Din, büyümeyi reddeden yetişkinlerin kreşidir. Çocukken yatağın altındaki hayali canavardan korkan insanoğlu, büyüyünce o korkuyu gökyüzüne taşıyıp adına tapınak yaptı. Ateizm bir inanç falan değil, düpedüz zihinsel ergenliği atlatıp rasyonel bir yetişkin olma durumudur, gerisi boş muhabbet.
“TÜRKÜ ÖLDÜRÜNÜZ, KANI HELALDİR”
“TÜRKÜ ÖLDÜR, BABAN OLSA DA”
Arap'ların Türk'lerle ilk karşılaşmaları, Halife Hz.Ömer zamanında olduğu rivayet edilir.
645 Yılında İslam ordularının, İran'da SASANİ'leri yenmelerinden sonra Kafkaslar bölgesinde Araplar; Horasan, Mavera-ün nehir ve Toharistan bölgelerinde HAZAR Türk'leri ve TÜRGEŞ Türk'leri ile karşılaştılar.
652 yılında Halife Hz. Osman zamanında ise HAZAR Türk'leri ile Arap'lar arasında ilk kez Türk-Arap savaşları başladı.
Halife Osman emrindeki Arap orduları, Hazar Türk'lerinin topraklarına girip Derbent'i alarak Başşehir olan BELENCER'e dayandılar.
Halife Hz. ALİ Döneminde sükûnet vardı. Savaş olmadı...
Emevi'lerin 661 yılında halifeliği ele geçirmelerinden sonra,
Arap'ların Türk ülkelerine doğru ilerleyişleri devam etti.
Türk'ler ile Arap'lar arasında en şiddetli mücadeleler ve savaşlar EMEVİ'ler döneminde yaşandı.
Mervan Bin Muhammed Azerbaycan'a vali tayin edildi. Arap'lar en önemli başarılarını onun zamanında elde ettiler. Arap'lar, Baş şehir BELENCER ve büyük şehir Semender'i ve öteki Hazar şehirlerini de ele geçirdiler.
Türkleri en dağınık ve birbirleriyle yardımlaşamaz durumda yakalayan acımasız EMEVİ ordusu (Ebu Kuteybe komutasındaki) yakalayabildiği tüm Türk' leri ya kılıçtan geçirdiler ya da her bir ağaca bir Türk asarak öldürdüler.
Ancak KARAYLAR gibi LİTVANYA ya kaçabilenler,
GAGAUZ'lar (GÖKOĞUZLAR) gibi Rusya'ya kaçabilenler,
BULGAR Türk'leri, MACAR Türk'leri, ve öteki AVRUPA'lı Türk'ler gibi AVRUPA'ya kaçabilenler HIRISTİYANLAR,
veya ANADOLU'ya kaçabilenler ALEVİLER canlarını kurtardılar…
ASLA MÜSLÜMALIĞI KABULLLENMEDİLER,
GENELDE ARAPLARA KIZGINLIKLARINDAN KARAY TÜRKLERİ GİBİ TOPLUCA MUSEVİ OLDULAR YA DA GİTTİKLERİ TOPRAKLARIN DİNİNİ KABULLLENDİLER.
YÜZLERCE YIL SONRASINDA ÇOĞUNLUKLA ASİMİLE
OLDULAR ...!!!
Ama hala Türk olduklarını biliyorlar. TURAN toplantıları yapıyorlar. TURAN HUSUSUNDA, MACAR TÜRK GENCİ VONA GABOR ÖNCÜDÜR.
PARTİSİ JOBBİK HIZLA BÜYÜYOR VE ŞU AN ANAMUHALEFET DİR.
GAGAUZ lar hâlâ TÜRKCE konuşuyorlar; TÜRK olarak ayağa kalmak arzu ve iradelerini diri ve canlı tutuyorlar...
