LENFOMA – LÖSEMİ – ENFEKSİYON
Yaklaşık iki yıl önce bir hastam kan sayımını ve birkaç tahlilini gönderdi.
“Hocam bağda bahçedeyim. İstanbul’a pek gelmek istemiyorum. Hangi antibiyotiği alayım?”
Kan sayımına baktım.
Antibiyotik önermek bir yana,
“Bu kan tablosu hiç hoşuma gitmedi. Gelmeniz lazım.” dedim.
Geniş bir inceleme planladık. Tetkikler büyük bir merkezde yapıldı.
Derken mesele bambaşka bir yere gitti:
Lösemi mi?
ALL mi?
Lenfoma mı?
Hematolojik malignite tartışılırken bu defa laboratuvardan başka bir misafir çıktı:
Mycobacterium tuberculosis.
Hayda…
Sonuçta hasta hem tüberküloz tedavisi hem de hematolojik hastalığına yönelik kemoterapi aldı. Bugün remisyonda izleniyor.
Bu vakayı neden anlatıyorum?
Çünkü hematoloji ile enfeksiyon hastalıkları arasındaki sınır, ders kitaplarındaki cetvelle çizilmiş çizgiler kadar temiz değildir.
Bazen enfeksiyon maligniteyi taklit eder.
Bazen malignite enfeksiyona kapı açar.
Bazen ikisi aynı hastada birlikte bulunur.
Bir de üçüncü oyuncu vardır:
HEMOFAGOSİTOZ / HLH.
HLH başlı başına bir hastalık isminden çok, bağışıklık sisteminin frenlerinin boşaldığı ölümcül olabilen bir hiperinflamasyon fenotipidir: sitotoksik T/NK hücreleri ve makrofajlar kontrolden çıkar; ateş, sitopeniler, splenomegali, hiperferritinemi, hipertrigliseridemi/hipofibrinojenemi ve organ hasarı gelişebilir. Kemik iliğinde hemofagositoz görülebilir; fakat görülmemesi HLH'yi dışlamaz.
Ve kritik nokta şudur:
HLH'yi hem lenfoma/lösemi hem de enfeksiyonlar tetikleyebilir.
Özellikle erişkinde lenfoma ilişkili HLH, hematolojinin en ağır tablolarından biridir. Buna karşılık tüberküloz da HLH'nin belgelenmiş enfeksiyöz tetikleyicilerindendir. Hatta TB-HLH olgularında M. tuberculosis kemik iliğinde gösterilebilir; bu nedenle açıklanamayan HLH tablosunda tüberkülozun araştırılması gerçek bir klinik zorunluluktur.
Dolayısıyla karşınızda ateşi, lenfadenopatisi, sitopenisi, ferritini yüksek ve kemik iliği tuhaf bir hasta varsa soru yalnızca:
“Lösemi mi, lenfoma mı?”
değildir.
Şunları da sorun:
Enfeksiyon var mı?
Tüberküloz var mı?
EBV/CMV gibi hücre içi enfeksiyöz tetikleyiciler var mı?
HLH gelişiyor mu?
Yoksa malignite + enfeksiyon + hiperinflamasyon aynı anda mı yürüyor?
Çünkü bazı mikroorganizmalar bağışıklık sisteminin karşısında sessizce durmaz.
Hücrenin içine girer.
Makrofajı meşgul eder.
T-lenfositi kışkırtır.
Sitokin ağını değiştirir.
Ve bazen ortaya çıkan kan tablosu insana ilk bakışta yalnızca hematolojik maligniteyi düşündürür.
Tüberküloz ilişkili HLH üzerine yayımlanan sistematik derlemelerde mortalitenin hâlâ ciddi düzeyde olması da bu ayrımı akademik bir ayrıntı olmaktan çıkarıyor.
https://t.co/75QjIcORvN
Size Türkiye'de hiçbir doktorun söylemediği bir şeyi anlatacağım.
İtiraz eden doktor yazdığını gösterir ben de afedersin derim.
2020 den bugüne oldu ya sağın solun şişiyor, eklemlerin kızarıyor, derinde anlamsız kızarıklıklar çıkıyor doktorlar ne olduğunu bulamıyor ama ölmüyorsun sürünüyorsun. Kanser misin vaskülit misin alerji misin ne olduğu belli değil!
2020 de bir hastalık tanımlandı muhteremler
VEXAS sendromu!
Bu vücutta fazladan biriken proteinleri parçalayan adı zor olan ubikinasyon diye bilin siz sistemde mutasyon olması ile ilgili bir durum.
Peki bu ne yaptı?
Bingo Spike protein!
