📍Yıkmak kolay, çözüm üretmek zor. Milyonlarca yapıyı yıkmak yerine denetleyin, kayıt altına alın, vergilendirin. Vatandaş da devlet de kazansın.
#YapıKayıtMeclise YıkımaDurDe
📍Mevcut imar düzeni sosyal adaletsizlik üretiyor: Aynı sokakta biri imar barışından faydalanıyor, diğeri faydalanamıyor. Bu durum eşitlik ilkesini zedeliyor
https://t.co/aRqwSjV8rV…
#YapıKayıtMeclise
YıkımaDurDe 015
📍Bir ev yıkılırken sadece duvarlar yıkılmaz; bir ailenin düzeni, emeği ve umutları da sarsılır. Güvenli yapıları yıkmak yerine denetleyin, kayıt altına alın.
#YapıKayıtMeclise
YıkımaDurDe
Sn Kurum,
Tarım arazisi vasfını yitirmiş milyonlarca dönüm arazi hâlâ konut için kullanılamıyor. Oysa nüfus 1973’te 38 milyon iken 2023’te 85 milyona ulaştı. İmar çalışmaları güncellenmeli, köylü kendi toprağında yaşayabilmeli.
#YapıKayıtMeclise
YıkımaDurDe
📍Yıllardır var olan yapıları görmezden gelmek yerine denetlemek ve kayıt altına almak daha doğru bir çözüm. Vatandaş korunsun, devlet de vergi geliri kazansın.
#YapıKayıtMeclise YıkımaDurDe
Vatandaşın talebi ayrıcalık değil. Evinin teknik olarak değerlendirilmesi, güvenli hâle getirilebiliyorsa yaşatılması ve hukuki bir çözüm bulunması. #YapıKayıtMeclise YıkımaDurDe
Yapıkayıt ve Hobi bahçe sahipleri mağdurları milyonlarca aile yaklaşık 8-10 milyon yapı ve aileleri Meclis’ten ve hükümetten güven veren bir düzenleme bekliyor. #hobibahçemedokunma#YapıKayıtMeclise
Yıkım ve ceza odaklı yaklaşım yerine; kayıt altına alma, denetim ve güvenliği esas alan bir model Türkiye'nin yararınadır. Çözüm mümkündür, yeter ki irade olsun.
#YapıKayıtMeclise YıkımaDurDe Sondakika Tolga Çevik
@YildizFeti Devletin verdiği Yapı Kayıt Belgesi'nin sonradan iptal edilmesi; hukuki güvenlik ve kazanılmış hak ilkeleri bakımından ciddi sonuçlar doğurmuştur. Çözüm, adil ve kalıcı yasal düzenlemedir.
#YapıKayıtMeclise YıkımaDurDe Milli Dayanışma 030
Yapı Kayıt mağduriyeti, son yıllarda Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyen sosyal, ekonomik ve hukuki bir sorun hâline gelmiştir. Özellikle 2018 yılında yürürlüğe giren imar düzenlemeleri kapsamında verilen belgelerin sonradan iptal edilmesi, başvuruların reddedilmesi veya sistemsel eksiklikler nedeniyle geçersiz sayılması, vatandaşların devlete olan güvenini sarsan ciddi sonuçlar doğurmuştur.
📍Sorunun Temel Kaynağı
Yapı kayıt sisteminin amacı; ruhsatsız ya da imara aykırı yapıların kayıt altına alınarak devlet envanterine kazandırılması, şehir planlamasının sağlıklı yapılması ve riskli yapıların tespit edilmesiydi. Ancak uygulamada çeşitli problemler ortaya çıkmıştır:
🔹Uydu görüntülerinin güncel olmaması veya bazı bölgelerde hiç bulunmaması
Başvuru sürecinde teknik bilgilendirme eksikliği
🔹Yerel idareler ile merkezi sistemler arasında veri uyuşmazlığı
🔹Aynı mahallede farklı vatandaşlara farklı uygulamalar yapılması
🔹Sonradan yapılan denetimlerle belgelerin iptal edilmesi
Bu durum, aynı şartlara sahip vatandaşların farklı muamele görmesine neden olmuş ve eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurmuştur.
📍Mağduriyetin Toplumsal Etkileri
Yapı kayıt sorunu yalnızca bireysel bir mülkiyet meselesi değildir; aynı zamanda geniş çaplı toplumsal etkileri vardır:
🔹Ailelerin yıllarca biriktirdiği birikimlerle yaptıkları konutların hukuki statüsünün belirsizleşmesi
🔹Elektrik, su, doğalgaz aboneliklerinde sorun yaşanması
🔹Tapu devri ve satış işlemlerinin yapılamaması
🔹Banka kredisi veya ipotek işlemlerinde engeller
🔹Yıkım riski nedeniyle psikolojik ve ekonomik baskı
Bu durum özellikle kırsaldan kente göç eden, kendi imkânlarıyla barınma çözümü üretmiş dar gelirli vatandaşları daha ağır etkilemektedir.