Bu dönemde Orta Asya'da GÖKTÜRK'ler egemenliği hüküm sürmekteydi. Birden fazla GÖKTÜRK devleti vardı…
Emevi'lerin GENEL VALİSİ BAĞDAT VALİSİ HACCAC (Zalim HACCAC) idi.
Emevi'lerin Horasan valisi Ubeydullah bin Ziyad,
674 yılında ilk kez Ceyhun nehrini geçerek Mavera-ün nehirin önemli şehirlerinden BUHARA'yı kuşattı.
Üç günde BUHARA'da pek çok GÖKTÜRK öldürüldü. Buhara'nın GÖKTÜRK Melikesi KABAÇ HATUN, ağır bir vergi ve daha ağır KABUL EDİLEMEZ şartlar karşılığında Ubeydullah Bin Ziyad ile anlaşma yaptı.
Bu anlaşma sonucu olarak GÜNEY GÖKTÜRK'LER EMEVİ esaretini kabul ettiler.
GÜNEY GÖKTÜRK gençleri, KURŞUN ARAP ASKERİ OLDULAR... Arap'lar evli- bekâr istedikleri GÜNEY GÖKTÜRK kadınlarını kendilerine cariye yaptılar.
İşe yaramayan öteki Türk'leri de, boyunlarına DAMGA vurup kendilerine KÖLE yaptılar ve istedikleri GÖKTÜRK'lüyü boyunlarına ip bağlayıp KÖLE olarak alıp sattılar ve köle ticaretini yaptılar.
Ve bu esaret 150 yıla yakın devam etti.
Hani Türkler için,
“TÜRKLER KILIÇLA MÜSLÜMAN OLDU” derler ya…. !!
Keşke kılıçla müslüman olsaydık..
ESARET ANTLAŞMASIYLA KÖLELİK YAPARAK, KÖLE OLARAK ALINIP SATILARAK, HEP GÖKTÜRK KADINLARI ARAPLARA CARİYELİK YAPARAK MÜSLÜMAN OLDUK.
Tarihte ilk defa bir Millet (GÜNEY GÖKTÜRK'ler), sözleşme ile ESARETİ KABUL ETTİ.
Araplar, Horasan valisi Ebu Kuteybe Bin Müslim zamanında bütün Maveraün nehir'i ve Batı Türkistan'ı ele geçirdiler.
BAYKENT, BUHARA, SEMERKANT, ve KAŞGAR gibi önemli Türk şehirleri Arap'lar tarafından yağmalandı ve pek çok Türk öldürüldü. Ebu Kuteybe'nin ölümünden sonra Arap'lar zayıflamaya başladılar.
Göktürk'lerin batı kanadında yer alan TÜRGEŞ TÜRK'leri,
Arap'ları çekilmeye zorlamış ve bu mücadele GÜNEY GÖKTÜRK'lerin yıkılmasına kadar devam etmiştir (745).
GÜNEY Göktürk hâkimiyetinin sona ermesiyle Türk toprakları doğudan Çin'liler, batıdan Arap'ların ilerlemesine maruz kalmıştır. Bu dönemde Mavera-ün nehir (Irmağın öte yakası) bölgesinin savunmasını, Türgeş'lerin yerini alan KARLUK TÜRK'leri üstlenmiştir.
Ancak bu mücadeleler 763 yılına kadar devam etmiştir.
763 yılında EMEVİ'LER yıkılıyor ama GÜNEY GÖKTÜRK'LER öylesine KÖTÜRÜM edilmişler ki, Öylesine KÖLE yapılmışlar, ÜMMETLEŞTİRİLMİŞLER ki asla ayağa kalkamıyorlar.
Korkudan kıpırdayamıyorlar.
EMEVİ'LERİN yerine, 763 de ABBASİLER Kuruluyor ve ABBASİ DEVLET KARARI ALIP Türk'lere kademeli olarak “iyi davranmak” kararı alıyorlar.