Size gen transferi yapıp hasta edip bilinmezliklere düçar edenlere şöyle demeniz gerekir.
Efendi Sen Ferhat hocanın üstünü çizemezsin. Tarih sizin üstünüze çizer.
Bu prensibi anlamadan belinizi asla esnetmeyin.
Bel ağrınızın kaynağı beliniz değil, kalçanız ve göğüs omurganızdır.
Bu yüzden belinizi esnetmek yerine, bel ağrınızın temel nedenini esnetme yapmadan düzeltmek için bu iki egzersizi yapın. +++
Amme hizmeti
Özellikle menopoza girmiş bazı kadınlarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları o kadar can sıkıcı bir hal alır ki hayat zehir olur. Bu kadınların aslında büyük bir kısmında sorun idrar yolu sorunu değildir. Vajinal kuruluk ve yapısal değişik ve hatta ulserlerdir. İdrar kültürü yapıp yapıp çaresizce dolaşan ve psikolojileri bozuk bu ablalar lütfen kadın doğum muayenesi olun ve o bölgeye ostrojen tedavisi uygulayın.
Hayatınız değişecek.
Bana da abone olarak destek olabilirsiniz.
Yeni mucize bulundu!
"14 günde düz göbek, günde sadece 2 dakika."
Sosyal medyada dolaşıma giren bir videoda spor eğitmeni, "14 günde düz göbek" vaadiyle dikkat çekti.
İddialı formül, "Spor salonlarını emekliye mi ayıracak?" yorumlarını da beraberinde getirdi..
💥Hiçbir şikâyeti olmayan sağlıklı insanlarda rutin yıllık “her şeyi tarayalım” check-up’ları çoğu zaman ömrü uzatmıyor, ama yeni “sınırda” bulgularla (hafif yüksek kolesterol, sınırda tansiyon, kemik erimesi başlangıcı vs.) insanı endişe ve medikalizasyon sarmalına sokabiliyor.
💥Zaman, para ve mental enerji harcanıyor; bazen gereksiz test, ilaç veya prosedürlere kadar gidiyor.
💥Stresin kendisi gerçekten büyük bir sağlık düşmanı. “Acaba bende ne çıkacak?” kaygısıyla yaşamak, vücudu sürekli alârm modunda tutuyor; kortizol yükseliyor, uyku bozuluyor, bağışıklık zayıflıyor, hayat kalitesi düşüyor. Bu da kendi başına bir yük.
ARK' ın tavsiyeleri:
✅ Zamanı ve parayı “yaşamaya” (hareket, iyi uyku, gerçek beslenme, ilişkiler, hobiler) ayırın, sürekli “hastalık avı” stresinden çıkın.
✅ Semptom yokken her şeyi taratmak yerine, gerçek risk faktörlerine ve delile dayalı kişiselleştirilmiş taramalara odaklanın.
✅ Bu, “hiç doktora gitme” demek değil. Belirtiler ortaya çıktığında, aile hikayesi güçlüyse veya yaşına/cinsiyetine özel önerilen taramalar (örneğin belirli yaş aralıklarında kolonoskopi, mamografi gibi) varsa onları yapmak mantıklı.
✅“Her yıl her şeyi kontrol ettireyim ki hiçbir şey kaçmasın” yaklaşımı, birçok insan için stres + maliyet + düşük getiri kombinasyonu oluyor.
Sizi depremle İstanbul'dan çıkarmayacaklar. Sizi deprem korkusuyla İstanbul'dan çıkaracaklar. Çünkü korku, bazen felaketin kendisinden daha güçlüdür. Naci Görür ve Celal Şengör işte bu korku için seçildi. Şener Üşümezsoy kendisine dikkat etsin. Bu korkuya ters yapıyor çünkü. #deprem
BÜYÜK OPERASYON!
Olan biteni, tüm bu operasyonları size özetleyeyim...
Yeni bir kurucu liderlik geliyor. Yeni bir Türkiye...
Bunun için;
Öcalan'ın da ABD'nin de istediği gibi
"Milletin adı Türkiye" olmalı.
Ama eğitim müfredatında Orta Asya'nın da "Türkistan" olarak tanıtılması gerek.
"Ne güzel. Ne var bunda?" diyebilirsiniz. Turancılar çok sevinebilir. Ben de bu bölgeyi sürekli Türkistan olarak tanımlıyorum. Doğru.
Fakat neden şimdi?
Neden Milli Eğitim müfredatı Türklere uzak diyarda bir Türkistan verdi, Orta Asya demekten vaz geçti?
Çünkü kanaatim o ki Kürtlere de bir Kürdistan verecek.
