“Gökyüzü akuamarin, su kraliyet mavisi, yer ise leylak rengi, şehir mavi ve mor. Gaz sarı ve yansımalar kızıl altın renginden yeşil-bronz renge doğru iniyor.”
Bağ kurmak sorumluluk almaktır. Sorumluluk almak; ilgilenmek, zaman ayırmak, önemsemek, değer vermek demektir. İncitmemek için özen göstermektir. Bir insanla, bir çiçekle ya da bir hayvanla; fark etmez. Sorumluluk yoksa gerçek bir bağ yoktur.
Ne kadar zaman geçerse geçsin, o ilk anın hissini -o ilk an artık her ne ise- hiç unutamıyoruz. Hiç olmadık bir yerde, hiç olmadık bir zamanda bir anda gözümüzün önünde bir balon gibi patlıyor ve bitiveriyor.
Çoğu insan içinde barındırdığı birbirine benzemez adaları gündelik hayatın sularına gömer. Oysa adasız ve lekesiz bir denizde ya da yekpareliğin güvenini sunan bir karada çok daha çabuk boğulur insan. Etrafınıza bir bakın!”
“ Denizlerde olduğu gibi insanın içinde de adalar olduğunu düşünürüm. İnsan gerektiğinde o adalardan birine çıkıp soluklanmalı, orada karşılaşacağı, üstelik çok da kendine benzemediğini düşündüğü biriyle sohbet edebilmelidir.
Kainatın, varoluşun bir kurgusu, bize kurulan bir tuzak, belki de "bize kaderimizin bir oyunudur" zaman.
En iyisi şairin dediği gibi ne içinde olmak, ne dışında kalmak.
Ara sıra durup başka gözlerle bakmak yalnızca...”
“Zaman dediğin hatıralarımızla aramızdaki mesafedir. Bu mesafede yer alan özneler, nesneler, olgular görüş alanımızın dışına çıkınca zamanı hissederiz.
Ne hakkı verilecek, ne kıymeti bilinecek bir şey olan zamanın, kıymetini bilmemekle suçlanırız gene de. O kıymetli ya da kıymetsiz değildir, kıymet dışıdır sadece.