Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır.
Biz, koltuk sevdasıyla sermayeye ve sömürüye dayalı küresel odakların projelerine eş başkanlık yapanlardan değiliz; biz, bu toprakların ve bu milletin özüyüz.
Cumhuriyet Halk Partisi, ne senin ne de masalarda delege satın almaya çalışanların oyun alanı değildir; Türk Milleti ve Türk Devleti’nin bağımsızlık iradesidir.
Türkiye’nin köklü devlet geleneğini ve dış politika hafızasını yok sayıp ülkeyi bölgesel krizlerin mezesi hâline getirenlerin, bu millete ödetecek bir tek kuruşluk faturası kalmamıştır.
Biz, bu ülkenin tek bir neferinin burnu kanamasın, Türkiye’nin itibarı yere düşmesin diye “Önce Türkiye” diyen millici ve kamucu duruşun ta kendisiyiz.
Bizi suni gündemlerle, salon siyasetiyle tartmaya kalkanlar, önce kendi sırtlarındaki tarihsel veballerin hesabını vermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu devletin kurucu iradesidir.
Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylar’dan Tuna’ya uzanan sözümüz; başkalarının icazetiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez.
O enkazı kaldıracak, devlete liyakati ve yerli duruşu yeniden getireceğiz!
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
6 beldede kurulan ara seçim sandıklarından ilk sonuçlar gelmeye başladı.
Özgür Özel’in dün miting yaptığı Mustafapaşa Beldesi’ni AK Parti’nin adayı Mustafa Özer kazandı.
Mültecileri gönderme kılıfıyla iktidara eklemlenmek için bakanlık istiyor, Erdoğan hem bu teklifi kabul etmiyor hem de Suriye meselesinin çözümünde baş aktörlerden biri olup mültecileri ve sığınmacıları kademeli olarak ülkelerine gönderiyor. Ümit Bey de yaptığı pazarlığı anlatarak kendini açık ediyor, sonra Erdoğan bunu kullanınca da kıvırıyor.
Gerçekten çapsız bir muhalefetimiz var!
Siz yaşadıklarınızdan ders almayıp Ümit’e Kemal’e filan güvenmeye devam edin, Erdoğan daha çok oynar sizinle…
Ümit Özdağ:
2023 seçimlerinin ikinci turunda Erdoğan görüşmek için Numan Bey’i gönderdi, tek şartla destekleriz o da İçişleri Bakanı ben olursam dedim.
Numan Bey de “Bizde öyle olmuyor” dedi.
Nasıl oluyor dedim, “Erdoğan öyle çalışmıyor” dedi,
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
Galatasaray artık marka elçiliğini kültürel zeminden çekip, kurumsallaştırmalı ve ilk elçi Mauro olmalı. Bu kapsamda “oyuncu+elçi” bağlamında sözleşme yenilemeli ve diğer önemli oyuncularımızı da dahil edip doğru bir stratejiyle uzun vadeli küresel markalaşma sürecini başlatmalı.
Organizasyon yapısını da yeni bir yaklaşım ve küresel vizyonla ele alıp, geleceğin Galatasaray’ını inşa etmeliyiz.
“@GalatasaraySK: Maziden âtiye koca bir çınar”
Bu bizim sanat-sepet tayfanın cehaletini başka yerde bulamazsın, inanılmazlar.
Entelijansiyamızın son neferleri ardı sıra göçüp giderken, kimler hayatta. Cilve-i Rabbani...
Bu arkadaşlar bankacılık sistemi kullanmıyor mu acaba? Şayet kullanıyorsa bunun için kimlik bilgilerini “bedavadan” bankalara vermiştir çünkü. Peki bankacılık sistemi kimlere ait?
Başka sorum yok…
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.