DEVLET KARARLARINI GÖKTÜRKLERE ANLAŞMA İLE RESMEN BİLDİRİYORLAR.
800 yılları civarında fırsat bulan GÖKTÜRK'ler daha batıya, ANADOLU'ya doğru kaçıp kurtuluyorlar.
“TÜRKÜ ÖLDÜRÜNÜZ, KANI HELALDİR” Sözü kime aittir.. ???
“TÜRKÜ ÖLDÜR. BABAN OLSA DA ” Sözü kime aittir.. ???
Ben bir TÜRK olarak ARAP düşmanı olmayayım da kim olsun. Bence HER TÜRK ARAP DÜŞMANI OLMALIDIR.
Çünkü ARAPLAR TÜRK'ÜN EZELİ ve EBEDİ IRZ VE NAMUS DÜŞMANIDIR... !!!
ONUR VE HAYSİYET DÜŞMANIDIR... !!!
Arap Komutan Ebu Kuteybe'nin şu sözü meşhurdur.”
Üç kelimelik ömrüm kalsa (Uktülühü -uktülühü uktülühü).derim”. (Hepsini öldürün hepsini öldürün- hepsini öldürün) ve gerçekten de hepsini öldürdüler..
Bu,645 yılından 800 yıllarına kadar süren Türk-Arap savaşlarının en önemli noktaları ve sonuçları;
* 100 binin üzerinde Türk katledilmiştir.
* 50 binin üzerinde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
* Şehirler yağmalanmış , “ganimet” diye halkın her şeyi talan edilmiştir.
* Tüm zenginlikler, tarihi eserler yok edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.
* Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamı”nda 40 bin kadar Türkün kafaları kesilerek 4 fersah (yak.24 km) yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır.
(Tarihte böyle bir vahşetin örneği çok azdır.)
* Aynı şekilde “Curcan Katliamı'nda" da esir alınan yaklaşık 40 bin Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş, nehrin suyu kıpkızıl olmuş, cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
*“Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman tutulmamış, “Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.*
Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
*Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden dahi görmemişlerdir.
*Bu tarihi gerçekler "aman İslâma leke gelmesin, Islâm etkilenmesin" düşüncesiyle gizlenmekte, hiç bahsi bile geçmemektedir.
Tarihimizi yazanlar bize ihanet mi etti? Hadi kendimize şu soruları sorup yanıt arayalım.
1- Anadolu’dan giden Türkmenlerin kurduğu Safevi Devleti neden tarihimizin dışında bırakılmıştır?
2- Talkan ve Curcan katliamları neden ders kitaplarında anlatılmaz?
3- Osmanlılar Kayı boyundan değilse kökenleri neydi?
4- Doğu Türkistan’daki piramitlerin bilimsel olarak incelenmesi neden yasaktır?
5- Cengiz Han Türk değil diyenlerin torunu Batu Han’ın kurduğu Altın Orda Devleti’ni Türk saymaları iki yüzlülük değil midir?
6- Sümerlerin Türk oldukları Avrupa’da bile kabul edilmeye başlanmışken Türkiye’de neden anlatılmaz?
7- İskitlerin Türk olduğu biliniyorken Türk tarihi neden Hunlar ile başlatılır?
8- Büyük devletler kurduğumuz Orta Asya’da neden yeterince arkeolojik kazı yapılmaz?
9- Selçuk Bey’in oğullarının hepsi neden Yahudi adları taşır?
10- Malazgirt Savaşı’nda önce Anadolu’da yaşayan Türkler hakkında neden bilgi verilmez?
11- Kardeşlerinin adı Tuğtekin, Börü, Turanşah olan büyük Türk Selahattin Eyyubi neden Kürt ya da Arap olarak gösterilmeye çalışılır?
12- Atatürk zamanındaki tarih ders kitapları, ölümünden sonra neden okutulmadı?
