Dr. Selen Bilginer Halefoğlu - Maltepe Üni. Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Öğretim Üyesi, Boğaziçi Üni. İng. Dili ve Ed. , Public Rel.and Advertising Phd.
@envanterhaber 'i takip et!
Evdeki boş şişe, kavanoz ve kutuları sakın çöpe atmayın! Her biri 1 TL nakit para demek.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 1 Temmuz'dan itibaren Türkiye genelinde "Depozitosu Olan Ambalajlar" (DOA) uygulamasını resmen başlatıyor.
Dersin İngilizce olduğu anlaşılıyor. Bu çocuğun kendi babası oğlunun İngilizcesinin ��ok iyi olduğunu söylüyor. Mesajlarını anlamıyordum diyor. Mesajları da çocuğun İngilizceye hakim olduğunu gösteriyor.
Bu derste nasıl İngilizce öğrendiğini anlatan kızın da İngilizcesi gayet akıcı. Near native.
Yani sahnedeki iki öğrenci bırakın lise düzeyini, %100 İngilizce eğitim alan bazı üniversite öğrencisi ve hatta hayatımda karşılaştığım berbat konuşan İngilizce öğretmeninden daha çok Ingiliz diline hakimler.
Zorunlu eğitim sistemi bu iki öğrenciyi zorla alıp sınıfa getirdi. Gelmeseler ikisi de yok yazılacak, Kız İngilizcesini sergilemekten memnun görünüyor. Çünkü muhtemelen sınıf soğuk olduğu halde paltosuyla hevesle ders anlatıyor. Katil çocuk için durum pek öyle sayılmaz. Çocuk yok sayılmamak için bu durumuna rağmen derse katılıp stres altına girmiş gibi. Öğretmeni de muhtemelen çocuğun rahatsız olduğunu belgelemek için kayda aldı. Bu da daha önceden çeşitli sorunların yaşandığını gösteriyor.
Şimdi bu videoda gerçek suçlu kim?
🚨SON DAKİKA: UYARI 1,5 SENE ÖNCE GELMİŞ!
Bugün #Kahramanmaraş’ta okula saldırı düzenlediği ortaya çıkan C31K isimli örgütün ülke genelinde saldırılar yapacağının Avukat Cemil Çiçek tarafından 1,5 sene önce yetkililere duyurulduğu ortaya çıktı!
Fakat C31K’nın Telegram grupları yerine, Cemil Çiçek’in X hesaplarının erişime kapatıldığı ortaya çıktı!
25 yaşındaki Berkay Şengel'e yaya geçidinde hızla çarparak ölümüne neden olan ve olay yerinden kaçan Azad Baran Hışım, 5 suç kaydına rağmen SERBEST BIRAKILDI!
Berkay'ın ailesi adliye koridorlarında isyan etti:
"Yıkılsın bu dünya! Adaletiniz batsın!"
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
@Mehmet_K_G_ Yaya geçidinde bir insanın hayatını kaybetmesi “kaza” değil, ihmalin sonucudur. 26 yaşında bir hayat yarım kaldı. Berkay için adalet sağlanana kadar bu konu unutulmamalı. Berkay için adalet istiyoruz. 🖤#AdaletArıyoruz
#AdaletArıyoruz#BerkayŞengel#KazaDeğilCinayet#Bagdatcaddesi
19 şubat 2026'da Kadıköy Bağdat Caddesi'nde kazada 26 yaşında bir genç yaya geçidinde trafik canavarı tarafından hayattan koparıldı.
Bu olayın üzeri örtülmemelidir.
Sessiz kalmayalım.
Adalet için duruşmada buluşalım.
Boğaziçi’nde herkes mutluydu.“1500 aldıysak artık derse girmeye gerek yok herhalde…”
Şakalar dönüyor.
Özgüven tavan.
Dr. Erol İnelmen öngörülemezdi.
Herkesin ismini bilirdi.
Bir kampüsten diğerine yürürken kulağında kulaklık, müzik dinlerdi.
Sanki üniversite onun evi gibiydi.
Bir gün biri sordu:
— Hocam niye bu kadar yüksek not veriyorsunuz?
Cevap 1990’ların içinden geldi:
“Çocuklar… Bu ödevi yapmak için ne yapıyorsunuz?
Kütüphaneye gidiyorsunuz.
Kitabın numarasını bilgisayardan buluyorsunuz.
Raflardan indiriyorsunuz.
Araştırıyorsunuz.
Düşünüyorsunuz.”
Sonra durdu.
“İleride bilgiye tek tuşla belki yapay zeka ile ulaşılacak.
Ama insanlar zihnini kullanamayacak.
Şu an yaptığınız şey çok önemli.
Unutmayın beni.”
2020’de vefat etti.
Ama o cümle hâlâ yaşıyor.
Makine mühendisliği okuyorsunuz.
Cıvata çizeceksiniz.
Nasıl anlatacak diye beklerken…
Elinde bir cıvata, sınıfta dolaşıyor.
Havaya atıp tutuyor.
“Üç kuruşluk cıvata…”
958 kere tekrar ediyor.
Bakışlarımız değişmeyince asistanı gönderiyor.
İpucu veriyor.