📍İdari ve Sistemsel Problemler
Başvuruların önemli bir kısmı, vatandaşın kusurundan değil sistemsel eksikliklerden dolayı geçersiz sayılmıştır. Örneğin:
🔹Sistem yükleme hataları
🔹Eksik veri entegrasyonu
🔹Harita ve koordinat uyuşmazlıkları
🔹Başvuru sürecinde teknik rehberlik eksikliği
Bu aksaklıklar, vatandaşın iyi niyetle yaptığı başvuruların bile iptal edilmesine yol açmıştır. Sürecin yürütülmesinden sorumlu olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı @csbgovtr ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyon eksikliği de sorunların büyümesine neden olmuştur.
📍Hukuki Belirsizlik ve Güven Sorunu
Devlet tarafından verilen bir belgenin sonradan geçersiz sayılması, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bir durumdur. Vatandaş açısından bu durum şu soruları doğurmaktadır:
📍Devletin verdiği belge ne kadar güvenilir?
📍Aynı başvuruyu yapan kişiler neden farklı sonuç alıyor?
📍Gelecekte benzer düzenlemelerde hak kaybı yaşanır mı?
Bu belirsizlik ortamı, hem mülkiyet hakkı hem de kamu otoritesine duyulan güven açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
📍Ekonomik Boyut
Yapıların kayıt altına alınması yalnızca vatandaş için değil devlet için de önemli bir gelir ve planlama avantajı sağlayabilir:
🔹Vergi ve harç gelirlerinin artması
🔹Kaçak yapı stokunun net biçimde tespit edilmesi
🔹Afet risk analizlerinin sağlıklı yapılabilmesi
🔹Kentsel dönüşüm projelerinin doğru planlanması
Kayıt dışı yapıların sistem dışında kalması, hem ekonomik kayıp hem de şehircilik açısından risk anlamına gelmektedir.
📍Çözüm İçin Gereken Adımlar
Uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, kalıcı çözüm için şu adımların atılması gerektiğini vurgulamaktadır:
🔹İptal edilen belgelerin yeniden değerlendirilmesi
🔹Uydu görüntüsü ve teknik veri eksikliklerinin giderilmesi
🔹Vatandaş lehine yorum ilkesi uygulanması
🔹Bağımsız teknik inceleme komisyonları kurulması
🔹Riskli yapıların güçlendirme veya dönüşüm kapsamına alınması
Bu konuda özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hazırlanacak kapsayıcı bir yasal düzenleme, mağduriyetlerin giderilmesinde belirleyici olacaktır.
#YapıKayıtMeclise
📍 3194 sayılı İmar Kanunu 1985’ten bu yana onlarca kez yamalandı. Ancak bugünün nüfusu, sosyal hayatı, afet riskleri ve barınma sorunları karşısında artık yetersiz. Vatandaşın barınma hakkı için denetimli yeni bir imar düzenlemesi şart!
📍Kaçak yapılar hukuken “yok” hükmünde. Yıkım ise milyonları evsiz bırakır, maliyet ve sağlık riskleri yaratır. Çözüm: denetimden geçip kayıt altına alınmaları, sağlam olanların ekonomiye kazandırılmasıdır.
📍6 Şubat depremi bize gösterdi: Ruhsatlı–ruhsatsız fark etmez, esas olan deprem dayanıklılığıdır. Yatay mimari ve sağlam konutlar, geleceğimizin güvencesidir.
📍Pandemi sonrası insanlar apartmanlardan uzaklaşıp bahçeli, müstakil evlere yöneldi. Ancak imar mevzuatı önlerinde büyük engel oldu. Çözüm: bürokrasiyi azaltan, vatandaşa nefes aldıran imar düzenlemesi.
📍Tarım arazisi vasfını yitirmiş milyonlarca dönüm arazi hâlâ konut için kullanılamıyor. Oysa nüfus 1973’te 38 milyon iken 2023’te 85 milyona ulaştı. İmar çalışmaları güncellenmeli, köylü kendi toprağında yaşayabilmeli.
📍Kentsel dönüşüm “rantsal dönüşüm” değil, yerinde dönüşüm olmalı. Yatay mimariyle sağlam ve güvenli konutlar, hem sosyal bağları güçlendirir hem de afetlere karşı direnç sağlar.
📍Milyonlarca vatandaş, çaresizlikten kendi arazisine ev yaptı. Bu bir tercih değil, barınma hakkının zorunlu sonucudur. Vatandaş cezalandırılmamalı, denetlenerek sisteme dahil edilmelidir.
📍Mevcut imar düzeni sosyal adaletsizlik üretiyor: Aynı sokakta biri imar barışından faydalanıyor, diğeri faydalanamıyor. Bu durum eşitlik ilkesini zedeliyor.
📍Yapıların hepsinin yıkılması imkânsız, bir kısmının yıkılması ise adaletsizliktir. Çözüm: denetim + kayıt + vergi. Hem vatandaş korunur hem hazine kazanır.
📍İmar düzenlemesi güncellenmediği sürece:
👉Vatandaş barınma hakkını ihlal ediyor
👉Devlet vergi kaybına uğruyor
👉Kaçak yapı sorunu büyüyor
👉Afet riski artıyor
❗Çözüm: Denetimli, adil, güncel bir Yapı Kayıt Düzenlemesi
#YapıKayıtTorbaya
@Akparti@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@GelecekPartiTR@devapartisi@SaadetPartisi@rprefahpartisi@Vatan@bbpgenelmerkez@tipgenelmerkez