“Bu öğrenci, mezuniyet törenine kedisini de yanında götürmüş, te��ekkür ve minnettarlık olarak, çünkü sınav günlerinde onunla sabaha kadar uyanık kalıyormuş.
Ben bu ince duygulara sahip insanlar vicdan ve merhametleri ile örnek insanlardır.”
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
@mahfiegilmez hocam türkiye’nin şu an içinde bulunduğu durum domaltflasyon: ürünlerin kalitesi düşürülmüş, miktarı azaltılmış, fiyat da artırılmışken; hükümet, yüksek vergi ile vatandaşa bir tur da biz binelim diyor. türkiye’de maliyet/fayda = isviçre pahalılığı/hindistan hayatı
Uğur Mersinli’nin, cinsel eğilimleri ve hormonal yapısı nedeniyle psikoloğa götürdüğü oğlu İsa Aras’ın durumuyla ilgili yeni detaylar kaydedildi.
Uzmanlar tarafından kadınsı hormonlarının ağır bastığı ve oyuncak bebeklerle oynamayı tercih ettiği belirlenen çocuk için babanın farklı bir yöntem izlediği öğrenildi.
Bu durumu kabullenemediği belirtilen Mersinli’nin, oğlunu evdeki silahlarla meşgul ederek "erkeklik" eğitimi vermeye çalıştığı ifade edildi. Mersinli’nin bu süreçte kurduğu şu cümleler kayıtlara geçti:
“Erkek adamın silahı olur, iyi bir nişancı olur.”
“Silah demek, namus demektir. Silahına sahip çıkarsan, namusuna sahip çıkarsın.”
“Emekliye ayrıldığımda silahlarımdan birini sana bırakacağım.”
az önce instagramda gezerken bali’den bir story gördüm. masmavi deniz altında da not : sabah siparişleri kapattım şimdi biraz deniz.
storyi atan bizim mahalledeki terzi mustafayı herkes bilir. 12 metrekarelik dükkanda 15 senedir pantolon tamir eder, paça kısaltır, bel daraltır. müşteri profili belli. mahalleli gelir, pantolonunu bırakır, çayını içer, gider. mustafa da radyosunu açar, dikişini diker, akşam 7de kepengi indirir.
geçen ay dükkana uğradım. bi pantolonumun fermuarı bozulmuştu. mustafa çay demliyor. abi dedim fermuarı halleder misin. tabi dedi. otur çayını iç 10 dakikaya hazır.
çayımı içerken gördüm ki tezgahın yanında bir laptop açık duruyor. ekranda bir şeyler dönüyor. abi dedim sen ne zaman laptop aldın. 3 ay oldu dedi. ne yapıyorsun onunla dedim. claude ile uygulama yapıyorum dedi.
çay boğazımda kaldı. şaşırdım.
ne uygulaması dedim. pantolon ölçü uygulaması dedi. insanlar telefondan bacak, bel, boy ölçüsünü giriyor, istedikleri modeli tarif ediyor sonra bende onlara görsel tasarlayıp onlara istedikleri gibi ayarlayıp kargoluyorum dedi.
abi sen kod mu yazıyorsun dedim. yok dedi. vibecoding denen bir şey var. sen ne istediğini yazıyorsun, o da yapıyor dedi. benim amcaoğlu gösterdi bana bunu dedi. bi girdim çıkamadım içinden dedi.
2 ay sonra mustafa instagramda karşıma çıktı. dükkandan değil baliden story atıyor.
aradım hemen.mustafa abi sen balide ne yapıyorsun dedim. abi dedi ben uygulamayı yayınladım. başta sadece mahalle için düşünüyordum. sonra claude ile ingilizce versiyonunu da yaptım. işler çok hızlı ilerledi. bi baktım avustralyadan sipariş geliyor. almanyadan geliyor. fransadan geliyor. adamlar ölçülerini giriyor, en ince ayrıntısına kadar istedikleri modeli yazıyor ben yaptırıp gönderiyorum dedi.
peki dikişi kim yapıyor dedim. kardeşime devrettim dükkanı dedi. ben artık sadece uygulamayı yönetiyorum. siparişleri koordine ediyorum. sabah 2 saat çalışıyorum öğleden sonra plajdayım dedi.
abi dedim sen 15 yıldır o dükkanda paça kısaltıyordun. 3 ayda baliye gittin. oturmuş plajda işleri yönetiyorsun. bu nasıl oldu?
dedi ki abi ben 15 yıldır müşteriyle birebir konuştum. ne istediğini biliyorum. hangi kumaş nasıl oturur biliyorum. vibecoding benim bu bilgimi ürüne çevirdi. ben kod yazmadım. ben insanların nasıl bir şey istediğini biliyorum. claude ile güçlerimizi birleştirdik dedi.
şimdi mustafa balide uzaktan çalışıyor. dükkan kardeşinde. uygulama 14 ülkeye özel dikim pantolon satıyor. müşteri yorumlarında 4.7 yıldız. bir tanesi yazmış ki this Turkish man makes perfect trousers from 10,000 km away..
ve bu adam 3 ay önce fermuarımı 50 liraya tamir ediyordu.
vibecoding denen şey işte tam olarak bu. kod yazmak değil. ne istediğini bilmek. mustafa ne istediğini biliyordu. 15 yılın bilgisi vardı kafasında. ai o bilgiyi ürüne dönüştürdü.
şimdi mahallede herkes diyor ki mustafa nasıl gitti baliye oradan nasıl çalışıyor nasıl yapıyor bu işi. cevap basit. adam vibecodingle tanıştı, 15 yılık tecrübesini dijitale taşıdı ve dünyaya açıldı.
ben hala şu an fermuarı bozuk pantolonla geziyorum. mustafa balide hindistan cevizi suyu içiyor. hayat adaletsiz falan değil. mustafa sadece doğru zamanda doğru şeyi yaptı.
5 yaşındayken bir yıl, hayatınızın %20'sidir. 50 yaşındayken ise bir yıl, hayatınızın %2'sidir. Bu, yaşlandıkça zamanın neden hızlandığının bir açıklamasıdır.
Buna Janet Yasası denir. Bu yasa, algılanan hayatınızın yarısını yaklaşık 20 yaşında yaşadığınızı söyler. Ya da başka bir ifadeyle: Bir 5 yaşındaki çocuğun yaz tatili, 40-50 yaş arası 10 yıla eşdeğer hissettirir.
Janet Yasası kırılabilir.
Yaşlandıkça zamanın hızlanmasının daha iyi bir açıklaması, yetişkinlikte daha az yeni deneyim yaşamanızdır; beyniniz bu anıları siler. Hayatınızda yeni şeyler yapmaya devam eder ve hafızaya alınacak anılar yaratırsanız, zaman yavaşlar.
Hayatınızı otomatik pilotta yaşarsanız, 80 yaşında ölebilirsiniz ama 20 yaşında ölmüş gibi hissedersiniz.
Yeni şeyler öğrenmeye, yapmaya, yeni yerler görmeye devam ederseniz, 80 yaşında ölebilirsiniz ama 200 yaşında ölmüş gibi hissedersiniz.