13- Osmanlı’daki dönme - devşirme paşaların Anadolu’da yaptıkları Türk katliamları neden anlatılmaz? Kuyucu Murat Paşa kimdir?
ARAP'LARDA, eskiden ( islamdan önce) cahiliye devri diye bir dönem varmış.
Bunlar islamla şereflenmiş, ( önceden Arap'larda, şeref yokmuş demekki )
Türkler İslamla şereflendi diyorlar.
İslamı Türklerden çıkarınca ceset kalır diyorlar.
Peki Türklerden İslamı çıkarınca İslam adına ne kalıyor?
Uyuşturucu ve eşcinseller ülkesi Afganistan.
Dünyanın en pis ülkelerinden Pakistan.
Halkına zulm eden İran.
Amerika'ya kul olmuş Arabistan.
İsrail'e kukla olmuş Arap Emirlikleri.
Para karşılığı vatan toprağını satan Filistin.
Mezhep savaşlarının kol gezdiği Suriye, Irak, Yemen, Lübnan.
Ve dünyaya hiçbir şey üretmeyen, petrolü olmasa çadır bedevisi olacak, betonu medeniyet sanan gösteriş meraklısı milyonlarca Arap.
İşte islam böyle mucize dolu bir din.
Siz daha oradan çemkürün.
Yok agnostik, yok ateist….
Gelin islama, hem şeref sahibi hemde donanımlı bir insan olun.
Dünyaya faydanız olur.🤪😊🤣🤣
Bakın İsveç’e, Norveç’e.
Bu inançsız toplumlar tek bir Müslüman kadar fayda sağlıyor mu insanlığa?
Ancak, balık tut, ye , iç yat….
Oysa bu ülkeler, islam ile şereflenip ve islam ile cehaletten kurtulamazlar mı?
Ama yapmaz, bunlar Gavur işte….
İşte bu sebepten dolayı, bu ülkeler dünyanın en eğitimli, kültürlü, bilim insanı yetiştiren, insanlık için sayısız buluş ve icat yapan topluma dönüşmüşler.
Osmanlı'da Türkler ve gayri müslim hakları. Ağzına sağlık @Saka_larr bahtiyar hocam. Sizin gibi tarihçilere ihtiyacı var bu toplumun. Körü körüne Osmanlıcılık oynayan dedem abdülhamid ler iyi dinleyin
Sol elle şeytan yemek yer" konusu bu günlerde çok gündemde..
Sol eli yemek yerken kullandırmamak Arap coğrafyasında temizlik ihtiyacından doğan bir zorlamadır.
1500 yıl önce götlerini taşa silen Arap'lar, su sıkıntısı olan bir coğrafyada ellerini temizleyemeyeclerini bildikleri için
Yemek yerken birbirlerinin bokunu yememek amacıyla bu tip sol el düşmanlığı çıkarmışlardır..
Bu gün hala Arap'ların çoğu götünü taşa siliyor sünnet diye ve 1500 yıllık aynı kültürü devam ettiriyor.
Bu kültürü ülkemize sokma amacı;
insanımızı araplaştırma projesinin basit bir parçası
Diyanet çalışanları hariç herkese günaydın
📍Allah hiçbir başarıyı adamın hanesine yazdırmak istemiyor. Ne futbolda bir sevinç, ne bilimde dünyaya örnek bir hamle, ne de yeryüzünde yüzümüzü ağartan büyük bir hikâye. Eğitim, düşünce özgürlüğü, hür teşebbüs ve mülkiyet kutsallığı hepsi baş aşağı düşüşte.
Bir milletin talihi bu kadar uzun süre aynı gölgenin altında tutulmamıştı.
