Zeka seviyesi olmayan sosyalist arkadaşım bu adam ztn işsiz adamın içeriği bu iş görüşmelerinin komik saçma yerlerini alaycı şekilde ele alıyor adam ik falan değil işe de almıyor ztn
dusunsene yeni mezunsun cv hazirlayip binbir zorlukla is ariyosun yalnizca birkac yil once dogdugu icin hasbelkader yetki sahibi olmus miav tisortlu bi eleman erken kellesmesinin acisini senden cikariyo
Lise aşkınız olmadıysa hayatınızın en güzel dönemlerinden birini kaçırdınız.
Çünkü lise aşkı; yetişkin ilişkilerindeki hesapların, maddi beklentilerin, statü kaygısının ve hayatın ağırlığının henüz tam olarak devreye girmediği bir dönemde yaşanır.
Birbirinizde para, kariyer, araba, ev veya sosyal statü aramazsınız. Hoşlandığınız kızın koridorda size bakması, teneffüste yanınıza gelmesi, mesajınıza cevap vermesi bile gününüzü güzelleştirir.
Birlikte okul çıkışı yürümek, aynı sırada oturmak, ders arasında gizlice bakışmak ya da farklı sınıflardaysınız teneffüslerde birbirinizi aramak.. arkadaşlarının “ooo” diye dalga geçmesi…
Bunların hiçbiri yetişkinlikteki pahalı restoranların veya gösterişli randevuların verdiği o masum heyecanı birebir karşılamıyor.
Üstelik ilk aşkın hafızada çok güçlü yer etmesinin bir nedeni de bu dönemde yaşanan yoğun duygusal deneyimler. Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki sosyal ilişkiler kimlik gelişimi ve duygusal öğrenme açısından oldukça önemli.
Sonra hayat başlıyor.
Üniversite, iş, para, sorumluluklar, kariyer, gelecek kaygısı…
İnsanlar değişiyor. İlişkiler de değişiyor.
30 yaşında birinin ilk buluşması ile 17 yaşında okul çıkışında birlikte eve yürüyen iki ergenin heyecanı aynı şey değil.
Belki lise aşkınızla evlenmeyecektiniz.
Belki yıllar sonra birbirinizi hatırlamayacaktınız bile.
Ama mesele ilişkinin ömür boyu sürmesi değil.
Mesele, hayatın henüz bu kadar karmaşık olmadığı bir dönemde birini gerçekten sevmenin ve onun tarafından sevilmenin nasıl hissettirdiğini yaşamış olmak.
Bazı anılar vardır; tekrar yaşamak istediğiniz için değil, bir daha o yaşta olamayacağınızı bildiğiniz için değerlidir.
Lise aşkı biraz da budur.
Bir insanı değil, hayatınızın bir daha geri gelmeyecek dönemini özlemek.
Lise aşkınız olmadıysa hayatınızın en güzel dönemlerinden birini kaçırdınız.
Çünkü lise aşkı; yetişkin ilişkilerindeki hesapların, maddi beklentilerin, statü kaygısının ve hayatın ağırlığının henüz tam olarak devreye girmediği bir dönemde yaşanır.
Birbirinizde para, kariyer, araba, ev veya sosyal statü aramazsınız. Hoşlandığınız kızın koridorda size bakması, teneffüste yanınıza gelmesi, mesajınıza cevap vermesi bile gününüzü güzelleştirir.
Birlikte okul çıkışı yürümek, aynı sırada oturmak, ders arasında gizlice bakışmak ya da farklı sınıflardaysınız teneffüslerde birbirinizi aramak.. arkadaşlarının “ooo” diye dalga geçmesi…
Bunların hiçbiri yetişkinlikteki pahalı restoranların veya gösterişli randevuların verdiği o masum heyecanı birebir karşılamıyor.
Üstelik ilk aşkın hafızada çok güçlü yer etmesinin bir nedeni de bu dönemde yaşanan yoğun duygusal deneyimler. Ergenlik ve genç yetişkinlik dönemindeki sosyal ilişkiler kimlik gelişimi ve duygusal öğrenme açısından oldukça önemli.
Sonra hayat başlıyor.
Üniversite, iş, para, sorumluluklar, kariyer, gelecek kaygısı…
İnsanlar değişiyor. İlişkiler de değişiyor.
30 yaşında birinin ilk buluşması ile 17 yaşında okul çıkışında birlikte eve yürüyen iki ergenin heyecanı aynı şey değil.
Belki lise aşkınızla evlenmeyecektiniz.
Belki yıllar sonra birbirinizi hatırlamayacaktınız bile.
Ama mesele ilişkinin ömür boyu sürmesi değil.
Mesele, hayatın henüz bu kadar karmaşık olmadığı bir dönemde birini gerçekten sevmenin ve onun tarafından sevilmenin nasıl hissettirdiğini yaşamış olmak.
Bazı anılar vardır; tekrar yaşamak istediğiniz için değil, bir daha o yaşta olamayacağınızı bildiğiniz için değerlidir.
Lise aşkı biraz da budur.
Bir insanı değil, hayatınızın bir daha geri gelmeyecek dönemini özlemek.
ayrildiktan sonra gym rat olan erkeklerle dalga gecmicem artik red yedikten sonra yoga ve spordan baska bisey yapamiyom su an tum hayatim bunlar oldu saka mi