İyi yaşam, bütün olasılıkları içeren yaşamdır:
Ayrılma olasılığını içermeyen bağlanma; hayal kırıklığı olasılığını içermeyen istek ve yanılma olasılığını içermeyen inanç yoktur.
Ama bütün bunlara rağmen yaşam, bağlanarak, isteyerek ve inanarak yaşandığında ancak iyi ve tamdır.
Okullarımızda yeterli sayıda Psikolojik Danışma istihdam edilmelidir, çünkü; Sosyal Beceri düzeyi yüksek bireyler duygu regülasyonuna, iletişim ve empati becerisine sahip olduklarından dolayı hem kişilerarası ilişkilerinde hem de akademik olarak başarılıdırlar. Bu becerilerin ilk yıllarda aile ve okul ortamında kazanılması kritik öneme sahip olduğundan Psikolojik Danışman istihdamı ile ancak etkili çalışmalar yürütülebilir.
Isyerlerindeki ilişkiler dönemsel çıkarlara dayalidir. Kalıcı dostluklar ve kalıcı düşmanlıklar olmaz. Diplomasiyi iyi bilenler ve uygulayanlar hep rahat eder. Duygusallarsa hep kaybeder ve üzülür.
"Sorunumuz anlaşamamak değil. Konuşsak, anlaşırız. Dinlesek, çözeriz. Ama anlamaya, dinlemeye, sorunları çözmeye gerek duymuyoruz. Bütün ilişkileri mücadele haline getirip, haklı olmayı, mutlu olmaya tercih ediyoruz. Yani anlamaktan kaçıyoruz. Anlamak eylem gerektiriyor çünkü."
Zeka, bir nicelik meselesi iken akıl, kesinlikle bir nitelik meselesidir.
O nedenledir ki, akıllıca davranmak ve hareket edebilmek için, zekadan fazlası gerekir.
Mesela; Farkındalık, iç görü, doğallık, spontanlık, deneyim, esneklik, erdem, ahlak ve sorumluluk...
Yine harika bir kavramla karşılaştım: irade yorgunluğu. Herhangi bir eylem için uzun süre güçlü irade ve odak becerisi gösteren insanların tıpkı yoğun spor yapmış bireyler gibi bir süre sonra tembellemeye ihtiyacı varmış. Bazen hiçbir şey yapmamanın neşesine muhtaçmışız kısacası.
Sürekli küsersen, karşındakini “sensizliğe” alıştırırsın.
Dün küsmene dayanamayan kişi, bugün umursamaz hale gelir.
Ve onun bu tavrını gördükçe daha çok üzülür/öfkelenir daha çok küsmek döngüsüne düşersiniz.
Özellikle de eşlerin sık ve sürekli küsmesi, büyük kopuşları beraberinde getirir.
Konuşmak..
Evet konuşmak.
Sesini değil, sözünü güçlendirerek,
Haklı olmak için değil kendini ifade ederek,
Onu suçlu çıkarmak için değil, uzlaşma isteyerek,
“Ben”i besleyip nefsine yenik düşerek değil, “biz”i beslenip beraber yürüyerek..
SY
Carl Gustav Jung Der Ki:
“İnsan yaptığı şeydir; yapacağını söylediği şey değil.”
ve Erich Fromm devam eder:
"Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız"
Şuraya akıl sağlığınızı koruyabilmeniz için kendi kendinize sık sık söylemeniz gereken bir şey bırakıyorum.
“Kendi sorumluluğunu üstlenmeyen insanlardan ben sorumlu değilim”
Kaygılı kişiler sürekli bişeyler düşünüp zihinlerindeki sesleri susturamamaktan muzdaripler. Bu kişilerin temel problemi, etraflarındaki her şeyi çok ciddiye almaları, içselleştirip anlam yüklemeleridir. Haliyle bir süre sonra çok yorgun hissetmeleri kaçınılmaz oluyor.
Evleneceğiniz kişiyle aynı pencereden bakabilmeniz, aynı kültüre ve değer yargılarına sahip olmanız evliliğinizi kolaylaştıracaktır. Çünkü birinizin değer atfettiği şeyi diğeri anlamsız bulursa orada çatışmalar kaçınılmaz olacaktır.
