Bugün, secdede şehadete yürüyen Sacit kardeşimizin şehadet yıl dönümü…
Adıyla müsemma bir ömür sürdü ve secdedeyken Rabbine kavuştu. Geride masum evlatlarını ve kıymetli eşini bizlere emanet bıraktı.
Şehit Sacit kardeşimiz, İl Başkanımızla birlikte namaz esnasında kalleşçe bir saldırıyla sırtından vuruldu.
HÜDA PAR’ı hedef gösteren, nefret diliyle toplumu kışkırtan ve iftiralarla düşmanlık tohumları ekenlerin de bu cinayette vebali vardır.
Adana’da bir Sacid’imiz şehit oldu. Ama Türkiye’nin dört bir yanında yüz binlerce gencimiz Sacid’in davasına sahip çıktı.
KARMA OLAMAYAN EĞİTİM ve SADECE KADIN PERSONELDEN OLUŞAN HASTANELER konusundaki tekliflerimiz kamuoyu anketine sunulsa, vatandaşlarımızın bu haklı talebi ne derece desteklediği açıkça görülecektir.
Çocuğu için karma olmayan eğitimi tercih eden ailelerimizin ve yalnızca kadın hekim ile personellerin görev yaptığı hastaneleri talep eden kadınlarımızın bu haklı beklentisi mutlaka karşılanmalıdır.
KARMA E��İTİME İLİŞKİN KANUN TEKLİFİMİZ
Velilerin ve öğrencilerin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda okulların veya okullardaki bazı sınıfların yalnızca kız ya da erkek öğrencilere ayrılabilmesine imkân sağlanması amacıyla hazırladığımız kanun teklifimiz Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu ve milletvekillerimizin imzasıyla TBMM Başkanlığına sunuldu.
Teklifin yasalaşması hâlinde ihtiyaçlar doğrultusunda yalnızca kız veya erkek öğrencilere yönelik okul açılmasının yanı sıra bazı sınıflarda da karma olmayan eğitim uygulanabilecek.
Teklifin detayları için tıklayın: https://t.co/E1uZeU9jRh
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, annesi vefat eden Filistin Âlimler Birliği Başkanı Dr. Nevvaf Tekruri’yi telefonla arayarak taziye dileklerini iletti.
Merhumeye Allah’tan rahmet, Dr. Nevvaf Tekruri’ye ve kıymetli ailesine sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.
Emperyalist güdümlü 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti.
Allah’ın yardımı ve kahramanca direnen milletimizin fedakârlığıyla püskürtülen sadece bir darbe teşebbüsü değil, özünde bir emperyalist işgal planıydı.
Meş'um darbe girişiminin yıl dönümünde, şehitlerimize ve ahirete irtihal etmiş gazilerimize Allah'tan rahmet; hayatta olan gazilerimize de sıhhat ve afiyet diliyorum.
Geçmişten günümüze 15 Temmuz teşebbüsü dâhil ülkedeki tüm askeri darbelerin ya azmettiricisi, ya destekleyicisi ya da bizzat planlayıcısı ABD'dir. Bu gerçek asla unutulmamalıdır.
ABD gibi bir dostunuz varsa düşmana ihtiyacınız kalmaz; çünkü başınız beladan kurtulmaz.
ABD'nin israilden başka dostu yoktur. Kendisinin veya tek dostunun çıkarları uğruna müttefiklerini(!) tek kalemde harcamaktan da geri durmaz.
Bugün, toplumsal olarak yaşadığımız sıkıntıların çaresi, kendi medeniyet değerlerimize, inancımızın şekillendirdiği öz kimliğimize yeniden çok güçlü bir şekilde sahip çıkmaktır; o kimliğin hayatın her alanında neşvünema bulması için gayret etmektir.
Emperyalist işgale geçit vermeyen şehitlerimize sonsuz rahmetler diliyorum.
Milleti korumak ve vatanı savunmak için kullanılması gereken silahlarla kendi halkını vuran darbecileri, arkalarındaki küresel emperyalizmi ve bütün uşaklarını lanetliyorum.
8.372 Müslümanın, Sırplar tarafından barbarca katledildiği #Srebrenitsa'dayız.
11 Temmuz 1995’te dünyanın gözleri önünde, Avrupa'nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler'in "güvenli bölge" ilan ederek insanları silahsızlandırdığı bölgede çocuk, yaşlı demeden Sırplar tarafından vahşi bir soykırım işlendi.
Aradan geçen 31 yıla rağmen acısı hala ilk günkü gibi taze. Soykırımda katledilen ve kimlikleri yeni tespit edilen 10 şehidin cenaze namazını bugün kıldık.
Bilge Lider Aliya “Soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” demişti. İslam ümmeti, başına gelen musibetlerden dersler çıkarsaydı belki bugün Gazze'de tarihin en acı soykırımlarından biri daha yaşanmazdı.
Srebrenitsa’da olduğu gibi, bugün Gazze'deki soykırım da seyrediliyor. Her iki katliam da Batı'nın ve uluslararası toplumun ikiyüzlü ve çifte standartlı tutumunu gözler önüne seriyor.
