiğimiz “milli irade” kavramının böylesine örselenmesi iktidardaki güç yozlaşmasının en çarpıcı yansımalarından biridir.
O kara günlerde seçmenin milli iradesini nasıl kararlılıkla savunduysak bugün de aynı ilkesel kararlılıkla milli iradeyi yok sayan her tür uygulamaya karşı çıkıyoruz.
Kendi kuruluş ilkelerini çiğneyen iktidar sahiplerinin Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar veren, TCMB’nın rezervlerini tüketmeye kadar giden ve bedelini milletin yoksullaşarak ödediği ekonomik kayıplara yol açan bu anti-demokratik uygulamalara yönelmesi kirlenmiş yolsuzluk düzenlerini kaybetme korkusundan başka bir şey değildir. Bu hukuksuz karar sonrasında İBB’ne kayyum atanması gibi vahim bir adım daha atılmamalı; siyasi rekabet doğal demokratik zemininde seyretmeli ve siyasi mühendislik çabalarına son verilmelidir.
Otoriter rejim yapılanmasına karşı güçler ayrılığı ilkesini kararlılıkla savunmaya, siyasi yozlaşma ve kirlenmeye karşı siyasi ahlak mücadelemizi tavizsiz şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.
Ahmet Davutoğlu’nu pek çok politikasından dolayı eleştirdim ama dürüstlüğünden hiçbir zaman şüphe etmedim.
Bu konuşmasını ayakta alkışlıyorum.
Kendisini tebrik ederim.
@Ahmet_Davutoglu@GelecekPartiTR
Günaydın, Scott Bessent'in Hazine Bakanlığına aday gösterilmesi ile yarın piyasada mini bir ralli bekliyorum. Kapanışa yansırsa çok pozitif olur. 10 yıllık getiriye (Cuma kapanış 4.40%) ve dolara bakın. Özellikle getiriler net tepki vermeli.
Trump’ın başkanlığının etkileri sadece ABD ile sınırlı kalmayacak. Belirsizlik tüm dünyada artacak. Benim tahminim, Trump’ın negatif etkisi tüm dünyada ABD’dekinden daha fazla olacak.
Dünya zaten küresel çapta zorluklarla karşı karşıya -- iklim değişimi, salgınlar, YZ’nin regülasyonu ve yönünün tayini ve yaşlanmaya uyum. Küresel problemlerin çözümü uluslarüstü kurumların varlığını gerektirir. Mevcut kurumlar halihazırda zayıf ve hasta. Trump bunları daha da zayıflatacak.
Trump’ın aldı/verdi yaklaşımı uluslararası kurumlar açısından çok sakıncalı. Daha da kötüsü, Trump Birleşmiş Milletler ve hatta Dünya Bankası gibi bu kurumlardan bazılarının direk olarak altını oyacak. NATO’nun ne olacağı da belirsiz.
Trump’ın Amerika’da demokrasinin zayıflamasına yol açmasının da dünyaya etkileri olacak. Amerikan demokrasisi hiçbir zaman mükemmel değildi. Bununla birlikte gelen çıkarcı ve bazen yıkıcı Amerikan dış siyaseti, Batı ve Amerikan demokrasilerinin diğer ülkelere yetersiz ve kusurlu bir örnek teşkil etmesine yol açtı.
Aynı zamanda, Amerikan demokrasisinin ve kurumlarının zayıflaması otoriter ve popülist liderleri motive edecektir. Tam tersi ise demokrasi hedefleyen liderler, insan ve medeni hakları peşinde koşan medya için geçerli olacaktır. Eğer Amerika’da demokrasi başarısız olursa diğer ülkelerde çökme ihtimali daha da yüksektir.
Trump’ın YZ politikasının da uluslararası negatif etkileri olacaktır. ABD-Çin arasındaki yarışın artması beklenir. Bu yarış hem YZ’nin sosyal olarak daha yararlı bir yön bulması hem de gerekli regülasyonun oluşturulması önünde engel.
Trump’ı destekleyen ve regülasyona karşı olan Silicon Valley daha da fazla manipülasyon yaratan tehlikeli teknolojiler getirebilir. Bunlar dünyaya da yayılarak birçok olgunlaşmamış demokrasiyi istikrarsızlaştırabilir.
Eğer YZ otomasyon ve manipülasyon doğrultusunda gitmeye devam ederse bu ana kaynağı insana dayanan birçok gelişmekte olan ekonomiler için kötü haber olur. Daha fazla otomasyon işgücü için problem demektir.
Belki de en büyük risk Trump’ın dünyanın en tehlikeli bölgelerini, Orta Doğu ve Tayvan, istikrarsızlaştırma ihtimali. Bunlar bölgesel, hatta dünya geneline yayılacak savaş çıkarma potansiyeli olan yerler.
Orta Doğu halihazırda tam bir barut fıçısı ve Trump’ın bölge politikası öngörülemez durumda. Trump bir taraftan Israil’i savaşı genişletmek için kışkırtırken diğer taraftan bölgede güç dengesinin tekrar sorgulanmasına neden olacak açıklamalarda bulunuyor ki bunların hepsinin etki alanı geniş ve tehlikeli sonuçları olabilir.
Aynı şekilde, Trump ABD’nin Tayvan’ın güvenliğine olan taahhüdünü sorgulayabilir ya da Çin’i bu konuda daha da kışkırtabilir. Tahminimce Çin, Tayvan konusunda şu an aktif bir çatışma istemiyor. Ancak ABD’nin politikası tutarsızlaşırsa ya da belli bir çizgiyi aşarsa kendisini bu durumda bulabilir.
Bütün bunlar tüm dünyada demokrasi, istikrar ve zaten sorunlu olan uluslararası kurumlar açısından kötü haberler. Bizi küresel çapta belirsiz ve endişeli günler bekliyor.