❌ PKK ve uzantılarının, Onbinlerce gencimizi hayatlarının baharında şehit ve daha fazlasını da sakat kalmasına sebep olmasına rağmen,
❌ ABD’nin yaklaşık 35 yıl önce başlattığı ve adına önce büyük Orta Doğu projesi (BOP) ve daha sonra genişletilmiş Orta Doğu projesi kapsamında Irak’ın kuzeyinden sonra Suriye’nin kuzeyinde de alan yaratılarak devletleşme sürecine hız verdiği bu bölgelerdeki ayrılıkçı unsurlara asla vazgeçmediği desteğine rağmen,
❌ Açılım süreci adı altında PKK’lı teröristlerin sınırdan Habur sınırından içeri girilerek çadır mahkemelerinde aklandığı ve teröristlerin emperyalizme hizmet eden davalarından vazgeçmedilerini beyan etmelerine rağmen,
❌ Aklanan PKK’lıların caddelere, sokaklara göstere göstere hendekler kazarak mayınlar döşediklerinin bilinmesine ve buna kolluk kuvvetlerinin müdahale edilmemesi talimatı verilmesine rağmen,
❌ Gerekçe olarak saftirikçe bütün bunların PKK ve uzantılarının silah bırakılması şartına bağlanmasına rağmen,
❌ Şehirlerde rahatça hareket eden PKK’lıların yerel güvenlik gücü oluşturulması ve bunların da güvenlik güçlerinin gözleri önünde eğitim yapmalarına rağmen,
❌ Yaşanılan bunca akıl dışı uygulamaların sonucunda Kıbrıs’tan daha fazla şehit vererek şehirlerimizi tekrar PKK’lıların elinden alınarak güvenli ve huzurlu şehirler haline getirilmesine rağmen,
❌ O zamandan bugüne kadar geliştirilen İHA, SİHA teknolojisi ile PKK’nın artık tehdit olmaktan çıktığı, ele başlarının mağaralardan dışarı çıkamayıp canları derdine düşüp yapmayın, etmeyin diyerek adeta yalvarmalarına rağmen,
❌ PKK’nın seçildiği belediyelerde türkçenin dışında başka dillerde tabelalar ve sokaklara yazma girişimleri ile devletle boy ölçme sürecine girilmesine rağmen,
❌ Türk milletinin birlik ve beraberlik ve tam bağımsızlık uğruna, maddi ve manevi olarak onlarca yıl fedakarlıklara dayanan meşakkatlerle dolu onurlu mücadeleye rağmen,
❌ Sanki hiçbir şey olmamış gibi,
❌ Sanki bunca şehit verilmemiş gibi,
❌ Sanki PKK’nın silah bırakması ile Türkiye cumhuriyeti Devleti’nin birliği,dirliği, huzur ve refahı için çalışacaklarına söz vereceklerini beyan etmişler ve emperyalizme hizmet eden davalarından vazgeçmişler gibi,
❌ Yeniden bir açılım süreci,
Öyle mi?
✅ Türk milleti hafızasını yitirmedi.
✅ Türk milleti, kabus filmi gibi aynı şeyleri bir daha yaşamak, aziz vatan için emanet ettiği evlatlarının canlarını, sonucu bilinen politikalara alet edilmesini istemiyor.
✅ Türk milleti, her an patlamaya hazır milyonlarca sığınmacı ve kaçağa, iç ve dış düşmanların bilinen yıkıcı politikalarına rağmen, birlik ve beraberliğini koruyacak ve Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesinde yerini alacaktır.
@zaferpartisi@umitozdag
🔴Irmak Öğretmenin Yenilediği Sınıftan Görüntüler Ortaya Çıktı
Ağrı’da şüpheli şekilde hayatını kaybeden anaokulu öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın görev yaptığı anaokulunda geçen sene yenilediği sınıfa ait görüntüler ortaya çıktı.
— Sol gözü çıkarıldı
— Edep yerleri ezildi
— Pazuları matkapla delindi
— Kafasına beton çivisi çakıldı
— Göbeğine kadar göğsü yarıldı
— Akciğeri ve kalbi yok edildi
#SONDAKIKA
Öğretmen Irmak Koparan’a fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan okul müdürü Melahat İleri görevden alındı.
( yetmez tutuklansın istiyoruz!)
📍Keklik insan için önemli bir kuş türüdür. Çünkü bir keklik hayatı boyunca 1 milyon tane kene yer. Keklik yemezsen ölmezsin, ama keklik olmazsa kırım kongodan ölebilirsin..Avcılara Duyurulur..‼️❌️
Trabzonspor’un eski başkanı Sadri Şener:
🔻Rahmi Koç, fıkrayı "kürt kadın" diye değil de "laz kadın" diye anlatsaydı soruşturma açılır mıydı?
🔻Her gün bir sürü Temel, Fadime, Dursun fıkrası anlatılıyor ama hiç soruşturma açılmıyor.
🔻Neden?
Denizli’de 75 yaşında, 1.50 cm boyundaki 8 çocuk annesi Hatice Kocalar, kömür şirketi Avdan AŞ’nin 5 erkek görevlisini darp ettiği iddiasıyla yargılandığı davada para cezasına çarptırıldı.
Kocalar, zeytinliğine el konulup, ağaçlarının sökülmesine direnmişti.
