@borsaninizinden Kim %25 yptı hocam. Ben hiç görmedm %25 e uyanı. O dönm bizm ev sahibi hep %100 yaptı. Şmdi diyeceksnz ki kabul etmesydn %25 ekleyp göndersydn. Bnde diyorm ki bir insan otrduğu evde kafası rahat oturmdıktn snra geriye kalan herşy boş. Yüz göz olmamk için faiş artıştn devm edildi
Spor salonunda ağırlıkların altına girip karbonhidrattan öcü gibi kaçarken, günde kilolarca et ve koli koli yumurta tüketerek devasa kaslar inşa edeceğinizi sanıyorsunuz.
Fitness endüstrisinin size dayattığı "ne kadar çok protein, o kadar iyi" dogması, hücresel düzeyde tam bir biyolojik fiyaskodur.
Düzenli ve ağır antrenman yapsanız bile, vücudunuzun o devasa protein yığınlarına ihtiyacı yoktur.
Biyolojik tavanınız, vücut ağırlığınızın libresi başına 0.7-0.8 gramı (kilo başına yaklaşık 1.5-1.7 gramı) asla geçmez, asıl büyük trajedi, karbonhidratı kesip proteini abarttığınızda başlar.
Karbonhidratlar düşmanınız değil, proteinin biyolojik koruyucusudur (protein sparing).
Siz karbonhidratı dibe çekip bedeni proteine boğduğunuzda, vücudunuz o çok para ödediğiniz proteinleri kas inşasında veya doku onarımında kullanmaz.
Vücut enerjiye açtır ve bu açlığı kapatmak için karaciğerde glukoneogenez adı verilen inanılmaz derecede stresli ve kortizol yükseltici bir süreci başlatır.
"Şekerden kaçıyorum, insülinimi düşük tutuyorum" diye sevinirken; metabolizmanız o pahalı etleri ve protein tozlarını içeride zorla glikoza (şekere) çevirerek kendi kendini yıpratır.
Ne kadar az karbonhidrat yerseniz, yediğiniz proteinin o kadar büyük bir kısmı şeker yapımına kurban gider.
Metabolik stresi sıfırlamak, kortizolü düşürmek ve yediğiniz proteinin gerçekten "protein işleri" yapmasını sağlamak istiyorsanız uymanız gereken biyolojik altın oran nettir: 1 gram proteine karşılık 3 gram karbonhidrat.
Kaslarınızı hücresel düzeyde beslemek istiyorsanız bedeninizi o gereksiz protein komasından çıkarıp, karbonhidratın biyolojik koruyuculuğuna teslim olmak zorundasınız. Aksi takdirde, dünyanın en pahalı dışkısını yapan ve kendi proteinini stresten şekere çeviren bir metabolizmaya mahkum kalırsınız.
Tasarruf ederek zengin olunmuyor kardeşim.
Gerçek zenginlik, her kuruşu biriktirmekle gelmez.
Bol para kazanmakla gelir.
Matematiği de basit alsında:
Ayda 20.000 TL giderin varsa, harcamalarını yarıya indirmek sana ayda en fazla 10.000 TL kazandırır.
Tasarrufla elde edebileceklerinin matematiksel bir sınırı var anlayacağın.
Ama gelirini iki katına çıkarmak, üç katına çıkarmak ve hatta on katına çıkarmak mümkün.
Burada tavan yok.
Kazanabileceğin para tamamen senin becerilerine, senin çalışmana, senin yaratıcılığına kalmış.
Bu yüzden çok para kazandıracak kariyerlerin, yüksek değerli yeteneklerin, cesur girişimlerin ve doğru yatırımların peşinden koşmalısın.
Hayatını cimriliklere değil büyümeye adamalısın.
Hayatını üç beş kuruşun peşinde cimrilik yaparak tüketme. O yol insanı küçültür, daraltır, potansiyelini öldürür.
Tutumlu olmak başka, cimrilik başkadır.
Tutumlu olmak akıllıca davranmaktır.
Gereksiz israf etmemek, kaynaklarını verimli kullanmak, her harcamanın bir mantığı olmasını istemektir.
Cimrilik ise hayattan vazgeçmektir.
