1986 yılında başlayan TÜGİAD’ın başarı yolculuğunun 40. yıl dönümü; üyelerimizin ve değerli davetlilerimizin katılımıyla düzenlenen coşkulu ve unutulmaz bir gala gecesiyle kutlandı.
Köklü geçmişimizin gururla yad edildiği, TÜGİAD’ın küresel vizyonu ve geleceğe yönelik hedeflerinin ön plana çıktığı bu özel gecede; derneğimizin Avrupa ve dünya genelindeki liderlik rolü bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulandı.
Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Gürkan Yıldırım’ın konuşmasında, Çin ve ABD şubeleriyle oluşturulan küresel ağın yanı sıra YES for Europe Başkanlığı ve G20 YEA Viyana Zirvesi başta olmak üzere, TÜGİAD’ın uluslararası alandaki temsil gücü ve etkinliği kapsamlı biçimde paylaşıldı.
Dünyaca ünlü kanun virtüözü Aytaç Doğan’ın sunduğu müzik ziyafetiyle başlayan gece, Zeynep Bastık’ın sahne performansıyla zirveye ulaştı. Program kapsamında, derneğimizin büyümesine katkı sunan değerli sponsorlarımıza ve TÜGİAD ailesine yeni katılan üyelerimize plaket takdimleri gerçekleştirildi. Bu anlamlı gecede bizleri yalnız bırakmayan tüm kıymetli üyelerimize ve konuklarımıza teşekkür ederiz.
The 40th anniversary of TÜGİAD’s journey of success, which began in 1986, was celebrated with an enthusiastic and unforgettable gala night attended by our members and distinguished guests.
During this special evening, where our deep-rooted history was commemorated with pride, TÜGİAD’s global vision and future goals took center stage. The association’s leadership role across Europe and the world was once again powerfully emphasized.
In his keynote speech, our President of the Board, Mr. Gürkan Yıldırım, shared comprehensive details regarding TÜGİAD’s international representative power and influence. He specifically highlighted the global network established through our China and USA branches, as well as our active roles in the YES for Europe Presidency and the G20 YEA Vienna Summit.
The night began with a musical feast by world-renowned qanun virtuoso Aytaç Doğan and reached its peak with a captivating stage performance by Zeynep Bastık. As part of the program, plaques were presented to our esteemed sponsors who have contributed to our association's growth, as well as to the newest members of the TÜGİAD family. We extend our sincere gratitude to all our valuable members and guests for joining us on this meaningful night.
#TÜGİAD
İlber Ortaylı’dan Fenerbahçe’nin sponsoru Hamdi Ulukaya’ya:
“Ben Türk'üm, bu çok açık.
Kimliğini ispat etmek isteyen söylesin ama niye ben Türkiyeli olacakmışım?
Adam, kendi yaptığı yoğurdu Yunan yoğurdu diye takdim etti Amerika’da.
Gelmiş ‘Türkiyeli’ diyor, bu çok ayıp!”
Türkiye ABD ve İngiltere yönlendirmesi ile ulus devlet, üniter yapı ve laiklikten koşar adım uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Halkın çok büyük bir bölümü ezici çoğunlukla Atatürk’e, cumhuriyete ve temel ilkelere bağlı iken azınlığın jeopolitik ve rejime yönelik değişiklik isteklerini iyi niyetle anlamak olası değildir. Gerileyen Amerikan hegemonyası ve çöken neoliberalizme rağmen onların pek sevdiği dinsel ve etnik bölünme politikalarına uygun hareket etmek, batacağını bildiğiniz halde Titanik köprüüstünde buz dağının üzerine rota tutmak ile eş değerdir. 👇👇👇
https://t.co/KpSdmxwrMU
2011'de yazmışım, bugün için de aynen geçerli olduğunu düşünüyorum:
"Keynes, 1936’da yayımlanan Para, Faiz ve İstihdam Genel Teorisi kitabında “Bir ülkenin sermayesinin gelişimi, bir kumarhanenin yan ürünü haline gelmişse yapılanlar yanlış demektir” diyerek bu konuya dikkat çekiyor. Son iki yıldır küresel krizin hemen her gününde yaşananlar küresel sistemin giderek bir kumarhane halini almaya başladığını ortaya koyuyor ve Keynes’i kim bilir kaçıncı kez haklı çıkarıyor.
