Adalet Bakanı Sn. Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olmasından sadece 4,5 ay sonra, o dönem muhtemel tespit edilecek suça müdahale etmek ve işlenmekte olan suçu durdurabilmek amacıyla Fon’lardaki usulsüzlüklerin tespiti için SPK’ya yazılmış olunan yazıyı göz önünde bulundurduğumuzda, esasen 2025 yılında bugün oluşan büyük bir yıkımı durdurmaya çalıştığını 26.02.2025 tarihli yazıyla hep birlikte gördük.
O dönem Sn. Akın Gürlek Başsavcı değil de Adalet Bakanı olmuş olsaydı, bugün ülke bu sorunu yani bu fon krizini, dolayısıyla borsadaki dip dalgalanmayı yaşamamış olacaktı. Sn. Bakan Şubat 2025 tarihinde zaten fonlar üzerinden yapılan usulsüzlükleri durdurmaya çalışmış ancak o dönem bulunduğu makam itibariyle bu mümkün olmamış.
Şimdi her zaman sorduğum soruyu tekrar sormak durumundayım, daha önce ki Adalet Bakanlığı yetkilileri neredeydiler ve ne yapıyorlardı? Bugün Sn. Akın Gürlek Adalet Bakanı olmamış olsaydı yarın ne olacaktı?
‼️Kuriş suç örgütü ile ilgili para trafiği!
🗣️Hukukçu Av. Hadi Dündar @hadidundar:
— Fakat burada savcılık makamı şunu görüyor: Şirketlerin çoğunun pasif olduğu, yani ne demek? Hiçbir aktif hareketi yok, hiçbir ticari faaliyeti yok, hiçbir geliri yok fakat hesap hareketlerinde ciddi anlamda bir para transferi var.
BİRİNİ SEVMEYİ 12 DAKİKADA BIRAKMANIZI SAĞLAYACAK O SOĞUK SİSTEM
Çoğu insan birini unutmanın aylar, hatta yıllar sürdüğünü sanıyor. Oysa gerçek, sadece 12 dakikalık vahşi bir dürüstlük seansında gizli...
Aşk acısını bir kader gibi yaşamak yerine, onu zihninizde nasıl imha edebileceğinizi anlatan bu psikolojik yaklaşım, romantik illüzyonlarınızı yerle bir edebilir.
Psikoloji Profesörü Arthur Aron’un ortaya koyduğu Romantizasyonu Yok Etme Protokolü, aşkın sadece kutsal bir duygu değil, aynı zamanda manipüle edilebilir kimyasal bir tepki olduğunu savunuyor. Bu teze göre biz aslında o kişiye değil, zihnimizde onun hakkında yarattığımız kusursuz fikre aşık oluyoruz.
Şu 6 soruyu sormanız ve cevapları kağıda dökmeniz gerekiyor:
1. Somut Gerçeklik: Bu insan her gün benim için gerçekten ne yapıyor? "Beni seviyor" demesi bir eylem değildir. Somut davranışlarını düşünün; eğer bir iki şeyden fazlasını sayamıyorsanız, siz ona değil, onunla ilgili anılarınıza aşıksınız.
2. Yeniden Seçim: Bugün sahip olduğunuz tecrübe ve bilgiyle o insanla ilk kez karşılaşsaydınız, onu yine seçer miydiniz? Kendinize karşı dürüst olun.
3. Fedakarlık Dengesi: Onun için kaç kez sınırlarınızı aştınız? Peki o sizin için kaç kez yaptı? Eğer listede 10 kereden fazla hep siz fedakarlık yaptıysanız, bunun adı aşk değil, kendini feda etmektir.
4. Benzersizlik Sorgusu: Bu ilişkiden aldığınız neyi arkadaşlarınızdan, ailenizden veya kendinizden alamazsınız? Eğer gerçekten benzersiz bir şey yoksa, neden oradasınız?
5. Karakter Analizi: Onun yanındayken nasıl birine dönüştünüz? Daha mı iyi oldunuz, büyüdünüz mü yoksa zamanla küçülüp kendinizden mi uzaklaştınız?
6. Dış Gözlem: En yakın arkadaşınız sizin yerinizde olsaydı ve tüm bunları yaşasaydı, ona ne derdiniz?
Sistem Şöyle İşliyor: Bu cevapları yazın ve 24 saat sonra tekrar okuyun. Eğer okurken canınız acıyorsa, bu kabullenme sürecindesiniz demektir. Ama içinizi bir huzur kaplıyorsa, o zincirleri gerçekten kırmışsınızdır.