Dokunduğu yerde saç bitmiyor, yürüdüğü yerde ot yeşermiyor adeta. Sanki bereket küsmüş, umut uzak bir menzile çekilmiş. Yaratanın bela verdiği kavimler gibiyiz. Düne dek at koşturduğumuz ufuklara bugün mülteci gönderiyoruz
Nüfus artmıyor, toprak artmıyor. Misal Kardak'ta bugün Yunan bayrağı var
Toprağı alınır, köylü itilir, vinçlerin sesi yükselir. 1950'lerde İstanbul boğazında hamal küfesine yaslanmış bir çınar gölgesinde oturup nefes alan fakir daha huzurluydu zira ümidi vardı şimdi ümit de yok edildi
Birikimin anlamı yok, çok birikirse üzerine çökülür, eğitimin anlamı yok kadro yandaşa. Alsan da üç paralık sahte diplomalı adamların iki dudağı arasına teslim edilir kalemin
Bir millet yoksulluktan değil, ufuksuzluktan yorulur. Karnını doyursa da hayalini doyuramazsa tükenir. Zira insan ekmekle yaşar ama istikametle yürür. İstikamet kaybolduğunda yollar çoğalır, menzil kaybolur
“Pusulasını kaybeden gemi için hiçbir rüzgâr hayırlı değildir.” demişler
Memleketin meselesi de biraz bu... rüzgâr çok, yön az
Çünkü bir otobüsün direksiyonuna makak maymunu oturtursan otobüsün motoru da şanzımanı da anlamsızdır
Makam dediğin, sahibine saltanat değil mesuliyet verir. Halkın vergisiyle çalışan, her kuruşun emanet olduğunu bilen bir anlayış olmadıkça ne beton zenginliktir, ne de yüksek binalar itibar
Günün sonunda milletler de insanlar gibidir... aynaya bakmak isterler. Aynada gördükleri şey güç değilse bile haysiyet olsun isterler. Zenginlik değilse bile umut olsun isterler. Ve bir gün gelir, en uzun gölgeler bile güneş karşısında kısalır. Toprağın altına girer gölgesi dahi yok olur. O gün millet "belki" yeniden kendini hatırlar... Zira toplumsal hafıza gecikir ama kaybolmaz
Bu düzenin en karanlık yanı, belki de umudun sistemli bir şekilde tüketilmesidir. Geleceğe dair atılan her adım, bir çıkmaz sokağa çıkıyor
Birikim yapan, cezalandırılıyor çalışan, yoruluyor düşünen, hapsoluyor. Ufuk, varsa bir yanılsamadan ibaret... herkes bir hedef zannediyor ama aslında yürünen yol, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi dönüp duruyor
Tüm kaderiniz budur esasen ve o aptal yanılsama içerisinde ömrünüz geçiyor
İnsanlar, yalnızca mideyle değil, hayallerle de yaşar deriz. Ama cesaret yoksa, hayaller de anlamsızdır
Gençlik, coşkusunu yitirmiş, yaşlılık bilgeliğini unutmuş. Herkes bir kabuğa çekilmiş, komşusundan korkar olmuş
O şucu bu bucu diye suçlanıyor millet daha nasıl paramparça edilir? Daha nasıl birliği bozulur?
Tek suç, farklı olmak, en büyük erdem ise görünmez olmak. Görünmez ol, maaşın işlesin. Görünmez ol başına bela alma. Budur milletin gizli kuralı. Bu kural insanla kölenin ayrımıdır. Köle seçer bunu. Hür adamın işi değildir. Zira özgür insan, kendi gölgesinden bile sorumludur korkuyla büzülmez, ümitle dik durur
Memleketteki en büyük kavga da işte bu
Kula kul olanlarla, mülkün sahibi önce Allah sonra millettir diyenler arasındaki o kadim çatışmadır bu. Lakin bu sıradan bir iktidar kavgası değil
Bu, tok ile aç arasında da değil, ufku olanla ufku çalınan arasında patlak veren bir vicdan savaşıdır
Aç adam, açlıktan yana tavır koyar çünkü ekmeğini ister tok adamsa çocuğu da ak-zombilere dönüşmesin, ruhu da betona karışmasın diye sistemi değiştirmek için mücadele eder. Biri hayatta kalmak için, öteki yaşamak için savaşır
İşte tam da bu yüzden
Bir millet, kendisine çizilen gölgeyi kader sanmaya başladığı gün, özgürlüğünü kaybeder ama o gölgenin sahibini sorgulamaya cesaret ettiği gün, tarih yeniden yazılmaya başlar
Bize yeni bir parti değil, toplumsal bir hareket lazımdır. @mansuryavas06 ve @zaferpartisi sadece sizin omuzlarınızdadır bu görev.
