Mamak’ta sessiz çoğunluk artık konuşacak, millet kendi geleceğine sahip çıkacak!
Hazır olun; Mamak’ta güçlü bir değişim geliyor!
Sefa Durkun
Yeniden Refah Partisi
@erbakanfatih@rprefahpartisi@refahkadingm@gencrefah@milligenclikmgd@rprefahsakarya
TÜRKİYE DÜNYA TİCARETİNDE NEDEN HÂLÂ HAK ETTİĞİ YERDE DEĞİL?
Yüzyılın muhasebesini yapalım mı? Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu üzerinden tam yüzyıl, (bir asır) geçti. Bugün nüfusu 86 milyonu aşan, Avrupa'nın en büyük sanayi ülkelerinden biri olan, G20 üyesi bir devletiz.
Peki kendimize şu soruyu dürüstçe sorabiliyor muyuz? Bir asırlık yürüyüşün sonunda dünya ticaretinde gerçekten hak ettiğimiz yerde miyiz?
Dünyanın merkezinde bulunan, Asya ile Avrupa'yı birleştiren, üç kıtanın kavşağında yer alan, genç nüfusa sahip, tarım, sanayi, turizm ve lojistik potansiyeli bulunan bir ülke için bu oran yeterli midir?
Hayır.
Bugün Türkiye'nin dünya ticaretindeki payı yüzde 1 seviyesindedir.
Çünkü mesele sadece ne kadar büyüdüğümüz değildir. Mesele, rakiplerimizin ne kadar büyüdüğüdür.
100 yıl önce Güney Kore diye bir ekonomik güç yoktu. Çin dünyanın fabrikası değildi. Singapur sıradan bir liman kentiydi. Birleşik Arap Emirlikleri çöl kabilelerinden oluşuyordu. Bugün ise bu ülkeler dünya ticaretinin yönünü belirleyen aktörlere dönüşmüş durumdalar.
Biz ise hâlâ düşük teknoloji, yüksek borç, yüksek faiz, yüksek enflasyon ve düşük katma değer sarmalında dönüp duruyoruz.
Türkiye yılda yüz milyarlarca dolarlık ihracat yapıyor. Fakat ihraç ettiğimiz Otomotiv de %50-70,
Elektronikte % 70-90,
Kimya sektöründe %60-80,
Makine sektöründe, %40-60, Tekstil Hazır Giyimde % 40,
Tarım ve Gıda da her ay artan oranlarda ithalat girdi payı artmaktadır.
Marka bizim değil. Patent bizim değil. Teknoloji bizim değil. Tasarım bizim değil.
Emek bizim. Risk bizim. Kâr ise çoğu zaman başkalarının.
Asıl acı gerçek budur. Dünyanın en stratejik coğrafyasında oturuyoruz ama lojistik üssü olamadık.
Dünyanın en verimli topraklarına sahibiz ama tarımda net üstünlük kuramadık.
Genç nüfus avantajına sahibiz ama beyin göçünü durduramadık.
Sanayi kurduk ama dünya markaları çıkaramadık.
Yol yaptık ama küresel teknoloji koridorları oluşturamadık.
Binalar yükseldi fakat milli gelir ve refah aynı hızda yükselmedi.
Bir asır sonra dönüp baktığımızda karşımıza çıkan tablo şudur:
Türkiye, potansiyelinin çok altında kalmıştır. Asıl kayıp budur. Çünkü bu millet daha fazlasını yapabilecek güce sahiptir.
Bugün dünya ticaretinden yüzde 1 pay alan Türkiye, Milli Görüş Kalkınma hamleleri ile, Adil dünya Düzeni Ekonomisi ile doğru eğitim politikalarıyla, yüksek teknoloji yatırımlarıyla, üretim ekonomisine dönüşle, milli sanayi hamlesiyle ve adil gelir dağılımıyla yüzde 3-4 pay alabilecek kapasiteye sahiptir.
Sorulması gereken soru şudur: "Neden Teknoloji, Ağır Sanayi değil de montaj sanayi?
İkinci Türkiye yüzyılının en büyük meselesi de medya algısı değil işte budur. Çünkü tarih, geçmişle hamasetle övünenleri değil; potansiyelini gerçekleştiren milletleri yazar.
Türkiye %1’lik millet değildir
Selçuk Geyveli
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Danışmanı- MKYK Üyesi