Kaliteden, deneyimden, büyümeden feragat etmektir. Prestijden, konfordan, hatta bazen kapı açan küçük lükslerden kaçınmaktır.
Ve bir de kıtlık hissi meselesi var...
Harvard araştırmacıları Sendhil Mullainathan ve Eldar Shafir'in "Scarcity" kitabındaki bulgu net:
Sürekli kıtlık hissiyle yaşamak bilişsel kapasiteni fiziksel olarak düşürüyor.
Bir çalışmada, para sıkıntısı olan insanların IQ'sunun tam bir gecelik uykusuz kalmışlık kadar düştüğü ölçüldü.
Yani üç kuruşun hesabını yapa yapa, seni zengin edecek fırsatları görecek kafayı ve hayata geçirecek enerjiyi kaybediyorsun.
Kıtlık zihniyeti sana ne yapar?
Seni "ya yeterince param olmazsa?" korkusuyla yaşatır.
Risk almaktan alıkoyar.
Kazandığını değil, kaybetmediğini zafer sayan birine dönüştürür.
Zihnin darbeleri önceden hesaplamakla meşgulken, esas büyük oyunu oynayamaz.
Bolluk zihniyeti ise farklıdır.
Parayı bir araç olarak görür, bir tehdit olarak değil.
"Nasıl harcamam?" sorusu yerine "Nasıl daha fazla yaratırım?" sorusunu sorar.
Para akışını boğulacak bir nehir değil, döndükçe büyüyen bir çark olarak algılar.
Para akmalıdır.
Para su gibidir. Duran su bozulur, akan su besler.
Bırak aksın. Kazansın, dönsün, yatırım olsun, başkalarına da yararı dokunsun.
Akan para ekonomiyi büyütür, yeni fırsatlar yaratır, toplam değeri yukarı taşır. Hem sen kazanırsın, hem etrafındakiler.
Garson bahşişinden, iyi bir danışmanın ücretinden, çalışanının maaşından, güzel bir yemeğin hesabından, harika bir tatilin bedelinden, değer verdiğin insanın doğum günü hediyesinden kaçmaya başladığın anda sadece para kaybetmiyorsun.
İlişki kaybediyorsun.
İtibar kaybediyorsun.
Motivasyon kaybediyorsun.
Belki de sana bir fırsatı sunacak olan insanın zihnindeki yerini kaybediyorsun.
Her sabah şu soruyla uyanan adam hiçbir yere gidemez:
"Bugün harcamalarımı nasıl azaltırım?"
Doğru soru şudur:
"Bugün kazanma kapasitemi nasıl büyütürüm?"
Bir saatini 100 TL'lik bir indirimi aramakla geçirirsen, o saatin gerçek maliyeti 100 TL değildir — kaçırdığın o saatte öğrenebileceğin yeni yetenek, tanışabileceğin yeni insan, fark edebileceğin yeni fırsattır.
En değerli varlığını — yani zamanını ve enerjini — en ucuz meşgalede harcamış olursun.
Zengin insanların sırrı cimri olmak değildir.
Zaman ve enerjiyi nerede kazandıklarını bilmektir.
Büyük oyunu oynamak için küçük oyunu bırakmaktır.
Ömrü boyunca üç kuruşun hesabını yapan, fatura karşılaştıran, indirim kovalayan küçük hesapçı adamlardan mı olacaksın?
Yoksa parayı gerçekten akıtan, büyüten, çoğaltan, paylaşan ve özgürleşen insanlardan mı?
Birinci yol seni güvende tutar. İkinci yol seni büyütür.
Seçim senin.
Basit.
Kendinizi uyuşturmayın.
Modern insanın en büyük bağımlılığı uyuşturucu değil; GERÇEKTEN KAÇIŞTIR.
Canın mı sıkıldı? (Telefona bak).
Bir derdin mi var? (Oyun oyna/Dizi izle).
Yüzleşmen gereken bir acı mı var? (Ye, iç, unut).
Buna "Rahatlama" diyorsunuz. Hayır.
Bunun adı "Dopamin Anestezisi"dir.
Ve bu anestezi, senin potansiyelini her gün öldürüyor.