Bunu önce eğitim müfredatında Türklere bir Türkistan yurdu biçerek, ama Anadolu'dan uzak bir ata yurdu göstererek yapıyor.
Eşitlik olacak.
Türklerin bir Türkistan'ı olacaksa,
Kürtlerin de bir Kürdistan'ı olacak.
"Madem müfredatta Türkistan var, yarın eşitlik gereği Kürdistan da olmalı..." denildiğini şimdiden duyar gibiyim.
Türkiyeli olunacaksa, birilerine"Yallah Türkistan'a" denilebilmeli ama "Yallah Kürdistan'a" da denilebilecek.
Türkiye Türk yurdu olmayacak, Türkiyeli yurdu olacak. Zira Türk yurdu uzaktaki Türkistan!
Ama Kürt yurdu da olmayacak...
Lakin yakında bir Kürdistan da var edilecek.
"Yallah Kürdistana!" diyenleri de duyar gibiyim.
O halde tüm operasyonların bununla ilgisi ne?
İşte yeni devlet kurulurken, bu yeni devletin önünde muhalefet olabilecek, tüm etkili isimler gözünüzde güven kaybetmeli.
Bu isimlerin yolsuzluk yapıp yapmadığı ayrı bir tartışma konusu.
Bu isimler her şeyden önce bulundukları konum ve sahip oldukları
Sosyal medya gücüyle siyasete etki etme gücüne sahipler.
Uzun zamandır genç muhalif seçmen üzarinde etkisi muazzam olan sanatçılara, fenomenlere yapılan uyuşturucu operasyonlarıyla birlikte düşündüğümüzde farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Özellikle toplumun büyük bir kesiminde büyük bir güvene sahip olan bu isimler üzerinden güven erozyonu oluşturmak," kimseye inanmama" psikolojisini tetiklemek, keskinleşen Atatürkçülüğü törpülemek yeni anayasa yolunda önemli bir adım olur.
Oğuzhan Uğur'un "devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini gördük" açıklaması tam da bu psikolojik zemini gösteriyor.
Ancak bu açıklama, devletin resmi kurumları içerisine çöreklenebilecek rüşvet, yolsuzluk ve liyakatsızlığın normalleşmesi ve devletin sorgulanamamasını da beraberinde getiriyor.
Çin tipi bir sitem!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını da yapmış olan Bülent Kuşoğlu'nun " "Devlet aklı devrede" açıklaması da bu minvalde hayli manidar.
Nedir bu devlet aklı?
AKP bu aklın neresi?
NATO bundan bağımsız mı?
Öcalan açılımı hangi akıl?
Sorgulamayacağız.
Ve daha da kötüsü devlet ile AKP arasındaki bağ yok sayılıyor.
Aynı devlet aklı AKP ile ilgili suskun. Yolsuzluk AKP'ye 23 yıl boyunca hiç uğramamış gibi yapan bir devlet aklı mı bu?
Siz parsel parsel verin cevabını.
Bundan sonra Oğuzhan Uğur'un Babala'ya çıkardıklarına da dikkat etmek gerekecek.
Çünkü amaç muhalif seçmeni
sandığa gitmeden psikolojik olarak yenmek.
Dikkatinizi çekmek istediğim bir husus da şu: Tüm bu para hareketleri neden şimdi sorun oldu? Neden beklendi?
Yeni anayasa sürecinde, her kesimden ama daha çok açılıma destek olan cenahtan farklı simaları programlarında görebiliriz.
Lakin Küresel projeleri deşifre eden bizlere bir fırsat verilecek mi?
Neyse,
Kendi ülkemizde "Türk" kelimesini anayasal tartışmaya açarken, haritada binlerce kilometre ötede "Türkistan" kuruyoruz.
İçeride kimlik tartışması, dışarıda Turan reklamı.
Vatandaşa destan, masada başka plân.
Yüksek Doz C Vitamini: Gözden Kaçan Kanser Silahı mı?
150’den fazla çalışmayı inceleyen yeni bir derleme, çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu:
Damar yoluyla uygulanan yüksek doz C Vitamini kanda 20–30 mM seviyesine çıktığında, hedefli ve tümör seçici bir tedavi gibi davranyor.
Geçmişte bu etkinin görülmemesinin nedeni ise basit: Doz yetersizdi.
