Zaman geçtikçe kimseden bir şey beklememeyi öğreniyorsunuz çünkü fazla beklenti, mutsuzluğu ve hayal kırıklığını beraberinde getirir, herkesi hakettiği yere koymayı, güçlü şekilde ayakta kalmayı başarıyorsunuz ve kimseye ihtiyacınız kalmıyor, yalnızlığın güzelliğini görüyorsunuz.
“Bomboş sahte sevgiler, sırf zaman geçsin diye yapılan ilişkiler, birbirini kaybetmekten korkmayan değer vermeyen insanlar... Ben bu çağın frekansına giremiyorum siz devam edin arkadaşlar.”
Sorunumuz anlaşamamak değil. Konuşsak, anlaşırız. Dinlesek, çözeriz. Ama anlamaya,dinlemeye, sorunları çözmeye gerek duymuyoruz. Bütün ikili ilişkileri mücadele haline getirip,haklı olmayı mutlu olmaya tercih ediyoruz. Yani anlamaktan kaçıyoruz. Anlamak eylem gerektiriyor çünkü.
Sizi kusurlarıyla seven, severken gözünüzün içine bakan, baktıkça kıyamayan, sonuna kadar güvenen, sonsuz anlayış gösteren, sustuklarınızdan bile anlayan ve sizi sizden daha iyi tanıyan insanlar için çabalayın. Gerisi boş.
"İyi değilim ama kötü de değilim. Havanın kapalı olup da yağamaması gibi. Sevinemiyorsun da üzülemiyorsun da. Böyle içinde bir şey eksik de anlayamıyorsun ama biliyorsun bunu. Arada kalmışlık, hiçlik, nedensizlik ve nereye gittiğini bilmemezlik. Bir karmaşanın içindeymiş gibi."