1. Aile ve çiftlerle çalışan bir psikiyatrist olarak klinik pratiğimde gözlemlediğim sağlıklı ilişkilerin kimi özelliklerini paylaşacağım :💞
Öncelikle sağlıklı bir ilişkinin temelinde açık ve dolaysız iletişim ile güven ve karşılıklı saygı yattığının altını çizmek gerekiyor. #Sağlıklıİlişkiler
Kaotik bir dünyada yaşıyor ve şaşırıyoruz. Obezite ve yetersiz beslenme aynı toplumda birlikte yaşanıyor. Eğitim düzeyi yükseliyor, çevre kirliliği artıyor. Bilim ve teknoloji gelişiyor, silahların öldürücü gücü artıyor. Ahlaki eksiklik insanlığın hayrına sonuç vermiyor
Bir ilişkiyi çözmeye çalışırken, “Dönüştüğüm kişiyi seviyor muyum?”diye bakmak,en anlamlı yoldur. Acılarımızı tetiklediyse ve onaramıyorsa o kişi yanlıştır.Sonuçta insan, yarası bitmeyen bir savaştır. Doğru kişi bizde ateşkesi sağlar.Yaramızdan utandırmadığında yuvamızı buluruz.
Büyürken üstlendiğiniz roller her ne ise, sonrasında seçtiğiniz insanlar da bu rolleri tekrar uygulayabileceğiniz kişilerdir. Tüm çocukluğunuz güçlü olmanızı gerektirmişse, mevcut ilişkiniz için de size aynı kaosu yaratacak kişiyle birlikte olursunuz ki yine güçlü olmanız gereksin. Kendinizi hiç keşfedemediğiniz veya kendi değerlerinizden vazgeçmek zorunda kaldığınız bir aile ortamında büyüdüyseniz sonrasında kurduğunuz ilişki içinde de sizin yerinize hep ötekinin ihtiyaçları ön planda olmalı ki bu yeni “yuva” size yabancılık hissettirmesin. Sevilme çabaları uğruna bunları yaptığınızı fark etseniz, içinizdeki ürkek ses sevgi ihtiyacınızın aslında hiç karşılanmadığını söylese bile onu susturmak zorunda hissedersiniz. Sevilmek, yıkıcı bir çaba gerektirdiği zaman bunun gerçek sevgi ile ilgili bir durum olmadığını inkar edersiniz. Aslında böylece sevecek bir kendiniz olmadığını görmekle yüzleşmek zorunda kalmazsınız. Tanıdığınız acıları tekrarlarsınız ve ne yapacağınızı hiç bilmediğiniz bir anda bile “yaşamayı biliyor gibi yapmak” durumunda olursunuz. Kendi acılarımıza bakmak çoğu zaman başka acılara bakmaktan daha zordur. Başkalarının ihtiyaçlarını anlamak ise kendi ihtiyaçlarımızı anlamaktan daha kolaydır. Kendinizi başkasına adayışınızın temelinde aslında kendi hayatınızı yaşama korkunuz vardır. Kaybetmelere aldırmayarak uğraştığınız her sevilme çabanızın altında ise aslında sevilmeye layık olmadığınızı size inandırmış bir geçmiş.
Çocuklar doğduklarında;
İyi değildir; öğrenmeleri gerekir.
Merhametli değildir; öğrenmeleri gerekir.
Saygılı değildir; öğrenmeleri gerekir.
Doğru-yanlışı ve sınırları bilmez; öğrenmleri gerekir.
Vicdanlı değildir, öğrenmeleri gerekir.
Çünkü İyilik doğuştan gelmez, çaba gerektirir
Herkes sözlü iletişime hevesli değildir. Eğer konuşmak ve duyulmak istediğinde görmezden geliniyorsan, aradığın cevap zaten muhattabının sözünde değil davranışında saklıdır.
"Toksik aile sisteminde, sürtüşmeye neden olan, ailedeki en sağlıklı kişidir. Aile dinamiklerine direndikleri için diğer üyeleri rahatsız ederler. Aile üyeleri oluşan bu sorunlarda kendi rollerini görmek istemezlerse, bu kişi günah keçisi haline gelebilir."
Dr. Nicole LePera