Endişelenme!
Yaptığın iyilikleri insanlar unutabilir ama Allah asla unutmaz.
Sana yapılan kötülükleri de Allah biliyor. Bir gün herkes karşılığını bulacak.
“Rabbin hiçbir şeyi unutmaz.” (Meryem, 64)
Sevgili öğrencilerimiz, kıymetli öğretmenlerimiz ve değerli velilerimiz;
2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı’na başlamanın heyecanını yaşarken, aynı zamanda geleceğimizin temeli olan İlköğretim Haftası’nı kutlamanın mutluluğunu paylaşıyoruz. İlköğretim, bireyin hayatı boyunca edineceği bilgi, beceri ve değerlerin temelinin atıldığı, kişiliğin şekillendiği en önemli dönemdir. Bu nedenle bu hafta, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz için ayrı bir anlam taşımaktadır.
Eğitim, milletimizin istikbali ve istiklâli için en güçlü teminattır. Çünkü insana yapılan yatırım, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır. Vatanını, milletini, devletini seven; milli ve manevi değerlerine bağlı, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donanmış nesiller yetiştirmek, ülkemizin yarınlarını daha güçlü kılacaktır.
Nevşehir, köklü kültürü ve tarihiyle birlikte bir eğitim kenti kimliğine sahip olarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin bilgiyle, değerlerle ve erdemle donatıldığı bir şehir olmayı sürdürüyor. İlimizin huzur ve güven ortamı, öğrencilerimizin kendilerini özgürce geliştirebilecekleri, öğretmenlerimizin fedakârca görevlerini yerine getirebilecekleri en önemli teminatımızdır.
Bizler için eğitim, sadece akademik başarı demek değildir. Asıl hedefimiz, çalışkan, üretken ve başarılı bireylerin yanı sıra; ahlaklı, merhametli, sorumluluk sahibi, vicdanlı ve adaletli iyi insanlar yetiştirmektir. Çünkü iyi insan yetiştirmek, güçlü toplumun ve sağlam devletin harcıdır.
Kıymetli öğretmenlerimiz, sizler kutsal vazifenizle aydınlık geleceğimizin mimarlarısınız. Emekleriniz ve fedakârlığınızla, yalnızca bilgi aktarmıyor; aynı zamanda karakter, değer ve erdem kazandırıyorsunuz.
Değerli velilerimiz, unutmayalım ki ailede başlayan eğitim, yalnızca okulda değil, yine ailede de devam eder. Çocuklarımızın karakterlerinin şekillenmesinde, onların doğruyu yanlıştan ayırabilen, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesinde sizlerin rolü büyüktür. Okul ve aile arasındaki uyum ve iş birliği, sağlıklı ve bilinçli bir neslin yetişmesi için vazgeçilmezdir.
Sevgili öğrenciler, sizler milletimizin umudu, ülkemizin en kıymetli hazinelerisiniz. Gayretiniz, çalışkanlığınız ve erdeminizle Türkiye’mizi daha güçlü yarınlara taşıyacak olan sizlersiniz. Unutmayın ki ülkemizin geleceği, sizlerin yüreklerindeki vatan ve millet sevgisiyle yükselecektir.
Türkiye Cumhuriyeti, köklü medeniyetinden aldığı ilhamla ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, eğitimde büyük hedeflere yürümektedir. Bu hedeflere ulaşmanın yolu, insana değer vermekten, çocuklarımızı ve gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmekten geçmektedir.
Bu duygu ve düşüncelerle; 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ve İlköğretim Haftası’nın öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyor; tüm eğitim camiamıza başarılarla dolu bir yıl temenni ediyorum.
Sosyal medyada gündeme getirilen jammerlı malum fotoğrafla ilgili bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Söz konusu fotoğraf, 2015 yılında ‘çukur eylemlerinin’ gerçekleştiği dönemde Güneydoğu’ya gerçekleştirdiğim bir ziyarette çekilmiş. O dönemde uzaktan kumandalı patlayıcılarla gerçekleştirilen saldırıları önlemek amacıyla Emniyet Müdürlüğü’nün aldığı olağan bir tedbiri, farklı bir zemine çekme çabalarını üzüntüyle karşılıyorum. Tamamen bilgim dışında uygulanan ve çekilen ve varlığını dahi yıllar sonra öğrendiğim bu fotoğraf üzerinden başlatılan tartışma, izan ve hakkaniyetten uzaktır.