Gerçek aşk dürüstlükten sağ çıkabilir ama aşk yanılsaması asla bu kadar soğuk bir mantığa dayanamaz. Türkiye'de "vazgeçemem" dediklerimiz genelde sadece alışkanlıklarımız oluyor.
Özetle:
Unutmak için yıllarca beklemeyin; kağıdı kalemi alın ve yukarıdaki 6 soruyu cevaplayıp 24 saat sonra kendinizi dışarıdan bir gözle izleyin. Eğer o kişiyi bugün ilk kez tanısaydınız ve yine seçmeyecekseniz, kendinizi bir hayalete hapsetmişsiniz demektir. Karar sizin.
OKUDUĞUNUZ HER ŞEYİ UNUTMANIZIN SEBEBİ ZEKİ OLMAMANIZ DEĞİL, BEYNİNİZİ BİR ÇÖPLÜK GİBİ KULLANMANIZ.
Saatlerce kitap okuyup, podcast dinleyip, YouTube videolarını 2x hızda izliyorsunuz ama bir hafta sonra elinizde koca bir sıfır kalıyor. Bilgi obezisiniz ama zihniniz açlıktan ölüyor.
Öğrenme iki aşamalı bir süreçtir: Tüketim ve Sindirim. Çoğu kişi ilk aşamada boğuluyor; daha hızlı okumaya, daha çok dinlemeye çalışıyor. Oysa önemli olan beynine ne girdiği değil, orada neyin kaldığıdır.
Eğer sindirim yapmadan tüketmeye devam ederseniz, buna “zihinsel kusma” diyoruz. Yapılan araştırmalar, sindirilmeyen bilginin %90'ının uçup gittiğini gösteriyor.
İşte Beyninizi Hackleyecek PACER Sistemi:
1. P - Procedural (Yöntemsel): Bu, nasıl yapılır bilgisidir. Kod yazmak, dil öğrenmek veya bir enstrüman çalmak gibi. Buradaki hata not alıp haftalarca ezberlemektir. Kural net: Hemen uygula. Eğer o an pratik yapacak vaktin yoksa, o bilgiyi tüketmeyi hemen bırak.
2. A - Analogous (Benzeşimli): Yeni bilgiyi eski bildiklerinle bağlama sanatı. Örneğin; kas kasılmasını bir yüzme tekniğine benzetmek gibi. Ama sadece benzetme yapma; o benzetmeyi eleştir. Bu benzerlik nerede kopuyor? Farkları ne? diye sormak, bilginin kök salmasını sağlar.
3. C - Conceptual (Kavramsal): Bilginin ne olduğu ve kavramlar arası ilişkilerdir. Beyin lineer (çizgisel) çalışmaz; bir ağ gibi çalışır. Bu yüzden not alırken "zihin haritaları" kullanmalısın. Uzmanlar bilgiyi kelime kelime değil, bir örümcek ağı gibi birbirine bağlı görürler.
4. E - Evidence (Kanıtlar): İstatistikler, tarihler, özel isimler... Bunlar kavramları somutlaştırır. Önce kavramı anla, sonra bu kanıtları üzerine inşa et. Bunları hemen kaydet ama provasını sonra yap.
5. R - Reference (Referans): Ezberlenmesi gereken ama çok da kritik olmayan detaylar. (Örn: Matematiksel sabitler). Bunlarla beynini yorma; bir ikinci beyin sistemine at ya da flashcard uygulamalarıyla boş zamanlarında tekrarla.
Özetle
1. Not alarak vakit kaybetme, o an hemen pratik yapıp dene.
2. Klasik liste şeklinde not alma; örümcek ağı gibi birbirine bağlı şemalar çizerek kavramlar arası bağ kur.
3. Bunları o an ezberlemeye çalışma, beynini yorma. Bir nota kaydet ve akşamına hızlıca göz at.
4. Altın Kural, eğer o bilgiyi o an işleyemiyorsan (vaktin veya harita çizecek kağıdın yoksa), okumayı/izlemeyi bırak. Çünkü sindirilmemiş her bilgi, yarın unutacağın bir zihinsel çöptür.
Mutlaka kaydedin lazım olur..