Haberi bu açıklamayla birlikte okuyun. Rojin’in babası:
“Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana ‘senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok’ dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
Kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar++
Mülakat mağduru öğretmen:
"Ablukaya alındım ama örtülü olduğum için tutuklanmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü örtülülere dokunmayın demişler."
"Örtülüyüm ama gömleğimi yırttılar, örtümü açtılar, buna utanmıyorlar."
"Örtülüyüm, gözaltına alınırsam tepki toplarlar diye utanıyorlar."
"Eskiden başörtü mağdurları vardı şimdi mülakat mağdurları var."
Bir öğretmen arkadaşımızı Irmak Ayşe Koparan’ı kaybettik.
Mazereti nedeniyle görevlendirildiği okulda kendisinin ve tanık öğretmenlerin Irmak Öğretmenin okul müdürü tarafından şiddete uğradığı beyanına rağmen Irmak Öğretmenin cezalandırıldığı, Ağrı’nın Hamur ilçesinin en uzak okuluna gönderildiği, her gün okula gidiş-geliş için 2500-3000 TL ödemek zorunda kaldığı, yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve mobbing nedeniyle yaşamına son verdiği kamuoyunda paylaşılıyor.
Öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğinin bu denli değersizleştirildiği, her sorunda; depremde, salgında, okul güvenliğinde öğretmenlerin yapayalnız bırakıldığı, liyakatin yok sayıldığı, liyakata sahip olmayan kişiler tarafından öğretmenlerin baskıya, mobbinge, şiddete uğradığı, haklarına sahip çıkmanın cezalandırıldığı hiçbir dönem yaşanmadı.
Irmak Öğretmenin yaşadıkları hepimizin hikayesi. Tüm sorumlular ortaya çıkarılana, sorumlular hakkında hukuki süreçler yürütülene kadar Irmak Öğretmenin sesi sesimizdir. Bir arkadaşımızı daha kaybetmemek için…
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Ulan nasıl bir dönemden geçiyoruz… Hem “sokakta kedi köpek olmaz” diyorsunuz, sonra alıp evde besleyenlere sapkınca ifadeler kullanıyorsunuz. Yav siz nasıl bir çocukluk geçirdiniz, nasıl travmalarınız var? “Patili annesiyim” diyen kişilere “babası kim?”, “yakında evlenir bunlar kedisiyle köpeğiyle” yakıştırmaları… Beyinleri kararmış, yürekleri kararmış cani, psikopat insanlar…
İyi değil mi? Böyle ekonomi konuşulmasın, ülkenin asıl sorunları konuşulmasın. Yoksulluk, pahalılık, eğitimdeki çürümüşlük, sağlıktaki düzensizlikler konuşulmasın. Ülkedeki tüm köyler 3-5 maden holdingine peşkeş çekilsin. Bir yandan bayrak milliyetçiliği, bir yandan sporda ırkçılık konuşulsun. Çocuk işçi ölümleri hiç konuşulmasın. Ama camide polis kıyafetiyle sex yapan, hac ve umre paralarını escortlarla yiyenler konuşulmasın. Bir de onlara “deli” deyip durumu kurtarma çabası içinde olunsun…
Herkese “ite tapar”, “itperest”, “ataputçu”… Eleştirene “laik”. Atak geçiren, ülkedeki tüm olumsuzlukları Kemalist düzenin, laik sistemin eseri diyen bir avuç azgın azınlığın; hayvanlara karşı merhametli, vicdanlı, şefkatli olması bile zorlarına gidiyor. Bunlara ağır yaptırımlar uygulanmayıp cezasızlık ödülü verildikçe kuduran bir güruh ile karşı karşıyayız.
Biz köpeğe bile “it” demeyiz ama ite it deriz.
Ne güzel demiş Neyzen zamanında:
“Geldikleri gibi gitmediler…
Kimisi bitini bıraktı,
Kimisi itini bıraktı,
Kimisi de piçini bıraktı ardında…”
Yaşar Kemal de güzel demişti:
“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”
Can Yücel de güzel söylemiş:
“Bana şiirlerimde küfür etme diyorlar. Lan bu kadar O. çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?”
Son 15 gündür öyle bir süreç yaşadım ki...
Annemin ameliyatı, hastane süreci, tam o sırada Boncuk'un 5 gün ortadan kaybolması, tam ümidi kesmişken 5. günün gece yarısı çok hasta bir şekilde geri gelmesi. Ölümden dönüşü ve bir haftalık veteriner süreci. Geçen cuma annem, bugün Boncuk eve döndü.
Dualarım kabul oldu. Çok şükür bugüne...