Her gün defalarca karşılaştığım “Hocam paramı nereye yatırayım?” sorusuna bu çerçevede verebileceğim tek yanıt “kumar oynamayın” olacaktır. Çünkü kumarda sürekli kazanmak ancak hileyle mümkün olur onu da amatörler yapamaz. Bir Çin atasözü “Kumarda tanrılar bile kazançlı çıkamaz” diyor."
ABD Ukrayna’ya yardımı durdurdu. Turuncu devrim mekanizması USAID faaliyetleri askıya alındı ve 13 bin kişi işten atıldı. Dün itibarıyla ABD Savunma Bakanlığı Siber Komutanlığa Rusya’ya siber saldırıların durdurulması emrini verdi. ABD çok açık şekilde Çin’i dengelemek için Rusya ile tekrar yakınlaşmaya geçiyor. Brzezinski 1997’de yazdığı Büyük Satranç Tahtası isimli kitabında ABD için en kötü senaryonun Rusya ve Çin yakınlaşması olduğunu söylüyordu. Biden iktidarı bunu sağladı. Trump bu durumdan kurtulmak istiyor. Diğer yandan AB ve İngiltere ABD’nin hem Çin hem Rusya ile mücadele etmesini ve fakat kendilerinin refah devletleri olarak yola devamını ve aynı zamanda ABD’ye 300 milyar dolar ticaret fazlası verecek kadar ihracata devam etmesini istiyor. Trump şimdi Avrupa’ya “buraya kadar” dedi. Diğer yandan İngiliz Başbakanı Starmer’in Trump beyaz sarayı devralmadan kısa süre önce Zelensky ile 100 yıllık liman, boru hatları ve maden işletim anlaşması yaptığını ve buna Trump’ın çok kızdığını hatırlatalım. İngiltere çökmüş bir imparatorluğun son demlerini entellektüel sermayesi ile yaşamaya çalışıyor. Ekonomisi sürünüyor. Ülkede fikir ve ifade özgürlüğü her geçen gün kısıtlanıyor. Silahlı kuvvetleri son derece zayıf ve alay konusu olacak durumda. (Örneğin Kraliyet Donanmasında 60 savaş gemisi varken 45 amiral mevcut. İkinci dünya savaşında 1200 gemiye karşılık 60 amirali vardı.)
AB’nin durumu da farklı değil. Ekonomik durumu vahim. Savunma politikasını son 30 yıldır oluşturamadılar. Yarın barışgücü oluşturmaya kalksalar 40 bin asker bulamazlar. Bu koşullarda Çin’e yönelen ve Rusya’ya yaklaşan ABD’ye inat sonuna kadar Rusya ile savaşa devam diyorlar. Ama sonunda da ABD desteğini talep etmeyi ihmal etmiyorlar. Avrupa başta İngiltere ve Almanya olmak üzere her iki dünya savaşının sebebidir. Yugoslavyanın parçalanma sürecinin asıl müsebbibidir. İki büyük savaşta da ABD yardımıyla kurtulmuşlardır. Yugoslavya krizinde de ABD müdahalesi sonrası Dayton Anlaşması imzalanmıştır. Şimdi tarih tekrar ediyor ve Avrupalılar AB ve İngilizlerin peşine takılarak Rusya ile asla kazanamayacakları yeni bir mücadeleyi başlatmaya çalışıyorlar. Kendi kamuoylarını refah toplumundan güvenlik toplumuna çekmeye ve savunma bütçelerini devasa artırmaya yönelik bu hamlelerinin sonuç vermesi mümkün değil. Diğer yandan Avrupa’nın ABD’den destek görmemesi ve jeopolitik güç merkezi olarak dikkate alınmaması onu orta vadede Çin’e yaklaştıracaktır. ABD artık Avrupa’nın egosentrik ve narsist sömürge geçmişinin yeni tutkularına destek verecek güç birikimine sahip değildir. ABD savunma bakanı Hegseth 12 Şubat NATO Savunma Bakanları toplantısında şöyle dedi:” Pasifik’te Avustralya, Japonya, Filipinler, Singapur ve Güney Kore ile birlikte olsak dahi Çin’i dengeleyemiyoruz.” Avrupa bu gerçek ile yüzleşmek ve Rusya ile savaşı değil barışı tesis etmek zorundadır.