Ufkumuzu kurtarın!
Türkleri kurtarın!
Türkiye'de neden hiç kimse; Saka torunuyuz, Hun torunuyuz, Göktürk torunuyuz, Uygur torunuyuz demiyor da sadece Osmanlı torunuyuz diyor?
Mesele Türklük ise Sakalar/İskitler, Hunlar'dan başla saymaya...
Yok eğer mesele hükümdarlık ise Uygurlar hükümdarlığın kralını yaptı!
Herkes neden sadece Fatih'in, Selim'in torunu oluyor...??
Neden hiç kimse, Alper Tunga'nın, Tomris Hatun'un, Kabaç Hatun'un, Teoman'ın, Metehan'ın, Atilla'nın, Kürşat'ın, Kültigin'in, Bilge Kağan'ın torunuyum demiyor...
Osmanlı'dan başka devlet mi bilmiyorlar?
Gelin anlatayım...
1931'den 1980'lere kadar Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi dışında, okul kitaplarında eski Türk tarihi ya hiç yoktu ya da birkaç satırdı... 1980'lerden sonra biraz Bozkurt, Orhun Abideleri eklendi ama hâlâ Osmanlı tarihi 10 cilt, eski Türk tarihi 1-2 sayfa...
Ya diziler, filmler?
2002'den beri 150'den fazla Osmanlı dizisi yapıldı; eski Türk tarihinden neredeyse sıfır... İnsanlar bildikleri, gördükleri şeyi sahipleniyor.
"Türklük" tanımı daraldı...
1920-30'larda "Türkiye'de yaşayan herkes Türk'tür" anlayışı hâkimdi. 1950'lerden sonra ise "Türk=Müslüman Türk" algısı iyice yerleşti. Bu yüzden Türk dünyasının Budist/Manici Uygurları, Şamanist Altay-Kırgız Türkleri, Hristiyan Gagavuzlar bile "öteki" sayılmaya başlandı. İskit, Hun, Göktürk dönemi çok "eski", çok "pagan" bulunuyor.
Halbuki genetik olarak bugün Türkiye Türklerinin önemli bir kısmı gerçekten Oğuz'dan çok Kıpçak, Karluk, hatta İskit-Sarmat kökenli...
Osmanlı = Zafer ve Fetih Sembolü...
Fatih'in İstanbul'u alması, Yavuz'un hilafeti getirmesi, Kanuni'nin "Muhteşem"liği…
Bunlar hâlâ "gurur" kaynağı...
MeteHan 10 ok stratejisiyle Çin'i dize getirmiş, Atilla Roma'yı titretmiş, Bilge Kağan, "Üstte gök çökmedikçe…" demiş ama bunlar kitaplarda anca 3-5 satır...
İnsanlar "Benim Atam dünyayı titretti" diyebilmek için en bilineni seçiyor:
Fatih, Yavuz, Kanuni...
Kazakistan'da Mete Han, Tomris, Alparslan çok öğretiliyor. Özbekistan'da Timur ön planda... Kırgızistan'da Manas Destanı... Türkiye'de ise "Bütün Türk dünyasının ortak Atası" pek tabiki hâlâ Atatürk...
"Osmanlı torunuyuz" demek kolay; duygusal olarak tatmin edici...