Sorunları halı altına süpürmek, evi temizlemez.
Sadece pisliğin orada çürümesine ve kokmasına neden olur.
Hayatın evrensel yasasıdır: "Çözülmeyen sorun, büyüyerek geri döner."
Bugün yüzleşmediğin küçük bir acı, yarın karşına devasa bir travma olarak çıkar.
Acıdan kaçamazsın. Sadece ona "Faiz" ödersin.
Borcu şimdi öde.
Gidip kendini uyuşturma, gerçekliğini maskeleme.
Polyannacılık oynama, mevcut duruma ağlaman gerekiyorsa ağla.
Hayatın rölantide geçmesi ne demektir biliyor musun?
Araba çalışıyor, motor ısınıyor, yakıt (zaman) tükeniyor...
Ama araç YERİNDE SAYIYOR.
Her yıl değişip, gelişip, level atlaman gerekirken; 5 yıl önceki dertlerle, 5 yıl önceki kafayla yaşıyorsan sen yaşamıyorsun.
Sen bozuk plak gibi takıldın.
Aylar, haftalar birbirini kopyalıyor.
Bu istikrar değil, bu ÇÜRÜMEKTİR.
Yaşanması gereken yaşanacak.
Kaderden, acıdan veya sorumluluktan kaçarak saklanamazsın.
Kaçtığın her şey, senin hapishanen olur.
Korkunun üzerine git.
Acıyı hisset.
O zor konuşmayı yap.
O işe başla.
Sen zaten ne yapman gerektiğini iyi biliyorsun. Birinin sana ne yapacağını söylemesine gerek yok.
Aklında seni kemiren ve içine dert olan şeyi yap.
Uyuşukluğu bırak.
Acı hissetmek, canlı olduğunun kanıtıdır.
Zombiler acı hissetmez, ama kazananlar yaralanmaktan korkmaz.
Zihinsel anesteziyi kes.
Gözlerini aç ve hayata, tüm çıplaklığıyla bak.
Belki canın yanacak.
Ama en azından UYANIKSIN ve direksiyon senin elinde.
Rölantiden çık, vitesi tak ve gaza bas.
Korkma ve tereddüt etme.
Hepsiburada'da aldığınız ürünün fiyatı düşerse aradaki fark iade ediliyor.
Bugün akşam saatlerinde Hepsiburada üzerinden 2 adet robot süpürge siparişi verdim. Aradan 3-4 saat geçmeden aldığım fiyatın daha da altına düştüğünü farkettim ve müşteri hizmetlerine ulaştım. Ürünü aldıktan sonra 14 gün içerisinde fiyatı düşerse aradaki farkı kupon olarak iade edebildiklerini söylediler ve benim 2 üründe oluşan fiyat farkını kupon olarak tanımladılar. (İade etme ihtimalinden dolayı 14 gün sonra aktifleşiyor.)
Sizinde aklınızda bulunsun aldığınız bir ürünün fiyatı düşerse vah tüh çekmek yerine canlı desteğe bağlanıp durumu iletin. Nakit olarak olmasada kupon olarak alabiliyorsunuz.
Bu olay uzun zamandır vardır muhtemelen ancak ben yeni farkettim belki benim gibi bilmeyen vardır diye yazmak istedim. Diğer sitelerde durum nasıl bilmiyorum sormakta fayda var.
Reklam veya işbirliği paylaşımı değildir.
@CKucukpolat@krediadam Uygulamadan sigortalar bölümüne girin, aktif poliçelere bakın, orada cayma hakkımı kullanmak istiyorum seçeneği var. Bu şekilde yaparsanız bir hafta içinde iade olur
@bankadabiradam Hocam iyi hoş diyorsunuz da, bankayı ve sigorta şirketini arıyorum 1 ay geçtiği için reddediyorlar. E devlett n başvuru oluşturdum yine de bir sonuç alamadık. Yani bunun usulü nedir hocam
@deepwebkripto Knka sen en son 102 fake yükselişinde %50 girmedin, mi? O zaman abilerin haber vermedi herhalde düşecek diye. Anlık tepeden %50 güzel mallanmıştın.