Türkiye ise gerek tarihsel mirası gerekse Montrö Sözleşmesi sorumlulukları paralelinde coğrafyasının da gücünü kullanarak yeni dönemde aktif tarafsızlık politikasına devam etmelidir. KKTC’yi dışlayan, Sevilla haritası üzerinden Mavi Vatan düşmanlığına devam eden, ABD ve İsrail ile güneyimizde Kürt devleti kurmaya çalışan, vatandaşımızı onyıllardır vize kuyruklarında süründüren İngiltere ve AB ile Türkiye askeri alanda yeni maceralara asla girmemelidir.İçimizdeki Damat Ferit ve Ali Kemal hayranlarının söylem tuzağına düşmemelidir. Tarihin en kritik zamanlarını yaşadığımızı hatırlatayım. Tanrı milletimizi maceracılardan ve fırsatçılardan korusun.
This is a testing time for Europe, economically, politically, and geopolitically.
To remain a significant global player, it must adapt, reform, and unite.
The longer it takes to do so, the more Europe risks not only falling behind but also ceding even more influence and relevance in several important areas.
#europe #economy
1987 Stocks started to 📉 in Hong Kong. The crash continued in Asia & as other markets began to feel the “aftershocks” of the 📉 due Iran tensions and higher interest rates.The stock carnage spread to Europe & 🇺🇸 markets opened stocks were📉
BREAKING: Japan's stock market, the Nikkei 225, is currently set to post its largest 2-day drop in history.
This is an even larger drop than the Black Monday crash of 1987, per Zerohedge.
Now, South Korea has halted ALL sell orders as markets crash.
Panic selling has arrived.
Boring businesses build the most wealth.
It's so simple, yet 99% of people still chase the challenging ones.
So, please...
Pick one of these lame but lucrative businesses (10 options):
Türk tarihinde ‘Bozkurt’ bir semboldür, idoldür. Öyle sadece bir partinin, grubun sembolü değildir. Biz çöl takımından değiliz, steplerden gelen bir milletiz. O yüzden kurt bizim için mühim ve manalı bir semboldür. Destanları, hikâyeleri var. Tür olarak da çok dayanıklıdır. Kurt sırtını herhangi bir şekilde dayamadan, sırtını garantiye almadan öyle bir ihtiyaç duymadan savaşabilen bir hayvandır. Yaşam savaşı verme bakımından çok beceriklidir. Sürü halinde de avlanır ama tek başına da çok dirayetli ve dirençlidir.
O yüzden yaşam savaşı veren, özgürlük savaşı veren milletler için ayrı bir sembolik değeri ve önemi vardır. Millî Mücadele’de de sembol olarak vardır. Devlet çok kullandı. Eserlerde vardır. Kimseyi alakadar etmez. Gamalı haç ve Naziler ile bir benzerlik kurmak saçmalıktır. Bozkurt birinin kafasından çıkmış, sonradan üretilmiş bir sembol değildir. Bir milletin mücadele azmi ve kararlığını ifade eden tarihi bir derinliği vardır. Roma’nın (Remus ve Romulus’u büyüten) kurduyla bağlantısı var mıdır bilemem ama başka milletler de kullanmıştır onu. Macarlar mesela. Ayrıca Volga Nehri boyunca kullanılır o sembol. Ecnebiler de Atatürk’e ‘Bozkurt’ diyordu. Atatürk de bozkurt sembolünü benimserdi. Paraların üzerinde kullanıldı, hatırlayın o dönemi. Başka yerlerde de semboldü. Dönemin siyasi ortamı gereği İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kalktı o semboller. https://t.co/bdg6KO9RsQ
🔴 Süspansiyon teknolojisi
◾ DiSusZ, geleneksel sistemler yerine, her bir tekerleği stabilize etmek için dört hareketli motora sahip bir platform kullanıyor. Bu sayede aracın aküsü de şarj ediliyor.
◾ Sistemin ilk çıkışı BYD Yangwang 7 ile olacak.
Yavaş yavaş temizlik harekatı başlayacak. Önce tabelalar kalkacak. Sonra rakibi Türk esnaf gibi vergi verip vermediği kontrol edilecek. Kısacası haksız rekabet ortadan kalkacak. Eee onlar da gerçek rekabetin ne olduğunu görüp adım adım ülkelerine koşarak dönecekler.