Araştırmaya göre yüksek doz C vitamini:
• Kanser hücrelerini seçici olarak öldürüyor
• Genlerin çalışma düzenini (epigenetik yapı) değiştiriyor
• Tümörü besleyen sinyalleri baskılıyor
• Bağışıklık sistemini harekete geçiriyor
Bu etkiler, günlük takviyelerle değil; yalnızca klinik ortamda damar yoluyla (IV) verilen yüksek dozlarla elde ediliyor. Çalışmalarda genellikle 75–100 gram ya da vücut ağırlığına göre kilo başına 1 gramın üzerinde dozlar haftada 2–3 kez ve kürler halinde uygulanıyor.
Bilim bazen yeni bir şey keşfetmez.
Sadece yanlış bakılanı doğru yerden gösterir.
💥FLAŞ HABER:
CIA RESMİ OLARAK KANSERİN PARAZİTLERLE BİYOLOJİK OLARAK AYNI OLDUĞUNU İTİRAF EDİYOR.
ASLINDA KANSER HAFTALAR İÇİNDE ucuz anti-parazit ilaçlar ile TEDAVİ edilebilirmiş! Yani ilaç tekelleri milyarlarca dolar kazanmış.
CANCER HAS BEEN CURED
Ivermectin & Fenbendazole cure cancer.
Pass it on.
BREAKING NEWS: First-in-the-World Ivermectin, Mebendazole and Fenbendazole Protocol in Cancer has been peer-reviewed and published on Sep.19, 2024!
The future of Cancer Treatment starts NOW.
My thanks to lead authors Ilyes Baghli and Pierrick Martinez for their incredible inspired work, FLCCC’s Dr.Paul Marik for his extensive work on repurposed drugs and every co-author who worked hard to bring this paper to life.
I hope that this peer-reviewed paper lays the groundwork for a brand new future for Cancer Treatment.
Many of you know that I have been helping thousands of Cancer patients with high dose Ivermectin, Mebendazole, and Fenbendazole
FOLLOW ME, THE NEXT DROP WILL BE SHOCKING
Kanser Tedavisinde Sessiz Devrim ...
Hastanın kendi T-lenfositleri (bağışıklık hücreleri) kanından alınıyor. Laboratuvarda genetik olarak yeniden programlanıyor. Bu hücrelere yapay bir reseptör (CAR) ekleniyor yani "kanser hücresini tanı ve yok et" komutu veriliyor.
Sonra bu “süper asker” hücreler çoğaltılıp hastaya geri veriliyor.
İşte bu tedavi artık Türkiye'de başlıyor.
Bu sessiz bir devrim kanser tedavisinde...
İvermektin ve Mebendazol, Kanser Tedavisinde %84,4 Klinik Fayda Sağladı
Bu veri, oldukça değerlidir.
197 çeşitli türde kanser hastasıyla yapılan gözlemsel çalışmada, hastalara günde her kapsülde 25 mg İvermektin ve 250 mg Mebendazol içeren 1–2 kapsül verildi
6 ay sonunda:
-Hastaların %32,8'inde hastalık belirtisi kalmadı
-Hastaların %15.6'sında tümör gerilemesi oldu
-Hastaların %36,1'inde hastalık sabit kaldı
-Hastaların %15,6'sında kanser ilerlemesi görüldü Toplamda %84,4 oranında klinik fayda bildirildi.
Kanser tedavisinde etkili olduğu iddia edilen parazit İlaçları İvermektin, Mebendazol ve diğerleri bu iddiaların doğruluğunu tam ispatlamak üzeredir.
Bu çalışma gözlemseldir ancak çok güçlü bir klinik sinyal niteliğindedir.
Kontrollü klinik çalışmalar artık gereklidir.
Doç .Dr .Yavuz Dizdar( Onkoloji Enstitüsünde radyasyon onkolojisi )
kanser kendini nasıl belli eder?
İştahsız olursunuz, beden alışkanlıklarınız değişir, kilo kaybı olur.
Bunun dışında “sizi taramaya çağırdık, bilmem nerenizde bir şey bulduk” — bunların hiçbir anlamı yok.
Yüksek teknolojiler ile arayarak, tarayarak klinik olarak bulduğunuz şeylerin hiçbir anlamı yok!
Kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik bunlar olmadığı sürece kendinize kanser yakıştırması — rapor dahil olsa elinizde — yapmanız yanlıştır.
Devamı linkte 👇
https://t.co/VWHlv5Mka8
İVERMEKTİN-FENBENDAZOL
(4. Evre Turbo) Kanser gibi Ciddi bir Teşhisle
Karşı Karşıya Kaldıysanız
İvermektin ile İlgili Kendi Deneyimimi Anlatıyorum Tıbbi Tavsiye Vermiyorum;
*Dozajlarım Tam Olarak doğru Olmayabilir
*Ben Sadece Kişisel Olarak Denedim
*Deneyimlerimi Anlatıyorum