Bu iki yüzlü tutum karşısında, Müslümanlar bir araya gelerek kendi birliklerini kurmalıdır. Uluslararası hukuku, kurum ve kuruluşları, kendi çıkarlarına hizmet etmek için kurgulayan ve insan haklarını sadece kendileri için isteyenlerden Müslümanlara da insanlığa da hayır gelmez. Ümmetin vahdeti, ertelenemez bir zorunluluktur.
#SrebrenitsaKatliamı’nın yıl dönümünde, mazlum şehitlere bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum; soykırımcı, vahşi katilleri lanetliyorum.
Srebrenitsa katliamı üzerinden tam 31 yıl geçti!
8.372…
Rakam değil, can…
Dün Srebrenitsa’da canımız yandı, bugün ise Gazze'de canımız yandı ve yanmaya devam ediyor.
Merhum Aliya İzzetbegoviç'in "Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır" sözü bugün Gazze’de yankılanıyor, tekerrür ediyor.
Hangi gün olursa olsun elbet bu soykırımcılardan hesap sorulacaktır!
Gençler!
Bizler bu toprakların özüyüz, tarihiyiz, ruhuyuz. Üniversitelerde sizlere zenci muamelesi yapmaya kalkanlara; inancımıza, tarihimize, ülkemize düşmanlık yapanlara asla izin vermeyin. Müslümana merhamet ne kadar yakı��ırsa özgüven ve cesaret de o denli yakışır.
"...Emrolunduğun gibi dosdoğru ol..."
ayetine perde olmaya yeltendiler. Öncüleri de benzerini yapmışlardı.
"İnkâr edenler dediler ki: Bu Kur'an'a kulak vermeyin, okunurken gürültü çıkarın, belki bastırırsınız." (Fussilet Suresi, 26)
Herkes karakterine göre davranır.
"Allah'a çağıran, salih amellerde bulunan ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim vardır?" (Fussilet, 33)
Peygamber Efendimiz(sav) bu Âyet-i Kerîme için "Beni ihtiyarlattı" buyurmuştu. En hassas çizgide en zor görevle bir ömür boyu söz, amel ve fiil ile zerre kadar eğilmeden dosdoğru yürümek kolay değildi elbet.
Peygamber (sav)'in takipçileri için kıyamete kadar zorluk devam edecektir.
Çünkü istikametin kökü kıvam ve kıyamdır.
Ve istikamet, kıvamın bozulduğu her yerde kaim olmak yani o ayetler için kıyamda durmakla mümkündür.
#Emrolunduğungibidosdoğruol
Yeditepe Üniversitesi'nde neler oluyor?
Bir öğrenci, hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde Rabbimizin bize emrettiği “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hûd Suresi, 112. Ayet) yazılı bir pankart açıyor.
Ancak kendi köklerine yabancılaşmış ve Batının bataklığına hayran kalmış bir grup, dosdoğru olmayı emreden bu ayet-i celilenin görünmemesi için önünü kapatmaya çalışıyor.
Dosdoğru olmayı red eden bir zihniyetten nasıl adalet beklenir? Bu zihniyet, hukuki görevini hangi ölçülere göre yapar?
Bu ayete ve Rabbimizin emirlerine ancak hırsızlar, arsızlar ve yolsuzlar karşı çıkar.
Bu ayeti Hukuk Fakültesi'nde pankartla dalgalandıran kardeşimizin yüreğinden öpüyorum.
Batı'nın bir bataklık olduğunu Gazze’deki soykırımdan sonra kendi halkları bile gördü.
Bizim zavallılarımız ise hayatın anlamını hâlâ kendi köklerine düşmanlık etmekte buluyor.
Ayrıca evlatlarımızı kendi köklerine düşman eden eğitim sistemimiz de baştan sona gözden geçirilmelidir.
Batıcı eğitim değil milli eğitim olmalıdır.
Bugün Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı ve yönetimini teşkilatımızda ağırladık. Hazırladıkları "Sosyal Çürüme" raporu üzerine verimli bir istişare gerçekleştirdik. Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
#kayseri
İlk defa rahat değiller.
Artık sinema, dizi, tiyatro vs gibi araçları kullanarak İslamın yüce şiarlarına istedikleri gibi kin kusmanın bir bedeli olacağından çekinmeye başladılar. İlk defa paşa keyflerince Dinin kutsallarına hakaret etmenin zorlaştığını hissediyorlar.
Bu yüzden kenetlendiler, acayip paniklediler.
Ülkede bir şeyler yıkılıyor.
“Sanma bu tekerlek kalır tümsekte” demişti ya merhum. Tekerlek, tümsekten hızla yuvarlanıyor.
Hafta sonu YKS’ye girecek olan tüm gençlerimize zihin açıklığı ve üstün başarılar diliyorum.
Sevgili gençler!
Rabbim emeğinizi zayi etmesin, hayırlısıyla umduğunuza nail eylesin.
"Dünya, ahlâkî değerlerini Gazze’de yitirmiştir.
İnsanlığın yeniden inşası yine Gazze’den başlamalıdır. Siyonist rejim; siyasi, ekonomik, askerî ve diplomatik olarak dünyadan tamamen tecrit edilmeli ve mutlak bir izolasyona mahkum edilmelidir."
Şahzade Demir | Gaziantep Milletvekilimiz