ZEYTİNİME DOKUNMA
Unutma, Unutturma‼️‼️
15 BİN KÖR ASKER!
(Genelkurmay Arşivi)
Videonun sonundaki ayrıntıyı dikkatle inceleyin.
İngilizler ve yahudi işbirlikçi bir kadın ajanın eliyle 15 bin askerimizin kör edildiği, işkencelere maruz kaldığı o gizemli ve acı dolu olay... Hicaz-Yemen cephesinin hiç konuşulmayan karanlık yüzü!
Ağrı’da 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın evinde ölü bulunması, bir kadının ve eğitimcinin maruz kaldığı ağır baskıları ve yalnızlaştırılmayı gözler önüne serdi.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, ilk bulguların intihara işaret ettiği bu acı olayın arkasındaki ihmaller zincirini yakından takip ediyoruz.
Irmak öğretmen, daha önce görev yaptığı okuldaki müdürün fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalmış, ancak sistem şiddet uygulayan kişiyi cezalandırmak yerine mağdur olan Irmak öğretmenin görev yerini değiştirmiştir.
İlçe merkezine 50 kilometre uzaklıktaki bir köy okuluna gönderilen genç kadına kalacak bir lojman sağlanmamış, her gün bu zorlu yolu kendi imkanlarıyla aşmak zorunda bırakılmıştır. Bu durum onun üzerinde hem çok büyük bir ekonomik yük hem de ciddi bir güvenlik kaygısı ve psikolojik baskı yaratmıştır.
En acısı da Irmak öğretmenin yaşadığı bu mobbingi, barınma ve ulaşım sorunlarını defalarca resmi kurumlara dilekçelerle bildirmiş olmasına rağmen yetkililerin bu çığlığa sessiz kalması ve hiçbir çözüm üretmemesidir.
Genç bir kadını, bir öğretmeni çaresizliğe ve yalnızlığa mahkum eden bu düzene karşı sessiz kalmayacağız. Şiddete uğrayanın sürgün edildiği değil, şiddet gösterenin ve bu duruma göz yumanların hesap verdiği bir sistemi kurana kadar mücadelemiz sürecek.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, Irmak öğretmeni bu noktaya sürükleyen tüm sorumluların açığa çıkarılması için sürecin sonuna kadar takipçisiyiz.
‼️ Cihat Yaycı ‘dan Yunanistan ‘ı köşeye sıkıştıracak teklif;
📌 "1923 Lozan Antlaşması döneminde karasuları 3 mil esasına göre değerlendirilmiştir."
📌 Lozan Dengesine dönülmesini talep ediyoruz "Lozan dengesi barış dengesidir."
📌 "Karasuları Lozan’da belirtildiği gibi 3 mil olsun."
📌 "3 mile dönelim. Açık deniz alanlarını da birlikte kullanalım."
▶️ Yayının tamamı için:👇
https://t.co/5E6aLJfaqi
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
@War_Radar2 What Türkiye has built in the military arena was not merely its own freedom of action, but also the capacity to protect and defend Greece from threats posed by those who often pretend to be allies.
Bu yıl, Cumhuriyet tarihimizin iki büyük egemenlik kazanımının yıldönümünü kutluyoruz. Kabotaj Kanunu’nun 100’üncü yılı (1 Temmuz 1926) ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 90’ıncı yılı (20 Temmuz 1936).
Biri denizlerimizdeki ekonomik egemenliğimizi, diğeri Türk Boğazları üzerindeki tam hâkimiyetimizi tescil eden bu iki tarih, Cumhuriyet diplomasisinin ve devlet aklının en büyük başarıları arasında yer almaktadır.
PTT ve Darphane’nin bu anlamlı yıldönümlerini hatıra pulu ve hatıra parasıyla ölümsüzleştirmeyi mutlaka değerlendirdiğini düşünüyorum. Ancak bir vatandaş olarak, Cumhuriyetimizin denizcilik ve egemenlik tarihindeki bu iki büyük kazanımının özel olarak anılmasını hatırlatmayı görev bilirim.
@PTTKurumsal@DarphaneGM
" Ben burada Atatürk’ün bir askerini, bir bozkurtu, bir Türk Milliyetçisini ellerimle toprağa verdim.
Ama şunu çok iyi bilin; Bu çocukların kanına girenler kanlarında boğulacak önünde sonunda...
Tarihe bakın, zamanı geldiğinde göreceğiz! "
Şehit Babası
Fatih Altaylı, “Benim gördüğüm bütün raporlar 2050 yılında Türkiye’de Türklerin azınlığa düşeceğini Arapların çoğunluğu ele geçirileceğini ileri düşürüyor” diyor.
Eğer Türk Milleti ülkesinde azınlığa düşmek istemiyor ve Anadolu’nun Arabistan olmasını arzu etmiyor ise tek ve kesin çözüm Zafer Partisidir. @zaferpartisi@zpgencresmi
Herhalde Bahçeli bundan sonra partisinin çok kullandığı bir işaret vardır. Bu işaret, Bozkurt işaretidir. Bu işaret, iki bin seneden beri Türklerin Avrasya bozkırlarında karşılaştıkları zaman uzaktan birbirlerini tanımak için yapmış oldukları işarettir; bir parti işareti değildir.
Öcalan'la müzakere yapan, Öcalan'la yapmış olduğu müzakerelerde ona statü isteyen Sayın Bahçeli, bundan sonra kullanmış olduğu bozkurt işaretinin yerine nasıl bir işaret kullanmalı?
İşte cevabı;