ya rabbi, gönlüme senden gelen bir sekînet indir. kaygının sesini sustur, içimi tedbirine teslimiyetle genişlet. henüz gelmemiş günlerin yükünü bana taşıtma. yarınımı rahmetinle tedbir et, nasibimi hayırla ulaştır. beni düşüncenin darlığından tevekkülün ferahlığına, korkudan recâya, telaştan huzuruna çıkar. kalbimi sana emanet ettim Allah’ım, onu senden başka hiçbir şeye esir etme, rızânla mutmain eyle. âmin.
Her felaketi nazara bağlarız:
Nazardan dolayı Araba bozuldu
Nazardan dolayı Evlilikte sorunlar
Nazardan dolayı Çocuğun hastalığı
Nazardan dolayı Ticarette zarar
Oysa biz günahlar içinde boğulurken, hiç birimizin aklına bu felaketlerin sebebi günahlar olduğu gelmez!
Günahlar, rızkı engeller
Günahlar, nimetleri yok eder
Günahlar, felaketlerin sebebidir
Günahlar, başarıyı mahrum bırakır
Günahlar, bereketi siler
Allah ﷻ buyurdu:
وما أصبكم من مصيبة فبما كسبت أيديكم ويعفوا عن كثير
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir; üstelik Allah birçoğunu da affeder.” (Şura,30)
Allah’ım, ey celâl ve ikram sahibi, ey hayy, ey kayyûm. günlerimizi hüzünden, kederden ve gönlümüzü daraltan her şeyden arındır. bize mutluluğun, ümidin ve rahmetinin kapılarını ardına kadar aç. bize güzel bir sabır, razı olacağın salih ameller ve katından daimî bir tevfik ihsan eyle. Allah’ım, kalplerimizi sana hamd ve şükürle doldur. kullarının kalplerinde bize sevgi ve hüsnükabul nasip et. rızkımızı lütfunla genişlet, bereketini üzerimizden eksik etme ve kötü kimseleri bize musallat etme. Allah’ım, bize rahmetinin ve rızkının kapılarını aç. dert ve hastalıkla imtihan edilenlere şifâ ihsan eyle. kabirlerinde yalnız kalan müminlere rahmet eyle. göğsü daralanlara ferahlık, sıkıntıya düşenlere çıkış yolu nasip et. sen her şeye hakkıyla kadirsin. Allah’ım, vatanlarımıza emniyet, dinimize selâmet, bedenlerimize sağlık, ömürlerimize afiyet ve rızıklarımıza bereket ihsan eyle. Allah’ım, sen affedicisin, kerem sahibisin ve affetmeyi seversin. bizleri de affeyle. günahlarımızı mağfiretinle ört, kusurlarımızı rahmetinle gizle, kalplerimizi ihlâsla dirilt, bizi senden uzaklaştıracak her şeyden muhafaza eyle. son nefesimizi kelime-i şehadet üzere ver, kabrimizi nurunla aydınlat ve bizi rahmetinle firdevs cennetinde habîbin muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem), âline ve ashâbına komşu eyle. âmin yâ rabbel âlemîn. Allah’ım, efendimiz muhammed’e, âline ve ashâbına çokça salât ve selâm eyle. amin.
