80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
“Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.
İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Alıntı
Cumhuriyet ateşini yakanların, teslim olmayanların, boyun eğmeyenlerin memleketi güzel İzmir…
Yine omuz omuza, yine meydan meydanayız.
Partimizi, irademizi, milletin meydanında savunuyor; yarın Cumhuriyet Meydanı’nda buluşuyoruz.
İzmir Cumhuriyet Meydanı | 26 Mayıs Salı |12.00
Tekirdağ Çorlu’da görevleri esnasında yaşanan çatışmaya müdahale ederken şehit düşen kahraman polislerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyoruz.
🇹🇷 Milletimizin başı sağ olsun.
Emekli aylığı devletin sosyal yardımı değil, emekli olan kişinin 25-30 yıl boyunca devlete ödediği primlerin karşılığıdır!
Kuşa çevirip, açlık sınırının yarısına düşürdüğünüz emekli aylığını lütuf gibi anlatmak, en hafif tabiriyle ahlaksızlıktır!
Kimin parasıyla kime aylık veriyorsunuz siz?!
@tgrthabertv Müjde haberi tgrt verirse böyle olur. Sanki 20 bin tl ödenecekmiş gibi haber yapmış,ödeme takvimi belli oldu yazsanız tıklanmayacak değilmi?
Emekli olmamak daha iyi bu ülkede.
İtfaiye, Ambulans ve Polis aracı dışında hiçbir sivil çakarlı araca yol vermem. Bağırsın dursun; o yolda benim de vergim var, hepimizin var.
Ayrıcalık değil, eşitlik lazım.
#boykotÇakarlıAraç
Torreira'ya sadece yumruk atan kişi 10 dakikada bulunup, gözaltına alındı.
Takım otobüsümüz kurşunlandı 11 yıldır faili bulunamadı, üstü örtbas edildi.
Unutmadık, unutmayacağız!
Ne güzel dünya lan!
Asgari ücret %16 hedefine göre belirlendi.
Memur maaşı %16 hedefine göre verildi.
Kiralar, vergi dilimleri, faturalar hepsi %16'ya endeksli!
Merkez Bankası bugün hedefi hop %24 yaptı.
Hedef hop diye değişti, Maaşlar hop diye değişmedi.
Eee ne olacak şimdi?
Arkadaşımla konuşurken şunu söyledi: “Benim çocuğum Fenerbahçe’li. Okulda Galatasaray müziği çalınınca, biz de Fenerbahçe marşı çalınsın istedik ama izin vermediler. Üstelik okulda Trabzonspor’lu ve Beşiktaş’lı öğrenciler de var. Çocuğuma böyle davranan eğitim sisteminden rahatsızız. Madem Galatasaray müziği dinletiliyor, neden Fenerbahçe müziğine de izin verilmiyor?” dedi.
Bir şeyi merak ediyorum. Market denetime giriyor. Kasap denetime giriyor. Manav denetime giriyor. Pazardaki küçük esnaf bile denetime giriyor. “Aylık gelirim 30 bin TL” deyip de 40 milyon liralık Ferrari’yle İstanbul’da tur atan bu şahıs neden denetlenmiyor? Hesapladım. Eğer aylık 30 bin tl kazanıyorsa bu arabayı alması için tam 111 yıl boyunca yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Denetime girmesi daha ne olması gerekiyor?
KIBRIS CUMHURBAŞKANIMIZIN davetlisi olarak Kıbrıs’a giden lösemili çocuklarımız
dertlerini , acılarını atarak oksijen ve güneş enerjisi topluyorlar.
UMUT VARSA İYİLEŞME DE VARDIR.
Elimde olsa önce
ÇOCUK BAKANLIĞI kurar ,
Sonra bütün çocukları deniz ve havuz tatiline götürürdüm
Babam için kardiyoloji randevusu almak istiyorum…
MHRS diyor ki:
Uygun randevu bulunamadı. Aile hekiminiz sizin adınıza randevu oluşturabilir.
Aile hekiminde kontenjan varmış…
Demek ki aile hekimi doktor değil, sekreter olmuş; haberimiz yokmuş.
Madem sistemde verilebilecek bir randevu var, neden vatandaş doğrudan alamıyor?
Neden yaşlı insanlar, kronik hastalar bir de aile hekimine yönlendiriliyor?
Amaç ne?
Uzman polikliniklerine gidişi aile hekimi üzerinden filtrelemek mi, yoksa aile hekimlerine fiilen randevu sekreterliği yaptırmak mı?
Zaten yoğun olan birinci basamağa bir de hastane randevusu yüklemek hangi aklın ürünü?
Vatandaş sağlık hizmetine ulaşmak istiyor; sistem ise vatandaşı kapı kapı dolaştırıyor.
Buna bir açıklamanız olur mu? @saglikbakanligi ve @drmemisoglu
Ses olalım arkadaşlar lütfen duyurun
86 yaşındaki kadın yardım istedi!
Hayriye Uçak "Param yok diye sokaklarda mı yaşayacağım?
86 yaşında nereye gideceğim?
Kapıda mı öleceğim?
Barakada soğukta banyo yapıyorum; donuyorum, tir tir titriyorum."