"Mete Han'ın, Atilla'nın, Bilge Kağan'ın torunuyum" demek ise bilgi, bilinç ve biraz da cesaret istiyor... Çünkü o isimleri sahiplenmek, bugünkü dar "Türk = Müslüman + Osmanlı" algısını sorgulatıyor.
Ama inanıyorum ki, yavaş yavaş değişiyor bu iş… Tomris Hatun'un, Mete Han'ın, Bilge Kağan'ın torunu olduğunu yüksek sesle söyleyenlerin sayısı da çoğalıyor. Bir gün "Osmanlı torunuyuz" kadar doğal olacak "İskit, Hun, Göktürk torunuyuz" demek de...
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
"Bendeniz ırk meselesini fevkalade mühim görüyorum. Bugün bir Suriyeli asker veya mülkiye memuru, namuskârane, Türk milletiyle beraber çalışabilir, fakat bilakis düşmanlarımız hesabına da çalışması da mümkündür. Bu imkân daima göz önünde bulundurularak bu zevatı her yeri Türklerle meskûn yerlerde kullanmak pek basiretkârane olur. Dünyada yalnız Türk’e has olan safiyetten hâlâ vazgeçilmezse daha şahidi olacağımız feci mukadderatımızı zavallı Türk tarihine kaydedeceğiz demektir. Dersim’in Erzincan’a en yakın aşâirinde bile Kürtlük cereyanı yapılırken ve o biçare halk Araplarla ve Ermenilerle ittifak ederek büyük bir devlet olacaklarına dair tahrik ve iğva olunurken Erzincan hükümeti uyuyor, belki de malumatı var da igmaz veya teşvik ediyor. Bugün bir Kürt – Arap birliği diye çalışılırken velev iffet ve sadakatle binlerce şahidi dahi olsun hassas noktalarda bir Arap mutasarrıfı veya bir Kürt kaymakamı bulundurulması kendi elimizle korkulan felaketleri ihzar demektir. Mesela bugün Bayburt vakası hiç yoktan hükümet-i mahalliye ve daha ziyade mevki kumandanının idraksizliğinden çıkmıştır. Mevki kumandanı ise ahz-ı asker kalem reisi Şamlı Miralay Hasan Lütfü Bey’dir. Bu gibi zevatın pek namuslu olması ve Türk’ten iftirak eden ve memleketlerinden Türk’ü kovan vatandaşlarından ve ırktaşlarından bile teneffür etmesi, variddir. Fakat en ehven olarak bunların kendi memleketlerinde vaziyetlerini tespite kadar vakit geçirmek politikası gözetecekleri de nazar-ı teemmüle alınmalıdır. Binaenaleyh, bir Türk gibi, kalbi hiçbir zaman çarpmayacaktır. Mahzurlu olmakla beraber ufak rütbeden olanlar pek o kadar haiz-i ehemmiyet olmayabilir. Fakat kaymakam, mutasarrıf veyahut erkan-ı harp ve kumandanlar hakkında nasp ve tayinlerde her Nezaretçe esaslı düşünmek pek lazımdır."
MÜSLÜMAN Kazım Karabekir Paşa.
Dinciler bilimi sevmez.
Çünkü bilim, onların inançlarını tek tek çürütür:
Biyoloji, Adem ile Havva’yı çürütür.
Mühendislik, Nuh’un Gemisi’ni çürütür.
Kozmoloji, altı günde yaratılışı çürütür.
Genetik, akıllı tasarımı çürütür.
İstatistik, duanın gücünü çürütür.
Jeoloji, genç dünya yalanını çürütür.
Arkeoloji, Musa’yı ve yaratılış hikâyelerini çürütür.
Nöroloji, ruh kavramını çürütür.
Tarih, dinin iyiliğini çürütür.
Fizik, her şeyi bilen, her yerde olan, her şeye gücü yeten bir tanrıyı çürütür.
Ve sonunda, geriye yalnızca akıl kalır. 🌞