ya rab, benim adıma hükmünü verdiğin, neticesini takdir ettiğin ve rahmetinle kuşattığın işler hakkında boş yere kaygılanmaktan sana sığınırım. kalbimi, senin kefil olduğun meselelerin yükünü omuzlamaya çalışan nefsimin telaşından kurtar. zihnime çöken, ruhumu daraltan ve gönlümü yoran endişeleri rahmetinle dağıt. henüz gelmemiş günlerin hayaliyle bugünkü huzurumu tüketmekten, geride kalmış hataların gölgesinde yaşamaktan beni muhafaza eyle. dünün pişmanlıklarını affının denizinde erit, yarının belirsizliklerini ise tevekkülün nuruyla aydınlat. bana öyle bir teslimiyet ihsan et ki, senin seçtiğini kendi seçimimden daha çok seveyim. senin geciktirdiğinde hikmet, verdiğinde lütuf, vermediğinde rahmet görebileyim. ey kalpleri sekineyle dirilten rabbim, hakkımda takdir ettiğin her işi hayırla neticelendir, gönlümü sonucuna razı, ruhumu hükmüne mutmain eyle. cehaletimle hayır sandığım şerlerden, nefsimin peşinden sürüklendiği aldatıcı arzulardan ve beni senden uzaklaştıracak bütün yollardan muhafaza buyur. kalbime öyle bir huzur indir ki sebepler değişse de sarsılmasın, öyle bir güven ver ki dünya daralsa da sana olan ümidim eksilmesin. bana, her şeyin senin kudret elinde olduğunu bilmenin huzurunu, her hükmünün ardında rahmet bulunduğunu görmenin basiretini ve yalnız sana dayanmanın tarifsiz sükûnetini nasip eyle. âmin.
dua eden kul, niyaz ettiği şeyin büyüklüğüne, yollarının kapalı oluşuna yahut nasıl gerçekleşeceğine takılıp kalmaz; çünkü hakiki dua, sebeplerin hesabını yapmak değil, sebepleri yaratan rabbe yönelmektir. arif gönül bilir ki kudretin yanında uzak yakın, zor kolay, mümkün imkânsız diye bir ayrım yoktur. bu yüzden kul, ellerini semaya kaldırdığında ihtiyacının ağırlığına değil, kendisini işiten rabbinin azametine nazar eder. kalbi sebeplerden çekilip müsebbibü’l-esbâb’a bağlandıkça endişeleri çözülür, telaşları diner ve ruhu sekineyle dolar. zira o, kapıları açmak için anahtara muhtaç olmayan, “ol” dediğinde olduran, dilerse çöllerden ırmaklar akıtan, dilerse karanlık gecelerden sabahlar çıkaran Allah’a yalvarmaktadır. işte bu idrak, duanın özüdür. kulun kendi acziyetini görüp rabbinin sonsuz kudretinde huzur bulmasıdır.
İçimde dünyanın boşluğunun, fani oluşunun yükünü taşıyorum. Ama yine dünyalık şeylere, olanlara, olmayanlara üzülmekten kendimi alamıyorum. Neden böyle oluyor Allah’ım..
Allah’ım, beklenmedik felaketlerden ve sarsıcı musibetlerden sana sığınırız. halimizin hoşnut olmayacağımız bir şekle dönüşmesinden sana iltica ederiz. Allah’ım, bizi ailemiz, sevdiklerimiz ve vatanımızı muhafaza eyle. halimizi ancak en güzeline tebdil eyle.
öyle kimseler vardır ki duaları; ya bir vitir namazının kalbinde, ya bir duha vaktinin ışığında, ya bir yolcunun dilinde, ya da bir cuma gününün son demlerinde kabul buyurulur. belki de bir oruçlunun iftar anında, ezan ile kamet arasındaki o mukaddes boşlukta, bir umrecinin yakarışında yahut bir hacının nidasında gizlidir o icabet. Allah’ın dualarına nerede karşılık vereceğini ve arzularını ne zaman tahakkuk ettireceğini bilemezsin. sana düşen; tüm gayretinle çabalamak, duada sürekliliği muhafaza etmek ve icabet vakitlerinin her birini birer fırsat bilmektir. zira Allah’ın izniyle, tüm bu yakarışların karşılık bulacağı o gün ve o saat mutlaka gelecektir.
ya rabbi, gelecek günlerimizde bizim için hayır ve nur halk eyle. bizi gayelerimize ulaştır, temennilerimize kavuştur ve halimizi asan eyle. zira bizim sana dair zannımız ancak güzelliktir. senin kapından gayrısını çalmadık ve senden başkasına tevekkül etmedik. ey sebepleri var eden müsebbibü'l-esbab, ey kapıları açan müfettihu'l-ebvab! ya kerîm, ya vehhâb