🚨 Gazze Gündem Çalışması Başladı
🗣️ Gazze için konuş, sessiz kalma!
🏷️ #NoToGlobalSilence 🇵🇸
Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek, küresel sessizliği kırmak ve hakikatin daha fazla insana ulaşmasını sağlamak için bu dijital dayanışmaya katıl.
📲 Bir paylaşımın bile büyük etkisi olabilir.
🇵🇸 Gazze için , Filistin için konuş
Sessiz Kalma ⚠️
Gazze’de ateşkes var ama katliamlar sürüyor!
İtrailin hava saldırıları sonucu 3’ü çocuk 5 kişi şehid oldu.
Çocukları öldürüyorlar, Filistinlilerin köklerini kurutmak için.
Ama kendi feci sonlarını hazırlıyorlar!
Allah aziz bir intikam sahibidir!
DESTEK TALEBİ
Sosyal medya en önemli savaş alanına dönüştü.
Hesaplarıma ağır saldırı var.
Sürekli takipçi düşüşü var.
Yorum, RT, beğeni ve destek mesajlarınızla bu saldırıyı püskürtebiliriz.
Teşekkür ederim.
@yenisafakwriter@yenisafakyazari
K-Pop bir müzik meselesi değil. Bu bir tarz bir estetik ya da geçici bir gençlik hevesi hiç değil. Bu kimliğini arayan binlerce gencin dijital dünyanın parıltılı vitrininde kaybolmasının hikâyesi. Bu bir intihar ve bu ülkemizin gençlerine yönelmiş derin bir suikast...
Neden mi bahsediyorum Güney Kore'den yükselen K-Pop dalgasından bizim Ülkemiz de dahil milyonları peşinden sürükleyen bu gruptan. Renkli klipler, kusursuz yüzler, dikkatle yönetilen grup dinamikleri… Ancak bilmeliyiz ki bu parıltının ardında görünmeyen bir karanlık var:
Kimlik erozyonu,
gerçeklikten kopuş,
yalnızlık ve takıntı ve en önemlisi
CİNSİYETSİLEŞTİRME...
Bugünün K-Pop idolleri, erkek ya da kadın olarak değil, “hissedilen” bir kimlik algısıyla pazarlanıyor. Özellikle erkek idol gruplarındaki üyeler, geleneksel erkeklik normlarından uzak, androjeniye yakın bir görünümle sunuluyor. Nasıl mı?
Dudak parlatıcıları,
rimeller,
ince yüz hatları,
zayıf vücutlar…
Ses tonlamalarında yumuşama,
davranışlarda kıvırtma…
Koreografilerde cinsiyetin sınırlarını zorlayan
bedensel ifade biçimleri…
Tüm bunlar “estetik çeşitlilik” olarak sunulsa da aslında gençlerin zihinlerine cinsiyetin bulanık ve önemsiz olduğu fikri işleniyor.
Bu, rastgele bir eğilim değil bilinçli ve sistematik bir dönüşüm projesidir.
K-Pop, medya gücü yüksek, disiplinli ve dışarıya kapalı bir endüstri. İçerik tamamen kontrol altında. İmajlar bir gecede değiştirilebiliyor, sahne personası fabrikasyon gibi üretilebiliyor. Ve en önemlisi, K-pop’un hedef kitlesi gençler. Henüz kimliklerini arayan kendini tanımlama aşamasında olan savunmasız gençler…
K-Pop'un pazarladığı kimlikler ise sabit değil. Erkekler, erkek gibi değil; kadınlar, kadın gibi değil. Bu “kimlik esnekliği”, zamanla “kimlik silinmesi”ne dönüşüyor.
İşte istenen sonuç?
Gerçek hayatta cinsiyetle barışmakta zorlanan bir nesil, bedeniyle bağ kuramayan bireyler, yapay kimlik kurgularıyla boğuşan zihinler.
Burada sorulması gereken soru şu:
Bu sadece estetik bir tercihten mi ibaret yoksa bir “kültürel mühendislik” örneği mi?
Çünkü K-Pop’ta gördüğümüz bu androjeni baskısı, yalnızca Kore’ye özgü değil. Batı’da da aynı yapı teşvik ediliyor. Moda, kozmetik, medya… Hepsi “genderless” (cinsiyetsiz) bir geleceği normalleştirme peşinde. K-Pop ise bunun Asya merkezli vitrini hâline geldi.