Bir projeyi beğendi diye bana 100 üzerinden 360 verdi.
“Hocam o zaman diğer sınavlara girmesem AA gelir mi?” dedim.
“Yok, o zaman kalırsın.”
Bir başka hikâye:
Sınavdan 1000 alan öğrenci soruyor:
“Bundan sonra derslere girmesem olur mu hocam?”
Cevap:
“Bizde eksi notlar da var evladım.”
İlk teknik resim dersine girdi.
Bir sınavın 3. sorusu sadece şuydu:
justice?
Adalet?
Bütün sınıf yazdı:
“and justice for all.”
Herkes için adalet.
Bu kez o şaşırdı.
Derslerde çamaşır ipi gerer,
ödevleri mandallarla asardık.
Kalbinden rahatsızlanıp hastaneye yattığında
ziyarete çamaşır ipi götürdük.
Yıllar sonra kampüste görse selam verirdi.
Otobüsten el sallardı.
Saçınızdaki en ufak değişikliği fark ederdi.
Kütüphanede karşılaşınca hep aynı soruyu sorardı:
“Teze başladın mı?”
Lisans ikinci sınıfta tek dönem dersini aldığın bir hoca,
yıllar sonra seni hatırlıyorsa
orada başka bir şey vardır.
Nazikti.
Beyefendiydi.
Dünyanın en özgün ders anlatan hocasıydı.
Alışılmışın dışında bir zekaya sahipti.
“Ben dünyanın en yaşlı yardımcı doçentiyim”
diyecek kadar kendisiyle barışıktı.
Buenos Aires doğumluydu.
Egzantrikti.
1500’lük notlar doğru bilgiye ulaşma gayreti içindi.
Asıl not, zihnin ne kadar çalıştığıydı.
Bugün bilgi tek tuş uzağında.
Ama düşünmek hâlâ emek istiyor.
Ve belki de o yüzden
O emek için 100 üzerinden 1500 verirdi.
O dönemki bilge hocaların…
Bir kısmı emekli oldu.
Bir kısmı Erol bey gibi aramızdan ayrıldı.
Bir kısmı ne yazık ki artık o kampüslerde değil.
Ama bıraktıkları şey hâlâ orada.
Bir cümlede.
Bir bakışta.
Bir soruda.
Ve bazı hocalar,
100 üzerinden sadece 1500 vermez…
Düşünme özgürlüğünü de öğretir.
Eğer senin de hayatında böyle bilge öğretmenlerin varsa,yorumlara etiketle.
Saygıyla.
Selamla.
Bakın, bu fotoğrafta gördüğünüz kişi 26 yaşındaki Berkay Şengel. Kendisi üniversite öğrencisi, pırıl pırıl bir yazılımcı gencimizdi. Bugün, "at hırsızlarının" genç kızları taciz etme ve düşürme maksadıyla Suadiye Caddesi’ne akın etmesi yüzünden, karşıdan karşıya geçerken bir serseri tarafından ezilerek hayatını kaybetti.Berkay kardeşimizi ezen şahıs Azad Baran, Berkay’ı olay yerinde can çekişirken bırakıp kaçtı. Bu Suadiye ve Caddebostan bölgelerine acilen müdahale edilmeli. Orayı genç kızları taciz etme merkezine ve drift alanına çevirdiler. İpini koparan her it o bölgeye geliyor, kendi aralarında TikTok’ta video çekme akımı başlattılar. Babalarının parasıyla aldıkları arabalarla hava atmaya çalışan, hiçbir baltaya sap olamamış bu itler yüzünden tertemiz gençlerimiz hayatını kaybetmesin.
🔴 Bağdat Caddesi’nde Can Pazarı: 26 Yaşındaki Berkay Şengel Hayatını Kaybetti
Bağdat Caddesi’nde yolun karşısına geçmek isteyen 26 yaşındaki Berkay Şengel’e otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
Kaza sonrası aracını bırakıp kaçan sürücü Azad Baran H.’nin 5 suç kaydı olduğu belirlendi. Polis ekiplerince kısa sürede yakalanan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
▪️Yine Bağdat Caddesi yine kaza yine ölüm!
▪️Kadıköy Bağdat Caddesi'nde yolun karşısına geçmek isteyen 26 yaşındaki Berkay Şengel, 5 suç kaydı bulunan Azad Baran H'nin kullandığı aracın çarpmasıyla hayatını kaybetti.
▪️Kaza yerinden kaçan Azad Baran H., polis tarafından yakalandı.
▪️Geçmişte de aşırı hızla giden ya da yarış yapan araçların karıştığı kazalarda ölümler ve yaralanmalar yaşanmış, caddenin adı 'ölüm yolu'na çıkmıştı.
▪️Caddede yaşanan ölümlü kazaların önüne geçilmesi için eylemler yapılmıştı.
Bağdat Caddesi'nde otomobilin çarptığı, 26 yaşındaki Berkay Şengel hayatını kaybetti.
Kazanın ardından aracı bırakarak kaçan sürücü A.H. (23) yakalanarak gözaltına alındı.
Adliyeye sevk edilen A.H.'nin 5 suç kaydı olduğu öğrenildi.
@cacetinaydin
https://t.co/KmSsULf9Bv