"Herhangi bir bilimsel temeli olmayan, ilahiyat, pedagoji ve felsefe kökenli bir kişinin Zulu gelenekleri ve birtakım bilimsel temelden yoksun terapilerin senteziyle oluşturduğu bu yaklaşım, psikolojide sahte bilim denilen türdeki terapilerin en tipik örneklerinden biridir."
Yalan söylemekten daha kötüsü, mahcubiyet duymamaktır.
İffete ve edebe aykırı davranışlarda bulunmaktan daha fenası, utanma/arlanma duygusunu yitirmektir.
Günah işlemekten daha ağırı, günahı önemsiz görmek, tövbe ve istiğfara yönelmemektir
Kalp direnmeli, münkeri benimsememelidir
Çok iddialı, devrimci nitelikte bir manifesto! Aklın yolu yaratılışmış...🌍🔬
TÜBİTAK iş birliğiyle düzenlediğimiz kongrede, bilim insanları ‘Yaratılış Manifestosu’nu imzaya açtı. Manifestoda, evrenin bilinçli ve tasarımsal bir varoluşu olduğuna dair yeterli kanıt düzeyine ulaşıldığı vurgulanan manifestoyu imzalamak için linki ziyaret edebilirsiniz. ✍️
https://t.co/ylORzI1wI1
#ÜsküdarÜniversitesi #YaratılışKongresi
Şeytanın günahtan önce iki, günahtan sonra da iki yöntemi vardır:
İnsan günah işlemeden önce ona günahı küçümsetir, Allah'ın rahmetinin büyüklüğünü insanın gözüne sokar.
İnsan günah işledikten sonra günahını onun gözünde büyütür, Allah'ın rahmetini ise küçültmeye çalışır.
Kendi caniliğine, zulmüne, edepsizliğine ve ahlaksızlığına Kur’an Kursu’nu, namazı ekleyenleri nefretle kınıyorum.
Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar için iyi ki ahiret, iyi ki hesap, iyi ki cehennem var. Fakat burada da hakettikleri cezayı mutlaka almalılar.
Hz. Nuh'un oğlu, peygamber ocağında ve terbiyesinde büyüdü, kâfir olup tufanda boğuldu.
Hz. Musa, Firavun'un sarayında büyüdü, onun âsâ'sı ile deniz ikiye yarıldı.
Nerede yaşadığın değil nasıl yaşadığın önemlidir.
Nasıl başladığın değil nasıl bitirdiğin önemlidir.
Bizde Allah korkusu yoktur. Biz Allah'tan korkmasi gerektiğine inandırılmış bireyleriz.Bu yüzden Allah korkumuz sahtedir.Kuranda Allah korkusunun temeli vicdan ve sorumluluk duygusuna dayanırken dikte edilmiş Allah korkusu menfaat ve çıkar karşısında pasiftir, bir işe yaramaz.b.t
İnsanı sabırsızlığa sevk eden şey, kendisini ve derdini sanki sürekli devam edecekmiş gibi düşünmesidir.
Şımarıklığa sevk eden şey ise kendisini ve elindeki nimeti sürekli kalacakmış gibi düşünmesidir.
Oysa Yavuz Sultan Selim'in de dediği gibi;
"Ne dem baki, ne gam baki."
📍Esnaflarımızla birlikteyiz.
Valimiz Sn. Ali Fidan (@ValiFidan), Merkez Atatürk Bulvarı ve Kasaplar Çarşısı üzerinde faaliyetlerini sürdüren esnaflarımızı ziyaret etti.
Vali Fidan, ziyaretinde esnaf ve vatandaşlarımızla sohbet ederek, işlerinde kolaylıklar diledi.
Kader motifi, milletler ve devletler için de geçerli. Tarihleri sürgünlerle dolu bir milletin ders alması beklenirken ne ilginçtir ki aşırı gurur ve üstünlük hastalığı onları aynı felakete doğru yine hızlıca sürüklemekte. Karakter değişmedikçe kader degişmiyor... b.t
Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcımız Sayın Veysel Tiryaki, Valimiz Sayın Erkan Kılıç ve Kaymakamımız Sayın Cengiz Ayhan ile birlikte olay yerine intikal ederek çalışma yapan ekiplerimizden bilgiler aldık. Çalışma yapan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum.
Türkiye'nin ciddi bir köpek sorunu var. Fakat ülkeyi yönetenler bu sorunun çözülmesi için ciddi adımlar atmıyorlar. Gerekli tedbirleri almanız için köpeklerin daha kaç insana saldırması gerekiyor?
https://t.co/LpkIBXaMC2