K-Pop’un genç zihinler üzerindeki etkisi yalnızca müzikle sınırlı değil. Onlara güzellik algısı, beden imajı, ilişkiler ve en temelde kimlik hakkında kodlar veriyor. Ve bu kodlar çoğu zaman, kişiyi “kendisi olmaktan” uzaklaştırıyor.
Bugün hayatını, bir K-pop idolüne benzemek üzerine kuran binlerce genç var.
Estetik operasyonları araştırıyor, gününün büyük kısmını ekran başında geçiriyor, kendi kimliğini yavaş yavaş kaybediyor, yalnızlık ve intihar eğilimleri ile kendi benliklerinden çıkıp başka benlikleri yaşatmaya başarılı olamazlarsa da öldürmeye çalışıyorlar...
Binlerce genç hâlâ bu dijital illüzyonun içinde kayboluyor.
K-Pop gruplarının sahne dışındaki ilişkileri, fan kültürünün sınır tanımayan etkisi ve sürekli maruz kalınan mükemmellik algısı, gençleri gerçek hayattan uzaklaştırıyor.
Bu durum psikolojik etkilerini açıkça belli olan ciddi bir vaka...
-Sosyal izolasyon
-Takıntılı davranışlar
-Vücut algısı bozukluğu
-Depresyon ve anksiyete
Bu bir tercih değil bir yönlendirme.
Bu bir özgürlük değil modern dünyanın dayattığı yeni bir bağımlılık biçimi. Manifest bu anlayışın Türkiye devamı.
Ya sessiz kalıp bir neslin gözümüzün önünde tükenmesini izleyeceğiz, ya da bu görkemli illüzyonun ardındaki boşluğu ifşa edeceğiz.
Tercih sizin...
Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar
@TCKulturTurizm@TC_istanbul@gul_davut
Buna kimler izin veriyor.
Maneviyat ve aile yapısını hedef alan eşcinsellik propagandasının ekran yüzü Ateez, 14 Ağustos'ta Yenikapı'da konser verecek!
Buna derhal dur denilmelidir!
Nedim Şener, Kemal Kılıçdaroğlu'na verdi veriştirdi;
-Ne oldu lan ne oldu!
Erdoğan nefretini
sen aşılamadın mı?
-MİT tırları belgelerini sen servis etmedin mi?
-15 Temmuz darbe girişimine kontrollü darbe diyerek sen destek olmadın mı?
Adam haklı...
Türk laikçi zihniyetinin
ne kadar sığ,
ezberci,
ideolojik saplantı
üzerinden işlediğini
Haluk Levent olayı üzerinden
enfes bir şekilde anlatmış sevgili Safvan @s_Allahverdi !
Tarihin gördüğü en vahşi soykırımlardan biri olan Srebrenitsa’nın 31’inci yılında, katledilen tüm Boşnak kardeşlerimizi rahmetle ve hüzünle yâd ediyorum.
Şehitlerimizin aziz hatıralarını saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına sabır niyaz ediyorum.
Srebrenitsa’yı asla unutmayacağız.
Bosna Savaşı sırasında, savaş bitmek üzereyken, Boşnak askerler Aliya’ya gelirler ve “bize yapılanların aynısını biz de onlara yapacağız,” derler. Aliya, “hayır” der ve tarihe kayıt düşen şu tarihî sözleri söyler:
“Sırplar bizim öğretmenimiz değildir. Ne yapmamız gerektiğini biz Sırplardan öğrenemeyiz.
Bizim öğretmenimiz Hz. Peygamber’dir. O bize savaşta nasıl davranılması gerektiğini en iyi şekilde öğretmiş, savaşta çocuklara, kadınlara ve yaşlılara aslâ dokunulmamasını emretmiştir.
Biz de aynen öyle yapacağız. Biz onlara, onların bize yaptığı aşağılık muameleyi yapmayacağız. Ancak bu zulmü de aslâ unutmayacağız!”
#SrebrenitsaKatliamı değil #SrebrenitsaSoykırımı #Aliyaİzzetbegoviç
Boşnak halkı Müslüman olduğu için soykırım yapıldı!
Avrupalılar Boşnakları Avrupa'dan sürmek istediler!
Allah oyunlarını başlarına yıktı: Avrupa'nın ortasında Müslüman bir ülke doğdu.
*
Bosna yeniden kan gölüne dönebilir!
Tedbir şart!
#Srebrenica#Srebrenitsa#SrebrenicaGenocide #SrebrenitsaSoykırımı #Aliyaİzzetbegoviç